← Back to list

Mekan Sosyolojisi Bağlamında Kent ve Köy Merkezli Cemevi Karşılaştırması / Kütahya Örneği

Giriş

Sosyoloji Notları · 2016-12-23 06:59 · 1 claps · 12.5 min read
#mekan-sosyolojisi #kütahya #alevilik #cemevi #i̇slam
Open on Medium ↗

Mekan Sosyolojisi Bağlamında Kent ve Köy Merkezli Cemevi Karşılaştırması / Kütahya Örneği

Giriş

Bu çalışma, Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Bölümü, Yüksek Lisans Programı öğrencilerinden **Talha Dereci, [Özlem Kuyu](https://www.facebook.com/ozlem.kuyu1) ve [Melis Doğramacı](https://www.facebook.com/profile.php?id=100008128054241) tarafından 2016–2017 eğitim ve öğretim döneminde Yrd. Doç. Dr. [Esra Işık](http://fef.dpu.edu.tr/index/sayfa/1476/akademik-kadro) danışmanlığında yürütülen Mekan Sosyolojisi** dersi kapsamında hazırlanmıştır.

Çalışmada, biri kent merkezinde diğeri köy merkezinde olmak üzere Kütahya ilinde yer alan iki cemevi mekan sosyolojisi bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; mekan sosyolojisine giriş niteliğinde teorik bir çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde ise genel hatlarıyla bir mekan olarak cemevi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Muharrem Ayı kapsamında, Alevi bir ailenin evinde yapılan iftar programı ve sonrasında kent merkezinde gerçekleştirilen bir cemevi ziyareti ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde köy merkezindeki cemevi gözlemlenmiş ve kent merkezinde yer alan cemevine kıyasla mekansal anlamda benzerlik gösterip göstermediği ve ne gibi toplumsal ilişkileri barındırdığı ele alınmıştır. Ve sonuç bölümünde, gerçekleştirilen her iki gözlem sonrasında edinilen tecrübeler, mekan sosyolojisi bağlamında değerlendirilmiştir.

Kent merkezinde yer alan cemevi. Duvarlarda yer alan siyasi ve dini ikonlar hemen hemen tüm cemevlerinde rastlanılan bir durum. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Kent merkezinde yer alan cemevi. Duvarlarda yer alan siyasi ve dini ikonlar hemen hemen tüm cemevlerinde rastlanılan bir durum. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Bölüm I: Mekan Sosyolojisinin Teorik Çerçevesi

Sosyolojinin alt dallarından biri olan mekan sosyolojisi henüz gelişmekte olan yeni bir alandır. Kent çalışmaları ile iç içe olsa da kendi özerk alanını inşa etmeye ve özgün çalışmalar ortaya konulmasına zemin hazırlamaktadır.

Mekan kavramına ilişkin araştırmalar, toplum bilimlerinde ve kültürel çalışmalarda oldukça yeni sayılabilir. Akademik dünyada mekan tartışmalarının arttığı görülmektedir, bu özellikle postmodern ve post-yapısalcılık tartışmaları ile birlikte ivme kazanmıştır. Mekan kavramı aslında sadece toplum bilimlerinde değil daha farklı pek çok disiplinde de tartışılan bir kavramdır. Mekan, diğer yandan çalışılması zor bir kavram olarak karşımızda durmaktadır. Bunun temel nedeni mekanın bireyi, toplumu ilgilendiren her şeye zemin olması ve yeryüzündeki her olay ve olgunun gerçekleşmesinin ön koşulu olmasında yatmaktadır (Ertürk, 2013: 1).

Toplum bilimlerdeki kuramların çoğu, insan etkinliğini zaman-mekan içerisinde bir değerlendirme ile beraber ele almaktadır. Bunun nedeni ise, insan etkinliğinin mutlaka zaman-mekan içinden geçişi kapsamasıdır (Urry, 2015: 103).

