Fatiha Suresi-2 “Rab” Kavramı
“Rabb” Kavramı:Öncelikle Rabb ismi.. Arapçada şöyle diyorlar: ‘ElRabbü, hüvel Melik, vel Mün’im, vel Mürabbi, Ves Seyyidi Vel Kayyim’…
Fatiha Suresi-2 “Rab” Kavramı
“Rabb” Kavramı: Öncelikle Rabb ismi.. Arapçada şöyle diyorlar: ‘ElRabbü, hüvel Melik, vel Mün’im, vel Mürabbi, Ves Seyyidi Vel Kayyim’. Pekala, Rabb kelimesinin içindeki Allah’ın tüm isimlerini çalışacağız. İlki: ‘El-Melik’ Rabb ifadesinin ilk anlamı, sahip olan demektir. İlk anlamı bu. Eğer o sahip ise ben neyim? Mülkü(Property).. Allah’ın, Rabb isminde barındırdığı ilk ismi: El-Melik. İkincisi: ‘El-Murabbi’ Murabbi bir şeyin büyümesini sağlayan demek. Büyümesi için onunla ilgilenen kişi. Pekii, birinin sahip olduğu bir şeyle ilgilenmemesi mümkün müdür? Elbette. Bir yeteneğiniz vardır, ilgilenmezsiniz. Bir çocuğa sahipsinizdir, ilgilenmezsiniz. Toprağınız, bahçeniz, ağaçlarınız vardır ilgilenmezsiniz. Bilgisayarınız vardır, hassas davranmazsınız. Üçüncüsü: ‘El-Mün’im’ Yani.. Bir şeye sahipsiniz, onun büyümesi ve gelişmesi ile hatta herşeyiyle ilgileniyorsunuz ve üçüncü anlamla beraber ona hediyeler veriyorsunuz. Birine hediye vermek, temelde hak ettiğinden fazlasını ihsan etmektir. Diyelim ki, bir çalışanınız ve bir köleniz var. Ne çalışanınıza ne kölenize hediye vermeniz gerekmez. Ancak bir çalışanınıza vermiyorsanız, kölenize hiç vermek istemezsiniz. Köle, sahip olunan demektir ve söz hakkı bile yoktur. Şimdi yok ancak önceden varlardı ve böylelerdi. Hayvanları olan insanlar ineklerinin doğum gününü kutlayıp hediye alıyorlar mıdır, eğer alıyorlarsa ona iyi bakıp davranıyorlardı. Satabilecekleri veya kesebilecekleri bir şeyden bahsediyoruz.. Neyse, yani pek çok insan ineği süt veriyor diye ona özel mama almaz galiba. Fakat “Rabb”; sahip olan, sahip olduğuyla ilgilenen ve ona hediyeler veren demek. (Hepimiz Allah’ın doğum günleri kutlanan inekleriyiz.) Dördüncüsü:’El-Kayyim’ Onun bütün parçalarını kesin olarak bir arada tutan, darmadağın olmasını engelleyen. Allah bizim bedenlerimizle bir saniye ilgilenmeyi bıraksa, herşey darmadağın olur.. Herşey.. Pıhtı atması diye bir şey duydunuz mu daha önce? Vücudu koruma amaçlı gerçekleşen, kanın katılaşması durumu, damarda gerçekleşir ve küçük çaplı damarlara ulaştığı anda tıkanıklığa sebep olur ve kan dolaşımı o bölgeye oksijen gitmesine engel olan bu pıhtı sebebiyle fonksiyon kayıplarına uğrar. Tedavi edilmezse, yani mikro düzeyde kan hücreleri olan arkadaşlarından biraz daha katı olduğu için kişinin kalıcı felç olmasına, herhangi bir organının tamamen işlevini kaybetmesine ve ölümüne yol açabilir. Bir an, bir süre, bir savunma mekanizması, saldırıya dönüşüyor ve bu sonuçları doğurabiliyor. Fahreddin Er-Razi, Fatiha’nın tefsiri içinde anatomi isminde bir başlık açıp şunları söylemiş: ‘Eğer bir insan, başlangıç seviyesinde