← Back to list

Hz. Yusuf (as)’ a Atılan İftiralar

VEZİRİN KARISININ İFTİRASI

Jeruselam · 2021-02-15 13:29 · 0 claps · 4.6 min read
#hz-yusuf #vezir #i̇srail #firavun #hırsızlık
Open on Medium ↗

Hz. Yusuf (as)’ a Atılan İftiralar

VEZİRİN KARISININ İFTİRASI

Hz. Yusuf (as), daha küçük yaşta iken Allah’ın kendisine ilim verdiği peygamberlerden biridir. Kendisini kıskanan kardeşleri tarafından çocuk yaştayken bir kuyuya bırakılmış, kuyuda Hz. Yusuf’u bulan bir kafile, onu Mısırlı bir azize satmıştır. Yetişkin çağına eriştiğinde, yanında kaldığı vezirin karısı Hz. Yusuf (as)’a çirkin bir teklifte bulunmuştur. Ancak imanı ve Allah korkusu nedeniyle, Hz. Yusuf kadının bu isteğini reddetmiştir. Reddedilen kadın, kendisinden kaçmak isteyen Hz. Yusuf (as)’a arkadan yetişerek gömleğinden tutup çekmiş ve bu esnada Hz. Yusuf (as)’ın gömleği arkadan yırtılmıştır. Tam bu sırada kadının kocası olan vezirle karşılaşmışlar, bunun üzerine kadın kendi suçunu gizlemek için Hz. Yusuf (as)’a iftira atmış; onu kendisinden “murad almak” istemekle suçlamıştır. Konu ile ilgili ayetler Kuran’da şu şekilde bildirilmiştir:

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: “İsteklerim senin içindir, gelsene” dedi. (Yusuf) Dedi ki: “Allah’a sığınırım. Çünkü O benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez.” Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı. Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: “Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?” (Yusuf Suresi, 22–25)

Kadının yalana dayalı bu suçlamasına karşı Hz. Yusuf gerçekleri söylemiş ve ayette bildirildiği gibi, “Onun kendisi benden murad almak istedi…” (Yusuf Suresi, 26) diyerek doğruyu anlatmış, bunun üzerine kadının yakınlarından bir kişi aralarında şahitlik etmiştir.

“… Eğer onun gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise yalan söyleyenlerdendir. Yok eğer onun gömleği arkadan çekilip yırtılmışsa, bu durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi doğruyu söyleyenlerdendir.” (Yusuf Suresi, 26–27)

Ayette bildirildiği gibi gömleğinin arkadan yırtılmış olması Hz. Yusuf (as)’ın doğru söylediğinin açık bir delilidir. Ancak, iffetine dair apaçık deliller bulunmasına rağmen Hz. Yusuf zindana atılmıştır.

Hz. Yusuf (as)’ın örneğinde görüldüğü gibi, inkarcılar çoğu zaman kendi işledikleri ve hayatlarının birer parçası olan suç ve ahlaksızlıklarla iman edenlere iftira eder ve bunun sonucunda onların cezalandırılmalarını sağlamaya çalışırlar.

Yusuf (as), kendisine bir düzen kurulduğunu bilmektedir, ancak Allah’ın hoşnutluğunu herşeyin üzerinde tutan her Müslüman gibi, o da, zindanı inkarcıların çağırdıkları ahlaksızlığa tercih etmiş ve uzun bir süre zindanda kalmıştır. Hz. Yusuf (as)’ın bu konuda Allah’a olan duası Kuran’da şöyle bildirilmiştir:

(Yusuf) Dedi ki: “Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum.” Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Yusuf Suresi, 33–34)

Bir insanın hiçbir maddi dayanağı olmadan, içinde bulunduğu toplumun önde gelen kişilerini karşısına alarak, sadece Allah’ı razı etmek için hapse girmeyi kabul etmesi, onun ne derece yüksek bir imana sahip olduğunun çok önemli bir göstergesidir.

Bu olaydaki şartları bir kez daha gözden geçirmekte fayda vardır. Hz. Yusuf iftiraya uğramıştır. İşlemediği bir suçtan ötürü onu mahkum etmişlerdir. Uzun bir süre hapiste kalacaktır. Çevresindeki insanlardan sürekli düşmanca ve adaletsiz tavırlar görmektedir. Zahire göre bakıldığında, onu temize çıkaracak herhangi bir kişi veya durum söz konusu değildir. Suçsuzluğu açıkça ortada olmasına rağmen Hz. Yusuf’u hapse atmakta kararlı olmaları, o dönemde hem büyük bir adaletsizliğin hüküm sürdüğünün, hem de iffetini korumaya çalışan bir insanın cahiliye toplumu içinde nasıl karşılık gördüğünün bir göstergesidir.