Günümüzde ise klasik anlamda bir mekanın artık bulunmadığını ifade etmek gerekir. Gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak sınırların ortadan kalkması, insanın mekana bakış açısını değiştirmiştir. Bu bağlamda çok uzak mesafeler insanın bir tuşa basmasıyla yok olmaktadır. İnsanlar dünyanın her yerindeki insan ve yerle anlık olarak iletişim sağlayabilmektedir. Bu gelişmelerden ötürü modern ve post-modern bireyin mekan anlayışı, geleneksel dönem insanının mekan anlayışından ayrışmıştır. Mekan sosyolojisi tam da bu ayrışma noktasında su yüzüne çıkmaktadır. Mekanın değişmesi toplumu, toplumun değişmesi mekanı karşılıklı etkileşime sokmuş ve mekanın yeniden üretilmesi meselesi gündeme gelmiştir. Mekan sosyolojisi, mekanın ve yeniden üretimi ve toplumun bu yeniden üretilmiş mekanlarda nasıl bir hayat sürdüğü, ondan nasıl etkilendiği ve nasıl biçimlendirdiği ve dönüştürdüğünü ortaya koymaya çalışır.

Mekan sosyolojisi ele alındığında söz konusu biçimlendirme ve dönüşümlerin yanında Lefebvre’nin “mekanın üretimi” kavramına değinmek yerinde olacaktır. Kapitalist bir toplumda mekanın üretiminin nasıl gerçekleştiğini kapsamlı bir biçimde suna Lefebvre algılanan, tasarlanan ve yaşanan mekanı, toplumsallığın üç boyutuyla yani; mekansal pratik, mekan temsilleri ve temsil mekanları aracılığıyla kurmaktadır. Bu üç kavram arasındaki üçlü diyalektik; akışkan bir şekilde mekanın yeniden üretildiğini belirtmektedir. Mekanın bu kavramlarla bağlantılı yeniden üretimine çalışmanın sonuç kısmında cemevi özelinde değinilmektedir.

Bölüm II: Bir Mekan Olarak Cemevi

Cemevi, Yıldırım’ın tanımlamasıyla (2012: 158) Alevi topluluk üyelerinin dini ihtiyaçlarının karşılanabilmesi, sosyo-kültürel değerlerinin yasatılması suretiyle kimlik ve değerlerinin korunması ve kente entegrasyonlarının sağlanması gibi amaçlara hizmet eden bir ibadethane ve yaşam alanıdır. Sözlük anlamına bakıldığında “cem” kavramı toplama, bir araya getirme anlamını taşır (Nişanyan, 2015). Aynı zamanda cem kavramı Alevi topluluğunun ibadetidir. Bu iki anlam birlikte düşünüldüğünde cemevi; mensuplarının bir araya gelerek cem ibadetleri ve dini ritüellerinin gerçekleştirildiği bir mekandır.

Bir mekan olarak cemin ve cemevinin tam anlamıyla anlaşılabilmesi için “dede, can, yol, erkan, usûl, talip, musahiplik, semah, sema, ayin…” gibi kavramların tanımlanması gerekmektedir. Fakat bu tanımlamalar bu çalışmanın kapsamında olmaması sebebiyle dile getirilmeyecektir.

Cemevi bir ibadethane olmanın yanı sıra, Aleviliğin tarihinin, edebiyatının ve inanç pratiklerinin öğretildiği bir okul ve aynı zamanda topluluk içi hukuki meselelerin de çözümlendiği yaptırım gücüne sahip kutsal bir kurumdur. Cemevinin oluşumunda cem ibadetinin etkisi büyüktür. Geçmişte cem ibadetinin yapıldığı mekanlara bakıldığında dedelerin kendilerine bağlı köylerdeki taliplerini ziyareti ve köydeki evlerden birinin cem töreni için hazırlandığı görülmektedir. Bu ziyaretler sırasında, dede bir yere geldiğinde, peyik (davetçi) adı verilen bir kişi ev ev dolaşarak dedenin geldiğini ve cem töreni yapılacağını canlara haber vermektedir. Cem töreni için de cemaatin sığabileceği büyük bir salon seçilir. Bu salonlar genellikle köyde bilinen belirli yerlerdir.

Anadolu’da cemlerin yapıldığı ibadet yerlerinin tarihi, cem ibadetinin tarihine kadar götürülebilir. Cumhuriyetin kurulmasıyla başlanan ulus inşası devamında bir dizi toplumsal dönüşümlere de yol açmıştır. Tek parti dönemindeki birtakım uygulamalar (halifeliğin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Diyanet İşleri’nin kurulması vb.) cemevlerinin tarihsel gelişiminde rol oynamıştır. Aynı zamanda çok partili hayata geçişle birlikte başlayan sosyo-kültürel, ekonomik ve demografik değişimler de gerek Alevi topluluklarını gerekse cemevlerini etkisi altına almıştır. Bu bağlamda Alevi toplulukları, kırdan kente göç etmeye başlamışlardır. Buralarda kendi kültürlerini yaşatmak, ritüellerini rahatça yapmak için farklı isimlerle dernek, vakıf ve kültür merkezleri kurmuşlardır.

