PENCERE ARDINDAN
‘’ Hep dalgınım bugünlerde…’’
PENCERE ARDINDAN

‘’ Hep dalgınım bugünlerde…’’
Bilinmez bir zamanın içindeyim. Hangi yıl, hangi gün…belirsiz. Bilinen tek şey, her yerden uzaklaşmak isteyen bir ruhum.
İnsan bazen bedeniyle, yürüyerek değil de ruhuyla olduğu hâlden, durumundan, dertlerinden, önemsiz ve önemli olan her şeyden, her yerden uzaklaşmak ister.
İster ülke değiştir, isterse şehir. İster adını, isterse benliğini değiştir sonuç değişmez. Zihin aynıdır. Kalp, aynı kalptir.
Bir değişiklik lazım. Değişiklik dediğim, tatil değil, yaşamak! Bir kerecik gelinen bu dünyada, bir kerecikte olsa yaşamak gerek!
Yalancı gülümsemelere ihtiyaç duymadan, birilerine ‘’ hoşgeldin ‘’ demeden, ‘’ ayıp olur ‘’ gibi cümlelerin ardına hayatı sığdırmadan, olduğun gibi yaşamak gerek! Kırılan bardak olsun, kalp değil. Kirlenen tabaklar olsun, insan değil. Toparlanamayan mutfak olsun, ben değil…
Bir koşuşturma hakim her yerde. Her kapının içi, ayrı bir derde açılıyor. Kimi : duyulmamaktan, anlaşılmamaktan, konuşamamaktan, sürekli birilerine hizmet etmekten, yaptığı işlerin hiçbir zaman görülmemesinden, kırıldığı sözlere gözyaşı dökememekten, sınav notlarıyla kıyaslanmaktan, başarısız olmaktan, başarısının yetersiz oluşundan… şikayetçidir.
Herkesin tek bir derdi vardır temelde; başlangıcı belli ama sonu belli olmayan ömürde yaşayabilmek.
Kimimiz, kaçımız yaşayabiliyor ?
Nasıl yaşanılır bi ömürde ? Gelen misafirlere en güzel sofraları hazırlayarak, görünmeyen yerleri saatlerce ovarak, sahte sohbetlere katılıp, gizlenen duygularla mı yaşanılır ? Yaşamak gerek diyoruz da, nasıl yaşanır onu bilemiyoruz. Temel bir sorun daha…
Kitabı bir sayfa daha fazla okumak yanlış gözükür ama bedenin yorgunluğunu dinlemeden ocağın kirini temelden silmen doğru gözükür. Kime göre doğru, kime göre yanlış ?
Erteliyoruz hep. Kirlenen dolabın ardını silmek için, oturup dinlenmeyi, bir kahve içmeyi, birisine içini dökmeyi, konuşmayı, ‘’ benim de şuram çok acıyor… ‘’ demeyi erteliyoruz.
Pencere ardında kalan perde olmalıyken, neden insanın hayatı oluyor ?
Ne zaman ve nasıl bu hale geldik ? Cevap çok, derman yok!
Yoğun ve yorucu bir günün ardından başını pencereye yaslayıp gökyüzünü izlerken insan bir soru soruyor kendine. Belki deftere yazmak için, belki sessizce fısıldamak için…
‘’ Bugün ne yaptım? ‘’ dursaksama.
‘’ Hiçbir şey. ‘’
Kendim için hiçbir şey. Önemli olan işler halledildi. Misafirlere gülündü, beden dinlenmeden ev işi peşinde koşuldu. Önemsiz olan şeyse benliğim.
Benliğim eksik, yaralı kaldı ama önemi yok. Ne de olsa, misafirler mutlu, mutfak temiz. Gerisinin var mı bir önemi ..?
메타데이터
- post_id
- 76ece168b441
- slug
- pencere-ardindan-76ece168b441
- url
- https://medium.com/@kasvetlikusunkalemi/pencere-ardindan-76ece168b441
- canonical_url
- https://medium.com/@kasvetlikusunkalemi/pencere-ardindan-76ece168b441
- author_url
- https://medium.com/@kasvetlikusunkalemi
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-18 19:31:13