Bir Akşamüstü
Güneşin ufukta kaybolmaya yüz tuttuğu saatlerde gelebildi eve. Ayakkabılarını ayakkabılığa koymadan hızlıca içeri girdi. Anahtarları ahşap…
Bir Akşamüstü
Photo by Kevin Ianeselli on Unsplash
Güneşin ufukta kaybolmaya yüz tuttuğu saatlerde gelebildi eve. Ayakkabılarını ayakkabılığa koymadan hızlıca içeri girdi. Anahtarları ahşap sehpanın üstüne attı. Alelacele banyoya gitti, abdest aldı. Kazağının kollarını, pantolonunun paçalarnı yarım yamalak düzeltti. Koşar adımlarla televizyon sehpasının önündeki halıda namaza durdu. Hızlı ama intizam içinde kıldı namazını. Selam verdikten sonra sağ elini başına koydu. Her geçen gün daha da seyrekleşen koyu kahverengi saçlarının arasında gezdirdiği eli, umduğunu bulamamış olmanın etkisiyle yavaşça ensesine, oradan da yanaklarına indi. Üç beş günlük kirli sakalını sıvazladı. Unutkanlığına hayıflandığı belli oluyordu. Siyah yün hırkasının önünü kapatıp kendi kendine sarılmış vaziyette düşüncelere daldı.
Kısa süre sonra bir hamlede doğruldu. Ayağa kalktı. Önce televizyonun hemen yanındaki çift kanatlı teras kapısına yöneldi. Koyu kırmızı perdeyi hafifçe aralayıp sağa sola öylesine baktı. Birkaç saniye sonra perdeyi kapatıp köşeli, bej koltuk takımına doğru yürüdü. Bir iki adım attıktan sonra çıplak ayaklarında ahşap zeminin soğukluğunu hissetti ve terliklerini bulmak için etrafına bakındı. Koltuk takımının önündeki kısmen iç içe geçmiş diktörtgen ve kare cam sehpaların altındaki kapalı terlikleri ayağına geçirdi. Beyaz ahşap kapısı daima açık olan küçük mutfağa girdi. Çok geçmeden elinde kırmızı bir elmayla çıktı mutfaktan. İlk ısırıktan sonra durdu. Elmaya merakla baktı. Elmanın çürük olmadığına kanaat getirince umursamaz bir tavırla elmayı hızla yemeye devam etti. Lambayı yakmak için bana yöneldi. Hemen altımdaki düğmelerin birkaçına bastı. Tüm salon gibi yüzü de aydınlandı. Tam dönüp gitmek üzereyken bir anda durdu. Bana doğru döndü. Daha çok yaklaştı. Yüz yüzeydik. Merakla bana bakıyordu. Hafif çekik ve küçük gözleri dikkatle baktığında daha da küçülüp görünmez oluyor, alnındaki kırışıklıklar daha da belirginleşiyordu. Ne yiyor bu, diye fısıldadı kendi kendine. Önce elindeki elmaya, ardından siyah ellerimdeki kavun dilimine odaklandı. Elma olmadığı kesin, derken elmayı çiğnemeye devam ediyordu. Ardından bir büyük parça daha ısırdı. Ağzındaki elmayı yutmaya çalışırken yatak odasındaki eşine seslendi. “Canım bu tablo daha önce de var mıydı ya?”
메타데이터
- post_id
- 57789a3da1cc
- slug
- bir-akşamüstü-57789a3da1cc
- url
- https://medium.com/@ersin1bilici/bir-ak%C5%9Fam%C3%BCst%C3%BC-57789a3da1cc
- canonical_url
- https://medium.com/@ersin1bilici/bir-ak%C5%9Fam%C3%BCst%C3%BC-57789a3da1cc
- author_url
- https://medium.com/@ersin1bilici
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-28 18:46:42