Cemevinin “cemevi” olarak kurumsallaşması, 1970’lere tekabül etmektedir. Söz konusu kurumsallaşma aslında bir gayri resmi kurumsallaşmadır. Zira cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar hiçbir dönemde devlet nezdinde bu mekanlar resmi statüye sahip bir ibadethane olarak görülmemiştir.

Bölüm III: Muharrem Ayı İftar Programı ve Kent Merkezindeki Cemevi Ziyareti

Çalışmanın sahaya yansıması, 27 Ekim 2016 Perşembe akşamı Kütahya ili merkez ilçesi Meydan Mahallesi’nde ikamet eden Alevi bir ailenin (Ahmet ve Fatma Ersöz Ailesi) evinde iftar programına katılarak başlamıştır. 1,5 saatlik görüşme sonrasında görüşmelere yemek masasında devam edilmiş, yemek ve sonrasında geçirilen görüşmelerle birlikte evde yaklaşık olarak 2 saat 45 dakika gözlem imkânı elde edilmiştir.

Gerek iftar öncesi gerekse iftar sonrasında yapılan görüşmeler ağırlıklı olarak Alevilik inancının ne olduğu, ne gibi ritüellerle yaşandığı, toplumda Alevilik hakkında oluş(turul)an yaygın anlayış ve görüşlerin neler olduğu üzerinedir.

Evliya Çelebi Mahallesi’nde bulunan Cem Kültür Evi ziyaretinde dikkati ilk çeken şey beklenilen ve farklılığını yansıtacağı düşünülen bir ibadethane mimarisinin olmayışıdır. Bina bodrum kat dahil toplamda 3 katlıdır. İbadethanelerin (cami, kilise, havra) fiziksel görünümlerinden farklı olarak, dini statüyü gösterir semboller bina dışına yansımamıştır. Fakat binanın girişinde cemevi olduğunu gösterir bir tabela bulunmaktadır.

Kent merkezindeki cemevi, dernek statüsü altında faaliyetlerini yürütmektedir. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Kent merkezindeki cemevi, dernek statüsü altında faaliyetlerini yürütmektedir. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Yine binaya girişte avlu kısmında sağ tarafta Alevi topluluğu için önemli bir ikon olan Ali’nin, “Asıl yetimler anne ve babadan değil ilim ve irfandan yoksun olanlardır.” sözünün yer aldığı görülmüştür. Binanın dış cephesinde, bulunulan şehre özel bir sanat olan çinicilik sanatının kullanıldığı ve binanın bu yolla daha estetik bir görüntü almasının sağlandığı gözlemlenmiştir.

Binaya girdikten sonra, girişteki kolonlarda birtakım çerçeveletilmiş metinler görülmüştür. Bunlardan ilki Mustafa Kemal Atatürk’ün kaleme aldığı Gençliğe Hitabe metni ve diğeri de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’dir. Bu iki metni, Alevi toplumunun siyasi görüşlerinin ve hassasiyetlerinin mekanı nasıl biçimlendirdiğine yorabiliriz.

Cemevinin girişinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ile “Gençliğe Hitabe”nin bir arada bulunduğu görülmüştür. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Cemevinin girişinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ile “Gençliğe Hitabe”nin bir arada bulunduğu görülmüştür. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Girişte tam karşıda ise yine Alevi topluluğu için önemli bir ikon isim olan Hacı Bektaş-i Veli’nin “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” sözü ile hemen yanında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözlerinin yer aldığı gözlemlenmiştir. Girişte yer alan bu simgesel temsillerin varlığı; mekanın önemli ikonlar vasıtasıyla dinsel, siyasal ve kültürel anlamda biçimlediğini göstermektedir. Bu anlamda mekanın, dinsel öğretilerle ideolojik fikirlerin bir araya gelmesiyle oluşmuş ikili bir yapı olarak meydana geldiği (yeniden üretildiği) gözlemlenmiştir.

