← Back to list

Pres futbolunun tarihi bölüm #4 (Gusztav Sebes)

22 Ocak 1906'da Avusturya-Macaristan’nın Budapeşte kentinde bir ayakkabı tamircisinin oğlu olarak doğdu. Futbolculuk kariyerinde MTK…

Ali Büyük · 2022-08-08 15:18 · 0 claps · 6.0 min read
#futbol #macaristan #gusztav-sebes #sebe #futbol-total
Open on Medium ↗

Pres futbolunun tarihi bölüm #4 (Gusztav Sebes)

22 Ocak 1906'da Avusturya-Macaristan’nın Budapeşte kentinde bir ayakkabı tamircisinin oğlu olarak doğdu. Futbolculuk kariyerinde MTK Budapest’in ikinci takımı, Hungaria FC ve Textiles SE’de forma giydi. En başarılı olduğu kulüp Hungaria FC’idi. Burda tam 3 lig şampiyonluğu kazandı. Macaristan milli takımı ilede Almanya’yı 3:2 yendikleri maçta forma şansı buldu.

O dönemlerde komşu ülke Avusturya Macarista’nın çok önündeydi. Avusturya milli takımı 3 yıl içerisinde 31 maça çıkmış ve toplamda 101 gol atmıştı ayrıca 1934 Dünya Kupası’nda yarı finalde İtalya’ya elenmişlerdi, bu onlar için bir başarıydı aslında. Bu arada Macarlarda aynı turnuvada çeyrek finalde Avusturya’ya elenmişti.

Avusturya’yı değiştiren kişi aslında yakından tanıdığımız (diğer yazılarımı okuduysanız) Jimmy Hogan’dı. Zeki ve açık fikirli bir adam olan Hogan, Avrupa çapında sporun gelişimi için çok şey yapmış, ileri görüşlü bir koçtu. Jimmy Hogan MTK Budapeste’yi çalıştırdığı dönemde oyun sistemini takıma iyice aşılamıştı ki Sebes’in taktik sisteminde Jimmy Hogan’dan esinlendiği ve ona büyük bir saygı duyduğu belirtilir. Sebes, İkinci Dünya Savaşı sırasında Macaristan milli takımının başına geçmeden önce 5 yıl içerisinde 4 takım çalıştırmıştı (Elektromos, WMKASE, Csepel FC ve Ujbuda FC’idi)

Son takımı Ujbuda FC’yi açlıştırdıktan sonra Macaristan milli takımının 2 yıl boyunca yardımcı antranörlüğünü yaptı. 1948 yılınının sonlarında ise Macaristan milli takımının koçluğunu yapmaya başlamıştı.

Sebes ve ekibi lke çapında bir izcilik ağı kurdu ve Macar koçlara hedeflerini açıkladı. Uluslararası maçlar öncesinde Sebes, yerel kulüplere sınma maçları düzenler ve onlara yaklaşan rakiplerinin taktiklerini benimsemeleri talimatını verirdi. Sebes aynı zamanda gerçek bir yenilikçiydi. Oyuncuların akciğer gücünü artırmak için Macaristan’ın antrenman rejimine sık sık yüzme seansları ekledi. Sigara ve alkolün olumsuz etkilerini açıklamak için tıp uzmanları getirildi. Ekip içki seansları yerine müzeleri ve sanat galerilerini ziyaret ederken, ülke çapındaki fabrikalara yapılan geziler de iktidarlar tarafından olumlu karşılandı. Sebes rolünü bütüncül bir rol olarak gördü, bu yüzden hükümeti 1952 Olimpiyat Oyunları hazırlıklarına yardımcı olmak için merkezi bir spor kompleksi inşa etmeye ikna etti.

Mayıs 1953'te Sebes, beş takımlı Orta Avrupa Uluslararası Kupası tablosunda en üst sırayı elde etmek için Roma’da İtalya’ya karşı 3–0'lık parlak bir galibiyet elde etti. Kendini adamış bir sosyalist olan Sebes, ekibinde sistemin her zaman bireyi alt ettiğini sürekli olarak vurguladı. Puskas, “Yorgunluk içinde oynayan yarı-beklerin ve forvetlerin sihirli karesi yerine, işin ekip arasında paylaşılması gerektiğine inanıyorum. ‘’ “Saldırı ve savunma bir uyum içinde çalışmalıdır.”

