Şemsettin Abilerin alt katı ama çaprazı
Yaklaşık bir senedir bitiremediği kitabı okumak üzere kalın ciltli kapağını kaldırırken telefonu çalmaya başladı. Hemen açtı. Telefonun…
Şemsettin Abilerin alt katı ama çaprazı
Yaklaşık bir senedir bitiremediği kitabı okumak üzere kalın ciltli kapağını kaldırırken telefonu çalmaya başladı. Hemen açtı. Telefonun öbür ucundaki ses tanıdıktı. Her günkü gibi hal hatır sormaya arayan babasının sesiydi ama bir hayli keyifsiz bir ses tonu vardı. Karşılıklı sürpriz barındırmayan napıyorsun, nasılsınlardan sonra hızlıca meseleye geldi babası. İki haftadır hastanede tedavi gören Eczacı komşuları rahmetli olmuştu. Henüz evdekilerin haberi yoktu. Ağlamaklı oldu. Eşi ve çocukları da aynı salgın hastalıktan dolayı evde karantinadaydı. Büyük oğlu kendisiyle, ortanca kız kız kardeşiyle, küçük oğlu ise neredeyse erkek kardeşiyle yaşıttı.
Şimdi orada oturmuyor ama bu İstanbul’da oturdukları ikinci apartmandı. Önce bilinmeyen bir zamanda ilk oturdukları apartmanda Vehbi Amca ölmüştü. Apartman yöneticisinin eşi. Annesi temizliğe gittiği ve bayramlarda tek tek hepsinin elini öpmeye çıktıkları için o ilk apartmana dair bütün detayları tek tek hatırlıyordu. Vehbi Amca tekerlekli sandalyede yaşıyordu. Yönetici olan eşi Aliye Teyze ise çalıştığı tekstil firmasından sık sık okul üniformaları ve eşofman takımları getirirdi ona. Çok da severlerdi onu. Gel zaman git zaman Vehbi Amca öldü. Sonra yine hatırlamadığı bir zamanda yöneticinin yan dairesindeki Kemal Amca öldü. İlk bisikletini o almıştı. Kırmızı. Şimdi o avangard denilen salon takımıyla ve o dönem yuvarlak logosunun çalınması moda olan arabayla yalnız kalmıştı Türkan Teyze. Yine bilinmeyen bir zamanda emekli olmuştu Aliye teyze. Türkan Teyze, saçları cumhuriyet sarısı ve parlak. Hem komşu hem yol arkadaşı oldular birbirlerine. Faturalarını ödemeye, alışverişe beraber gidip gelmeye başladılar. Ufak ufak adımlarla… Artık günde iki defa servis yapan babası yoktu yanlarında; kazana kömür atan, oda büyüklüğünde su depolarını temizleyen.
Barış Manço’yu izleyen son nesil olduğunun farkında olmadan bir yandan kahvaltısını yaparken diğer yandan Barış Manço’nun çocuk programlarını izliyordu. Derya Teyze’nin mutfağında. Annesi temizliğe başlamıştı. Aynı apartmanın son katı. Yüksek katlardan dışarıyı izlemek keyifliydi ama çekingen olduğu için anca koltuğa oturmaya giderken hayran hayran bakardı dışarıya. Derya Teyze’nin eşi, babası gibi koyu Beşiktaşlı. Aynı zamanda Beşiktaş kongre üyesi. Ağzı dolu dolu bir şeyler anlatırdı hep. Babasıyla sıkı dostlar. Onlar apartmandan taşındıktan sonra İbrahim Amca’nın da öldüğünü duydu. Derya Teyze’nin saçları bembeyaz artık.
Derya Teyzelerin tam karşısı, yine son kat. Saadet Ablaların evi. Evde sarı tekir bir kedi olduğunu ve her şeyin üzerinde üç parmak toz olduğunu hatırlıyor. Evde her şey eski; tablolar, nü biblolar, yoğun sigara dumanı. Sanat okuyan kızları Sanem abla. Bilgisayarları vardı! Bir sürü ansiklopedi. Onu en çok heyecanlandıran ve meraklandıran ev oydu. Sahildeki tarihi simit fırının sahibi Fuat Abi. Hafif uzun sarı saçları ve bıyıklarıyla. Camel’ın Camel olduğu zamanlar günde üç paket içerdi. O askerdeyken ölmüş Fuat Abi de. Fotoğrafını asmışlar fırına. Her geçtiğinde bakıyor.
Büyükşehirlerde kömür kazanları bir bir kalkmaya başlayınca onlara da diğer köylüleriyle beraber yol gözüktü. Yolun karşı tarafındaki apartmana taşındılar. Orada henüz kömür kazanları kalkmamıştı. Döküm kaloriferler cayır cayır yanıyordu. Sonradan hayatında önemli bir yer edinecek olan sanayiye ilk defa ikinci apartmanın son katındaki Şemsettin Abi vesilesiyle gitmişti. Koca bir demir yığını hiç durmadan sarsıcı bir kuvvet ve ses ile inip kalkıyordu. Dayanılacak gibi değildi. Üç saat çalıştı ve yıllar sonra hemen yan dükkanda işe başlayacağı zamana kadar buradaki kariyerine son verdi. O demir tozunun ve isinin içinde çok da sigara içerdi. Önce sesi kesildi, boğazını deldiler. Sonra sanayiye gidemez oldu. Sonra o da öldü. Salgın hastalık dolayısıyla cenazesine gidemedi kimse.
Şemsettin Abilerin alt katı ama çarpazı. Eczacı olan. Akşamları işten gelince mutlaka hal hatır sorar, iyi akşamlar dilerdi. Tanışıklıkları uzun yıllar bu seviyede devam etti. En küçük oğluyla beraber nikahına da gelmişti. Sevecen, işinde gücünde bir aileydiler. Onulmaz bir salgın hastalığa yakalandı Serif Amca. İki hafta verdiği mücadelenin ardından yenik düştü hastalığa. Ondan önce onların alt katındaki Fatma Abla’nın eşi de ölmüştü. Bu akışı sadece dedesi bozmuştu. Babanesinden sonra ölmüştü.
Günün sonunda ufak erkek kardeşi arkadaşlarıyla apartmanın bahçesinde toplanmış, babasını kaybeden arkadaşlarının odasına bakıyorlardı. Odanın ışığı yanıyordu. Birkaç saat sonra bir sosyal medya paylaşımı yapmıştı arkadaşları; Hep böyle gül, seni çok seviyorum. Mekanın cennet olsun, Canım Babam.
메타데이터
- post_id
- 756c2f6faa04
- slug
- şemsettin-abilerin-alt-katı-ama-çaprazı-756c2f6faa04
- url
- https://medium.com/@lanbarok/%C5%9Femsettin-abilerin-alt-kat%C4%B1-ama-%C3%A7apraz%C4%B1-756c2f6faa04
- canonical_url
- https://medium.com/@lanbarok/%C5%9Femsettin-abilerin-alt-kat%C4%B1-ama-%C3%A7apraz%C4%B1-756c2f6faa04
- author_url
- https://medium.com/@lanbarok
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-28 15:41:11