Dini bir ikon olan Hacı Bektaş-i Velî ve siyasi bir ikon olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ilim konusundaki ortak özdeyişleri cemevinin girişinde yer almaktadır. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Dini bir ikon olan Hacı Bektaş-i Velî ve siyasi bir ikon olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ilim konusundaki ortak özdeyişleri cemevinin girişinde yer almaktadır. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Girişteki zemin katta, binanın sol kısmında, soldan sağa doğru sırasıyla; başkan odası, sekreter odası, kütüphane, kütüphane içinde gençlere ayrılmış bir sohbet odasının bulunduğu, binanın sağ kısmında ise soldan sağa doğru sırasıyla cem odası, dede odası, vestiyer ve mutfak bulunduğu gözlemlenmiştir.

Başkan odasında dikkat çeken ilk şey duvarda kadın ve erkeklerde ayrı olmak üzere (dernek) yönetim kurulu üyelerinin fotoğraflarının bulunmasıdır. Bu durum, Alevilik öğretisindeki ibadethane ve yaşam alanında camilerden farklı olarak kadın ve erkeğin birlikte bulunmasına bağlanabilir. Bir başka dikkat çeken öge ise başkanın bulunduğu makamın bir devlet dairesi gibi dizayn edilmiş olmasıdır. Başkanın bulunduğu makamda, üzerinde bilgisayarın, bayrağın bulunduğu bir masa, bir makam koltuğu, başkanın arkasında bir pano ve Atatürk tablosunun bulunduğu gözlemlenmiştir. Böylesi bir mekan tasvirinin, bu mekanların devlet nezdinde resmi olarak bir ibadethane olarak kabul edilmesindense, dernek statüsü konumunda bulunmak zorunda olmasından kaynaklı olduğu düşünülmektedir.

Dede Odası olabildiğine sade, küçük bir yer olarak karşımıza çıkmaktadır. Küçük ve sade olmasının sebebi, dedenin bu odada küsleri, dargınları yüzyüze getirip, dertlerini dinlemesi ve onların barışmasını sağlamasıdır. Bu anlamda işlevsel bir önemi vardır. Dede odası hakkında, dernek başkanı Niyazi Togan ile kısa bir söyleşi gerçekleştirilmiştir.

[embed]Kütahya Hacı Bektaş-ı Velî Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Niyazi Togan ile cemevindeki dede odası üzerine kısa bir söyleşi. | Kamera: Talha Dereci — Kasım 2016

Cem odası, dikdörtgen bir şekle sahip geniş bir odadır. Burada hep birlikte bağlama çalınır, semah dönülür ve ibadetler gerçekleştirilir. Odaya girişten itibaren dikkat çeken şeyler, duvarlardaki dini ve siyasi figür ve ikonlardır. Diğer bir önemli detay ise ise ibadet anında erkek ve kadınların yüz yüze gelecek şekilde karşılıklı oturmalarıdır. İlaveten, yaşlılar veya uzun süre yerde oturamayacaklar için cem odasına sedir yerleştirilmiştir. İbadethane, insanın faydasına göre pratik bir hâl alıp biçimlendirilmiştir.

Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Binanın bodrum katında olan bölümler ise gasilhane, kurban kesim yeri, kantin, yemekhane ve lavabodur. Gasilhane ve kurban kesim yerinin varlığı ile bina içinde gençlere ayrılmış bir sohbet odasından mutfağına kadar birçok faaliyet gösteren bölümlerin varlığı, Cem Kültür Evi’nin yalnızca bir ibadethane değil bir yaşam alanı olarak tasarlandığını göstermektedir.

En üst katta bulunan düğün salonu ise, derneğin resmi olarak işlettiği ve giderlerini bu ticari faaliyet sonucunda elde ettiği gelirle karşılamasını sağlayan bir bölümdür. Böylesi bir ticari faaliyet mekanizması, tüm cem evlerinde bulunmasa da böylesi bir uygulamanın varlığı, söz konusu cem evlerinin devletten herhangi bir mali destek almamasıyla bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Camilerde vatandaşlardan toplanan gönüllü bağışlar ile bu durum benzerlik göstermektedir.