Sebes, Roma’daki galibiyetten hemen sonra hazırlıklara tipik titiz bir şekilde başladı çünkü rakip İngiltere’yedi. İngiltere, 1950 Dünya Kupası’nda tam olarak zaferle karşılaşmamıştı ve rekabet tarihindeki en büyük şoklardan biri olan Amerika Birleşik Devletleri’ne 1–0 yenilmişti, ancak sonraki 24 maçtan sadece ikisini kaybetmişti. Maçtan önce Sebes, dört saatlik bir taktik takım konuşması yapmıştı.

Macaristan’nın oynadığı oyun , uluslararası futbol tarihindeki en şaşırtıcı performanslardan biriydi. Macaristan İngiltere’yi 6–3 yenmişti ancak Macaristan farkı çok daha fazla açabilirdi. Macaristan’ın müthiş oyununun en büyük örneği 24.dakikada Puskas’ın attığı üçüncü gol oldu. Gol en iyi, gazeteci Geoffrey Green’in defans oyuncusu Billy Wright’ın Puskás’ı umutsuzca “yanlış ateşe giden bir itfaiye aracı gibi” hücum etmesine ilişkin harika tanımıyla hatırlanıyor.

Polonya’nın n çekilmesi nedeniyle oyun oynamadan 1954 Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandıktan sonra İngiltere ile tekrardan karşılaşacaklardı. İngiltere son oynanan maçın şanstan ibaret olduğunu kanıtlamak istiyordu ancak maç istedikleri gibi gitmedi ve Macaristan’a 7–1 mağlup oldular.

Sebes ve ekibi 1950'den beri yenilmiyorlardı ve turnuvada ağır favori konumundalardı. Müsabaka ilginç bir formatta ilerliyordu: her dörtlü grupta iki seribaşı ve iki seribaşı olmayan takım vardı. Bu nedenle, her ülke sadece iki grup maçı oynadı ve ilk iki sırada tamamlayanlar çeyrek finale yükseldi.

Macarlar ilk gurup maçında Güney Kore’yi 9–0 mağlup etti. Macarlar için rahat bir maç olmuştu. Grubun ikinci maçındada Batı Almanya’yı 8–3 mağlup edince grubu birinci sırada tamamladılar ve çeyrek finalde Brazilya’nın rakibi oldular. (Türkiye gurubu Batı Almanya’nın arkasında 3.sırada bitirdi)

8–3'lük Batı Almanya galibiyetinde Macaristan’ın en değerli oyuncusu olan Puskas ayak bileğinden sakatlanmıştı. yıldız adamlarını kaybetmeleri açıkçası ileriye dönük büyük bir darbe oldu. Puskas, her gece tam zindeliğe geri dönmeye çalışırken, her sabah takım arkadaşlarının gözyaşı lekeli yastığı görmemesi için yatağını kuruturken acı acı ağladığını itiraf etmişti.

Brazilya karşısında 4–2'lik galibiyet alan Macaristan için çok zor bir maçtı. Maç bitiminde Brezilya taraftarları sahaya koşarken ve tünelde kavga patlak verdiğinde, drama son düdükle bitmedi. Pinheiro, Puskás’ı kendisini şişelemekle suçlarken, Sebes yüzündeki yara için dört dikiş istedi. Macaristan’ın sıradaki rakibi hiçbir Dünya Kupası maçı kaybetmemiş Uruguay’dı ve şuan bu sorunların üzerinde duracak zamanlardı yoktu.

Czibor’un erken golü, Macaristan’ı devre arasında öne geçirmişti. İkinci yarının hemen başında Hidegkuti’nin golüyle aradaki fark açılmaya başlamıştı, ancak Uruguay, her ikisininde Juan Hohberg’in ayağından gelen gollerle maçı uzatmaya götürmüştü. Uruguay iyi bir direnç örneği gösteriyordu. Macaristan uzatmalarda daha zinde görünen taraftı ve bunun karşılığını Kocsis’in 109 ve 116'da attığı gollerle almıştı, Macaristan 1954 Dünya Kupası Finali’ndeydi.

