← Back to list

İnsan Eti Ağır

Bavulumun tekerlekleri oldukça eski. Bursa’dan her dönüşümde bu eski arnavut kaldırımlara sürte sürte yıprandılar. Eşek arısı gibi…

omeraykut · 2020-12-08 18:51 · 1 claps · 3.3 min read
#i̇nsan #etis #ağır #öykü
Open on Medium ↗

İnsan Eti Ağır

Bavulumun tekerlekleri oldukça eski. Bursa’dan her dönüşümde bu eski arnavut kaldırımlara sürte sürte yıprandılar. Eşek arısı gibi vızıldıyor kaldırımda. Sanki bütün mahalleli birazdan bavulun sesine uyanıp pencerelerden beni izlemeye koyulacak gibi.

Geceleri dükkanların vitrinlerini seyretmek gündüz izlemekten çok daha eğlenceli. Hazır giyim mağazalarındaki mankenler, akşam gezmesine çıkıyor gibi, havalı ceketleri ve taşlanmış kotlarıyla yanımdan geçip gidiyorlar sanki. Gece elbiseleri satan mağazalardaki modeller, bir balo yahut bir davete katılacakmışçasına gösterişli ve şıklar. Mobilyacının loş aydınlatmalı teşhir salonu, amerikan traşlı çocuklarının kreşteki mezuniyet müsameresine katılan küçük burjuva bir ailenin oturma odasını andırıyor. Gündüz mücevherlerin önünde durup hayallere daldığımda; birazdan pompalı tüfekle içeriye dalıp soygun yapacakmışım gibi bakan kuyumcu, vitrini boşaltıp file desenli demir kepengini indirmiş. Kadife kumaş kaplamalı kolye standlarının gerdanları çıplak kalmış. Bütün gün gururla sergiledikleri ihtişamlı bileziklerini, pırlanta küpelerini ve zümrüt yüzüklerini çıkarıp yataklarının yanındaki komodinin çekmecesine koymuş ve huzurla uykuya dalmış gibiler.

Başka sokaklardan yükselen köpek havlamaları beni biraz ürkütüyor. Sabahtan akşama kadar boyunları bükük mazlum mazlum yürüyen, sere serpe paspaslarda uzanan uslu hayvancıklar onlar değil sanki. Bambaşka bir karaktere bürünüyorlar bu saatlerde.

Otomobillerin saldığı egzoz dumanı ve dönercilerin kavurduğu kuyruk yağı kokuları asfalta sinmiş. İlerde kağıt toplayan bir genç çocuk çöpten bulduğu kartonları yığmış üstünde zıplıyor. Arabasında çok az yer kalmış.

Köpek sesleri gittikçe yaklaşırken tedirginliğim artmaya başlıyor. Belki de kağıt toplayan çocuğa bağırıyorlardır diye avutuyorum kendimi. Kesin kağıt toplayan çocuğa kızmışlardır ya da bir motorlu kuryeyi kovalıyorlardır. Ne garezleri olacak bu saatte memleketinden dönen ve valizinin içinde 22 kilo parçalanmış kuzu karkas taşıyan bir genç kıza.

Köşedeki tekel hala açık. Akşam olunca evimin oradaki market kapattığı için son biralarımı almaya buraya gelirim sık sık. Hem soluklanayım hem de bir paket sigara alayım diye düşünüp giriyorum. Tekelci Fatih tatlı dilli, fakat gevşek ağızlı ve saf bir adam. Her müşterisiyle sohbet eder; kimisine müstehcen fıkralar anlatır, kimisine usturuplu şakalar yapar. İyi niyetli fakat patavatsızdır. Ona bir sırrınızı açık etmeyedurun hemen tüm esnafa yayıverir. Bir derdiniz ya da üzüntünüzü mü anlattınız? Ertesi gün bütün mahallenin haberdar olduğundan emin olabilirsiniz. Hoş, mahallelinin de ondan geri kalır yanı yok; öyle ki taa ev sahibine kadar gitmiş benimle ilgili dedikodular. Dolayısıyla oradan da anneme. Eve sık sık gelen erkekler, gece yarılarına kadar süren kahkahalar, yılbaşı günü içilen ot, kokain partileri, kara para aklama, kalpazanlık ve beyaz kadın ticaretine bugün de bavul kaçakçılığı eklenecek anlaşılan.

Fatih el yordamıyla istediğim sigarayı bulup verdikten sonra bavulumla birlikte beni eve kadar bırakmayı teklif ediyor. Köpeklerin havlamaları mı yoksa Fatih’in suratıma otuzbir çeker gibi bakması mı beni daha çok tedirgin ediyor bilemiyorum. Biçare kabul ediyorum teklifi.

Bavul Fatih’e bile ağır gelmiş olacak sürekli el değiştiriyor sürerken.

  • Yavaş sür. Sapını koparacaksın.

  • Ne var kız bunun içinde? Hafta sonu için gitmedin mi sen Bursa’ya.

