← Back to list

Akustik Bağcılık: Evrenin Sonundaki Şarap ve Şarkı

Karamsar dönemlerde Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi’ne dönüyorum. Douglas Adams’ın ironik evreni, saçmalığın içindeki ferahlığı…

Güney Köse in Medium Türkçe · 2025-11-02 14:21 · 0 claps · 5.4 min read
#şarap #müzik #i̇nterdisipliner #i̇çki #evren
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🎮 · Gaming

Akustik Bağcılık: Evrenin Sonundaki Şarap ve Şarkı

Karamsar dönemlerde Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi’ne dönüyorum. Douglas Adams’ın ironik evreni, saçmalığın içindeki ferahlığı hatırlatıyor bana. Okurken — belki fabrika ayarlarımdan dolayı — kendimi hep şarapla analojik bir bağ kurarken buluyorum.

Evren hızla dijitalleşiyor. Anlar kısa, ilgi dağarcığı daha da kısa. Şarap ağır geliyor artık; zamanı, sabrı ve sessizliği talep ediyor. İnsanlığın “42”si artık bir espresso martini ya da bir hard seltzer. Anlam arayışının yerini hız aldı. TikTok’ta görünmeyen, Reels’ta dikkati çekmeyen bir içki haline geldi şarap. Tadım notları bir tweet’ten uzun, yani fazla uzun.

Arthur Dent galakside otostop çekerken, dünyasını çoktan kaybetmişti. Bugünün tüketicisi de aynı durumda: şarap kültürünü kaybetti, ama onun yerine geçecek anlamlı bir içki dünyası da bulamadı. Uzun yıllar bir fıçıda beklemiş viskiyi “derin” bulmaya çalışıyor; kokteyllerin verdiği sarhoşlukla Sherry fıçısı güzellemesi yapıyor. Sonra bir bakıyor, herkes Mezcal içiyor. Mezcal’i sevmeye çalışırken bir Hollywood yıldızının Tekila’sı beliriyor bir partide — ve hemen onu güzellemeye başlıyor.

“Evrenin sonundaki restoran”da içilen son şişe şarap gibi… Şarap, yavaşlığın ve hikâyenin içkisiydi. Onun yerine gelen her şey — anlık, estetik, fonksiyonel — tıpkı Adams’ın anlattığı döngüdeki gibi: insan anlamı üretip sonra unutuyor. Hızlı, yüzeysel, eğlenceli ama köksüz. Şarabın temsil ettiği Arthur Dent tarafı — yitip gitmiş bir gezegenin melankolisi — artık azınlıkta.

Tıpkı Vogonların şiir yazması gibi, şarap dışı içeceklerin çoğu da pazarlamadan ibaret. Viskiyle yemek eşleştirmeye çalışanlara rastlıyoruz artık — absürt ama komik değil.

Yine de Adams’ın ironisinde olduğu gibi, bir umut var: Arthur sonunda anlamı evrende değil, kendi algısında bulur. Belki şarabın geleceği de oradadır — tüketimden değil, farkındalıktan yeniden doğan bir anlamda.

Bir zamanlar şarap, insanlığın evrenle kurduğu en zarif iletişim biçimiydi. Üzüm suyunun kendi kendine fermente olup “bilgeleşmesi”, insanın da topraktan, sabırdan, mevsimden öğrendiği bir metafordu. Şarabın zeitgeist’a cevabı hâlâ aynı: yavaşla.

Yunan Mitolojisinde ölülerin yeraltı dünyasında “suyundan içtiğinde fani dünyadaki anılarını unutturan nehir” anlamına geliyor “Lethe”.

Yunan Mitolojisinde ölülerin yeraltı dünyasında “suyundan içtiğinde fani dünyadaki anılarını unutturan nehir” anlamına geliyor “Lethe”.

O yüzden diyorum ki, hadi sadece bir süre yavaşlayalım. Bir şişe *Lethe ya da [Vesperance](https://open.spotify.com/track/0heoORjuZIFZjwqXG07SWC?si=dc292754b8944196)* açalım; sözlerini yazdığım, bestelerini “Yaratıcı Zeka”nın yaptığı playlist’teki şarkılar eşliğinde yudumlayalım.