Finalde Favori takım Macaristan’dı. Rakiplerini en son oynanan maçta 8–3 mağlup etmişlerdi ve bunu tekrarlamak onlar için zor olmazdı. Puskas’da ilk 11'deydi ve herşey iyiye gidiyordu.

Macaristan, 6.dakikada Puskas’ın attığı golle öne geçmişti. 2 dakika sonra Czibor’un attığı golle Macarların farka koşacağı düşünülüyordu ancak 2 dakika sonra Max Morlock’un attığı golle Batı Almanya farkı bire indirmişti. 18.dakikada Helmut Rahn’ın golüyle eşitliği sağlayan Batı Almanya 84.dakikada tekrardan Rahn’ın attığı golle bu sefer öne geçmişti. Macarlar şok içerisindeydi çünkü Macarlar maçların hep son dakikalarında daha azimli ve daha güçlü olan taraftı ancak finale gelene kadar fiziksel olarak yıpranan Macarlar rakibine maçın son dakikalarında tempo olarak yetişememişti ve maçı Batı Almanya kazanmıştı. Ancak maçtan önce 48 yaşındaki Sebes, FIFA Dünya Kupası finalinden önce takımının karşılaştığı zorluk hakkında daha fazla fikir verdi. “En büyük düşmanımız fiziksel yorgunluktan çok sinirsel gerginliktir,” dedi. “Dünya Kupası’nın böyle bir sinir testi olabileceğinden asla şüphelenmedim.”

2010 yılında Leipzing Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, oyunculara yasaklı bir madde olan metamfetamin enjekte edildiğini iddia etmişti. Ayrıca Macarlar, takım yarı finalin ardından Cumartesi sabahı erken saatlerde saat 4'e kadar otellerine geri dönmedi ve ertesi gece sokakta bir grup tarafından uyanık tutulduğu söyleniyor.

Aslına Macaristan futbolu için kırılma noktası tam bu maçtan sonraydı. Bu maçta sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. ancak finalden sonra 18 maç daha yenilgisiz gittiler ve 1956 başlarında Türkiye’ye geldiler ve mağlup oldular. Bu mağlubiyetin ardından bir beraberlik ve iki yenilgi daha geldi.

Sebes’in yerini, birkaç hafta sonra Sovyet güçleri tarafından vahşice ezilene kadar 2.500'den fazla vatandaşın hayatını kaybettiği Macar Ayaklanması’ndan dört ay önce, Haziran ayında Bukovi almıştı. Aralarında birkaç yüksek profilli futbolcunun da bulunduğu yaklaşık 200.000 Macar mülteci olarak ülkeden kaçtı. Czibor, Kocsis ve Puskás’ın hepsi iltica etti, ancak Bozsik’in parlamentodaki milletvekili konumu onu geri dönmeye zorladı.

1962 Dünya Kupası’nda İspanya’yı temsil etmeye devam eden Puskas. “Maalesef insanın uyanabileceği bir rüya ya da kabus değildi. Bu,” dedi, “üzücü bir gerçekti.”

Grosics ise “Muazzam, kişisel bir kayıp duygusu hissettim ve hala hissediyorum; Hayatımdan, takip eden yıllarda asla geri gelmeyen bir şey gitti. Aradan 40 yıldan fazla zaman geçti ama yarın sabah biri beni uyandırıp o maçı hatırlatsa gözyaşlarına boğulurdum” dedi.