insan bedeni hastalıklarına dair bir kitabı okursa neredeyse onbinlerce hastalığın olduğunu görür ve sağlıkla uyuyup uyanmasının bir mucize olduğunu anlar. ‘ Trafikte herşeyin normal gitmesi anormal, kazaların olması normaldir, çünkü anlık bir dikkatsizlikle bir otoyolun ve insanların hayatı değişebilir. Anlık bir dikkatsizlikle. Hayatımızın her anını O izin verdiği ve O bir arada tuttuğu için yaşıyoruz. Beşincisi: ‘Es-Seyyid’ Sahip oldukları üzerinde tam otorite hakimiyetine sahip olmak. Pekii, birisi bir şeye sahip olduğu halde tam otoriteye sahip olmadığı olur mu? Bu mümkün mü? Evet, araban benzinle çalışıyorsa onu trafodaki elektrikle şarj edip süremezsin. Ya da telefonun su geçirmez özelliği yoksa, onu süngerle bir güzel köpükleyip yıkayamazsın. Sahip olduğumuz halde, bazı şeylere koyulmuş ‘kontrolümüz dışındaki’ varoluşsal özellikler bizi otorite hakimiyetimiz konusunda kısıtlar. İfade etmek bile böyle. Ancak Allah sahip olduğu herşey üzerinde Tam bir Otorite Sahibi. Rabb demek işte bu demek. Siz sahip olunansanız, hiçbir şeye sahip değilsiniz demektir. Bakılansanız, umursanmıyor değilsiniz. Eğer bana hediye veriliyorsa ve hiçbir şeye sahipte değilsem, bana verilen herşey hediyedir. HERŞEY. Elim, kolum, bedenim için bedel ödemedim. Kimse beni çalıştırmadı. Ailem için kimseyle İnsan Kaynakları görüşmesine gitmedim. Beynim için bir Brain-Shop yoktu, saçlarım, tırnaklarım. Coğrafya(!)mı haritadan beğenemedim ve çağımın teknololjik koşullarının dünyadaki neredeyse tüm fiziksel imkansızlıkları aştırarak İzmir Merkezli bir Kendini Gerçekleştiren Kadınlar topluluğunun kurulacağını da bilmiyordum. Yani.. Eğer bir ödeme yapmadıysam, yapmıyorsam, kimse gelip fatura kesmiyorsa, bunların hepsi yüzümü ve dahi gönlümü gülümsetecek hediyelerdir. An be an bu notu hazırlayan kişi olarak bağımsız olmadığımızı hatırlatmalıyız kendimize. Kişisel bir örnek: Son iki haftada yaklaşık olarak hergün 30–35 kez hapşırdım. Bu, her defasında kalbimin durması anlamına geliyor. Bunun; 1,5 aydır sürdüğünü düşünürsek 1350 kez Kalbim durdu. Durduruldu. Hala atıyor ve direniyor. Bu ilginç. Çünkü; kalbime durması ya da devam etmesi için bir şey söyleyemem, hatta çoğu kez ‘lan hadi yine iyisin, hala gitmiyoruz’ falan dedim. Eğilip onunla göz teması kurarak tabi.. Hüküm tamamen Allah’ın elinde. Herhangi bir şeyi tanımlayan bazı kelimeler, doğal olarak başka bir şeyle ilişkilidir. Mesela; ebeveyn kelimesi. Bu doğrudan çocukla ilişkilidir. Mesela, öğretmen; öğrenci ile ilişkilidir. İşveren, işçi ile ilişkilidir. Allah’ın bazı isimleri ilişki anlamı taşımaz. Mesela, El-Alim, ilim sahibi. Herhangi başka bir şeyle ilgisi yoktur, bu O’nun kendisiyle ilgilidir. Ancak; Allah, kendine Rabb dediğinde, bu doğrudan Yarattığı şeylerle ilişkili bir anlam taşır. Allah kendini, bizimle doğrudan