Tercih Meselesi: Doğru Olan mı, Kolay Olan mı?
Tercihlerimiz mi bizi şekillendirir, yoksa ertelediklerimiz mi? Mesela şimdi devam mı edeceksin? Sonraya tehir mi?
Tercih Meselesi: Doğru Olan mı, Kolay Olan mı?
Tercih meselesi, nasıl bir ifade ise, “tercih” yazınca akabinde “meselesi” de peyda oluveriyor. Ah, bir de cümle olarak kurulduğu kadar basit olsaydı… Her yılın başında onlarca hedef konulupta. Şubat ayı gelip çattığında, bu hedeflerin yarısını belki daha fazlasını kimler zayi etmedi ki!
Tarihi gün olarak anmaktan imtina ediyorum ama el-an şubat başında bu sayfanın başına geçtim. Oysa niyetim yıl bitmeden burada olmaktı. Olmadı ilk ayı boş geçmemeliyim derken. Şimdi ise şubatın da beni teğet geçmesinden endişeliyim. Daha doğru bir tabirle faydasız tercihlerin dibindeyim.
Photo by Robert Anasch on Unsplash
Tehir etmek o kadar halü hayatımızın içindeki ekmek gibi, su gibi. Hatta ekmeği bırakanlarımız vardır belki ama ertelemeyi bırakana rastlamadım. Hal böyle olunca bazan şiraze de kayabiliyor. Ehem-mühim dengesini kuramayınca istediklerimiz, istemeyerekten istemediklerimizin ardında istiflenip kalıyor.
Tozlanmaya yüz tutmadan yerinden çıkartmayıp tazeliğini kaçırttıktan sonra da tat vermiyor. Hani meşhur bir söz vardır: “Okumanın tadına, kitap sizinle konuşmaya başladığında varırsınız.” İşte bence tercihler de böyle. Önce yapılması icap edeni seçtiğinizde, yani “ehem” olanı takdim ettiğinizde, yaptıklarınızdan tat almaya başlıyorsunuz.
Takdim-tehiri iyi ayarlamak yani ehem olanı takdim eyleyip öne almak, mühimi de tehirlemek sanıldığı kadar kolay değil. Her yeni takvim yılı başında başıma gelen bir şey var ki, muhtemelen yalnız değilim: İnsan ister istemez 365 gün boyunca değişmeyen bir sayıyı (2024) yenisiyle (2025) değiştirince, onu taltif etmek istercesine geçen yılda kendisi için vermediklerini bu sefer kırıp geçecek hissine kapılmadan edemiyor. “Şunları şunları yapacağım, şu kadar kitap okuyup şu kadar sayfa yazacağım, şu mesafeyi yürüyeceğim…” Ve ben de her yıl, düzenli olarak bu sürdüremeyişin zincirine bir halka daha ekliyorum.
Teknoloji ve motivasyon dünyasına aşina olanların malumudur, Barış Özcan’ın her sene farklı bir yöntemle tertip edip izleyicilerine takdim ettiği, gayette motive eden zinciri kırma içeriğini merak edenler internet marifetiyle keşfedebilir.
Temelde mesele, bir işe başlamak değil, onu devam ettirebilmek. Çünkü bir şeyi yapmaktan daha zor olan, onu sürdürebilmek! Bu yüzden Hadis-i Şerif’te şöyle buyrulur: “Allah’a en sevimli gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.” Az ama devamlı olan işler her zaman daha makbul olagelmiş ola gidecektir.

Photo by https://www.instagram.com/konumuzkitapp/
Tutarsız bir düşünceye tutsak düştüğümün de maalesef farkındayım: Bir şey olacaksa hemen olsun, bir şey yapıyorsam tam olsun… Madem bu kadar yaptım, biraz daha olsun, tevehhümünden ileri gelen hiçbir şey yapamamaya dönüşen bir eylemsizlik.
Tahmin edersiniz ki bu, maddi-manevi pek çok alanda buna maruz kalan olmuştur. Faraza, en çok rastlanılanlardan bir misal, araba alırken en başta sıkıntıya sokmayacak makul bir bütçe; bunu veren bu fiyatı da verir, bu kadar verebiliyorsam şu kadarını da veririm, madem bu kadar verdik vermişken şu kadarını vereyim, diye diye nihayetinde umulmadık bi raddeye varılır. Veyahut bunun zıddı eskiyen devamlı kullandığı bir cihazın yenisi almak için bu kadar kullandım birkaç ay sonra yenisi çıkacak, onu bekleyeyim… Ama sonra gelecek modelde istediğim özellikler olacakmış, biraz daha sabredeyim…” derken ertelenen ihtiyaç.
Photo by Aaron Huber on Unsplash
Tam ne istediğine karar verememekten ileri geliyor olsa gerek veya beklentiler azami fakat arz olunanlar asgari olunca araf’ın zamandan uzun olması… çıkılması güç bir döngüye sokuyor! Tabii ihtiyaç duyulan şeyin makulün neresinde olduğuna bağlı olarak değişir, veya bir ihtiras meselesidir; bazıları, benimsedikleri marka her sene yeni bir model çıkardığı için onu almaktan geri duramaz.
Tercih ettik diyelim, peki bu yeterli mi? Elbette değil! Hevesle başlamak yalnızca ilk adım değildir; sürekliliği de sağlamak gerekir.
Temelsiz motivasyon konuşmacısı gibi kari-i malumat edasıyla serdedip, tutup da; sürekliliği sağlamak için, “Hedeflerimizi gerçekçi ve ulaşılabilir belirlemeliyiz, kendimize zaman ayırmalıyız, motivasyonumuzu yüksek tutmalıyız…” gibi klişe ifadeleri sıralamak yerine, hepimizin zaten bildiği bir gerçeği hatırlatmak istiyorum:
Tercih etmek kadar, sürdürebilmek de bir mesele!
‘‘Tıpkı” bazı tercihler gibi, bu yazının da ince bir tercihi var… Fark ettin mi? Yoksa gözden mi kaçtı? Tam olarak nasıl başladığını hatırlamıyorum ama bir bakmışım ki her paragraf ‘T’ ile başlıyor! Tamamen bilinçli bir tercih mi, yoksa bir noktadan sonra tatlı bir inat mı, orası muamma!”
Temadi eden, okurken günün yaşadığınız stres, yorgunluk ve halsizliklerin yerini huzur, keyif ve ferahlıkla dolduran sayfalarınız olsun!
메타데이터
- post_id
- 4f43e82ee3e2
- slug
- tercih-meselesi-doğru-olan-mı-kolay-olan-mı-4f43e82ee3e2
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/tercih-meselesi-do%C4%9Fru-olan-m%C4%B1-kolay-olan-m%C4%B1-4f43e82ee3e2
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/tercih-meselesi-do%C4%9Fru-olan-m%C4%B1-kolay-olan-m%C4%B1-4f43e82ee3e2
- author_url
- https://medium.com/@mansuryuksel
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-20 18:25:50