← Back to list

Araplaşma ve Kut Almış Bir Halkın Kaybolan Hafızası

“Irkçılık” ve “Ötekileştiricilikten” Arındırılmış Nesnel Bir Değerlendirme…

Dr. Cüneyt Yardımcı (TR) in Türkiye Yayını · 2025-01-18 16:24 · 278 claps · 3.1 min read paywalled
#türk #türk-tarihi #tarih #apar #araplaşma
Open on Medium ↗

Araplaşma ve Kut Almış Bir Halkın Kaybolan Hafızası

“Irkçılık” ve “Ötekileştiricilikten” Arındırılmış Nesnel Bir Değerlendirme…

Araplaşma — Photo by 86 media on Unsplash

Araplaşma — Photo by 86 media on Unsplash

Ücretli bir Medium üyelik planı olmayan okuyucular makalenin tamamına **bu bağlantıdan** erişebilir…

Tarih, hamarat ellerde zamanın perdesine dokunan karmaşık bir halı gibidir; desenlerinde diller, dinler ve kültürler saklıdır.

Ancak bu halıya yeni renkler eklenmeye çalışırken bazen bilinçli bazen de sehven eskiler unutulur, unutturulur...

Peki, aklınızdan şu soruyu hiç geçirdiniz mi: “Bu toprakların asıl hikayesi neydi?”

Arap Olmayan Araplar

Başlayalım İran’dan…

Bugün dünyanın Şiilik merkezi olarak bilinen İran’ı gerçekte kimler oluşturur?

Bir zamanlar “Acem” denilen halkın düşüncesi, Şiilik ile öyle bir değişti ki bu kültür topyekûn Araplaştı.

Bu esnada “Acem”, Arapların kendileri haricindeki yabancıları tanımlamak için kullandığı ve “dil bilmeyen” anlamına gelen bir nevi aşağılama sıfatıdır;

Tıpkı Antik Yunan ve Romalıların kendilerinden olmayanlar için yaptığı ve “bar bar konuşan”’dan türetilen “barbar” yakıştırması gibi…

Osmanlı’da ise İranlıları tanımlamak için kullanmışlar; hatta kavuşulamayan esmer güzeli, sürmeli Acem kızına türküler bile yakılmış bu coğrafyada…

Ama Farslar Arap değil;

Hatta “İran” sözcüğünün “Aryan”, yani Hitler’in peşinde koştuğu “Üstün Ari Irk” kelimesinin köken aldığı “Aryan”’dan geldiği ileri sürülür.

Özetle, günümüzde Farslar Araplaşmış olsa da köklerinde çok kadim bir medeniyet yatıyor.

Ya Pakistan ve Afganistan?

Arap olmadıkları gibi bu toprakların halkı, Hint-Avrupa’nın çeşitli köklerinden gelir.

Lakin tarih boyunca Arap kültürünün etkisiyle, şiirlerinden giysilerine kadar bir dönüşüm yaşadılar.

Peki ya Irak?

Mezopotamya’nın, yani medeniyetin beşiği olan bu topraklarda yaşayanları gerçekten Arap olarak görebilir miyiz?

Onlar Akadların, Babillilerin ve Asurların torunları…

Tarihsel olarak büyük imparatorlukların merkezinde olan bu insanlar, dinin etkisiyle Araplaştı.

Bir düşünün; bir zamanlar Babil Kulesi’ni inşa edenlerin soyundan gelen bu insanlar, bugün ne kadar bu mirası hatırlıyor acaba?

Mısır’ı ele alalım.

Akla ilk gelen şey belki de piramitler; Antik Mısır’ın en büyük mirasları…

Ama bugün Mısırlıların haline baktığınızda, büyük büyük dedelerini hatırlatan bir iz bulabilir misiniz? Arap dışı bir medeniyetin mirasçıları olan bu halk da zamanla Araplaştı.

Tunus, Cezayir ve Fas da aynı hikâyeyi paylaşır…

Bu topraklar, bir zamanlar Berberi halklarının vatanıydı. Kartaca’nın büyük lideri Hannibal bu topraklardan çıkmıştı.

Gelgelelim, bütün zamanların en büyük askeri dehalarından biri olarak kabul edilen Hannibal’in izleri de Arap kültürüyle örtüldü.

Lübnan ise tarihin gördüğü en iyi denizcilerden olan Fenikelilerin anayurduydu…

Akdeniz’in dalgalarında ticaret yapan bu insanlar, alfabe’nin temelini atmışlar.

Bugün Lübnan halkı Arap dilini konuşuyor; peki ruhlarında Fenikelilerin cesareti kaldı mı acaba?