ilişkili olan tarafı ile tanımlamak istedi. Bizimle ilk olarak bu anlamıyla tanışmak istedi. Allah ile başka ilişkilerde kurarız. O Alim, biz ise öğrenciyiz, O bir Veren biz ise alanız, O Yaratandır, bizler ise yaratılanlarız. Allah diğer bir ifadeyle, “tüm ilişkilerimizi bir kenara koy, onlar ikinci sırada gelebilirler, şimdi kuracağımız ilişki hepsinden önce her an seninle ve ASLA unutup atlamamanı istediğim ilişkimiz” diyor. Eğer O Rabb’se biz bu ilişkide neyiz? Abd(Kul). Rabb kelimesi ile konuştuk. Şimdi Abd kelimesini de konuşmalıyız. O zaman bu ilişkide bizim için tanımlı olan anlamı bulur ve hayata geçirebiliriz. Bu ilişki bir arada tanımlandıysa surenin ilerisinde bir yeri olabilir mi? ‘İyye ke ne’budü..’ Biz ancak sana kulluk ederiz.. Seni Rabb olarak kabul ediyoruz. Nouman Ali Khan öğrenciyken hocası ona aniden, ‘Bana Kur’an’ın tamamını özetleyen tek bir cümle kur’ demiş. O da, ‘Allah’ı Rabb olarak kabul et, kendini ise abd’ Budur’. Peki o zaman kul nedir? İngilizcedeki çevirisi ile köle. Kul, seçimi, seçme hakkı olmayan kişidir. Kendi seçimlerini yapamamaktır köle olmak. Diyelim ki, aranızdan biri benim efendim olacak. Bende bunu kabul ediyorum. Ve bunu kabul ettikten sonra benden hiçbir şey istemediniz. O durumda bir köle olarak ben ne yapabilirim ki? Kölenin yapabileceği tek şey, efendisinin istediğidir. Ama efendisinin istediklerini, efendisi ona söylemediği müddetçe yapamaz. Efendim tamam dedi, bende köle olmayı kabul ettim. Sen bana bir şey söylemezsen, yapabileceğim tek şey canımın istediğini yapmak olur. Efendim benden bir şey yapmamı isteyene kadar. Bir çalışanla bir köle arasındaki fark nedir? Bir :çalışanın çalışma saatleri bellidir, saat bittikten sonra özgürdür. Peki köle?.. Uyurken bile köledir; uyanıkken, haftaiçi, haftasonu, sabah, akşam, caminin içinde, caminin dışında.. Köleliğin zamanı yoktur.. İkincisi: ancak efendinin ne istediğiniz bildiğiniz sürece köle olabilirsiniz. Eğer ne istediğini bilmiyorsanız, o zaman istediğinizi yaparsınız. Ve eğer canınızın istediğinizi yapıyorsanız tanım itibariyle nesiniz? ÖZGÜR.. Efendi emir vermediği müddetçe, kölelik diye bir şey yoktur. Ne zaman kölelik yoktur? Efendi emir vermediği müddetçe.. Allah’ın Rabb olduğunu kabul ettim, sonrasında bunu kabul ettiğimi belirtip ondan emirlerini istedim mi? ‘İhdines sıratal-müstakim’. ‘Bizi hidayet verdiklerinin yoluna ilet.’ Bizi yönlendir, bana ne yapmam gerektiğini söyle. Beni doğru olan yola yönlendir. Hangi yola yürümeliyim? Aslında buradan bir şey daha öğreniyoruz: Efendi ile yönlendirme arasında doğrudan bir bağlantı var. Allah, Kur’an’ın onlarca yerinde Rabb ve Hidayet(yönlendirme)yi birlikte, yan yana anmıştır. Yani, ilk kısımda Allah kendisini tarif ediyor, sonraki kısımda göreceğiz ki, Ancak Allah’ın hidayet(yönlendirme)ini kabul ettiğimizde