Utanmaz Adam*
“Bazen bir şeyin senin için ne kadar değerli olduğunu anlaman için önce onu kaybetmen gerekir.” Valerian and the City of a Thousand…
**Utanmaz Adam***
“Bazen bir şeyin senin için ne kadar değerli olduğunu anlaman için önce onu kaybetmen gerekir.” Valerian and the City of a Thousand Planets’ 2017

Photo by Katarina Humajova on Unsplash
“Utanma duygusu (utanç) küçük yaşlarda tanıştığımız en temel duygulardan birisi… Aklımızın ermeğe başlamasından beri bize öğretilen doğruların/olması gerekenlerin dışında bir söz söylediğimizde veya bir tavır sergilediğimizde utanırız; yasak sınırları aştığımızda ya da toplumca “ayıp” sayılan bir şeyi yaptığımızda ve bu ortaya çıktığında utanç duyarız. Büyüdükçe bu duygu kendi ahlaki değerlerimizle çelişen durumlarda çeşitlenir ve daha da belirginleşir. Bir başka deyişle utanma duygusu, varlığımızla doğrudan ilgili olduğu kadar başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzün de farkında ve bilincinde olmakla alakalıdır. Bilhassa sorumluluk ve suçluluk duygularının yerleşik ve baskın olduğu kültürlerde, utanç verici olarak kabul edilen bir eylemin sosyal sonuçlarından arlanmak, önemli ve belirleyici bir unsur olarak görüle gelmiştir. Suçluluk duyabilmek ve sorumluluk bilinci içselleştirilmiş toplumsal kurallar gerektirir ve insanların bu kuralları ihlal ettiği durumlarda utanç duymaları gayet doğal olmalıdır ve doğaldır.”
Utanma duygusu, beynin ön bölgesinde sosyal becerileri kapsayan alana kayıtlı haldedir. Bu duygunun zıddı yüzsüzlüktür, duyarsızlıktır. İnsan kişiliğinde duygu merkezi, ihtiyaç duyulan/hoşlanılan şeyleri isteme ve bunlara yönelme, hoşa gitmeyen ya da zararlı görülen şeyleri ise istememeye yönelik bir işleve sahiptir. Bu merkezin doğal özelliklerinden birisi de utanma duygusunu yönetmesidir. Utanç, aynı zamanda bireyler arası duygulardan biridir. Utanma başkaları şahit olsun veya olmasın, uygun olmayan bir davranıştan (yapılan bir hatadan, cayılan bir sözden, açığa çıkan bir ayıptan) dolayı bireyin öz saygısını yitirme durumuyla karşı karşıya gelmesidir.

Anlam varlığı olarak insan, hayatın akışı içinde sınırı aştığı durumlarda hep bir şeylerden utanmıştır ve utanmaya da devam edecektir. Bu yüzden bu duygu halini anlamaya dönük çabalar “insanı anlama ve tanıma” konusunda merkezi öneme sahiptir; çünkü insanı insan yapan en önemli faktörlerden biri utanmadır, utançtır! Hayvanlarda olmayan, insana mahsus bir duygu bu…
Bütün Peygamberlerin takipçilerine vazettiği ortak sözlerden biri “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. Utanma duygusu ortadan kalktığında insanı kimse tutamaz, kimse durduramaz! Adeta insanla toplumu arasındaki harç gibidir utanma; bu harç dökülürse toplumun unsurları da sapır sapır dökülür. Utanma duygusu; tüm eylemlerimizin çıkış kapısındaki “nizamiye nöbetçisi” gibidir. Bu nöbetçi “selim akıl” ile bağdaşmayan, hoşa gitmeyen, kendi özü ile örtüşmeyen hiç bir eyleme geçit vermez.
Öte yandan Batı toplumlarında, utanma duygusunu muhafaza etmeye çalışan kimselere çekingen, kaçıngan muamelesi yapılmakta hatta bu durum kişilik bozukluğu gibi değerlendirilmekte ve tedavi yoluna gidilmektedir; utanma duygusunu koruma çabası içerisinde olanlara “sosyal kaygı bozukluğu” tanısı koyma eğilimi vardır. Hastalık boyutundaki, utangaçlık, tedirginlik ve çekingenliği bir yana bırakacak olursak, “utanmanın değersizleştirilmesi” bugün toplumun geleceğini tehdit eder hale gelmiştir. Utanma duygusunun toplum ve fert için kıymeti, onun yitirilmeye başladığı ve utanmazlığın kamçılandığı şartlarda daha iyi anlaşılabilecek bir durum…

