Bram Stoker’ın Drakula Eseri Hakkında
Drakula hikayesi çocukluğumdan bu yana sıklıkla duyduğum ancak birçok kitap okumuş olmama rağmen, dönüp de bu Drakula neymiş, kimmiş, kim…
Bram Stoker’ın Drakula Eseri Hakkında
Drakula hikayesi çocukluğumdan bu yana sıklıkla duyduğum ancak birçok kitap okumuş olmama rağmen, dönüp de bu Drakula neymiş, kimmiş, kim uydurmuş gibi soruları sormayı düşünmemiştim, ta ki bir tavsiye üzerine okumaya başlayana kadar. Belki ilgimi çekmemin asıl sebebi korku ya da gerilim filmleri veya romanlarını sevmiyor olmam olabilirdi. Gereksiz yere neden korkayım ya da gerileyim ki? Haksız mıyım? Hayatımızda zaten yeterince gerici olaya maruz kalıyor ve belki de birçok zaman dışavurmadan korkuyor, endişe hissediyoruz.

Can Yayınları tarafından Türkçe çevirisiyle Kont Drakula (başlıkta ingilizce formuyla ‘dracula’ kullanmayı tercih etmişler). Resmedilen kadın da Drakula’nın ısırığı sonucu vampirleşen ve romanın ortalarında hayatını kaybeden Lucy Westenra
Şimdi kitabımızı ve paralelinde sinema uyarlamalarını değerlendirmeye başlayalım. Öncelikle internetteki kaynakları referans verip tekrara düşmek istemediğimi belirtmek isterim. Bu vesileyle Wikipedia kaynağı ile başlayalım. Romanın içeriğini ve ilgisini çeken detayları hızlı bir şekilde almak isteyenler bu kaynaktan başlayabilirler:
Kitap Osmanlı’nın Eflak olarak adlandırdığı, Osmanlık tarihinde de bolca Eflak Voyvodalığı olarak öğrendiğimiz İngilizce adıyla Wallachia bölgesinde başlıyor. Malum başroldeki kahramanımız Kont Drakula’nın şatosu bu bölgede bulunuyor ve hemen başında kendisini ziyarete gelen İngiliz avukat, romanın diğer kahramanı Johnathan Harker’a tarihten Türklerle olan ilişkilerinden bahsediyor. Romanın ilerleyen bölümlerinde yani takriben ortalarında yaşlı ve tecrübeli Doktor Van Helsing açıkça söylemese de, Drakula karakterinin ana esin kaynağının Osmanlı tarih derslerinden bildiğimiz Kazıklı Voyvoda olduğunu belirtiyor. Yazar Stoker, romanın birden fazla bölümünde Kazıklı Voyvoda’nın ismini açık olarak zikretmese de Türkiye’ye yani o zaman Batı’nın Osmanlı’yı Türkiye olarak tanıdığından hareketle, çok sayıda sefer yaptığını ancak mağlubiyetler sonrası Tuna Nehri üzerinden şatosuna ya da krallığına geri kaçtığını belirtiyor ki esin kaynağının Voyvoda olduğunu ortaya koyuyor. Bu geri kaçma ya da saklanma eylemlerini de genellikle karanlıkta yaptığı için vampirin gece aktif olması fikri de Kazıklı Voyvoda ya da Roman orjinal adıyla Vlad Tepes’ten esinlenilmiş olmalı. Ben, kendi adıma tarihe, özellikle de Osmanlı tarihine meraklı olduğum için bu ayrıntılar benim romana olan ilgimi arttırdı. Hatta, bu yaşıma kadar ülkemizin çok yakınındaki bu güzel Romanya coğrafyasına, daha geniş kapsamıyla Balkanlara neden hiç gitmediğimi kendi kendime sordum. Ama artık bu roman vesilesiyle bu bölgeleri gezmeyi ciddi ciddi düşünmeye başladım ve umarım sevdiğim insanlarla en kısa zamanda böyle bir tura çıkma imkanım olur.
Drakula’nın fikir ve esin kaynağı olan Vlad Tepes ve Sighişoara şehri hakkında beğendiğim bir yazıyı da burada paylaşmak isterim.