onu Rabb(efendi) olarak kabul etmiş oluruz. Diğer türlü O’nu bir yaratıcı olarak kabul ederiz, Onu bir mimar olarak kabul ederiz. Onu bir öğretmen olarak kabul ederiz. Ancak bunların hiçbiri onu bütünüyle Rabb olarak kabul etmemiz anlamına gelmez. Hayatımızı O’nun hidayetine teslim etmiş olmak bizler için başlangıç noktasıdır. Birçok insan bunu gözardı ediyor. İlk kabul etmemizin beklendiği şey, hidayettir. O’nun Rabb, bizim ise köle oluşumuzdur. “Alemin” Kavramı Alemin kavramının çevirisini bilen var mı? Yaygın çevirisi alemler’. Ancak Arapçada ‘avalim’ alemler demek. Tam anlamıyla doğru çevirisinin yapıldığını görmedim. Hadi yapalım. Daha uygun olan çevirisi ‘insanların olduğu alemler’ demektir. İnsanlarla dolu alemleri, dünyaları yani dünyadaki farklı kuşakları ve farklı toplulukları kapsar. İçinde yaşadığımız dünyada çoğunluk olarak ortak bir şeye erişebiliyoruz, internet; öyle değil mi? Ancak bununla hiç karşılaşmamış olan insan toplulukları Afrika’nın ve Hindistan’ın, herhangi bir bölgesinde yaşıyor olabilir. Tek aradıkları temiz su olabilir. Sadece yoklukta değil, son çıkan haberlere kadar herhangi bir devlete bağlılığı olmadan göçebe hayatı seçen insan toplulukları vardı. Bu yüzden başka bir ayette Allah İsrailoğullarına ‘alemin’ demiştir. Aynı ifadeyi kullanarak. Her topluluğa alem denmiş, aslında bu çok güzel. Çünkü; bırakalım seksenleri dünyanın son 10 senedeki eğrisinde jenerasyon bile diyemeyeceğimiz insanlar birbirine gençliklerinin ne kadar da başka geçtiğini anlatıyor. Diyelim ki 70–80 yaşında biri ile muhabbet ediyorsunuz. Ona hayatının o zaman nasıl olduğunu sorsanız ‘oo orası bambaşka bir dünyaydı’ diyecektir. Şu anda bu notu okuyanlardan herhangi birisi Malezya’ya Hollanda’ya, Amerika’nın bir eyaletine gitse; başka bir dünyaya gidecektir. Sadece eyalet değiştiğinde bile, insan bunu düşünebiliyor. Farklı medeniyetler, farklı alışkanlıklara sahip insan toplulukları var. Hangi kültür, hangi medeniyet olursa olsun, tüm alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Allah bu kelime ile aynı zamanda, farklı kültürdeki yaratan yegane varlık olduğunu da söylüyor. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Allah sizi aidiyetlerinizle seviyor, bulunduğunuz toprağın kültüründen kopmanızı istemiyor, istediği şey bu değil. Bu inanca inanmaya devam ederek kendin olabilirsin. Allah’ın belirttiği diğer şey ise, hepimizin O’nun karşısında kul olduğu. Hiçbir topluluğun diğer bir topluluğa üstünlüğü yoktur. O’nun nezdinde hepimizi kendimiz olarak onun kuluyuz. Eğer bu bilinebilseydi şu an farklı bir uluslararası ilişkiler dinamiği kurabilirdik. Böylece her insana hak ettiği saygıyı ulaştırabilirdik. Eğer onlarla ilgilenen birisi varsa, eğer onlara hediyeler veren birisi varsa, eğer onlara hükmeden bir tane kişi varsa neden kavga