Photo by Cord Allman on Unsplash
Hem birleştirici hem de ayrıştırıcı bir duygu olan utanma, insanların toplumun bir parçası oldukları hissi ile doğrudan bağlantılıdır. İnsan aidiyet duyduğu ortamda, toplulukta, toplumda her vakit ve şartta huzurla dolaşabilmesini utanacak bir şey yapmıyor oluşuna borçludur. Bu özelliğiyle utanma, insanın psiko-sosyal varlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Utanma duygusu olmaksızın “insan toplumu”ndan söz etmek mümkün değildir. İnsanlarda şahsiyetsizliğin azalmaya başladığının fark edilmesiyle öncelikle utanma duygusunun toplum hayatında iyiden iyiye azaldığı aşikar şekilde görülür. Aynı şekilde her bireyin az veya çok bilincinde olduğu onur (şeref, haysiyet) duygusunda zayıflamanın görüldüğü durumlarda ortaya çıkan şey “toplumsal utanç”ın hızla yitirilmesi olmuştur.
Bugün modernizmin en ileri savunucularının bile itiraf etmek zorunda kaldıkları şey, özgürleşme ve bireysellik başlığı ile dayatılan yaşam tarzının; “ayıp” kavramının, utanma duygusunun, şerefin, onurun, haysiyetin, adil olmanın, haktan yana kalmanın değersizleşmesine sebep olduğu gerçeğidir! Toplumsal çürümüşlük, kokuşma ve çöküşün en önemli nedeni ve göstergesi, bilhassa dijital ve sosyal medya marifetiyle “özgürlük” adı altında utanma duygusunun yaygın olarak ortadan kalkması ve utanmazlığın karabasan gibi sosyal bünyeye çökmesidir!
Photo by Glen Carrie on Unsplash
Takip edenler çok iyi bilir ki yazılarımda üzerinde en çok durmaya çalıştığım şey, çağımızın ana yönelimi olan ve bir türlü durdurulamayan, semirtilen, ejderhalaşan “vahşi tüketimdir!” Kârı artırmak için yapılan en kahpe ve sinsi girişim ise git gide “pandemileşen utanmazlık”tır! Utanmaz, arlanmaz, çekinmez, sakınmaz bir insan profilidir istenen şey… Çünkü insan utanmaz olduğunda adaleti, şerefi, hakkı, namusu göz ardı edecek bir kıvama gelir… “Utanmaz insan modeli”, küreselci kompradorların en önemli hedeflerinden birisidir. “Ayıplanmaktan korkmayan bireylerden oluşan bir toplumu sömürmek ve köleleştirmek onlar için çocuk oyuncağıdır!”
Peki utanmaz insan modeli ile ne amaçlanıyor olabilir ?Romanlar, filmler ve diziler yoluyla benimsetilmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılan “utanmazlık” niteliği ile insanın daha vahşi, daha tüketici, daha yıkıcı, daha müsrif, daha acımasız, daha haksız, daha edilgen, daha “nefsine tapan” hale gelmesi isteniyor… Namus ve şeref kavramları küçümsenen ve alay edilen bir basamağa indirilmeye çalışıldıkça toplumun tutunacak dalı ve en sağlam dayanağı aile sarsılıyor… Cinsiyetsizlik bayraklaştırılıp aile hayatı ilkel bir yöneliş gibi sunuldukça, bireysel utanmazlık “özgür tercih” kisvesinde sultanlığını ilan etmekten çekinmiyor…
Bana göre bugün “aklı eren iyi niyet sahibi iyilik taraftarları”nın yapması gereken en önemli sosyal çalışma; hayâ, ar, namus, utanma ve aile hayatının benimsetilmesi üzerine varını yoğunu ortaya koyacak çalışmalardır vesselam!
*Başlıktaki Adam kelimesi, erkek anlamında değil âdemoğlu anlamındadır.
Bu yazıyı beğenip faydalı bulduysanız dilediğiniz kadar alkışlayıp sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasına destek olabilirsiniz… İlginize teşekkür ederim.
Faydalı Kaynaklar:
https://dergipark.org.tr/tr/pub/akil/issue/47030/529041
https://www.fikriyat.com/galeri/psikoloji/utanma-nedir
https://isamveri.org/pdfdrg/D03583/2011_2_2/2011_2_KASAPOGLUA.pdf
https://kemalsayar.com/haftanin-yazisi/utanc-psikolojisi-ve-kisiler-uzerindeki-etkileri
https://www.birgun.net/makale/utanma-duygusundan-toplumsal-ayipa-435876#google_vignette
메타데이터
- post_id
- 6b464e8591bd
- slug
- utanmaz-adam-6b464e8591bd
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/utanmaz-adam-6b464e8591bd
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/utanmaz-adam-6b464e8591bd
- author_url
- https://medium.com/@erhanbag
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-26 12:24:55