← Back to list

Andersen’in Masallarının Kenti: Kopenhag

“Hayat bir masaldır.”

Akın Ersöz · 2026-03-17 09:40 · 50 claps · 4.4 min read
#kopenhag #hans-christian-andersen #gezi
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🕊️ · Religion

Andersen’in Masallarının Kenti: Kopenhag

“Hayat bir masaldır.”

H. C. Andersen

Sabahın erken saatlerinde merkez tren garına indik. Gece boyu süren yolculukta temmuz sonu olmasına karşın epeyce üşüdük. Pırıl pırıl bir havada otelimize doğru yürürken gara birkaç yüz metre uzaklıkta etkileyici kapısıyla Tivoli Bahçeleri karşıladı bizi. Daha çok çocuklu ailelere yönelik eğlence parkı olduğunu, Andersen masallarından ilham alınarak oluşturulduğunu okumuştum bloklarda.

Tarihi Belediye Meydanına çıkan geniş bulvara yöneldiğimizde de Hans Christian Andersen’in heykeliyle burun buruna geldik. Andersen elindeki kitapla adını verdiği geniş bulvara bakar biçimde yer alıyordu. O an, çocukluktan, ta memleketten tanıdığım birini görmenin mutluluğunu yaşadım. Yol yorgunluğuna karşın bıraktım çantalarımı fotoğrafladım masal ve gezi türlerinin efsane yazarını. Bronz heykeldeki Andersen elinde kitapla bana biraz düşünceli bir halde göründü. Baktığı yönde H. C. Andersen Bulvarının karşı tarafında oyuncu ve dansçı olmak istediği tiyatro binası gözüküyordu.

Kopenhag’ta kaldığımız günlerde hemen her yerde Andersen’in izlerini gördük. Kentin dar taş sokaklarında yürürken denizin tuzlu kokusuna karışan bir masal tınısı duyarsınız. Bu tını, yüzyıllar önce küçük bir kent olan Odense’den yola çıkıp Danimarka’nın başkentinde ölümsüzleşen bir yazarın adını fısıldar: Hans Christian Andersen.

1805’te doğan Andersen, genç yaşta tiyatro hevesiyle Kopenhag’a geldiğinde kimse onun dünya edebiyatının en tanınan masalcılarından biri olacağını bilmiyordu. Başlangıçta tiyatro ve şarkı söyleme hevesiyle girdiği bu kent, ona hem zorluk hem de ilham verdi. Kraliyet Tiyatrosu’nun taş duvarları, onun umut dolu adımlarına tanıklık ederken kent meydanlarının kalabalığı, Strøget gibi günün her saati hareketli caddeler gelecekte yazacağı masallardaki karakterlere ilham oldu.

Andersen’in İzinde Kopenhag’da Gezilecek Yerler

Kopenhag rahatlıkla yürüyerek gezilebilecek bir kent. Andersen’in izinde, sanatsal bir yürüyüş rotası adeta. Biz de öyle yaptık. Arşınladık Arnavut taşlı sokaklarını bu İskandinav başkentinin.

  1. Nyhavn Kanalı: Masalların doğduğu renkli ortam. Renkli evler ve kanallar arasında Andersen’in masallarının doğduğu yer. Renkli cepheleriyle ünlü bu liman bölgesi, Andersen’in yıllarca yaşadığı ve bazı masallarını kaleme aldığı yer. Andersen yaşamı boyunca Nyhavn bölgesindeki üç evde yaşamış. “Küçük Denizkızı”nın ilk satırları burada doğmuş. Nyhavn Kanalı ve çevresindeki mekânlar günümüzde hem fotoğraf tutkunlarının hem edebiyat meraklılarının uğrak noktası. Kaldığımız günlerde özellikle akşamları zamanımızı Nyhavn’da geçirdik. İlk gün hava, şemsiye yetmeyecek kadar yağmurluydu. Diğer günler, güneş güler yüzünü gösterdi de daha iyi gezdik gün batımından geceye dönene kadar kanal boyunu.

