Herkese Rağmen
Cümlelerimiz Yarım Kalmayacak
Herkese Rağmen
Cümlelerimiz Yarım Kalmayacak
Kız çocuklarına kötülük ediyoruz çünkü onları erkeklerin kırılgan egolarını tatmin edecek şekilde yetiştiriyoruz. Kızlara kendilerini kısıtlamayı, daha az yer kaplamayı öğretiyoruz. Onlara diyoruz ki: ‘Hırslı olabilirsin ama çok fazla değil. Başarılı olmayı hedeflemelisin ama çok başarılı değil, aksi takdirde erkeği tehdit edersin.’ Eğer bir erkekle olan ilişkinde evi geçindiren taraf sensen, özellikle toplum içinde değilmişsin gibi davranman gerekir; aksi takdirde onun erkekliğini elinden almış olursun. Chimamanda Ngozi Adichie/2012
-Canım bir gelir misin?
İş arkadaşına söylemediklerini, 10 dakikadır lavabonun üzerinde döndüre döndüre yıkadığı tencereye haykırmayı aniden bırakıp derin bir nefes aldı.
-Bulaşıkları yıkıyorum hayatım, sen gelsen olmaz mı?
-İki dakika bir gel Emel, laptoptan bir şey göstereceğim sana.
Laptopları, insanların bir odadan başkasına taşıyabilmesi için yapmadılar mı? İlla beni ayağına getirtecek diyerek içine içine attı cümleleri Emel. Ellerinin köpüğünü silip oturma odasına geçti.

Kocası yüzünde munzur bir gülümsemeyle ona baktı ve bilgisayardan Emel’in yapay zekayla süper kahramana dönüştürüldüğü bir resmini gösterdi. Üzerinde kırmızı bir kostüm, güçlü vücudu ve parlak saçları ile havada süzülerek yapay zekanın yapaylığı ile de gülümsüyordu Emel. Bir elinde kettlebell, diğerinde dumbell, yanında ise kahraman gözlükleri ile kedileri duruyordu.
-Bu da nereden çıktı?
-E, yarın 8 Mart ya ondan.
-Yani?
-Kadınlar günü ya sevgilim. Ofisteki erkekler olarak kadınları paylaşıp yapay zekayla süper kahramanlara dönüştürdük, tabi canım eşimle aynı ofiste çalışmanın avantajını kullanıp senin resmini ben yaptım. Hepsini de toplantı odasındaki panoya asacağız. Çok güzel fikir değil mi?
-Paylaşıp derken? Ofisteki kadınlar zaten erkeklerin üçte biri kadar.
-Canım detaylara takılma şimdi, nasıl, beğendin mi resmini?
-Elimde neden dumbell ve kettlebell var?
-E, haftada 3–4 kere seninle salona gidip ağırlık kaldırıyoruz ya, ondan ekledim.
-Ama ben ofisteki kimseye spor yaptığımı söylememiştim. Vücudum hiç de spor yapıyormuşum gibi gözükmüyor ki, ne yaparsam yapayım basenlerim pantolonlarda fazla sıkı sarılmış sucuk gibi gözüküyor. Bunun canımı ne kadar sıktığımı biliyorsun.
-Ne alakası var şimdi hayatım ya?

Photo by Emily Morter on Unsplash
Hah işte işte geldi o Emel’in ne cevap vereceğini bilemediği soru. Ömer gerçekten alakayı mı soruyordu yoksa diyalogtan kaçmaya mı çalışıyordu? Kadınlara küçük yaştan itibaren zayıf bir bedene sahip olmaları gerektiğinin dayatıldığını, lisedeki yeme bozukluğundan bir türlü tamamen kurtulamadığını hatta annesinin kilosu hakkında yaptığı yorumların yıllarca iç sesi olduğunu tekrar mı hatırlatsaydı Ömer’e?
Bu kaçıncı hatırlatma olacaktı? Bu dayatmalara maruz kalmayan birinin onu anlaması ve duygularını küçümsememesi mümkün müydü? Kesin ‘Abartıyorsun, Emel.’ diyecekti.
-Keşke kitaplarımı da ekleseydin şöyle köşeye, diyebildi dişleri arasından.
-Kitaplarını mı?
Ortaokuldan beri kimliğinin temellerini oluşturan okuduğu kitapları resme eklemek nasıl aklına gelmezdi?
-Evet, her gün az ya da çok okuduğum kitaplarımı.
-Sen sevmedin resmini bence, ağzından bir tane güzel laf çıkmadı.
Emel’in gözü istemsizce koridordaki kedi kumuna kaydı. Dün Ömer’den kedi kumlarını değiştirmesini rica etmişti, en sevdiği ‘unuttum’ bahanesini kullanmasın diye de kumu, tüm boş alanları kaplayan araba gibi koridorun ortasına bırakmıştı.
Zaten ne zaman bir ricada bulunsa ricasını fazla fazla görünür kılmak durumunda kalıyordu. Yoksa, Emel’in ricaları hep ‘birazdan yaparım aşkım’ kategorisinden ‘unuttum aşkım’ kategorisine itiliyordu.