Cemevinde, ibadet anında erkek ve kadınlar yüz yüze gelecek şekilde karşılıklı otururlar. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Cemevinde, ibadet anında erkek ve kadınlar yüz yüze gelecek şekilde karşılıklı otururlar. | Fotoğraf: Talha Dereci — Kasım 2016

Bölüm IV: Köy Merkezindeki Cemevi Ziyareti

Tekke Köyü, 10–12 haneli küçük bir yerleşim yeri. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Tekke Köyü, 10–12 haneli küçük bir yerleşim yeri. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Çalışmanın ikinci aşamasında, 21 Aralık 2016 Çarşamba günü, Kütahya il merkezine 10 km. uzaklıkta bulunan Çamlıca mevkiindeki Tekke Köyü’ne, cemevinin dedesi Ali Ordukaya ile söyleşi yapmak ve söz konusu köydeki cemevini gözlemlemek üzere ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Tekke Köyü 10–12 haneden oluşan, geçimini tarım ile sağlayan ve orman ile iç içe bulunan küçük bir yerleşkedir. Köyde karşılaşılan ilk durum; yaygın olarak şekillenen, kıraathane ve muhtarlıktan oluşan bir köy meydanının bulunmayışıdır. Söz konusu köyde cemevinin bulunduğu türbe ile köy çeşmesi, meydanı oluşturan simgeler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tekke Köyü’ndeki cemevi, Seyyit Ali Sultan Türbesi ile birleşik halde tasarlanmış. Ali Ordukaya (73) köydeki cemevinin dedesi. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Tekke Köyü’ndeki cemevi, Seyyit Ali Sultan Türbesi ile birleşik halde tasarlanmış. Ali Ordukaya (73) köydeki cemevinin dedesi. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Kent merkezinde yer alan cemevinin dış mimarisinde bir ibadethane olduğunu gösteren tek şey tabelası iken köy merkezinde tabelaya dahi rastlanmamıştır. Buradaki mimari yapılanma, birbirine bağlantısı olmayacak şekilde Seyyit Ali Sultan Türbesi ile birleşik halde tasarlanmıştır. Cemevi, söz konusu türbenin arkasında yer alacak şekilde konumlanmıştır.

Köy merkezindeki cemevinin girişi. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki cemevinin girişi. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Cemevine girildiğinde dikkat çeken ilk şey kent merkezindeki cemevinin resmî ve bürokratik havanın köydeki cemevine yansımamış olmasıdır. Köydeki cemevinde, kentteki cemevinde bulunan başkan odası, sekreter odası, kütüphane, sohbet odasının bulunmadığı, yalnızca dede odası, cem Odası, mutfak ve yemekhanenin bulunması sebebiyle; devlet dairesi havasından çıkıp tam anlamıyla bir ibadethane görüntüsü çizdiği gözlemlenmiştir.

Köy merkezindeki dede odası. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki dede odası. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Dede Odası tıpkı kent merkezinde yer alan cemevi gibi olabildiğine sade, küçük bir oda olarak karşımıza çıkmaktadır. Odada bir kanepe, soba, ufak bir dolap ile saat ve takvim yer almaktadır.

Köy merkezindeki cem odasının da tıpkı kent merkezindeki gibi dikdörtgen bir şekle sahip olup, aynı dini ve siyasi ikonları içerdiği gözlemlenmiştir. Cem odasında dedenin oturacağı bölüm, odanın tamamını görebilecek şekilde tasarlanmıştır. Üçüncü bölümde belirtildiği üzere, kent merkezindeki cem odasında, yaşlılar veya uzun süre yerde oturamayacaklar için odaya sedir yapılmıştı. Köy merkezinde böylesi bir sedire kısmen rastlanmıştır.

Köy merkezindeki cemevi. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki cemevi. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki cem odasının da tıpkı kent merkezindeki gibi dikdörtgen bir şekle sahip olup, aynı dini ve siyasi ikonları içerdiği gözlemlenmiştir.

Köy merkezindeki cemevinin mutfağı. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki cemevinin mutfağı. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki cemevinin mutfağı. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Köy merkezindeki cemevinin mutfağı. | Fotoğraf: Talha Dereci — Aralık 2016

Yine aynı şekilde cemevinin bodrum katında, kent merkezinde yer alan cemevine benzer şekilde, kurban kesim yeri, yemekhane, mutfak ve lavabonun bulunmaktadır.