  2. Küçük Denizkızı Heykeli: Kentin ikonik simgesi. Nyhavn’dan sola dönüp kanal boyunca yürüdüğünüzde kıyıda yer alan bu bronz heykel, Andersen’in en bilinen masalının simgesi. Heykelin çevresi, sabahın erken saatlerinde sisli bir deniz fonuyla özellikle etkileyici. Kopenhag limanı, Andersen’in hayal gücünde bir başka dünyaya açılan kapıydı. Burada gördüğü balıkçı tekneleri, sisli sabahlar ve soğuk rüzgârlar, “Küçük Denizkızı” gibi unutulmaz anlatılara dönüştü. Bugün limanda yer alan Küçük Denizkızı heykeli, yalnızca Andersen’in masalını çağrıştırmaz, aynı zamanda Kopenhag’ın en önemli simgelerindendir. Şansımıza hava açıktı, biz de eksik kalmadık “Küçük Denizkızı” ile kendimizi fotoğrafladık.

  3. Kraliyet Tiyatrosu: Andersen’in tiyatro hevesi. Andersen’in tiyatro dünyasına dair umut ve hayallerini yeşerttiği yer. Kentin sanat dolu geçmişine ilk adımı burada atmıştı. Andersen’in gençliğinde oyuncu olma hayalleriyle girdiği bu kapı bugün hâlâ bale, opera ve tiyatro gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Biz sezon sonu olduğu için uzaktan fotoğrafladık tarihi mekânı.

  4. Tivoli Bahçeleri: Masal dünyası.

  5. 1843’te açılan bu ünlü eğlence parkı. Kentin merkezinde yer alıyor. Andersen’in masallarındaki büyülü atmosferi andırıyormuş. Dönme dolapların ışıkları ve çiçekli yürüyüş yolları, yazarın çocuk ruhunu yansıtan detaylar barındırıyormuş. Gitmeden fotoğraflarına bakıp bu yorumu yapıyorum gezmediğimiz için.

  6. Rosenborg Kalesi-Kralın Bahçesi ve Amalienborg Sarayı: Birer masal dekoru. Danimarka Kralının yazlık sarayı olarak yaptırılan Rosenborg Kalesi, bugün kentin en zarif tarihi yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Rönesans tarzındaki mimarisiyle dikkat çeken kale, hem dış cephesi hem de iç dekorasyonuyla ziyaretçilerine adeta zamanda yolculuk duygusu yaşatıyor. Saray, günümüzde Danimarka kraliyet mücevherlerinin ve taçlarının sergilendiği bir müze.

Kalenin hemen önünde yer alan Kralın Bahçesi ise Kopenhag’ın en eski ve en popüler parklarından biri. Yemyeşil çimenleri, simetrik düzenlenmiş yürüyüş yolları ve heykelleriyle hem yerel halk hem de turistler için huzurlu bir dinlenme alanı sunuyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında piknik yapan, kitap okuyan ya da sadece güneşlenen insanlarla dolup taşıyor. Biz de ayakkabılarımızı çıkarıp çimlere oturduk. Yemyeşil bahçede kitap okuyan, bir şeyler yiyip içen ve çimlere uzanmış onlarca kişi vardı.

Kopenhag’daki kraliyet yaşamının kalbi olan Amalienborg Sarayı, Danimarka Kraliyet Ailesi’nin resmi ikametgâhı olarak kullanılıyor. Bu saray kompleksi, sekizgen bir avlunun etrafına yerleştirilmiş dört ayrı konaktan oluşuyor. Yapı, Frederik Kilisesi’ne bakan konumuyla kentin en zarif noktalarından birinde yer alıyor.

Kopenhag’da görülmesi gereken yerler arasında en gösterişli duraklardan biri olan Amalienborg’u turistik açıdan cazip kılan bir diğer unsur ise her gün öğle saatlerinde gerçekleşen asker nöbet değişimi töreni. Kraliyet muhafızları, klasik üniformaları ve tören adımlarıyla tam bir seremonik görsel sunuyor. Biz de tanık olduk İngiliz askerlerini çağrıştıran giysili tören bölüğünün etkinliğine.

Kentin sarayları, parkları ve sokak lambaları, Andersen’in gözünde birer masal dekoruydu adeta. Tivoli Bahçeleri’nde dolaşırken Nyhavn’ın renkli evlerinin önünden geçerken ya da kalabalık caddelerde insanları izlerken yaşamın içindeki büyüyü biriktirdi. O büyü, onun kaleminden tüm dünyaya yayıldı masal oldu, öykü, roman oldu. Uzun yolculuklara çıktı gezi kitapları yazdı.

