← Back to list

En Hakiki Ayna Ölümdür

“(…) Ama, aynalar, insanın yazgısını taşırlar, ölümlüdür.”

Rumeysa Akman · 2025-09-15 23:06 · 0 claps · 2.3 min read
#ayna #hakikat #ölüm #i̇nsan
Open on Medium ↗

En Hakiki Ayna Ölümdür

“(…) Ama, aynalar, insanın yazgısını taşırlar, ölümlüdür.”

Ahmet İnam, Andelîb-i Gûyânın Yolculuğu Olarak Aşk

Kendi kovuğunda aynalarla avunmak mutat bir iştir. Var mıdır senden iyisi, güzeli, büyüğü, yoktur. Müspet bütün en’ler sana mahsustur. Sarih hüviyetine temsil kabîlinden aracılık eder ayna. Bir vesikalık fotoğrafta bakışlarını ne denli kısacağın konusuna dahi arzıendam eder. Her unuttuğunda hatırlatır biricikliğini, dış mihraklara meydan okur yansıman. Ayna, benliğini dünya sahnesinde yankılatır defaatle; sahihliğini garanti altına alır. Yüzüne, gözüne, gülümsemene, kıyafetine, oturuşuna, duruşuna sihirli dokunuşlar yapar fakat otantisitene sadık kalır. Hangi şekle bürünürsen bürün yahut istediğin maskeyi tak, bozuntuya vermez sîretini. Suretine hep gıpta ile bakar; seciyeni takdir eder istikrarla. Bir kabahat işledin mi görünmez kılmaz, arsızca gözünü diktirir yaptığına. Utanmaz olursun, umursamaz olursun, “ayna! ayna!” çağrılarına aldığın yalanlarla. Her kaygıdan muaf tutar riyakâr iltifatlarıyla. Obur bir lens takar gözlerine, kusurlarını uzak, kusursuzluklarını yakın gösterir. Mikyastır cüssene; ister iri yarı gösterir, istersen hafif ve ince. Ayna, bir retor misali, harcına enikonu danışmanlık eder, cemaline fikir, ışıltına ipuçları verir. Hakikate değil, gerçeğin bilgisini buğulandırmak suretiyle, haricî mevcudatını; lükse, şaşaaya, paraya, şöhrete, mevkiye bulayarak yığınların takdirine, alkışına, büyülenişine gark eder.

Öyle ya, nefes aldığın sürece nerede istersen orda hazırdır aynanın övgücülüğü muhtelif portrelerine. Yüzündeki çizgiler ayan beyan ortada olsun yahut buruş buruş ellerin saklanamaz hale gelsin ya da çökmüş olsun omuzların, kamburun her açıdan belli etsin kendini; yenilir yutulur bir projeksiyonunu sunar mutlaka gözlerine, kaldığın yerden eğilmeye devam edersin gördüğün her durgun suda yüzünün yansısına. Fakat benliğin de aynadaki senliğin de er ya da geç kaderine razı gelir son kertede. O son kertede ölüm bekler tüm şeffaflığıyla, hiçbir cilân mukavemet gösteremez ölüme; neysen en öyle olduğun halinle yakalanırverirsin ona. Ak mısın pak mısın, paslı mısın, tozlu musun, bulanık mısın, parlak mısın, derin misin, çukur musun ölümün yansıtır en vâzıh şekilde. Ölüm anın, aynada verdiğin pozlarına özenmez; çekildiğin son karede aslında kim olduğunu ele verir. Filtresiz bir aynadır ölüm. Ezber tüm personalarını bozar; makyajlı bütün maskelerini çıkarır, sâfî karanlığına ayna tutar. Her çeşit jest ve mimiğini hükümsüz kılar, en doğal ifadenle yüzleştirir. En saf, en yalın halinle göz göze getirir seni; budur ölümün ayinesi. Haddizatında şahsın zuhur eder hayatının mutlak epiloğunda.

Böylece, kimdin tanırız, kimin nesiydin biliriz, iyi miydin kötü müydün anlarız, nasıl bilirdik söyleriz. Ölümün geride kalanlarına akseder; ya bir ağacın gölgesi gibi aksin varoluşunun tecellisi olmaya devam eder ya da bir perde çekilir izlerine, tüm hatıraların silinir. Ya müptezel aynaların süslü laflarına bürünüp saklayacaksın silüetini, ya da ölünce kendini nasıl görmek isterdin sorusu üzerine yapacaksın provalarını. Mütemadiyen tekrarlayacaksın, unutmamanın yollarını bulacaksın şahsiyetinin ki ölümün ani olmayacak. Dört köşeli, yarım kalmışlıklarla dolu acıklı bir aynada izlemeyeceğiz öykünü, hiçbir çerçeveye sığmayacak inikâsın. Gıpta edeceğiz son nefesinin iz düşümüne, taklit edeceğiz ölümüne benzesin diye yaşamını. Aynan sana mahsus olacak ama herkes şahit olacak sırlı camındaki sene.

Ölümünde yüzleşeceksin kendinle, ölümünde göreceksin kendini. Timsali olacak ruhunun bu kervandan göçüp gidişin, resmetmeye çalışacağız eserlerini, öğretmeye uğraşacağız senden sonrakilere inceliklerini. En hakiki aynan ölümün olacak; ama erken olsun ama beklenmedik veya beklenen ve şaşırtıcı olmayan bir zamana tekabül etsin, bizden nasıl ayrıldığın, seni nasıl uğurladığımız büsbütün yansıyacak olan bir ayna misali. Miras bıraktığın mir’âtü aʿmâlik tasvire ilham verecek sanatlara. Kuşaklar boyu sürecek sesinin, sözünün, kişiliğinin, yüreğinin, gönlünün yankısı ve bu yankıyı dinleme iştiyakımız hiç son bulmayacak. Kendi kıyametinde, tıpkı o gün kimi yüzlerin ağaracağı, kimi yüzlerin de kararacağı gibi (3/106), bir daha göremeyecek de olsak tahayyül edebileceğiz akıbetini. Dünyevi aynalar fayda vermeyecek ezcümle, seni bilmek için, tanımak için, hatırlamak için, anmak için ölümüne nasıl yansıdığına bakmamız kâfi gelecek. Saçına, başına, boyuna, posuna değil, melekler ömrüne aksettirdiğin izlerine şahit olacak, yekpâre hakikatiyle…

*Bu yazıyı 3 Mayıs 2025 tarihinde kaybettiğimiz sevgili dayım Şahabettin Güngör’e ithaf ediyorum. Ruhu şad olsun!

Rumeysa Akman


메타데이터
post_id
7d26fecccbf1
slug
en-hakiki-ayna-ölümdür-7d26fecccbf1
url
https://medium.com/@rumeysa.akman97/en-hakiki-ayna-%C3%B6l%C3%BCmd%C3%BCr-7d26fecccbf1
canonical_url
https://medium.com/@rumeysa.akman97/en-hakiki-ayna-%C3%B6l%C3%BCmd%C3%BCr-7d26fecccbf1
author_url
https://medium.com/@rumeysa.akman97
status
ok
fetched_at
2026-06-24 13:29:15