Köydeki cemevinin kent merkezindeki cemevinden belki de en büyük farkı, ihtiyaçların karşılanması hususunda mekanın şekillendirilmemiş olmasıdır. Kent merkezinde yer alan cemevinin üst katında bulunan düğün salonundan sağlanan gelirin yerini köy merkezinde imece usulü almıştır. Köyde bulunan Aleviler cemevinin her türlü ihtiyacını kendi imkanları doğrultusunda birlikte karşılamaktadırlar.

Çalışmanın bu aşamasından sonra köyün dedesi Ali Ordukaya ile soru cevap şeklinde söyleşi gerçekleştirilmiş olup kendisine şu sorular yöneltilmiştir;

Tekke Köyü’ndeki cemevi ne zamandan beri faaliyet göstermektedir?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Cemevinin inşası ve açılışında mekansal anlamda ne gibi kıstaslar dikkate alınmıştır?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Cemevi kimler tarafından inşa edildi?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Alevi bir kimse cem ayinlerinden bağımsız olarak cemevine giderek kendi başına bir ibadet gerçekleştirebilir mi?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Cemevinin ihtiyaçları nasıl karşılanıyor?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Cemevleri devlet nezdinde resmî bir ibadethane statüsüne sahip olsa, cemevlerinde mekansal / fiziksel anlamda herhangi bir değişiklik olur mu?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Çevrenizde cemevine karşı herhangi bir olumsuz söylem veya eylem gerçekleşti mi? Sünni vatandaşlarla ilişkilerinizde sorun yaşıyor musunuz?

[embed]Kamera: Talha Dereci — Aralık 2016

Bölüm V: Sonuç

Çalışmanın birinci bölümünde bahsedildiği üzere, Lefebvre algılanan, tasarlanan ve yaşanan mekanı, toplumsallığın üç boyutuyla yani; mekansal pratik, mekan temsilleri ve temsil mekanları aracılığıyla kurmaktadır. Bu üç kavram arasındaki üçlü diyalektik; akışkan bir şekilde mekanın yeniden üretildiğini belirtmektedir.

Bir toplumun mekansal pratiği kendi mekanını yaratır. Bu mekanı diyalektik bir biçimde ortaya koyar ve varsayar: Ona hakim olarak ve ona sahip çıkarak yavaşça ve kesin olarak üretir. … Neoliberalizmde mekânsal pratik nedir? Gündelik gerçeklik (zaman kullanımı) ile kentsel gerçekliği algılanan mekanın içinde sıkı sıkıya birleştirir (Lefebvre, 2015: 67).

Lefebvre’nin mekansal pratik kavramı cemevine uyarlandığı taktirde, ibadet yeri olan bu mekanın kullanımı incelenmelidir. Cemevlerinin mekansal bölümleri ve gündelik hayattaki pratiği camilerden farklıdır. Gerek kent merkezi gerekse köy merkezinde ziyaret edilen her iki cemevinde de bulunan mutfak, yemekhane, lavabo, gasilhane vb. bölümler; bir yaşam tarzını içerir ve şekillendirir. Bu bağlamda cemevine bir mekan olarak bakıldığında, yaşamla ölümün bir bütün olarak kucaklandığı bir oluşum görülmektedir. Kent merkezinde yer alan cemevinde varolan düğün salonu ise, kurumsallaşan bu ibadethanenin ayakta kalmasını sağlayacak zorunluluklarla ilgilidir. Herhangi bir kurum gibi cemevleri de ekonomik ilişkilerin çevrelediği bir oluşumdur. İbadethane olan bu gönüllü kurumlar, varlığını sürdürmek için (gerek kırsaldaki imece usulü gibi gerek kentteki düğün salonu gibi) belli bir gelir sağlamak durumundadır.

