← Back to list

İçsel Evimin Odaları: Mutfakta Pişen İlişkiler

Pinhani’nin bir şarkısı var:  “Yakın olmanın zor olduğu ortada  Uzak olmak her zaman en kolay  Ama en zoru yalnız olunca” der bu şarkıda…

Cansu Saridere in Türkçe Yayın · 2026-01-14 14:33 · 0 claps · 3.3 min read
#ilişkiler #kırılganlık #içsel-yolculuk #samimiyet #türkçe
Open on Medium ↗

İçsel Evimin Odaları: Mutfakta Pişen İlişkiler

Pinhani’nin bir şarkısı var: “Yakın olmanın zor olduğu ortada Uzak olmak her zaman en kolay Ama en zoru yalnız olunca” der bu şarkıda. Evet “Yitirmeden”

Bu şarkıyı ilk dinlediğim zamanlar “Uzak olmak nasıl en kolayı olabilir ki” diye düşünürdüm. Bu soruyu öyle merakla sormuş, sorunun karşısında öyle dimdik durmuş olacağım ki hayat, sorunun cevabını anlayacağım bir zemine yerleştirdi beni.

Uzak ama hala bağ içerisinde olduğumuz tüm ilişkilerde arada kimsenin kolay kolay bozamayacağı, fiziksel mesafe ile gelen duygusal ve zihinsel bir özgürlük alanı var. O an çok öfkelensen bile mesela, telefonu kapatıp üç derin nefes alabilirsin, sakinleşmeyi ve sonra konuşmayı, hatta konuştuklarını defalarca gözden geçirmeyi seçebilirsin. Çok sık bir araya gelemediğinizi düşündüğün kişilerle birlikteyken, olumsuz bir olay/durum olsa bile, o anı kirletmemeyi isteyip duygusal ya da zihinsel çöpünü kendi içinde bırakabilirsin.

Paylaştığınız zamanın kısıtlı olduğunu bildiğin için o an kendi gerçekliğini gizleyen bir nezaket maskesi takabilirsin. Nasılsa birazdan kendinle baş başa kalıp o maskeyi çıkaracak ve hayatı biraz daha delikanlı yaşayangillerdensen çıplak yüzünle aynaya uzun uzun -ya da dayanabildiğin kadar- bakacaksın.

Mesafenin doğurduğu özlem, diğer tüm negatif duyguların üzerinde horon tepebilir. Bu negatif duygular çözülmedikçe orada kalmaya devam etse de sen ya da karşındaki, ayakta kalan baskın duyguyu merkeze alarak yaşayabilir. En azından bir süre daha…

“Ama en zoru yalnız olunca”

Kesinlikle! Bunu hiç sorgulamadım bile. İnsan kendi yerini, anlamını öteki ile buluyor. Yalnızlık içsel evimizin tuvaletleri gibi. Aynaya bakmamak, kendinle göz göze gelmeyip saçını başını düzeltmeden çıkmak mümkün değil bir kere. Bazıları oraya kötü olanları bastırması için mis gibi kokular sıkabilir ama nihayetinde herkes yaşanmışlıklarının dışkısını bir yere bırakmalı. Sıcacık, uzun bir duş ile rahatladığın ve temizlendiğin yer de orası. Atığımızı bıraktığımız yer ile tazelenip temizlendiğimiz yer bu içsel tuvaletimiz, yani yalnızlığımız bence. Her gün oraya uğramalı ama çok da uzun kalmamalıyız. Bir noktada tüm bu dışkılama sürecine rağmen yeniden beslenmek isteyeceğiz.

İşte beslendiğimiz yer yakın ilişkiler. Yakın ilişkilere yaklaşımımız, içsel evimizin mutfağını oluşturuyor bence. Her mutfakta bir musluk, bir ocak olur. Kiminin musluğu bozuktur, ya çok akar duygusu -kontrolsüz, şarıl şarıl- ya da çok seyrek. Bazı musluklar hem az akar hem de filtresi kireçlendiğinden -zamanında temizlenemeyen sağlıksız duygular birikmiş olmalı- sağdan soldan olmayacak yerlerden akıtır, düz bir çizgide akamaz. Kiminin ocağı -öfkesi- harıl harıl yanar, başında durup kontrollü pişirirseniz öfke çok düzenleyicidir ama iki saniye başınızı çevirirseniz o afiyetle yemeyi planladığınız güzelim yemek oracıkta yanar. Kiminin ocağı az ateş verir, bekler durursunuz, siz orada artık bir yemeğin olduğunu bile unutursunuz ama o kadar zaman geçmiştir ki yemek yine yanmıştır.