Sebes’in taktiksel düzeni

O zaman diliminde İngilizlerin oynadığı WM düzeni herkes tarafından benimseniyordu, bir kişi hariç. O da Jimmy Hogan’dan başkası değildi. Jimmy Hogan, İngilizlerin oynadığı ‘’topu tekmele ve gol at’’ oynunundan artık haz almıyordu. İngilizler pas oyunundan nefret ederlerdi. (İskoçlarla aralarındaki huzursuzluk bu yüzdendi. Pas oyununu oynatan ilk milletin İskoçlar olduğu söyleniyor) Amaçları her zaman rakipten daha fazla gol atmaktı. Bu yüzden daha fazla dikine oynayan bir sistem ortaya çıkıyordu. Böyle bir sistem ortaya çıkınca geçiş oyunu dediğimiz oyun anlayışı kendini daha fazla gösteriyordu. Bu oyun anlayışından dolayı ingilizler oyunun fiziksel kısmına çok daha fazla önem verirlerdi. Toplu antremanları sadece maç günlerinde yaparlardı.

Macaristan futbolunun gelişiminde büyük etkisi olan bir diğer kişi Bukovi’ydi. Bukovi WM sistemini değiştirerek 4–2–4'e çevirmişti. Bukovi’nin geliştirdiği bu sistem hücumda akıcı olsada savunmada defolar veriyordu. Sebes’de burda devreye girip bu taktik devrime birkaç dokunuş yapmıştı.

Sebes’in 6–3'lük İngiltere maçında kullandığı taktik

Sebes’in 6–3'lük İngiltere maçında kullandığı taktik

Mihaly Lantos, Gyula Lorant ve Buzanszky ilk onbirde üç stoper oyuncusuydu. (Full Back yazan yerde) Sebes, Lantos ve Buzanszky’yi hücumu kanatlardan desteklemek için beke devşirdi. (modern zamanların bek oyuncularının rolüne benzer şekilde), Lorant ise süpürücü rolde geride kalmıştı. Sağ bek Bozsik’ten geri çekilen forvet Hidegkuti’yi desteklemek için ona top atması istendi. (o zaman diliminde bekler takım hücumdayken orta saha görevi görüyorlardı, aslında şuan Cancelo’nun yaptığını uyguluyorlardı.) sol bek Zakanas, savunmada sıkıntı yaşanmaması adına geriye çekilmişti.

MacaristanTaktik devrimi milli takımla değil, kulüp düzeyinde başladı. MTK’nın menajeri Marton Bukovi, kendi güçlü santraforu Norbert Hofling’in kaybına önemli bir taktik değişiklik yaparak yanıt verdi. Geleneksel tipte bir oyuncuya sahip olmadığı için kanat oyuncusu Peter Palotas’ı merkez forvet rolüne taşıdı. Palotas tipik bir santrafor değildi ve öyle de oynamadı. Palotas, Sindelaar’ın geri çekilen santrafor rolünü üstlendi (şimdiki sahte 9)ve daha da ileri gitti. Artık neredeyse ekstra bir orta saha oyuncusu olarak görev yaptı ve savunma ile saldırı arasında başka bir bağlantı sağladı.

Sebes’de bunu denemeye karar verdi. . İlk başta Palotas bu rol için seçilen adamdı ve gerçekten de 1952 zaferinde santrafor olarak oynadı, ancak bir süre sonra kulüp arkadaşı olan Nandor Hidegkuti’ye formayı kaptırdı. (yukarıdaki görseldede görebilirsiniz) Bazen Puskas ile Hidegkuti’ninde yer değiştirdiğinide unutmamak gerekiyor.

Aslında taktikse olarak bakarsak şimdiye yakın olan taktiklerin çoğunu burdada görüyoruz. (sahte 9, merkezleşen bek vs) Ben bu yazıyı yazarken çok fazla şey öğrendim. Umarım sizde öğrenirsiniz. Diğer yazıda görüşmek üzere…


메타데이터
post_id
84adaa660d44
slug
pres-futbolunun-tarihi-bölüm-4-gusztav-sebes-84adaa660d44
url
https://medium.com/@alibuyuk2001/pres-futbolunun-tarihi-b%C3%B6l%C3%BCm-4-gusztav-sebes-84adaa660d44
canonical_url
https://medium.com/@alibuyuk2001/pres-futbolunun-tarihi-b%C3%B6l%C3%BCm-4-gusztav-sebes-84adaa660d44
author_url
https://medium.com/@alibuyuk2001
status
ok
fetched_at
2026-06-29 22:44:20