*Mekan temsili,* “tasarlanan” mekana tekabül eder. Bilginlerin, planlamacıların, şehircilerin, ‘parçalayan’ ve ‘düzenleyen’ teknokratların, yaşananı ve algılananı (sayılar üzerine bilgiççe spekülasyonların -‘altın sayı’, oran ölçüleri ve ’kanonlar’- karıştırdığı) tasarlananla özdeşleştiren, bilimselliğe yakın kimi sanatçıların mekanı. Bu bir toplumun (bir üretim tarzının) içindeki egemen mekandır. Mekan kavrayışları (üzerinde durmak gerekecek bazı çekincelerle birlikte) sözel, dolayısıyla entelektüel olarak oluşturulmuş bir göstergeler sistemine yönelme eğilimi gösterir (Lefebvre, 2015: 68). Mekan temsillerinin pratik bir kapsamı olduğu, etkin bilgi ve ideolojilerin izi olan mekansal dokuların içine bunları dönüştürerek katıldıkları tahmin edilebilir. Böylelikle mekan üretiminde mekan temsillerinin önemli bir kapsamı ve özgün bir etkisi olur. Nasıl? Tek başına herhangi bir ‘gayri menkulün’, bir sarayın, bir anıtın inşası olarak değil, mekânsal bir bağlama dahil olan bir proje ve bir doku olarak tasarlanmış yapım, yani mimari yoluyla; ki bu, sembolik ya da imgesel olanın içinde kaybolmayan ‘temsiller’ gerektirir (Lefebvre, 2015: 71).*

*Mekan temsili söz konusu olduğunda toplumla karşılıklı etkileşim içinde dönüşen cemevleri, kurumsallaşmayla gelen bürokratik yapılanmayı yaşamış, meşru statüde görülmemesiyle ilişkili olarak imkanlar dahilinde Aleviler tarafından inşa edilmiştir. Bütün bunlara paralel olarak cemevinin mekan temsilinde belli bir kalıplaşmaya rastlanmamaktadır. İbadet mekanı olan cemevinin fiziksel-mimari bir ayırt edici noktası yoktur. Bu çalışmada gözlemlendiği üzere herhangi bir cemevine dışarıdan bakıldığında, kubbe ve minaresinin olmamasının yanı sıra olabildiğince sade yapılarla karşılaşılmaktadır. Standart bir apartman dairesinden ayırt edilmesi ancak tabela veya Alevilere has sembolik temsillerle mümkündür. Mekansal temsilinin bu dış görünümü Alevilik inancıyla ilgili olabileceği gibi, cemevlerinin ibadethane statüsünde sayılmamalarıyla da ilişkilendirilebilmektedir. Binanın iç yapılanması ise şaşaadan uzak fakat dini ve ideolojik simgelerle işlevsel olarak dizayn edilmiştir.

Temsil mekanları ise; mekana eşlik eden imgeler ve semboller aracılığıyla yaşanan mekan, yani kullananların mekanlarıdır. Aynı zamanda kimi sanatçıların ve belki de o mekanı tarif edenlerin ve sadece tarif ettiğine inananların -yazarlar, filozoflar- mekanlarıdır. Bu imgelemin değiştirmek ve sahiplenmek istediği, egemen olunan, dolayısıyla maruz kalan mekandır. Fiziksel mekanı, nesnelerini sembolik olarak kullanarak kapsar. Öyle ki, bu temsil mekanları sembollerin ve sözel olmayan göstergelerin az çok bağdaşık sistemlerine yönelir (Lefebvre, 2015: 68). Yaşanılan mekanda kültür buraya hücum eder. Yaşanan mekan algılanan ve tasarlanan mekandan tuhaf bir şekilde farklıdır.

İmgelemin ve sembolizmin nüfuz ettiği bu mekanların kökeni tarihtir; bir halkın, bir görüşün ve bunlara mensup kişilerin tarihi (Lefebvre, 2015: 70). Temsil mekanı yaşanır, konuşur; duyumsal bir çekirdeği ya da merkezi vardır. Ego, yatak, oda, konut ya da ev; meydan, kilise,mezarlık… Bu mekanlar, tutku ve eylem yerlerini kapsar, dolayısıyla zamanı doğrudan içerir. Öyle ki yönsel, durumsal, ilişkisel -çünkü esas olarak niteleyicidir, akışkandır, dinamikleşmiştir (Lefebvre, 2015: 71). Sadece mekanın tarihini incelemek değil, temsillerinin tarihini de bunların kendi aralarındaki, pratikle, ideolojiyle bağlarınında tarihini incelemek uygun düşer (Lefebvre, 2015: 71).

