Mucizeler Hakkında
Teistik Tanrılar, kitaplarında inananlarının bir nevi gözünü korkutmak için çokça kez mucizelere başvurmuştur. Musa’nın Firavun’u denizde…
Mucizeler Hakkında
Teistik Tanrılar, kitaplarında inananlarının bir nevi gözünü korkutmak için çokça kez mucizelere başvurmuştur. Musa’nın Firavun’u denizde boğması, İsa’nın ölüleri diriltmesi, Muhammed’in Ay’ı ikiye yarması gibi. Ancak bu mucizeler karşısında şöyle bir soru çıkıyor: Mucizeler neden inançlar içinde varlığını sürdürüyorlar?
Dini kitaplara göre bu inançlar; geçmiş zamanlarda o inancın Tanrı’sına karşı çıkan, Tanrı’ya şirk koşan insan topluluklarını ve çektikleri azabı anlatır. Örneğin Firavun; Musa’nın vahyine karşı çıkıp, onu büyücü olmakla suçlamıştır ve karşısına bir çok büyücü çıkarmıştır. Ancak Musa, Tanrı’nın vahyi ile tüm büyücüleri alt etmiş ve onların Tanrı’ya inanmasını sağlamıştır. Firavun ise buna katlanamayıp Musa’yı ve ona inananları kovalamaya başlamıştır. Ancak Musa, Tanrı’nın vahyi ile Kızıldeniz’i ortadan ikiye ayırmış ve oradan topluluğuyla beraber kaçmaya başlamıştır. Firavun da onları kovalamıştır, ancak Tanrı onların üstüne denizi kapatmıştır ve Firavun, ordusuyla beraber helak olmuştur.
Dini kitaplarda bunun gibi bir çok hikaye vardır. Bunların inandırıcılığına gelirsek; Musa örneğinde Kızıldeniz’in ikiye yarılması hakkında ne bir bilimsel veri elde edebiliriz, ne de o bölgede; bu olay hakkında somut bir kanıt bulabiliriz. Musa’nın varlığı bile bir mitolojik unsur iken, onun yaşadığı olayların ve Tanrı’dan aldığı vahiyle yaptıklarının gerçek olduğunu ispatlayamayız. Çünkü ‘’Musa mitolojik (kanıtsız, ancak söylentilerle var denilen) bir unsurdur’’. Diyelim ki, bu mucizeler gerçek. O zaman daha büyük iki sorun ortaya çıkıyor; ‘’ Tanrı neden o mucizeleri yaptı?’’ ve ‘’ Tanrı neden şuan mucize işleriyle uğraşmıyor?’’
İlk soru ilahi dinlere göre; o dönemki inanması mümkün olmayan toplulukları ikna etmek içindi. Ancak zaten sonsuz işkenceler çekeceğini söylediği toplulukların neden kısacık ömründe de işkence çekmesini sağlıyor ki? Sonuçta, Dünya hayatı onlara sunulmuş ilk ve son şans değil mi? Her ne kadar kötü geçirmiş olsalar dahi, bu hayatı yaşamayı hak ediyorlar. Ayrıca, şu anki insanların ne suçu vardı da, Tanrı’nın tamamen bilinebileceği fırsatını kaçırıyorlar? O dönem ki insanlar Tanrı’nın varlığına inanmaktan öte, onun var olduğunu görmüşler ve bilmişlerdir. Ancak mucizelerin olmamaya başladığı zamanlarda insanlar sadece imana bırakılmıştır. Yani bir şüphe içerisinde kalmışlardır.
Kuran bu probleme, ‘ “O’na bir melek indirilmeli değil miydi?” dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı. ‘ şeklinde cevap veriyor. Ancak eğer ki birey zaten günah işlemeye meyilli birisiyse, bunu bir mucize gerçekleşmese de yapacağı için bir anlamı kalmayacaktır.
İşin özü; Tanrı ya bizi unuttuğu için mucize göndermiyor, ya da mucize dediğimiz her şey külliyen bir yalandan ibaret. Ancak 1. olasılık Tanrı’nın yapısına uymayacağı için, mucize kavramının gerçek olmadığı kanaatine varabiliriz.
메타데이터
- post_id
- 4f9e1d8f635a
- slug
- mucizeler-hakkında-4f9e1d8f635a
- url
- https://medium.com/@kayratek/mucizeler-hakk%C4%B1nda-4f9e1d8f635a
- canonical_url
- https://medium.com/@kayratek/mucizeler-hakk%C4%B1nda-4f9e1d8f635a
- author_url
- https://medium.com/@kayratek
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-25 07:00:49