← Back to list

İşlevsel Dertlilikten Kurtuluşun Yolu Yazı Yazmak Olabilir mi?

Tam 15 ay önce terapistimle tanıştık. Öyle intinalı bir arayışla bulmadım kendisini, bir nedenle ismini biliyordum. Bir arkadaş ortamında…

M Giskard · 2026-06-09 17:37 · 0 claps · 2.6 min read
#dertlilik #yazı #terapi #azizyildirim
Open on Medium ↗

İşlevsel Dertlilikten Kurtuluşun Yolu Yazı Yazmak Olabilir mi?

Tam 15 ay önce terapistimle tanıştık. Öyle intinalı bir arayışla bulmadım kendisini, bir nedenle ismini biliyordum. Bir arkadaş ortamında da kendi ofisinde “hasta” gördüğünü öğrenince randevumu oluşturdum ve süreç böylece başlamış oldu. Burada uzun uzadıya terapi sürecimi anlatmayacağım, ancak bu 15 aylık terapi süreci beni anonim bir şekilde kendimi ifade etme noktasına getirdi. Diyeceksiniz ki bu kadar olağan bir aktivite için neden terapi gereksin? Tabii ki terapiye başlama amacım müphem bir yazma aktivitesi ya da gerçek dışı bir yazarlık hayali değildi, tersine şeyleri sürdürebilme gücümü yitirmiştim ve köprüden önce son çıkış olarak terapiye başladım. İyi ki de başladım. İşlevsel dertliler (İD) beni anlayacaktır. Benim de dahil olduğum bu insan grubu dünyaya uzaylılar gelse acaba uykumda ben mi çağırdım diye dertlenirken bir yandan da uzaylılarla mücadele kılavuzu okumaya çalışırlar.

İşlevsel dertlilik sorumluluklarını yerine getirirken arada süreli ve planlı ağlama molaları almaktır. Kimi zaman de hiç beklemediğin bir anda, örneğin markette yoğurtların son kullanma tarihlerine bakarken güneş gözlüğünün arkasında ağlamaktır. Floresan ışıklarının o çiğ beyazlığı da atmosferin absürtlüğünü arsızca vurgular. Ama bu bizim yoğurt almamıza engel değildir.

İşlevsel dertlilerin eleştirel düşünceye sahip olmayanları kullanılmaya çok teşnedir. Diğerleri ise günlük yaşamın yüküne bir de varoluşsal açmazlarını eklemler, ve kendilerinin sandıkları hedefleri için durmaksızın didinmeye devam ederler. Her iki durum da tatsız bir yaşam sunar İD’lere. Bu tatsız yaşam üç şekilde sonlanabilir; 1) kişinin giderek tatsızlaşıp huysuzlaşmasıyla sadece kendi yaşamını değil diğerlerinin yaşamını da zehirlemesi, 2) kısmen düzelip dertliliğin kabullenmesi 3) varlığının bu şekilde devam etmeye dayanamaması ve son. Elimde istatistikler veya sayılar yok, olsa da kullanmazdım. Veriye dayandırdığım yazıların yeri burası değil. Bence %85 oranında ilk senaryo gerçekleşiyor, %10 ikinci ve %5 de üçüncü. Ben %10'luk grubuna dahil olma arzusundayım. Bu yazı aktivitesinin hem sonucu hem de nedeni işte bu. İyileşmek kelimesini kullanmak istemiyorum, en azından bu yazı evreninde iyilik halini normlaştırmaya gerek yok, o yüzden daha öznel ifadeler kullanmak istiyorum. İyi hissetmek, kendin olmak veya akışta olmak gibi pop-psikiyatri terimleriyse içimi kaldırıyor. Terim bulma işini sonraya bırakıp devam edeyim. Benim gibi hep “başarılı” olmuş insanlar için %10'luk dilime girmek aslında üzücü bir şey. Burada olmayan okuyucumun antipatisini sırtlandığımın farkındayım ama gerçek bu. Ben hep %1'lik dilimde olmaya, ilk üç’e girmeye, en iyi fakülteyi kazanmaya, en iyi uzmanlık eğitimin almaya, en iyi cv’ye sahip olmaya, en iyi X olmaya odaklı bir insan olduğum için %10'luk dilime girmenin bu kadar zor olması çok şaşırtıcı geliyor. Zor olan şey ne derseniz duygularını kabullenmek, örneğin rasyonalizasyondan vazgeçmek, kırılgan ve zavallı bir canlı olarak sınırlılıklarını tanımak, seni bu güne getiren zırhlarını çıkarıp bir çeşit deri değiştirmek. Kendinle yüzleşirken yaşama aktivitesini içselleştirmek ve varolmaktan mutluluk duymak.

“Madem işlevselsin ve ağlayarak yoğurt alabiliyorsun, bu kadar yaygaraya, saçma sözcük dizilerine ne gerek var? Al yoğurdunu otur” dediğinizi duyar gibiyim. Ama bunun beraberinde getirdiği o göğüs ağrısını, asla dinmeyen düşük yoğunluklu kaygıyı, her an dünyadaki en korkunç şey olabilirmiş gibi tetikte durma halini tarif etmem pek mümkün değil. Bütün bu duyguları tanımlayabilmek bile benim için başarı. Çünkü önceleri benim için sadece 5 ana duygu vardı, skalamın büyük çoğunluğunu ise öfke, kırgınlık ve kızgınlık oluşturuyordu. Kalan küçük kısmında ise sevinç ve şaşkınlık vardı. Neyse ki o meşhur duygu çarkını öğrendim de artık kopya çekebiliyorum.

Bu aracının sağladığı ortam ile de kendimi günlüğüm dışında bir yerde ifade etmek istedim. Günlüğümü sadece kendim için ve dolma kalemle yazıyorum. Burası ise bambaşka bir alan benim için, en azından geriye dönüp baktığımda okunaklı yazıların bekleyeceği bir alan. Kendimi anonim kılmamın gerekçesi de şu, bunun benim için başarılması ya da yapılması gereken bir şey olmasını istemiyorum. İkinci neden ise toplumsal rollerimin sınırlılıklarından en azından burada kurtulmak istiyorum. Ne kadar sürdürebilirim, bunu zaman gösterecek. Az da olsa okunursam ne ala, okunmazsam da dijital bir günlük ya da blog olarak düşünebilirim yazdıklarımı.

Hem Aziz Yıldırım bile geri geldi, bloglar neden geri dursun ki?


메타데이터
post_id
4e917ba7fd76
slug
i̇şlevsel-dertlilikten-kurtuluşun-yolu-yazı-yazmak-olabilir-mi-4e917ba7fd76
url
https://medium.com/@mimgiskard/i%CC%87%C5%9Flevsel-dertlilikten-kurtulu%C5%9Fun-yolu-yaz%C4%B1-yazmak-olabilir-mi-4e917ba7fd76
canonical_url
https://medium.com/@mimgiskard/i%CC%87%C5%9Flevsel-dertlilikten-kurtulu%C5%9Fun-yolu-yaz%C4%B1-yazmak-olabilir-mi-4e917ba7fd76
author_url
https://medium.com/@mimgiskard
status
ok
fetched_at
2026-07-10 03:40:03