Photo by lukas waldmann on Unsplash
-Kedi kumunu değiştireceksin değil mi? Eski kum daha fazla beklerse, kedilerden biri dışarı işeyebilir sonra onu temizlemekle uğraşırız- uğraşırım.
-Nereden geldi şimdi aklına o? Senin resmini yapıyordum, şimdi değiştiririm kumu.
Aklına gelmiyordu çünkü zaten aklından çıkmıyordu, çocukları gibi gördüğü kedilerinin ihtiyaçları hep aklındaydı. Emel, Ömer’in de hatırlatılmaya gerek duymadan bu ihtiyaçların farkında olmasını istiyordu.
Belki de bu yüzden Ömer çocuk konusunda ısrar edip her zaman yardım edeceğini söylediğinde Emel onu inandırıcı bulmuyordu. Bebeğin çoğu şeyi yapan bir anneye ve yardım eden bir babaya ihtiyacı yoktu. Bebeğin, -önlerine tamlamalar eklenmeden- bir anne ve bir babaya ihtiyacı olduğunu düşünüyordu.

Photo by Kateryna Hliznitsova on Unsplash
Yapay zekanın fotoğrafına eklediği gülümsemeyi ödünç aldı, ‘Pardon canım, günün yorgunluğu inmiş üstüme, resmi beğendim tabi, eminim ofisteki tüm kadınlar da resimlerine bayılacaklar.’ Ömer’in yanağına hissiz bir öpücük kondurup mutfaktaki bulaşıklarına döndü.
Mutfak aynı mutfaktı, tencere aynı tencereydi ama bu kez haykırışları farklıydı.
Oturma odasına geri geldiğinde Ömer koltukta uyukluyordu. Ne battaniyeyle üstünü örtmek ne de kaldırıp yatağa götürmek içinden geldi. Kedilerinin kumlarını değiştirip yatak odasına geçti. Günün yorgunluğunu tüm vücudunda hissediyordu, tek istediği bir an önce uyumaktı.
Evet, kadınlar günü kutlu olsundu, bir günün kutlu olması tabi ki kolaydı. Peki ya kadınlar? Onlar ne zaman kutlu olacaklardı?

Photo by Hannah Busing on Unsplash
Emel yatak odasının ışığını tekrar açıp laptopunu aldı. Hızlıca Ömer’in kullandığı yapay zeka sitesine giriş yaptı. Hayatı, hisleri ve istekleri erkeklerin eline bırakılmayacak kadar değerliydi. Düşünmesine gerek bile yoktu, yazacağı komut zaten parmaklarından dökülüyordu:
Yapay zeka bana bir kadın çiz, uydurma bir süper kahraman kostümü giymesin. Bana hayatını başkalarının beklentilerine göre değil de kendi isteklerine göre yaşayan özgür ve bağımsız bir kadın çiz. ‘**Kadınlar da yapabilir’ gibi -de’li- ,-da’lı- cümleleri dinlemek yerine eğitim ve kariyer fırsatlarına eşit erişebilen bir kadın çiz. Sokakta, evde ve işte kendini güvende ve huzurlu hisseden bir kadın çiz. Toplumun üzerine diktiği baskı ve eleştiri ceketini fırlatıp atmış bir kadın çiz. Kendi ihtiyaçlarına vakit ayırdığı için suçlu hissetmeyen arzularıyla, hırslarıyla, öfkeleriyle varolan bir kadın çiz.**
Bana gücünün farkında olan birbirlerinin başarılarını kutlayan kadınlar çiz.
Bunu da bir güne sıkıştırma; her gün, her saat ve her dakika herkesin gözüne soka soka tekrar tekrar çiz.

Photo by Mariana JM on Unsplash
메타데이터
- post_id
- 843ecafb77ce
- slug
- herkese-rağmen-843ecafb77ce
- url
- https://mediumturkiye.com/herkese-ra%C4%9Fmen-843ecafb77ce
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/herkese-ra%C4%9Fmen-843ecafb77ce
- author_url
- https://medium.com/@chronicexistentialist
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-12 02:25:03