Ankara — Antalya 1500km #4 — Yol Deneyimi
Ankara — Antalya 1500km #4 — Yol Deneyimi
Daha önce, yola çıkmadan önceki hazırlıklar ve kullandığım cihazlar ile ilgili bilgiler paylaşmıştım. Bu yazımda ise tam olarak 1500 kilometrelik bir yolculukta beni zorlayan, merak ettiğim ve dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm noktaları anlatacağım. Bunları yaparken de yaptığım hataları, eksiklikleri söyleyeceğim ki daha sonra ben de okuyan motosiklet sürücüleri de yapmasınlar.
İlk yapılması gereken şey hava durumunu iyi takip etmek. Düğün telaşı ve ertleme gibi bir şansımız olmadığı için çok fazla takip edemedik. Ciddi bir yağmura yakalanmadık fakat ciddi rüzgarlarla boğuşmak zorunda kaldık. Burdan şu notu iletmek istiyorum; sadece yağışa ve güneşe değil ek olarak rüzgar durumuna bakmak çok faydalı olabilir. Ben kötü hava şartları sebebiyle — belli bi noktaya kadar — motosiklet sürmekten vazgeçmeyi seven biri değilim. Rüzgar var diye yola çıkmamazlık etmem fakat neyle karşılacağınızı bilmek çok önemli.
Okuduğum kitaplardan ve izlediğim videolardan rüzgarla baş etmenin yolunun ters kontra olduğunu — rüzgarın estiği yönün tersine kontra — zaten teorik olarak biliyordum. Daha önce CBR 250 ile Sakarya yollarındayken benzer rüzgarlara dörtdivan bölgesinde rastlamıştım. Tabi CBR ile transalp’in aerodinamik yapısı aynı değil. Birde üç çanta iki kişi olunca ağırlık faktörüde etki ediyor.
Rüzgarda nasıl sürüş yapılır konusunda fikir vermeyeceğim çünkü o seviyede tecrübem ve eğitimim yok. Fakat benim yapmaya çalıştığım hızı makul ölçülerde tutup, kontra tekniği ile motosikletin şerit değiştirmesine engel olmak oldu. Bunun dışında bilgi almak isteyen varsa Ride Apart sitesinde güzel bir yazı mevcut*.
Rüzgar dışında yağmur, kötü asfalt şartları gibi durumlar mevcut. Biz Antalyaya giderken ve gelirken çok fazla yağmura yakalanmadık. Gelirken neredeyse hiç ıslanmadık, fakat giderken bir süre hafif çize şeklinde yağan yağmur altında gitmek durumunda kaldık.
Yağmurda motosiklet üzerinde giderken yerlerin ıslak olup olmadığını fark edemeyebilirsiniz. Ben bu durumun önüne geçmek için otomobillerin tekerlerine bakıyorum. Yerler ıslaksa mutlaka otomobillerin tekerlerinde su sıçratma meydana geliyor ve bunu görebiliyorsunuz. geniş ve uzun düzlüklerde zaman zaman yağmur kesilip tekrar başladığı için bu ayrıntı bence önemli. Enduro motosiklet kullananlar oluklu lastik kullanmalarından ötürü daha rahat sürüş yapacaklardır. Buna rağmen hızı yavaşlatmakta ve dikkatli davranmakta fayda var. Yağmur ve kötü yol şartları için yapacağınız en iyi hazırlıklardan biri yeni ve kaliteli lastik kullanmak.
Bir başka konu ise hız konusu. Transalp kullanmaya başladığımdan beri ortalama 110–120 km/h bandında sürüyorum. Zaten motosikleti bir noktadan bir noktaya varmak için değil gittiğim her kilometrenin tadını çıkartmak için sürüyorum. Yağmur, rüzgar gibi sürüş güvenliğini tehlikeye atacak durumlarda ise 60–70 km/h gibi hızlara kadar geriliyorum. Hangi hız güvenlidir sorusu eğitiminiz, motosiklete hakimiyetiniz gibi şartlara bağlı. Ne kadar çok eğitim alır, pratik yaparsanız o kadar rahat bir sürüş yakalayabilirsiniz. Fakat 110–120 gibi hızlar üst limit olmalı diye düşünüyorum. Hız çok iyi güvenlik önemleri alınmış pistlerde yapılmalı.
Artçılı olarak en uzun yaptığım seyehat oldu bu gezi. Abimle birlikte daha zorlu parkurlarda kilometreleri devirmiştik fakat toplam olarak yaklaşık 800–900 kilometre gibi bir mesafe katetmiştik. Bu sefer bu mesafenin yaklaşık iki katı kadar mesafeyi devirdik. Artçı seçerken tanıdığım ve motosikleti bilen, yönergelerime uyan kişileri tercih ettiğim için artçı konusunda ciddi bir sıkıntı yaşamıyorum. Yine de eşim ilk kez böyle bir yolculuğa çıktığı için ve deneyimi olmadığı için özellikle sert rüzgarlarda tedirginlik yaşadı. Yine de “ne olursa olsun motosiklet üzerinde ani hareketler yapma, motora uy” yönergemi harfiyen uyguladı.