İzlediğim Yöntem

Bu benim için bir tür “akustik bağcılık”. Üzümün toprağa, mevsime ve insana verdiği cevabı müziğe çevirmek. Şarap artık sadece tat değil, ses.

Böyle bir şarabımız yok, Türkiye yaşlı asma cenneti. Şarkıları olmalıydı.

Böyle bir şarabımız yok, Türkiye yaşlı asma cenneti. Şarkıları olmalıydı.

Yaratıcı Zeka’yı birkaç yönde eğittim.

İlk kriterim şarapların tadım notlarını girmek oldu. Bazen işe yaradı bazense şaraptan baya uzaklaştı. İşe yarayanları o sadelikte tutup yayınladım. ***Osmanca Dreams*** öyleydi, mesela.

Ama bazı şaraplar kelimelere direnir. Lethe Papazkarası ’24 mesela — o kadar kompleks ki söz yazmak hakaret olurdu.

İki şarkı ise tamamen isimlerinden ilhamla yaratıldı: Lethe (Erciş Karası ‘21) ve Vesperance.

Şimdi tek tek şarkıları irdeleyelim:

***Osmanca Dreams***

Gökçealan’ın endemik üzümü Osmanca her fırsatta şaşırtıyor. Çok şanslıyız onun teruarında olduğumuz için.

Gökçealan’ın endemik üzümü Osmanca her fırsatta şaşırtıyor. Çok şanslıyız onun teruarında olduğumuz için.

Osmanca üzümünü 4 farklı stilde işliyoruz.

Sek olarak tankta, sek olarak fıçıda, appassimento stilinde fıçıda ve doğum evresinde olan natürel kehribar stilinde. (orange wine)

Bu şarkıyı hazırlarken Lethe Osmanca’nın tadım notlarını prompt olarak girdim:

Burun: Tropikal meyveler, lime, narenciye notaları, beyaz çiçeksi aromalar, vanilya ve portakal kokuları belirgin bir şekilde hissediliyor.

Damak: Narenciye ve sarı meyve tatları ön planda, yüksek asidite ile canlı bir yapı sunuyor.

Ardından daha önce yazdığım şarkı sözleri ile sentezlemesini ve doğru sıcaklıkta servis edilen Lethe Osmanca gibi zarif olmasını istedim. Şarkı sözleri:

[Verse 1]

Golden glass in my hand it gleams

A quiet swirl of Osmanca dreams

It whispers soft like a summer breeze

Time stands still under vineyard trees

[Chorus]

Osmanca sweet Osmanca bright

You taste like stars on a velvet night

Sip by sip, the world unwinds

Osmanca’s spell it rewrites time

[Verse 2]

You linger sharp with a honeyed bite

Like stolen kisses under pale moonlight

Your secrets hide in your amber glow

Where you come from, I may never know

[Prechorus]

But I don’t need to ask the why

You’re the answer in my glass tonight

[Chorus]

Osmanca sweet Osmanca bright

You taste like stars on a velvet night

Sip by sip, the world unwinds

Osmanca’s spell it rewrites time

[Bridge]

Pouring stories out of the bottle’s neck

Liquid gold runs down like a treasure’s trek

With every drop, the room turns slow

And every care begins to go

Diğer heyecan verici olan şarkı ***Vesperance*** için yaptığımdı. Bu kelime henüz lügatta yok. Yakında olacak.

Bu şarap benim şaraba başlamama ilham olan Chateau Musar blendi, Cab. Sauv., Cinsault, Carignan kupajımız. Etiketi ve ismi ise nostaljiyi derinlerde hissettiren cinsten.

O duyguyu hatırlıyor musun? Çocukluk evinden son kez ayrıldığın anı? Ya da üniversiteden mezun olup o korunaklı dünyadan geniş dünyaya adım attığın günü? Belki de hayatının aşkıyla ayrılıp birlikte yaşlanacağınızı sandığın evi geride bıraktığın zamanı?

Hayatındaki bir dönemin güneşinin battığını bilmenin o tatlı-acı sancısı… Herkes hissetmiştir.

Artık bunun için bir kelimemiz var: Vesperance. Vesper, “akşam” anlamına gelir; esperance ise “umut” ya da “arzu”.

