← Back to list

Filozof

Thales… Felsefenin başlangıcı sayılan bir adamdan bahsediyoruz. Uzun süredir sorduğum, sorguladığım şeylerin benzerlerini benden daha iyi…

Alperen · 2025-04-10 08:52 · 0 claps · 4.5 min read
#herakleitos #felsefe #thales #filozof #değişim
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🛠️ · Crafts & DIY

Filozof

Thales… Felsefenin başlangıcı sayılan bir adamdan bahsediyoruz. Uzun süredir sorduğum, sorguladığım şeylerin benzerlerini benden daha iyi şekilde 2500 yıl önce cevaplamaya çalıştıklarını gördüğümde ne kadar şaşırdığımı söylemem gerek. Şaşırmak demeyelim aslında daha çok şok olmak diyelim. Ama şok olmak da ağır geldi bak, “amazed” diyelim mi?Çeviriye baktığımda hayret etmek olduğunu gördüm aradığımın. Aynen öyle.. Ölüm, varlık, evrenin temeli, neden varız, hayattaki amacımız ne? Bir sürü sorum var, cevabını aradığım. Bunların hepsi milattan önce 500'lü yıllardan beri insanlığın cevabını aradığı sorular. Aslında her ne kadar bunu bilsem de hiç üzerine bir şeyler okuma, dinleme, araştırma gayretim olmamıştı. Bir podcastle birlikte çıktığım bu yolculuğu çok sevdim. O kadar hoşuma gitti ki tekrar buraya bir şeyler yazma isteğim oldu. Dinledikçe ve okudukça ne kadar benzer düşündüğümüzü fark ettim. Felsefenin başlangıcının Antik Yunan, hatta daha da spesifik konuşursak Batı Ege’den çıktığını biliyor muydunuz? Ben nereliyim peki.. Batı Ege tabisi. Acaba Heraklitos benim büyük-büyük-büyük-çok büyük-aşırı büyük-baya aşırı çok büyük dedem olabilir mi? Evet öyle olsun. Kim bunun aksini kanıtlayabilir ki? Kimse. Teşekkürler. Heraklitos dedem için haftaya salı lokma döktüreyim madem.

Neyseeem, mükemmel şakalarımı bir kenara bırakırsak bu abiler ne demiş? Hem kendi bilgilerimi pekiştirmek, hem de biraz yazmak için toparlamak istiyorum bunları. Önce Thales ile başlayalım. Çünkü felsefe de Thales ile başlıyormuş. Neden Thales? Evet daha ilk cümleden o muazzam soruyu sormaya başladık.

NEDEN?

Aslında tüm felsefeyi tek kelimeye indirmek istersem, bu sorudur diyebilir miyim? Bilmem. Bence derim. En azından şimdilik diyorum. Dedim bile. Thales öncesinde aslında Mısır da büyük bir uygarlık olmasına rağmen felsefenin Yunan’da başladığı kabul ediliyor. Eee Mısır’da insanlar düşünmüyor muydu? Yani kölelikten, piramit inşa etmekten vakit buldukça düşünüyorlardı tabi! Aslında komik gelse de sebeplerden birisi bu. Bizim oralarda insanlar biraz daha rahat takıldığı için böyle boş beleş düşünceler için daha çok vakitleri varmış. Tabi temel sebebi bundan ziyade, Mısır’da bu “Neden?” sorularına mitolojik yanıtlar vermeleri. Yani gece neden var denildiğinde, Ra (Evet bulmacalarda çıkan o Mısır Tanrısı) yeraltına indiği için diyorlarmış. Thales ise daha bilim temelli cevaplar vermeye çalışmış. Bilimi de doğa ile açıklamaya çalışmış. “Arkhe” kavramınının kullanım temeilini atan kişidir aynı zamanda. Nedir bu arkhe peki? Temel, kök, başlangıç gibi anlamlara gelir bu kelime. Thales de her şeyin maddi bir temele dayandığını düşünmüş ve bu temelin de su olduğunu savunmuş. Evet bildiğimiz su. Hatta Dünya’nın da tahta misali, suyun üzerinde durduğunu düşünmüş. Bu arada bilmem fark ettiniz mi hep düşünmüş diyorum. Çünkü Thales’in bize ulaşan yazılı kaynakları yok. Bu yazılı kaynaklar da ilk olarak Aristoteles tarafından tutulmuş. Biz aslında Milet’li Thales’i, Aristoteles sayesinde biliyoruz yani. Neyse Thales, su demiş işte. Her şeyin temelini suya dayandırmış.