En büyük yanlışımız ise yolu planlarken yaptığımız tek günde Ankara — Antalya yolculuğu oldu. Otele vardığımızda eşimle birlikte bundan sonraki güzergahları 350–400 kmlik etaplara bölüp her etapta konaklama yapma yönünde karar aldık. Bu yüzden dönüşte Kalkan — Burdur ve Burdur — Ankara şeklinde iki etap olarak planlarımızı güncelledik. Motosiklet üzerinde yoruluyor olmak hem dikkatinizi dağıtıyor hem de aldığınız zevki bitirmeye başlıyor.
Planlarımızı yaparken geceye kalmamaya çalışıyoruz. Fakat sabah planladığımız gibi 5.30–6.00 sularında değilde 7.30 sularında yola çıkınca akşam varışımızın son bir buçuk saati karanlığa kaldık. Açıkçası motosiklet ile karanlıkta sürüş yapmak hiç hoşuma gitmiyor bu yüzden mümkün olduğu kadar gün ışında yolculuk yapmak önemli bence. Bu konu yine 350–400 kilometreyi aşan yolları eşit parçalara bölme konusunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Planlanmayan bir problem sebebi ile yaşanan gecikmeler yüzünden karanlığa kalma şansınız azalıyor.
Yollar konusunda ise Ankara — Burdur arası çok sıkıntılı değil. Genelde bölünmüş yollar ve düzgün asfalt var. Burdur — Fethiye — Kalkan güzergahı için aynı şeyi söylemek ne yazık ki mümkün değil. Yeni yapılan yollar sebebi ile stabilize yollardan, sıcaktan erimekten zifti kalmamış gevşek asfalt yollara kadar her türlü kötü zemine hazırlıklı olmak gerekiyor. Dağ yollarında ki yamalı yollar da cabası. Özellikle virajlı dağ yollarında bu durum hem hızınızı düşürüyor hem de daha fazla efor harcamanıza sebep oluyor. Asfalttan sökülen çakılların sağlı sollu birikmesi, araçların bu noktalardan geçmek istememesi gibi sebeplerle iki şertili yolların çoğu tek şerite dönüşmüş durumda. Burdur — Fethiye güzergahı üzerinde bölünmüş yol zaten yok.
Bu tarz geziler ile ilgili yazı yazıldığında en çok merak edilen motosikletin performansı oluyor. Transalp bu gezide 100km için 6.3 ortalama şeklinde yakıt tüketimi gerçekleştirdi. Transalp yüksek yakıt tüketimi ile ünlü bir motosiklet zaten. Fakat bu kadar yüksek çıkmasında havanın biraz soğuk olması ve benim özellikle dönüş yolunda 120 km bandı ve yukarısında gidiyor oluşum en büyük etken oldu. Tabi birde toroslarda aldığımız virajlı dik yolları da eklemek gerekiyor. Konyaya gidip geldiğimde 100km de 4.8 seviyelerine kadar düşürmüştüm ama 100 km’in üstüne çıkmamıştım. Fakat benim gibi “Aslan besleyen yemeğinden sakınmaz” mottosuna sahipseniz bir sıkıntı yok :).
Yamalı, yol tutuşu zayıf yollarda transalp’in benim tüm beceriksizliğime rağmen yolda durabiliyor olmasını ve viraj alırken verdiği keyfi göz önünde bulundurunca gerçekten “aslanın yemeği” hiç önemli olmuyor.
Ama geride bıraktığım her kilometre sonrası eğitimin ve doğru bilgilerin ne kadar önemli olduğu. Teorikte olsa mutlaka ve mutlaka doğru kaynaklardan bilgi edinmek önemli. Zorlandığım her noktada aklıma gelen bilgileri bulduğum iki kitap var; Reşat Arbaşın Motosiklet Teorisi ve OMM Riders tarafından Türkçeye çevrilen Motosiklet Yol Sanatı. Ekonomi ve vakit sıkıntıları sebebi ile henüz aktif bir yol eğitimi almadım. Ama bu yıl inşallah hem eşime güvenli motosiklet sürüş eğitimi hem de kendime bir yol eğitimi hediye etmeyi planlıyorum.
Bu yazımla birlikte Ankara — Antalya arasında gidiş dönüş toplam 1542km lik yolculuğum ile ilgili yazılarımı tamamlamış oluyorum. Yaklaşık olarak 100 gb video ve yüzlerce fotoğrafdan oluşan belgeleride yakında işleyip yayınlamaya çalışacağım.
Önceki yazılar:
메타데이터
- post_id
- 6d9a6c9b0ad8
- slug
- ankara-antalya-1500km-4-yol-deneyimi-6d9a6c9b0ad8
- url
- https://ozgurkuru.net/ankara-antalya-1500km-4-yol-deneyimi-6d9a6c9b0ad8
- canonical_url
- https://ozgurkuru.net/ankara-antalya-1500km-4-yol-deneyimi-6d9a6c9b0ad8
- author_url
- https://medium.com/@ozgurkuru
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-09-01 02:12:47