  • Annemlere gitmedim ki ben.

  • Nereye gittin?

  • Uzun hikaye boşver.

  • Yolumuz var daha.

  • Peki madem. Anlatıyorum ama aramızda kalacak.

  • Ayıp ediyorsun.

  • “Orhanla geçen senenin başında çıkmaya başlamıştık. İlişkimizin başlangıcı İrem Derici’nin müzik kariyerinin en şaşalı dönemlerine tekabül ettiği için Orhan’ın o dönemki gayret ve azminin arkasında yatan hinliği, kurnazlığı fark edememiştim. Çünkü Orhan’ım beni İrem Derici’ye benzetiyordu. İrem Derici Youtube’da hit aldıkça aşk ateşimiz harlanıyor o Kral Pop’un listesinde yükseklere tırmandıkça Orhan’ın da bana olan iştahı yükseklere tırmanıyordu.

Zaman zaman yolumuzun üstüne kurulan pusuların ihbarını alsam da lehime çalışan muhbirleri dört bir yana savurmuş, her gece Orhan’ın çipil gözlerinde çanak çanak kanlanan fırsatçılığı görmezden gelmiştim.

Vakit geçti, İrem Derici popüler müzik piyasasından uzaklaştı. O eski görkemli klipler yerini ayda yılda bir yayınlanan perde önü çekilmiş ucuz videolara bıraktı. Orhan da beni bıraktı. İrem playlistlerden silindikçe ben de Orhan’ımın yüreğinden silinmiştim.

Yağmur çamur demeden Erhan’ın, Gündüz’ün, Furkan’ın, kısacası Orhan’ın tüm yakın arkadaşlarının kapısını çaldım. Yakalarına yapıştım birer birer “Söyleyin.” dedim. “Nerede o? Fellik fellik kaçıyor artık benden. Okula da gelmiyor. Neden ulan neden?”

“Yenge! “ dedi Gündüz. “Eskiden sen İremdin onun için, bir nevi İrem Derici ile çıkıyordu Orhan. Geceleri İrem ile uyuyordu. Canı sıkılınca İrem’e çatıyordu. Artık İrem Derici yok. Hatırlayan kalmadı onu. Aktı gitti piyasadan. Artık şarkıcı Hatice’ye benzetiyorlar seni. O yüzden böyle Orhan. Şimdi Bayrampaşa’da matbaacılar çarşısına yakın bir evde kalıyor.” dedi. “Sağ olasın Gündüz.” dedim. “Yaman delikanlıymışsın.”

Dosdoğru gittim dayandım Orhan’ın kapısına. Söylenenleri inkar etti. Yalanın bini bir para. Tartıştık. Kavga büyüdü. Ben de Orhan’ı öldürdüm. Aşk cinayeti anlayacağın. Pişman mısın dersen pişmanım, fakat kader işte Fatih ne yapacaksın. Dünden beri de işte bu paket için uğraşıyorum. İki bavul daha var Bayrampaşa’da. Yalnız aman diyeyim kimseye söyleme. “

Fatih şüpheyle irkilip arkasına bakıyor. Karşıdan gelen otomobilin farları, bavuldan sızmaya başlayıp asfalta tıpır tıpır damlayan kanları daha bir görünür kılıyor o an. Ardından otomobili kovalayan köpekler bitiveriyor dibimizde. Salyalı dilleriyle bavulun kan sızdıran köşelerini yalıyorlar.

  • Bunlar buranın köpekleri. Bir şey yapmaz bunlar.

  • Bavula falan saldırmasınlar sakın…

  • Yok mahallenin hayvanı bunlar. Tok hayvan bunlar.

Ne olur ne olmaz diye eline bir taş alıp atıyormuş gibi yapıyor birkaç kez Fatih. Yolun kalanında tek kelime bile etmiyor. Apartmanın önünde bırakıp gidiyor beni. Nihayet eve girdiğimde ilk iş annemi arıyorum sağ salim vardığımı söylemek için.

  • Etleri hemen çıkar buzluğa koy. Yarın da bir an önce götür dağıt komşulara, fakire fukaraya. Aman kendim yiyeyim deme bak. O zaman adak kabul olmaz. Bu dedikodular musibetler devam eder. Bu zamana kadar beklememiz hataydı zaten. Yerleştirme sonuçları açıklanır açıklanmaz kesecektik biz. Yanlış yaptık. Ha bugün ha yarın derken uzadı. Ondan geldi bunlar senin başına.

메타데이터
post_id
75f357ba0c88
slug
i̇nsan-eti-ağır-75f357ba0c88
url
https://medium.com/@omeraykut/i%CC%87nsan-eti-a%C4%9F%C4%B1r-75f357ba0c88
canonical_url
https://medium.com/@omeraykut/i%CC%87nsan-eti-a%C4%9F%C4%B1r-75f357ba0c88
author_url
https://medium.com/@omeraykut
status
ok
fetched_at
2026-07-28 16:25:28