Biz Kimdik?

Son olarak Osmanlı topraklarından ayrılan Boşnaklar, Çeçenler, Kürtler ve hatta bazı Türkler…

Tarih boyunca çeşitli nedenlerle Araplaştılar.

Peki ya bu isimlerin hikayesi?

Mısır’da bir zamanlar Türk devletleri egemenlik sürmüyor muydu?

Tolunoğulları, İhşidoğulları, Eyyubiler…

Selahaddin Eyyubi’nin babası, Selçukluların Tikrit Valisi olan Necmettin Eyyub;

Onu evlat edinen ve yetiştiren ise Oğuzların Avşar kolundan ve Büyük Selçukluların Halep Atabeyi olan Nureddin Zengi…

Selahattin’in öz kardeşlerinin adları ise Gökbörü, Tuğtekin, Turan Şah…

Bu isimler bile kendi başlarına, birer tarihi vesika değil mi?

Biz taş oyuğundan çıkmadık; biz bir kültür yarattık. Biz Sakaların, İskitlerin, Hunların torunuyuz…

Nursultan Nazarbayev — Kazakistan Cumhurbaşkanı

Bir halkın köklerini unutması, bir ağacın köklerini kaybetmesi gibidir; rüzgârın estiği yöne savrulursunuz…

Hikayeni Hatırla…

Tarih bize unutulan/unutturulan öykülerimizi hatırlamamızı/hatırlatmamızı emrediyor.

Bu öykülerin kahramanları kahraman savaşçılar, cesur liderler, bilge erenler, büyük ozanlar — şairler ve yaratıcı halklar…

Peki siz, kendi hikayenizi hatırlıyor musunuz?

Yoksa zamanın rüzgârı sizi de mi başka bir renge boyadı?

O halde, bir zamanlar dünyanın dört bir yanında Türk olmanın bir ayrıcalık ve bir onur olduğunu hatırlayın.

Oğuz Kağan’ın “Gök girsin, kızıl çıksın!” diyerek ettiği antları,

Alparslan’ın Malazgirt’te yazdığı destanı,

Fatih Sultan Mehmet’in çağ açıp çağ kapayan iradesini unutmayın.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir!” sözleriyle tarif ettiği o köklü geçmişi özümseyin….

Bir zamanlar Asya’dan Avrupa’ya uzanan göçlerin, Türk isimleriyle çağrılan nehirlerin — dağların ve çöllerde yankılanan Türk çığlıklarının bugün neden yalnızca eski kitapların sayfalarında kaldığını bir düşünün…

Geçmişte milletler Türkleşme yarışına girmişken, bugün bu şanlı tarihi unutmak bize yakışır mı?

Türk tarihi yalnızca fetihlerle değil; irfanıyla, adaletiyle ve kültürüyle dünyaya ışık tutmuştur.

Sakalardan Göktürklere, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan bu zincir bizlere bir yük değil bilakis “kutlu” bir miras bırakmıştır.

Bu miras unuttuğumuzda eksilir; ama hatırladığımızda ise geleceğimizi aydınlatır.

Biz mutlak gerçeği arayıp bulmaya çalışmalıyız ve onu tanıtmaya gayret sarf etmeliyiz.

Bir milletin ne yapabileceğini göstermek için tarih en güvenilir rehberdir. Biz tarihi yazdığımız zaman, olayların ve eylemlerin yapılarını birlikte ararız.

Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır!!!

Mustafa Kemal ATATÜRK

Bir millet, köklerinden güç alır.

Köklerimizi unutmayalım, onları unutturmayalım.

Bu toprağın hikayesini bir kez daha kalbimize yazalım.

Unutmayın ki tarihimizi unutursak bizden çalınan sadece geçmişimiz değil, geleceğimiz de olur…


메타데이터
post_id
614ff960ca9d
slug
araplaşma-ve-kut-almış-bir-halkın-kaybolan-hafızası-614ff960ca9d
url
https://mediumturkiye.com/arapla%C5%9Fma-ve-kut-alm%C4%B1%C5%9F-bir-halk%C4%B1n-kaybolan-haf%C4%B1zas%C4%B1-614ff960ca9d
canonical_url
https://mediumturkiye.com/arapla%C5%9Fma-ve-kut-alm%C4%B1%C5%9F-bir-halk%C4%B1n-kaybolan-haf%C4%B1zas%C4%B1-614ff960ca9d
author_url
https://medium.com/@drcuneytyardimci
status
ok
fetched_at
2026-06-26 21:52:29