etmeleri gereksin ki? Neden hükmetmeleri gereksin? “Er-Rahman Er-Rahim” Kavramı Bu kelimeleri İngilizceye çevirmek zor. Çevirinin amacı yazıyı anlaşılır kullanmaktır. Çevirilerde günlük hayatta karşılığı olan kelimelerin kullanılması, onu daha anlaşılır kılar. Evet bazı anlamları karşılamak zordur ancak günlük hayatta kullanılan kelimenin anlamını derinleştirmekte bir yol olabilir. Eveet, bu iki kelime de “rahm” kökünden geliyor. Rahman ve Rahim, ikisi de “rahm” kökünden. “Rahm” kelimesi, esasen çok yoğun bir sevgi, özen ilgi ve merhameti ifade eder. Merhamet bu kelimenin son kısmı, ilk kısmı değil. Sevgi önceliklidir, özen önceliklidir, ilgi önceliklidir, merhamet bunların ardından gelir. Allah’a , Er-Rahman diye sesleniyorsak, bu HALİHAZIRDA onun bizi sevdiği anlamına gelir. Önemsediği, ilgilendiği, varlığımızı saydığı ve merhamet duyduğu anlamına gelir. Kendini öncelikle Rabb olarak tanıtmış olan Allah, devamında ne söylerse söylesin anlam ve bağlam itibariyle ‘otorite’yi çağrıştırır. Ve otoriteyi düşündüğünüzde sevgiyi düşünmezsiniz. Hatta bazen evlatlar daha yumuşak bir ebeveyn seçerler. Çünkü diğer ebeveyni daha çok uyarıyor ve daha çok kontrol ediyordur. Allah kendini hem Rabb hem Rahman olarak tanıtıyor. Başka hiçbir yerde ve Tanrıda böyle bir efendi bulamazsınız. Rabb ve Rahman, Rahim olmak eşsiz bir kombinasyondur. Diğerleri işinizi yapmanızı isterler, her zaman onlara dönük bir şey yapmak durumundasınızdır ve arada bir sizinle ilgilenebilirler ancak size asla sevgi vermezler. Verseler dahi karşılıklıdır, karşılık beklentisi vardır, onlar ancak kendilerini severler. Şimdi ‘Rahman’ ve ‘Rahim’ olan Allah’ı tanıyalım. Rahman ile başlayalım. Rahman kelimesi içinde 3 tema taşır: -Olağanüstüdür, beklentilerin ötesindedir. Allah’ın sevgisi olağanüstü ve her zaman beklenenin ötesindedir. Sadece sevmiyor, öyle bir seviyor ki.. Gibi :) -Hemen. Anında. ‘O sabırlı birisi’, ‘O sabır gösteriyor’. Bu iki cümle arasındaki anlam farkı zaman çekiminden kaynaklanır. Her ne olacaksa, tam şu anda, şimdi olur. Ancak sabırlı birisi genel olarak öyledir. Bazen sinirli de olabilir, sabredemediği anlarda olabilir. Rahman kelimesinin ikinci teması: ANINDA!ŞUAN!ŞİMDİ!HEMEN!. Arada zaman yok, O’nun bize sevgi göstermesi için BİR AN bile BEKLEMEYİZ.. -Geçici: Bu kelime kendi içinde geçicilik anlamını taşır. Arapçada bir kelimenin sonuna -en eki eklediğiniz anda o kelime, olağanüstü, şu anda var olan ve kalıcı olmayan anlamını taşır. Allah size beklenmedik zamanlarda, olağanüstü ulaşır VE bu kalıcı değildir. Kalıcı olmaması ise bir şeyden kaynaklanır. Geçicidir çünkü onu bir şey alıp götürür. Susuzluğu ne götürür? Su Açlığı ne götürür? Yemek. Uykusuzluğu ne giderir? Uyku. Eğer onun olağanüstü, hemen şu anda gösterdiği sevgisine yakışmayacak kötülükte bir şey yaparsanız bu