https://www.pustoodunya.com/sighisoara/
Kitabımız Kont Drakula’nın İngiltere’ye gelme planlarının icrasını ve bu süreçte romanın kadın kahramanlarını vampir güdümü ile ısırıp hatta kanlarını içip ya da vaftiz edip vampire dönüştürme maceraları üzerine kurgulanmış. Bu maceranın karşısında erkek başrol oyuncularımız bulunuyor: ikisi doktor, ikisi varlıklı asil beyefendi, birisi de zeki, donanımlı geleceği parlak bir avukat. Filmdeki 2 genç kadına Bram Stoker 19. yüzyıl İngiltere’sindeki toplumda gözlemlediği bazı tipik davranışları yüklemiş. Lucy nispeten daha da zengin olmakla birlikte Mina (asıl adı Wilhelmina) ile beraber varlıklı ailelerin çocukları. Mina belki daha usturuplu ve bir nişanlısı sonra da evlendiği eşi bulunuyor. Lucy ise deyim yerindeyse biraz daha ayran gönüllü ve peşinden erkeklerin koşmasından memnun cilveli bir karakter. Genel yorumlara bakıldığında, yazar Bram Stoker bu karakterler üzerinden 19.yüzyıl İngiltere Viktorya çağını anlattığını belki de eleştirdiğini anlıyoruz. Drakula ise antik çağlardan gelen vampirlik söyleminin Romen folklorü ile birleştirilip Drakul kökünden türetilmesiyle oluşturulmuş bir karakter. Bu konuda internetin meşhur podcast yapımcısı Joe Rogan’ın da güzel bir değerlendirmesi bulunuyor. Türkçe bilmeyenler altyazıyı aktifleyerek izleyebilirler:
[embed]
Şahsen okuduğum kitapların sinema uyarlamaları varsa bunları da izleyip sinemanın senarist ve yönetmenin aklından geçenlerle kendi hayalimi karşılaştırmayı çok seven bir okuyucu ve sinemaseverimdir. Bu nedenle pek tabii ki Drakula’nın sinema uyarlamalarını değerlendirdim ve bir tanesini seçerek izledim. Tüm sinema uyarlmalarının kitap ile karşılaştırmasını güzelce anlatan değerlendirme videosunu da aşağıdaki adreste ilginize sunuyorum:
[embed]
Ben şahsen Francis Ford Coppola’nın 1992 yapımı Dracula sinema eserini izlemeyi tercih ettim. Neden diye soracak olursanız, filmin yönetmeninin Baba (Godfather) serisinden tandığımız efsane Coppola olması ve filmde Anthony Hopkins, Keanu Reeves ve Winona Ryder gibi çok ünlü ve kariyerli oyuncuların oynaması olduğunu belirtebilirim. Bu filmi internet üzerinden aşağıdaki adresten izleyebilirsiniz:
Kitap 19. yüzyılın roman sanatı özelinde heyecan verici şekilde ilerliyor ve Dr. Van Helsing liderliğindeki ekibin vampiri ebediyen yok etmek amacıyla Doğu Avrupa’ya yolculuğu ile sona yaklaşıyor. Bu yolculukta doktor ve ekibi meşhur Doğu Ekspresi ile seyahat etmeyi tercih ederken Kont kalan son sandığındaki toprağın içinde bir ruh olarak gemiyle Çanakkale, kitaptaki tabiriyle Dardanel ve İstanbul Boğazları’nı geçip Batı Karadeniz kıyısından nehir kanalı ile Galati’ye ulaşıyor. Galati’den kurye olarak ayarladığı ajanlar aracılığıyla yine nehir yoluyla Tuna nehrinin kolları olan Bistrita ve Siret üzerinden şatosunun bulunduğu Borgo geçidine varıyor. Çingenelerin yardımıyla da şatosuna taşınıyor. Doktor ve ekibi de doğru zamanda kontu yakalayarak ölümsüzlüğüne son vermeyi başarıyorlar. Bu sayede Mina da içindeki vampir ruhundan kurtularak normal hayatına dönmeyi başarıyor. Romanın bu son bölümünde yazar Stoker’ın çok iyi bir coğrafya araştırmacısı olduğunu söylersek yanlış olmaz, çünkü Roman ülke coğrafyasını o günün şartlarında derinlemesine incelemiş ve kurgusuna çok güzel şekilde, teknik ayrıntısına uygun olarak yerleştirmiş.
Geldik değerlendirmemizin sonuna… Kont Drakula çok kıymetli bir klasik. Zamanı için önemli bir gerilim ve kurgu romanı. Gerilim ve kurgu tipini seven bir okuyucu ya da izleyici iseniz, günümüz yapımlarına göre zayıf bulabilirsiniz. Ama hikayeyi yazıldığı döneme göre düşünmek gerek, bu yönden tam bir başyapıt. Okudum ve keyif aldım, sizin de vaktinizi ayırıp okumanızı öneririm. Yazıma yönelik ya da roman veya film uyarlamasına yönelik değerlendirmelerinizi duymaktan memnuniyet duyacağım. Sanat dolu günler diliyorum.
메타데이터
- post_id
- 6289fd2e9c28
- slug
- bram-stokerın-drakula-eseri-hakkında-6289fd2e9c28
- url
- https://medium.com/@bugrasaglam/bram-stoker%C4%B1n-drakula-eseri-hakk%C4%B1nda-6289fd2e9c28
- canonical_url
- https://medium.com/@bugrasaglam/bram-stoker%C4%B1n-drakula-eseri-hakk%C4%B1nda-6289fd2e9c28
- author_url
- https://medium.com/@bugrasaglam
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-20 11:00:29