“Bu, bir dönemin altın saatidir; batmakta olan güneşin son ışınlarında yol aldığının farkındasındır. Etrafına bakar, dünyayı şimdinin sadeliği içinde görürsün — ufukta yaklaşan tektonik değişimlerin bilinciyle. Ve o anda hem bir şair hem bir kâhinsindir. Henüz bir hatıraya dönüştüğünü bilmeyen bu güzel, kusurlu dünya için bir kayıp duygusu hissedersin. Ama aynı zamanda, sana doğru hızla yaklaşan akıl almaz geleceğin getirdiği bir heyecan, elektrikli bir beklenti nabzı da vardır içinde. Vesperance, tam o aradaki eşiğin duygusal yankısıdır — geride kalana duyulan nostaljinin, önünde uzanan bilinmezliğin coşkusuyla harmanlandığı o an.”

Şarkı sözleri şu şekilde:

[Verse]

The streetlights humming

While the night turns the morning away

The new day coming

With all of its dreams

That are too good to stay

They go up in flames

As soon as the morning awakes

[Chorus]

And it’s called

Vesperance

Vesperance

Vesperance

Vesperance

[Verse 2]

Your shadow’s growing

And my heart’s overflowing with dreams

I see you standing

On the horizon with your outstretched wings

You’re too far to reach

But I know you’ll be with me tonight

[Chorus]

And it’s called

Vesperance

Vesperance

Vesperance

Vesperance

And it’s called

Vesperance

Vesperance

Vesperance

Vesperance

Ve sırada her şeyin başlangıcı olan o şarap ve isim var. ***Lethe Erciş Karası ’21. ***Şarap şişelendikten bir süre sonra yazmıştım sözlerini, son 4–5 aydır bestesiyle uğraşıyordum. Belki canlı performansını da kaydederiz.

[Kıta]

Gir derine, suya bırak,

Nehir acıyı dindirir.

Bir sabah buğusu, anılar solar,

Yaralayan, artık bir firar.

[Nakarat]

Lethe, al götür beni,

Sil tüm geçmişimi.

Ne hüzün var, ne bir iz,

Kollarında düşsüz bir giz.

[Kıta 2]

Dalgalar sırrı fısıldar,

Huzur akıntıda,

Savrulursun, gölgelerden kaçıp

Bir zaman kayığında.

[Nakarat]

Lethe, al götür beni,

Sil tüm geçmişimi.

Ne hüzün var, ne bir iz,

Kollarında düşsüz bir giz.

Ve son olarak ***Lethe Papazkarası ’24.***

İçtiğim en iyi Papazkarasının şarkısı kolay olmayacaktı. En özeli bu olmuş olabilir çünkü şarabın ruhunu en iyi yansıtan şarkı bu.

Senfonik metal, dinlemesi kolay değil. Alışmak gerekiyor…

Aynı grotesk tanenleriyle daha sonra çiğnenebilir bir hal alan Lethe Papazkarası ’24 gibi.

Kaotik, kuzeyli, kompleks, güçlü, farklı birçok enstrümanın en iyi performansla çalındığında ulaşabileceği bir harmoni…

Aynı Lethe Papazkarası ’24 gibi.

Bu şarkıyı canlı çalmak çok güç, en iyi davulcu, gitarist ve usta keman virtüözlerinin iyi uyumlanması gerekiyor.

2024 yılı Edirne’de bize tam da bunu verdi. IWSC’de 95 puanı aldı ve 12 Kasım’da Londra’da “en iyi 7 kırmızı şarap üreticisi” kategorisinde birincilik için yarışacak olmamıza vesile oldu.

Şarap trendi şimdilik düşüyor belki ama Arthur Dent haklı:

Anlam kaybolmadı, fermente oluyor.


메타데이터
post_id
809b3264417a
slug
akustik-bağcılık-evrenin-sonundaki-şarap-ve-şarkı-809b3264417a
url
https://medium.com/@guneykose/akustik-ba%C4%9Fc%C4%B1l%C4%B1k-evrenin-sonundaki-%C5%9Farap-ve-%C5%9Fark%C4%B1-809b3264417a
canonical_url
https://medium.com/@guneykose/akustik-ba%C4%9Fc%C4%B1l%C4%B1k-evrenin-sonundaki-%C5%9Farap-ve-%C5%9Fark%C4%B1-809b3264417a
author_url
https://medium.com/@guneykose
status
ok
fetched_at
2026-07-16 04:10:34