Sonra Anaximandros gelmiş, aynı dönemde yaşayanlardan birisi (Thales’in öğrencisi sanırsam) ve onun arkhesi ise “Aperion” olmuş. Bu da sınırsız gibi bir çeviriyle anlaşılır sanırım. Yani fiziksel bir madde yerine evrenin sonsuzluğunun, sınırsızlığının, evrenin temeli olduğunu düşünmüş. Her şeyin bir düzen, döngüde olduğunu ortaya atmış. Termodinamik birinci kanunu ne der peki? Lavoisier 18. yüzyılda “Hiç bir şey vardan yok olmaz, hiç bir şey yoktan var olmaz.” demiş ve enerjinin korunumu yasasını ortaya atmış. Eee ikisi biraz benzemiyor mu sizce de? Tabi Anaximandros ve Lavoisier arasında yaklaşık 2300 yıl olması dışında pek bir sorun yok. Muazzam değil mi? Aynı zamanda her şeyin zıttıyla var olduğunu ve dengenin, düzenin bu şekilde olduğunu düşünmüş.

Anaximenes diye bir abimiz gelmiş onlardan sonra, o da arkhenin hava olduğunu düşünmüş. Çok aklımda kalan değinmek istediğim bişeyi yok sanırım bu arkadaştan. Belki sonra olur ama şimdilik bu kadar diyelim.

Eveet, şimdi geldik Heraklitos dedeme. Kim bu Heraklitos biliyor musunuz? Hani şu “Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz.” cümlesi var ya. Bildiniz mi onu? Evet onu ortaya atan kişi işte. Dedem benim aynı zamanda. Aslında cümle tam olarak böyle olmasa da temel fikir bu yöndeymiş. Peki ne demiş?

Panta Rhei

Yani nedir Türkçe meali? “Her şey akar.” Bu ne be demeyin hemen, her şeyin bir değişim içinde olduğunu ve sabit kalmadığını bu kadar basit bir şekilde anlatmak çok iyi değil mi sizce de? Evrenin özünün bile bir değişimde olduğunu ve bunun kaçınılmaz olduğunu söylemiş. Evet aynı nehirde iki kere yıkanılmaz. Nehir aynı değildir. İlk okuduğumdan beri aklımda hep bu şekilde kalmış. Ama Heraklitos diyor ki, sadece nehir değil sen de değiştin. Yani aslında o muazzam cümleyi biraz şu şekilde algılamamız gerekiyor.

Aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız: Çünkü nehir aynı nehir değildir ve siz aynı siz değilsiniz.

Mükemmel değil mi? Fiziksel olarak da zihinsel olarak da her an bir değişimin içindeyiz. Pek sevgili okuyucu, bunların 2500 yıl önce ortaya atıldığını tekrar hatırlatmak isterim. Hani lütfen ona göre düşünün. Tamam değişim dedik, o kadar mı? Nope.. Zıtlıkların da evrenin bu dinamikliğini, değişimini sağladığını söylemiş. Anaximandros’tan farkı ne peki? Anaximandros bu zıtlıkların birbiriyle mücadele ettiğini ve hatta dengenin bu şekilde var olduğunu düşünürken, Heraklitos ise bu zıtlıkların bir dönüşüm içinde olduğunu iddia etmiş. Zıtlıkların birbiriyle oluştuğunu söylemiş. Yani evrende olan her şeyin ama her şeyin bir zıttı vardır. Zıttı olmayan bir şeyin var olamayacağını söylemiş gibi sanki. Arkhe peki? Hemen unuttunuz değil mi? Heraklitos’a göre ise bu değişimin kökü, başlangıcı ateşmiş. Evet Thales su demiş, Anaximenes hava demiş, Heraklitos ateş demiş. Geriye ne kaldı?

