← Back to list

Kanayan Yaramız Filistin

İsrail kimdir? ve İsrail Filistin’e nasıl yerleşmiştir?

Nazlı Okumuş🍀 in Türkiye Yayını · 2025-01-11 14:46 · 620 claps · 2.6 min read paywalled
#filistin #gazze #zeytin #soykırım #türkiye-yayını
Open on Medium ↗

Kanayan Yaramız Filistin

Kaynak

Kaynak

İsrail kimdir? ve İsrail Filistin’e nasıl yerleşmiştir?

Hz. Yakup’ un ikinci adı veya lakabı olan İsrail’den dolayı onun soyundan gelenlere Tevrat’ da ‘Beney Yisrael’, Kuranda’ da Benû/ Beni İsrâil (İsrailoğulları) denilmektedir. Tevrat’ a göre Yakup’un soyundan gelenler gerek Mısır’ da gerekse Mısır’dan çıktıktan sonra çölde ve Kenan diyarında İsrail ve İsrailoğulları diye de adlandırılmaktadır. Saul’ün ölümüne kadar bu iki isim on iki kabileden oluşan halkın tamamını kapsamak üzere kullanılırken zamanla siyasi ve coğrafi şartlar kelimenin çeşitli dönemlerde farklı anlamlar kazanmasına sebep olmuştur.

Tevrat’a göre İsrâil’in oğulları Ruben, Şimeon, Levi, Yahuda, İssakar, Zebulun, Yûsuf, Benyamin (Binyamîn), Dan, Naftali, Gad ve Aşer adlarını taşımaktadır. Bunlardan her biri aynı addaki kabilenin atası sayılmaktadır. Ancak Yûsuf’un iki oğlu Efraim ve Menasseh’nin soyu iki ayrı kabile olarak kabul edilmekte, Levi ise özel statüsü sebebiyle on ikinin dışında tutulmaktadır.

Yahudiler Ortadoğu’ya nasıl geldi?

Bilindiği gibi Yahudiler yüzyıllar boyunca sürgün hayatı yaşamış bir toplumdur. M. Ö. 586'da önce Babil’e sürülmüşlerdir. II. ve IV. asırlarda ise Romalılar ve Hristiyanlar tarafından ikinci defa ülkelerinden kovulmuşlardır. Böylece, Yahudiler için “Diaspora” hayatı başlamış ve bunun neticesinde de Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına dağılmışlardır. Ancak gittikleri pek çok yerde, özellikle Hristiyan ülkelerinde daima ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüşler ve horlanmışlardır. İş bununla da kalmamış İngiltere’den, Fransa’dan (kısmen), İspanya’dan, Portekiz’den tamamen kovulmuşlardır.

Bu baskılar ve sürgünler sonunda pek çok Yahudi Doğu Avrupa’ya ve bilhassa Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmıştır. Demek ki, Rönesans ve Reform gibi hareketler de Yahudilerin durumunu düzeltmeye yetmemiştir. İlerleyen zamanlarda Fransız İhtilaliyle beraber Yahudilere belirli haklar verilmiş olsa da bu durum onlara karşı oluşan yargıları yumuşatmamıştır.

Avrupa da baskı ve zulüm uygulandı ise de dünya kamu oyunda tepkilere yol açtı. O halde en iyi yol Yahudileri toptan bir yere sürmek gerekiyordu ama nereye Afrika’daki Uganda’ ya mı, yoksa Osmanlı sınırları dahilinde bulunan Filistin’e mi? Uganda’yı Yahudiler istemedi. Bu durumda geriye Filistin kalıyordu. Zira hasta adam olarak nitelendirdikleri Osmanlı imparatorluğu nasıl olsa dağılmaya veya ölmeye yüz tutmuştu.

Onun mirasından ayrılacak bir toprak parçasına Yahudilerin yerleştirilmemesi için önemli bir engel görünmüyordu. Ancak, Filistin’de ne toprakları vardı ne de nüfuzları vardı.

Bu iki temel unsuru Filistin’de temin etmek için ise takip edilecek yol şu idi:

1 — Osmanlı Devleti’ni çeşitli yollarla ikna ederek Yahudilerin Filistin’e göç etmelerine razı etmek.

2 — Bu olmazsa Avrupa devletlerinin baskısıyla Yahudi göçmenlerini Filistin’e kabule zorlamak.

3 — Bu iki yol sonuç vermez ise, gizli ve kaçak yollardan Filistin’de toprak satın almak ve Yahudi muhacirleri bir an evvel yerleştirmek.

Bu yolların üçü de değişik tarihlerde ayrı ayrı veya birlikte meydana gelmiştir.

İlerleyen süreçte Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla, Filistin olarak bilinen bölgenin kontrolünü ele geçiren İngiltere, 1917 yılında Balfour Deklarasyonu’nu yayımladı.

Belge, “Filistin’de Yahudi halkı için ulusal yurt kurulmasına” yardımcı olmayı vaat ediyordu. Ayrıca “Filistin’deki Yahudi olmayan toplulukların sivil ve dini haklarına zarar verebilecek hiçbir şeyin yapılmaması gerektiği’ de belgede yer alıyordu. Ve 1948' de olanlar oldu…

El Nakba (Felaket Günü)

Dünyanın dört bir yanındaki Filistinliler, 15 Mayıs’ı “El Nakba” yani “Felaket Günü” olarak anar. Nedir bu El Nakba? Nakba Günü’nde, hem o yerinden edilme günleri, hem de sonraki onlarca yıl boyunca milyonlarca Filistinlinin bitmeyen sürgünü anılır. 1947'nin son aylarından 1949 başlarına kadar 750 binden fazla Filistinli, İsrail devletine dönüşen topraklarını terk etmek zorunda kalarak mülteci olmuştur. Birçoğu ya gitmeye zorlandı ya da güvenlik endişesiyle gitmek zorunda kaldı. El Nakba olarak anılan bu tarihi süreçte evlerini terk etmek zorunda bırakılan

Filistinliler, kısa bir süre sonra geri dönecekleri ümidiyle ev anahtarlarını da yanlarında götürmüştür. Filistin halkı dünyanın dört bir yanına ya dağıldı ya da katledildi. Bunlardan en çok dikkatimizi çeken şüphesiz Şili’deki Filistinliler Arap dünyası dışındaki en büyük Filistin göçmen topluluğu olmasıdır.

Her alanda önemli bir varlık göstermişlerdir. Burada popüler bir atasözü şöyle dahi şöyle der: “Her köyde bir polis, bir rahip ve bir Filistinli vardır.” Tarihin tekrar ettiği şu günlere dur diyebilmenin ümidi bağrımızda açmayı bekleyen adete bir gonca güldür. Geçmişte de bugünde de Filistin Filistinlilerindir..!

Nazlı OKUMUŞ


메타데이터
post_id
7cd7e181d83a
slug
kanayan-yaramız-filistin-7cd7e181d83a
url
https://mediumturkiye.com/kanayan-yaram%C4%B1z-filistin-7cd7e181d83a
canonical_url
https://mediumturkiye.com/kanayan-yaram%C4%B1z-filistin-7cd7e181d83a
author_url
https://medium.com/@okumusnazli113
status
ok
fetched_at
2026-06-23 17:05:31