İçsel mutfağımızda, salonumuzda ağırlayacağımız misafirlerimize, yakınlarımıza hazırlığımızı yaparız. Mutfak aktif bir alan, her zaman temiz tutmak mümkün değil. O yemekler pişerken etraf bir dağılacak mutlaka. Ama annemin de hep dediği gibi bir yandan yemek yaparken bir yandan da küçük küçük toplarsam sonrasında işim daha kolay olur. Tabii temizliğe dalıp yemekleri ocakta yakmayayım.

Şimdi özenle hazırladığın bu yemekleri, salondaki yemek masasına dizdin. Peçetesi, içeceği, baharatları, misafirin önemine göre seçtiğin tabak takımları, her şeyiyle, her şeyinle oradasın. Misafir ne kadar yabancıysa, özen o kadar büyük oluyor değil mi? En azından bende öyle oluyor. Halbuki o tabakları, o rengarenk kaliteli peçeteleri en yakınlarıma kullansaydım…

“Neredeyse her gün zaten yemekte bendeler” diye kademeli olarak özenimi azalttığım herkesten özür dilemek istiyorum. En güzel tabaklar, bardaklar, peçeteler sizin için çıkmalıydı ama bu ucundan hafif kırık, kullanılmaktan çizilmiş eski tabaklar, daha ucuza aldığım ve bol miktarda bulunan bu peçetelerden de var mutfağımda ve bunları size bile çıkaramıyorsam kime çıkarabilirim ki?

En güzel malzemelerim sınırlı sayıdaydı ve dün akşam gelen misafirlere çıkardım, hepsi bulaşık makinesinde. Bulaşık makinesi yarı boş olduğu için çalıştırmadım çünkü su ve enerji israfı. Dünkü misafir yorgunluğuma rağmen sizi bugün de ağırlamak istedim ama verebileceklerim bunlar. Hoş göremez misiniz?

Sizi daha az önemsediğim için değil, sizin samimiyetinize ve kabulünüze daha çok inandığım için bu böyle. Yemeğimi seviyorsunuz, sevmeseniz burada olmazdınız. Normalde tuzu fazla atardım, tansiyonunuz var diye azalttım, böyle az olduysa da şikayet etmek yerine siz ekebilirsiniz. Bana yeni bir tabak takımı almayı da seçebilirsiniz. Bulaşık makinemin durumuna bağlı olarak onları çıkaramadığım günler de olabilir ya da sadece sizin için kullandığım, kirli olsa bile o kadar mutfak curcunasının içinde ellerimle yıkadığım özel misafirlerim olabilirsiniz.

Yine de o tabaklar, atmayı seçemediğim sürece -belki elimdeki kaynakların yetersizliğinden ya da öyle olacağı korkusundan- mutfağımda. Her gün masamdaysanız, her gün aynı tabakları çıkaramayabilirim.

“Yakın olmanın zor olduğu ortada”

Benim ev sahipliğimi kırık/çizik tabaklarım ve ucuz beyaz peçetelerimle de tüm kalbinizle kabul edebilir misiniz?

Ahh evet, yatak odasını unuttum. Orası sadece, sizi tüm maskelerinizi ve makyajınızı çıkardığınız zaman da seveceğine inandığınız ya da inanmak için kendinizi kandırdığınız, ıssız bir adaya düşseniz “ben burada seninle hayatta kalırım/kalmak isterim üstüne başka hayatlar/anlamlar da katarım” dediğiniz kişi ile paylaştığınız filtresiz oda. Küçük bir kız çocuğunun üzerine yetişkin kadın kıyafetini giyip savunmasızlığınızla gücünüzü/olgunluğunuzu üzerinizde taşıyarak içsel mutfağınızın sebze-meyvelerini toplamak için başka katmanlara indiğiniz rüyalara geçiş yeri yatak odası.

Ama benim ev sahipliğimi kırık/çizik tabaklarım ve ucuz beyaz peçetelerimle de tüm kalbinizle kabul edebilir misiniz? Onu söyleyin.


메타데이터
post_id
74dfc4adb4eb
slug
i̇çsel-evimin-odaları-mutfakta-pişen-i̇lişkiler-74dfc4adb4eb
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87%C3%A7sel-evimin-odalar%C4%B1-mutfakta-pi%C5%9Fen-i%CC%87li%C5%9Fkiler-74dfc4adb4eb
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87%C3%A7sel-evimin-odalar%C4%B1-mutfakta-pi%C5%9Fen-i%CC%87li%C5%9Fkiler-74dfc4adb4eb
author_url
https://medium.com/@cansug49
status
ok
fetched_at
2026-08-20 17:54:32