3-Atmosfer: Hava Almaya Çıktım
Oksijen
3-Atmosfer: Hava Almaya Çıktım
Oksijen
Topraktan ayaklarımın kesildiğini hatırlıyorum. Az önce gezindiğim yeri gökyüzünden izliyorum. İnsanlar geliyor yanıma, konuşmak istiyorlar. Ben de onların isteklerini karşılamak istiyorum ama sesim çıkmıyor. İnsanlar bu durumdan rahatsız olup gidiyorlar. Kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. Sonra sevgiyi hatırlıyorum ve kendimi yeterince sevmediğimi…
Sözlerim ve kulağıma değen her şey değerli değilmiş gibiydi. Gökyüzünde değerimi anlamam gerekiyor ki uçak yere insin ve insanlarda işlerine dönebilsin. Her şey bana bağlıydı; bu düşünce beni acele etmeye yönlendiriyor. Aynı zamanda endişeliydim; bu durum da uçağın türbülansa girmesine neden oluyor. Kendimi daha da suçlu hissediyorum. İnsanlar gözlerimin içine bakıyor. Sakinleşmem lazım. Çünkü ben sakinleşirsem herkes sakinleşecek…
Ateş basıyor, ellerim ayaklarım birbirine dolanıyor. Ateşi ve toprağı hatırlıyorum. İçimden bir ses havada asılı kalmaya alışacaksın diyor. Ayaklanmış insanları görünce ben de ayağa kalkıyorum: ‘‘Nefes almayı şimdi hatırladım’’ diyorum. Tutulmuş nefesler sesimin söyledikleriyle etrafa yayılıyor. İlk kez sesimi duyuyorum sanki; sesimin titreşimini ve tonunu… Nefesler verildikten sonra herkes yerine oturuyor. Bulutlara takılıyor gözlerim. Sesimi düşünürken bulutlarla birlikte asılı kalıyorum gökyüzünde.
Hostes geliyor ve nazik bir dille: “İçecek bir şeyler alır mısınız?’’ diye soruyor. Su istiyorum. Suyu içmemle birlikte ellerimin titremesi geçiyor; sesimin titreşimiyle de tüm vücudumu basan ateş sönüyor. Şimdi havayı hissediyorum, nefesimi duyuyorum. Yıllardır kullanmadığım sesimin büyüsünü duyuyorum. İnsanlar geliyor benimle konuşmak istiyor. Konuştukça sesimin, diğer insanların sesine karışması hoşuma gidiyor. Biz konuştukça uçak türbülanstan çıkıyor.
Bulutlar değişiyor.
Artık tamam diyorum her şey yolunda. Uçak yere inmeye başlıyor. Yere indiğinde anlıyorum ki aslında her şey yolunda değil…
Tökezliyorum, yere düşüyorum. Az önce kahkaha atıp muhabbet ettiğim kimse bana yardım etmiyor. Yerde dizlerim kanar vaziyette uzanmışken bunları düşünüyorum. Kimsenin bana yardım etmeyeceğini anlayınca kalkıyorum yerden. Bir banka oturuyorum. Kendimi bankta üzülürken buluyorum. Biri geliyor, yanıma oturuyor. İşte bana yardım edecek diyorum, oralı olmuyor. Acıdan gözlerimden yaşlar geliyor. Derin bir nefes alıyorum ve hatırlıyorum sesimi. Yanımdakinden yardım beklemek yerine sesimi kullanmayı seçiyorum…
Dizimdeki kan duruyor, acı diniyor.
Birden kendimi hiç bilmediğim bir evde buluyorum. Bu evin sahibi bana yolculuğumun nasıl geçtiğini soruyor. Konuşmak istiyorum ama sesim yine çıkmıyor. Kelimeler ağzımdan çıkıyor ama sesim yok. Bağırmaya başlıyorum ama yine ses yok. Ev sahibi bir süre suratıma baktıktan sonra kendi işiyle meşgul oluyor. Ben arada bir şey söylemeye çalışıyorum kesik kesik cümlelerim sese dönüşüyor. Ev sahibi, anladığı kadar bana cevap veriyor. Uzun uzun kendi hikayesini anlatıyor. Ona hayran oluyorum. Bu kadar açık ve net konuşabilmesi beni mest ediyor. Onu taklit edip ben de konuşmak istiyorum ama bir türlü sesim çıkmıyor.