Bugün Kopenhag, Andersen’in adını yalnızca kitap sayfalarında değil, sokak tabelalarında, heykellerde ve hatta kafelerin menülerinde yaşatıyor. Kentte bir gün geçirirken bile, kendinizi onun masallarından birine adım atmış gibi hissedersiniz. Belki de bu yüzden, Kopenhag’da yürürken her köşe başında bir masal başlıyor gibi gelir insana.

Hans Christian Andersen’in Başlıca Yapıtları:

1829’da ilk önemli yapıtı sayılan “Holmen Kanalından Amager Adasının Doğu Ucuna Bir Yürüyüş”ü yayımladı. Hemen ardından “St. Nicholas Kilisesi Kulesi’nde Aşk” adlı vodvili ve bazı şiirlerini yayımladı.1832 yılına kadar şiir, oyun, gezi yazısı türlerinde ilk yapıtlarını verdi, 1832’de ilk librettolarını yazdı.

1833–1834’te Almanya, Fransa, İtalya’ya yaptığı büyük gezi sırasında Paris’te Heinrich Heine ve Victor Hugo, Roma’da Bertel Thorvaldsen ile tanıştı. Bu geziden sonra Doğaçlamacı, 1835 adlı ilk romanını ve Çocuklar için Peri Masalları, 1835 adlı peri masallarını yayımladı. 1830'ların ortalarından itibaren romanları Almanya’da büyük bir tiraja ulaştı; 1839’dan itibaren ise peri masalları şöhrete kavuştu. Köleliğin kötülüklerini anlattığı Melez, 1840 adlı oyunu Kraliyet Tiyatrosu’nda başarı kazandı.

1840–1841 yıllarında yaptığı Türkiye’yi de içeren gezisinin ardından ilk gezi kitabı olan Bir Şairin Çarşısı, 1842’de yayımladı.

Romanları 1845’te İngilizceye çevrilmeye başladı; peri masalları ve romanları hem İngiltere’de hem ABD’de başarı elde etti. Peri masalları 1848’de Fransızcaya çevrilmeye başladı. Ünü ilerleyen yıllarda tüm dünyaya yayıldı.

Andersen, otobiyografisini 1855’te Hayatımın Öyküsü adıyla yayımladı. 1857’de İngiltere’ye seyahat etti ve ünlü yazar Charles Dickens’ın evinde kaldı. Gezilerine İspanya ve Portekiz ile devam etti.

Andersen’in yazdığı 156 masal arasında dünya çapında olan en ünlü 30 masal şunlardır:

· Çakmak (1835)

· Küçük Klaus ve Büyük Klaus (1835)

· Küçük Prenses ve Bezelye Tanesi (1835)

· Küçük İda’nın Çiçekleri (1835)

· Parmak Kız (1835)

· Yol Arkadaşı (1835)

· Küçük Deniz Kızı (1837)

· Kralın Yeni Giysisi (1837)

· Kurşun Asker (1838)

· Cennet Bahçesi (1839)

· Uçan Sandık (1839)

· Leylekler (1839)

· Ole Lukoie (1841)

· Akıllı Çoban (1841)

· Karabuğday (1841)

· Bülbül (1843)

· Topaç ile Top (1843)

· Çirkin Ördek Yavrusu (1843)

· Çam Ağacı (1844)

· Yaban Kuğuları(1838)

· Karlar Kraliçesi (1844)

· Örgü İğnesi (1845)

· Elverhøi (1845)

· Kırmızı Dans Pabuçları (1845)

· Çoban Kızı ve Baca Temizleyicisi (1845)

· Kibritçi Kız (1845)

· Gölge (1847);

· Eski ev (1848)

· Mutlu Aile (1848)

· Yakalık (1848)

AKIN ERSÖZ

📍 akin-ersoz.lovable.app


메타데이터
post_id
70bba79c9bcb
slug
andersenin-masallarının-kenti-kopenhag-70bba79c9bcb
url
https://medium.com/@aaersoz/andersenin-masallar%C4%B1n%C4%B1n-kenti-kopenhag-70bba79c9bcb
canonical_url
https://medium.com/@aaersoz/andersenin-masallar%C4%B1n%C4%B1n-kenti-kopenhag-70bba79c9bcb
author_url
https://medium.com/@aaersoz
status
ok
fetched_at
2026-07-12 01:44:19