şey sizi hiç gelmemiş gibi terk edebilir. Rahim iki tema taşıyor: -Kalıcı.’Annem merhametlidir’ dediğinizde bu onun size karşı kalbinde taşıdığı genel haletidir. Ve geçmez. -Şu anda kendini göstermek zorunda değil. Aynı anne sizi bir konuda zarar görmemeniz çok sert uyarabilir. Ya da sizin başarınızı aylar sonra kutlayabilir, ondan o gün istediğiniz bir hediyenizi evlendiğinizde vermek isteyebilir. Bu onun merhametli oluşunun bir parçasıdır, olmayışının değil. Şimdi bu iki güzelliği birbirinden ayıralım: Eğer Allah sadece ‘Er-Rahman’ deseydi, sevgisi olağanüstü, şu anda var olan ancak geçici olurdu. Eğer sadece ‘Er-Rahim’ deseydi kalıcı olurdu ancak şu an, tam ihtiyacım olduğu an ve olağanüstü olarak gelmeyebilirdi. ALLAH’IN SEVGİSİNDEN NASIL BAHSEDEBİLİRİM Kİ, HEM OLAĞANÜSTÜ, HEM ŞU AN, HEM KALICI; HEPSİ AYNI ANDA MEVCUT OLURDU? Er-Rahman Er-Rahim dediğim zaman…….. Allah’ın sevgi ve merhametini daha güzel anabileceğimiz iki kelime daha yoktur. Birlikte ve beraber. DAHA Bitmediii :) Peki neden Er-Rahman önce geliyor ve Er-Rahim sonra geliyor? Diyelim ki, maaş gününüz geldi. Çalıştığınız yerde mesai saatleri bitmek üzere ve patron odasında değil. Maaşı alır almaz almak istediğiniz bir kulaklık var. Koşarak ona gideceksiniz. Aşağı yukarı 15 dakika sonra işyerinden çıkacaksınız ve hemen onu almak istiyorsunuz. İş arkadaşınız siz heyecanlanıp, panikledikçe ‘merak etme, o güvenilir birisi’ diyor. Şunu düşünebilirsiniz: ‘evet, iyi bir insan olduğunu biliyorum ve güvenilir de bir insan. Ama bu şu an maaşları yatırmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Genel olarak bu karaktere sahip olabilir ancak o niteliklerini ŞU AN gerçekleştirmeyebilir’ Başım beladaysa ne zaman yardıma ihtiyacım olur? ŞU AN. Bu sebeple Er-Rahman önce gelir. Açsanız, gelecek hafta ne yiyeceğinizi düşünmezsiniz. Ancak; doyduktan HEMEN SONRA artık düşünebilirsiniz. Ne zaman gelecekte gerçekleşecek bir şeyi düşünürsünüz? Bugünkü, şu anki ihtiyaçlarınız karşılandığı zaman. Ne zaman gelecek ayın faturası derdiniz olur? Bu ayınkini öder ödemez. İbn-i Abbas(r.a.) Diyor ki : ‘”Er-Rahman bu dünya içindir, “Er-Rahim”ise sonraki hayattaki müslümanlar içindir.”’ Gerçek bir deha.. Çünkü, bir şey gördü. Dünya hayatı nedir? Geçici.. Allah’ın geçici olan temayı barındıran ismi: Er-Rahman Ahiret hayatı nedir? Kalıcı.. Allah’ın kalıcı olan temayı barındıran ismi: Er-Rahim
메타데이터
- post_id
- 54987afe06ea
- slug
- fatiha-suresi-2-rab-kavramı-54987afe06ea
- url
- https://medium.com/@kendinigerceklestirenkadinlar/fatiha-suresi-2-rab-kavram%C4%B1-54987afe06ea
- canonical_url
- https://medium.com/@kendinigerceklestirenkadinlar/fatiha-suresi-2-rab-kavram%C4%B1-54987afe06ea
- author_url
- https://medium.com/@kendinigerceklestirenkadinlar
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-22 12:16:40