Dikkat edilirse deliller ortaya konmuş olmasına rağmen toplum içindeki bu zulme izin verilmekte, çok iyi bildikleri halde insanların hiçbiri haklıdan yana olmamaktadır. Yapılan zulme rıza göstermekte, kendi menfaatlerini ön planda tutmakta ve suçsuz olmasına rağmen bir insanın zindana atılmasına razı olabilmektedirler. Bu durum ayette şu şekilde belirtilir:

Sonra onlar da (Yusuf’un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35)

Zindanda bulunduğu dönemlerde, dönemin hükümdarı gördüğü bir rüyanın yorumlanmasını istemiştir. Hükümdarın hizmetinde çalışan ve yıllar önce Hz. Yusuf’la aynı zindanda kalan bir adam rüyanın yorumunu yapması için Hz. Yusuf (as)’a başvurur. Hz. Yusuf (as)’ın zindanda tutulduğunun yıllar sonra hatırlanması, Allah’ın belirlediği kader doğrultusunda, bu şekilde gerçekleşir. Hz. Yusuf (as)’ın rüyaya getirdiği hikmet dolu yorum üzerine hükümdar onu huzuruna çağırır. Ancak Hz. Yusuf öncelikle kendisine atılan iftiranın araştırılmasını ve kendisinin kesin olarak temize çıkarılmasını ister. Ayette bu durum şu şekilde bildirilir:

Hükümdar dedi ki: “Onu bana getirin.” Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) “Efendine (Rabbine) dön de ona sor: “Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir.” (Yusuf Suresi, 50)

Hükümdar olayın şahidi olan kadınları huzurunda toplamış ve kadınlar -vezirin karısı da dahil olmak üzere- Hz. Yusuf (as)’ın suçsuz olduğunu itiraf etmişler ve böylelikle Hz. Yusuf (as)’ın suçsuzluğu ortaya çıkmıştır. Ayette şöyle bildirilmektedir:

(Hükümdar topladığı o kadınlara:) “Yusuf’un nefsinden murad almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?” dedi. Onlar: “Allah için, haşa” dediler. “Biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” Aziz (Vezir)in de karısı dedi ki: “İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir.” (Yusuf Suresi, 51)

HZ. YUSUF’UN KARDEŞLERİNİN HIRSIZLIK İFTİRASI

Kuran’da, kardeşlerinin, Hz. Yusuf (as)’a karşı şiddetli bir kıskançlık besledikleri bildirilmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, bu kıskançlıkları nedeniyle Hz. Yusuf’u küçük yaştayken bir kuyuya terk etmişler ve onun ailesinden ve sevdiği insanlardan kopmasına neden olmuşlardır.

Aradan uzun yıllar geçmiş; Yusuf (as), zindandan çıkıp, hükümdar tarafından hazinelerin başına geçirildikten sonra bir gün kardeşleri erzak almak için onun huzuruna çıkmışlar, ancak Hz. Yusuf’u tanımamışlardır. Hz. Yusuf kendisini sadece küçük kardeşine tanıtmış ve ona diğer kardeşlerinin yaptıklarına üzülmemesini söylemiştir. Kardeşinin yanında kalmasını istemiş ancak bulunduğu ülkenin kanunlarına göre onu yanında tutamayacağı için çok akılcı bir plan yapmıştır. Bu olaylar Kuran’da şöyle anlatılır:

Yusuf’un yanına girdikleri zaman, o, kardeşini bağrına bastı; “Ben” dedi. “Senin gerçekten kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme.”Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi (şöyle) seslendi: “Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız.” Onlara doğru yönelerek: “Neyi kaybettiniz?” dediler. Dediler ki: “Hükümdarın su tasını kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim.” “Allah adına, hayret” dediler. “Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz.” “Öyleyse” dediler. “Eğer yalan söylüyorsanız (bunun) cezası nedir?” Dediler ki: “Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte Biz zulmedenleri böyle cezalandırırız.” Böylece (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların kablarını (yoklamaya) başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte Biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. (Yusuf Suresi, 69–76)

Hz. Yusuf yıllarca görmediği kardeşini bu yöntemle yanında tutabilmiştir. Ancak, Hz. Yusuf (as)’ın kıskanç ve merhametsiz kardeşleri, konuşmalarının arasına sıkıştırdıkları bir cümle ile Hz. Yusuf (as)’a gıyabında iftira atmışlar ve onu da, büyük bir akılsızlık göstererek, haksız yere hırsızlıkla suçlamışlardır. Ayette kardeşlerinin bu iftirası şöyle bildirilir:

Dediler ki: “Şayet çalmış bulunuyorsa, bundan önce onun kardeşi de çalmıştı.” Yusuf bunu kendi içinde saklı tuttu ve bunu onlara açıklamadı (ve içinden): “Siz daha kötü bir konumdasınız” dedi. “Sizin düzmekte olduklarınızı Allah daha iyi bilir.” (Yusuf Suresi, 77)

İnkarcıların ve münafıkların müminlere duydukları kin ve haset öyle büyüktür ki, Hz. Yusuf (as)’ın kardeşlerinde de görüldüğü gibi, her fırsatta onları incitmeye, açıkça veya gıyablarında iftiralarla karalamaya ve küçük düşürmeye çalışırlar.


메타데이터
post_id
840a14cdecec
slug
hz-yusuf-as-a-atılan-i̇ftiralar-840a14cdecec
url
https://medium.com/@union2023/hz-yusuf-as-a-at%C4%B1lan-i%CC%87ftiralar-840a14cdecec
canonical_url
https://medium.com/@union2023/hz-yusuf-as-a-at%C4%B1lan-i%CC%87ftiralar-840a14cdecec
author_url
https://medium.com/@union2023
status
ok
fetched_at
2026-07-09 13:13:48