Kütahya’da incelediğimiz biri kent merkezinde diğeri ise kırsalda bulunan cemevlerinde Hz. Ali ve kılıcının resmi, Atatürk portresi ve Türk bayrağı bulunmaktadır. Cemevi, dini geleneğini, tarihsel ve ideolojik yapısını mekanda temsilleştirmiştir. Burada öğrenilenlerle ideolojilerin karışımı olarak dönüşüm halindeki bilginin nüfuzu söz konusudur. Kent merkezindeki cemevinde tarihsel oluşuma ve dernek statüsünde kalmasına uygun düşecek şekilde ideolojik temsiller birleşmektedir. Fakat önceden de belirtildiği üzere herhangi bir mekanın tam olarak temsil mekanı sayılması; algılanan, tasarlanan ve yaşanan üçlüsündeki diyalektik ilişkinin analizi ile mümkündür. Temsil mekanının analizi; mekanın oluşum tarihiyle, sembollerinin ve ideolojilerin tarihiyle de ilgilidir. Bu anlamda semboller içeren mekanın tam olarak bir temsil mekanı sayılabilmesi; toplumsal, politik faktörlere, ne için ve kim için sorularına bağlıdır. Bu söylem cemevi üzerinden bir örnekle netleştirilmeye çalışılacaktır.

Tasarlanan bir mekan temsili olarak ayırt edici özelliği olmayan bir cemevi, simgeselleştirip; kartpostallara, defter kapaklarına, magnetlere bastırılmış olsun; tıpkı Sümela Manastırı, Ayasofya Müzesi ve Sultan Ahmet Camii gibi. Bu durumda cemevinin, insan yapımı ürünlerde temsil edilmesi gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu, mekanın içindeki algılanan ya da direkt tasarlanan simgesellikten ötede; simgeselliğinin kültürel metalara, toplumsalın geneline de sıçraması olacaktır. Dolayısıyla oluşan, zamanla kurumsallaşan cemevi temsil mekanına dönüşümünü tam anlamıyla gerçekleştirmiş olacaktır. Söz konusu dönüşümün olmaması yahut olmasının tahayyül edilememesi ideolojik kalıplarla ve etkilerle mümkündür.

Bu çalışmada mekan sosyolojisi bağlamında ele alınan cemevleri gerek gündelik hayattaki kullanımıyla gerek mekan temsili olarak standartlaşmamasıyla camilerden farklıdır. Cemevleri; bir mekansal pratik olarak algılanan, mekan temsili olarak tasarlanması -ideolojik ilişkiler ve içsel faktörlerin etkisiyle- henüz standartlaşmamış olan, yaşanan bir mekan olarak temsili mekanlara tam olarak dönüşmeyen bir izlenim sunmaktadır. Cemevinin temsili mekanlara tam olarak dönüşmemesi ise kurumsallaşma tarihi, taşıdığı semboller ve nihayetinde devlet tarafından meşru statüde görülmemesiyle ilişkilendirilebilir.

Kaynakça

Ertürk, Mustafa (2013). “Mekânın Diyolojisi: Kent Mekânı - Kent Öznesi” Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul.

Lefebvre, Henri (2015). Mekânın Üretimi. (Çev. Işık Ergüden) İstanbul: Sel Yayıncılık.

Nişanyan, Sevan (2015, Nisan 16). Cem. Kasım 4, 2016 tarihinde Nişanyan Sözlük, Çağdaş Türkçenin Etimolojisi: http://www.nisanyansozluk.com/?k=cem&lnk=1 adresinden alındı.

Urry, John (2015). Mekânları Tüketmek. (Çev. Rahmi G. Öğdül) İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Yıldırım, Erdal (2012). Cemevleri ve Cemevlerinin Dini ve Toplumsal Fonksiyonları. AİBÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12(2), 157–176.


메타데이터
post_id
7593bd448cef
slug
mekan-sosyolojisi-bağlamında-kent-ve-köy-merkezli-cemevi-karşılaştırması-kütahya-örneği-7593bd448cef
url
https://medium.com/@sosyoloji/mekan-sosyolojisi-ba%C4%9Flam%C4%B1nda-kent-ve-k%C3%B6y-merkezli-cemevi-kar%C5%9F%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1-k%C3%BCtahya-%C3%B6rne%C4%9Fi-7593bd448cef
canonical_url
https://medium.com/@sosyoloji/mekan-sosyolojisi-ba%C4%9Flam%C4%B1nda-kent-ve-k%C3%B6y-merkezli-cemevi-kar%C5%9F%C4%B1la%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1-k%C3%BCtahya-%C3%B6rne%C4%9Fi-7593bd448cef
author_url
https://medium.com/@sosyoloji
status
ok
fetched_at
2026-06-29 22:44:20