Bana istediğin kadar buradasın diyor. Süre sınırı olmadığı için sesim yerine gelir diye düşünüp rahatlıyorum. Konuşmak için acele etmiyorum. Her gün bir ızdıraba dönüşüyor. Banyonun aynasında yansımama bakıp ağlıyorum. Annem beliriyor aynada. Bana sarılmıyor, kendimi değersiz hissettiğimi fark ediyorum. Göz yaşlarımı silip ev sahibinin yanına oturuyorum.
Ev sahibinin beni sevmediğini ve anlatacağım şeyleri ilginç bulmayacağını düşünüyorum. Bu kez hiç bir efor harcamadan susuyorum. Ev sahibi bana artık gitmem gerektiğini söylüyor. ‘‘Evimde yalnız kaldığımda hiç sıkılmam’’ diyor. ‘‘Tabii’’, diyorum ama bozuluyorum da bu duruma. Beni tanısa severdi ve keyifli vakit geçirebilirdik diyorum içimden. Ama olmadı hadi çantamı hazırlayıp yola koyulayım diye ayağa kalkıyorum. Ayak üstü derin bir sohbet başlıyor, sesim de eşlik ediyor bu kez. İlk kez yüzüme heyecanla bakıyor. Hoşça kal deyip çıkıyorum.
Omuzlarımda müthiş bir hüzün hissediyorum. Anlamaya çalışıyorum kendimi; uçakta insanlarla muhabbet edebilirken ev sahibiyle neden konuşamadığımı düşünüyorum. Düşüncelere dalmış yürürken nereye gittiğimi bilmiyorum ama yolun sonunda kendi evimde olacağımı biliyorum. Yolda bir sürü insan görüyorum. Hepsi bana yolu tarif ediyor, yardım etmek istiyor. Onlarla sesimi düşünmeden konuşuyorum. Sonra ev sahibi aklıma geliyor.
Aylar süren yolculuğumda kendimi, sesimi ve ev sahibini düşünüyorum. Ev sahibini tanrı gibi gördüğümü idrak ediyorum nihayet. Bu kadar mükemmel biri tanrıdır diye düşünmüşüm gizliden. Bunu fark ettiğimde inciniyorum, kıskanıyorum. Yürümeye devam ettikçe ev sahibinin kusurlarını hatırlıyorum. O kusurların benim kusurlarıma benzediğini fark ediyorum. Mükemmel yaptığı şeyleri düşünüyorum; benim mükemmel yaptığım şeylere benziyor. Yol boyu onu neden tanrı ilan ettiğimi düşünüyorum. Yoruluyorum, nefesim daralıyor, düşünceler boğmaya başlıyor…
Toprağı hatırlıyorum; düşüncelerimi durdurduğumda bana sunduklarını. Düşüncelerden bitkin düştükten sonra ev sahibini düşünmemeye çalışıyorum. Ama bir türlü başaramıyorum. Kafamı yukarıya kaldırıyorum; kocaman bir gökyüzünün altında nefessiz kalmışım. Derin bir nefes alıyorum, derin bir nefes veriyorum. Tuttuğum tüm nefesleri şimdi almak ister gibi havayı içime çekiyorum. Evimin önünde buluyorum kendimi. Sadece nefes almaya devam ediyorum. Anahtarımı çıkarıp kilidi açıyorum…
Serinin 1. ve 2. yazısını okumak için:
[embed]1-Big Bang: ATEŞİ GÖRDÜM Yaradılışmediumturkiye.com
[embed]2-Yerküre: Toprak Ne Anlattı YER ÇEKİMİmediumturkiye.com

Fotoğraf yazar tarafından.
메타데이터
- post_id
- 5e3a14ccca65
- slug
- 3-atmosfer-hava-almaya-çıktım-5e3a14ccca65
- url
- https://mediumturkiye.com/3-atmosfer-hava-almaya-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1m-5e3a14ccca65
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/3-atmosfer-hava-almaya-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1m-5e3a14ccca65
- author_url
- https://medium.com/@ledzepz.ze
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-04 01:34:05