-Doğada bulunan dört element: ateş su toprak tahta. +Tahta mı? -Tahta tabii, zoruna mı gitti?

Eveet günlük Gora dozumuzu da aldığımıza göre devaammkeee. Ateşi bir başlangıç yapmak ilginç değil mi? Hani su ile yok edebileceğin bir oluşumdan bahsediyoruz. Hayır, yok olmak değil, değişim diyoruz. Evet ateşin o dinamik yapısı, her şeyi değiştiren yapısını düşünün şimdi. Ateşin karşısında değişmeden duran bir şey var mı? Düşünemediniz değil mi, evet işte o değişimin temeline ateşi koymak mükemmel bir fikir değil mi? Tekrar hatırlatayım, 2500 yıl… İşte bu zıtlıkların oluşumu, değişim, dinamizm, süreklilik, ateşi arkhe olarak görmek ve bunlarla doğayı, evreni açıklamaya çalışmak.. Bitti mi? Hayır.

Her zaman var olsa da Logos insanlar kavrayamıyorlar onu duymadan önce de bir kez duyduktan sonra da

Her şey bu Logos’a göre olup bitse de insanlar hiçbir şey yaşamamış gibiler

Benim her şeyi doğasına göre ayırarak ve nasıl olduğunu göstererek açıkladığım sözler işlerde bile

Ötekilerse bilmiyorlar yaptıklarını uyanıkken Uykudayken yaptıklarını unuttukları gibi

Evet dedemden yaptığım ilk alıntıdır. Kendisinden bize ulaşan bir çok ufak ufak alıntının toplandığı “Fragmanlar” adlı kitabımız mevcuttur. Hadi size kıyağım olsun şuradan pdf halini de edinebilirsiniz.

Peki nedir bu Logos? Logos, evrenin işleyişine dair mantıklı bir ilkedir. Heraklitos’a göre, bu ilke doğal yasalar ve zıtlıklar aracılığıyla ortaya çıkar. İnsanlar çoğu zaman bu düzeni fark etmezler, ancak Logos, her şeyin temeline yerleşmiş olan bir düzen ve düşünsel yapıdır. Bir nevi evrensel akıl da diyebiliriz. İşte bu değişimin, zıtlıkların bile bir düzen içinde olduğunu söylemeye çalışmış.

İyi değil insanın her istediğini elde etmesi Sayrılık sağlığı hoş kılan İyiliği kötülük Bolluğu açlık Dinlenmeyi yorgunluk

Evet yine Fragmanlar’dan bir alıntı. Üzerine saatlerce konuşabilirim. Hatta şöyle ki bu kitabı alıp her cümlesinin üzerine saatlerce konuşabilirim sanırım. Hayattaki neredeyse her şeyin değerinin, onun yokluğunda anlaşıldığı veya tam tersi olarak değersizliğinin, varlığında anlaşıldığını düşünmüyor muyuz? Mükemmel.. 2500…

Evet sanırım şimdilik bu kadar yeter. Onlarca soruya, yüzlerce cevap. Sonuç elde etmek değil amaç. Akışta kalmak diyelim. Değişiyoruz, zıtlıklarımızla varız. Peki bir sorum var? Amacımız ne madem sonuç elde etmeyeceksek? Neden varız? Nereye gidiyoruz. Bitirmeden önce bir alıntısını daha bırakayım ve üzerine düşünün. Bir sonraki yazımda belki buralardan devam ederim.

Dama oynayan bir çocuktur zaman Krallık çocukta!


메타데이터
post_id
81fd2e6ae5ad
slug
filozof-81fd2e6ae5ad
url
https://medium.com/@aalptekin24/filozof-81fd2e6ae5ad
canonical_url
https://medium.com/@aalptekin24/filozof-81fd2e6ae5ad
author_url
https://medium.com/@aalptekin24
status
ok
fetched_at
2026-07-21 23:40:04