Kırmızı Halıyı Reddeden Kovboy
Kapadokya bölgesi gezilecek yerler listemizin hep en başında idi ama bir türlü fırsatını bulup o bölgeye gidememiştik. Temmuz ayında…
Kırmızı Halıyı Reddeden Kovboy
Kapadokya bölgesi gezilecek yerler listemizin hep en başında idi ama bir türlü fırsatını bulup o bölgeye gidememiştik. Temmuz ayında yaptığımız üç günlük seyahatte bölgenin harikulade coğrafyası ve tarihi güzellikleri bizi kendine hayran bıraktı. Bölgenin büyüleyiciliğinin yanısıra binlerce yıllık bu tarihi coğrafyada yetişmiş, nevi şahsına münhasır bir efsaneyle tanıştık ki aslında bu yazıda onu sizlerle paylaşmak istiyorum. İşine aşık, işini en iyi şekilde yapmaya çalışan insanları bu köşede paylaşmak hem kendim için hem de okuyanlar için belki bir ilham olabilir diye bahsettiğim efsane “Kovboy Ekrem” hakkındaki izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Onu ilk kez Kış Uykusu filminde yabani atları ehlileştiren “Atçı Ekrem” karakterinde izlemiştim. Daha sonra da kendisini TRT Belgesel’de yayınlanan “İçimizden Üçümüz” de daha da yakından tanıma imkanı bulmuştum. Çocuklarla birlikte bu programı izlerken hepimiz onun doğal ve içten tavırlarından ve sıradışı karakterinden çok etkilenmiştik. Bölgeye gelip Ürgüp’de yaşayan Kovboy Ekrem’i (Ekrem İlhan) görmeden dönmek olmazdı. Çocuklar da kendisiyle tanışmayı çok istiyordu. Kaldığımız otelin sahibinin çok yakın arkadaşı olduğunu öğrenince kendisinden bize bir görüşme ayarlamasını rica ettik, o da bizi kırmadı biz de ekrandan sevdiğimiz bu Anadolu insanının kendine hayran bırakan hikayesini bizzat kendisinden dinleme imkanı bulduk.
Öncelikle şunu söylemek isterim ki bence onu efsane biri haline getiren karakter ve duruşunda binlerce yıllık geçmişi olan bölgenin derin tarihi, sosyal ve kültürel köklerinin çok büyük etkisi var. Ekrandan izlenende hep bir yapaylık, rol yapma, senaryo durumu olabiliyor bu da son derece doğal aslında. Belgeselde izlediğimizin aslında onun günlük hayatının tam manasıyla bir yansıması olduğunu görmek bizi oldukça şaşırttı. Belgeseli kısa sürede belli bir senaryo ile çekmek istemişler ama Kovboy Ekrem kabul etmemiş, yapaylık olsun istememiş, insanları aldatmamak, olanı eksiksiz, fazlasız olduğu gibi yansıtmak onun en önemli ilkelerinden biri. “Gelin bizimle burada kalın, yaşayın, bu hayatı içinden yaşayarak anlatın dedim” diyor. Kış Uykusu filmindeki sahnelerin de birebir gerçek görüntüler olduğunu aktardı ki onu da daha sonra anlatacağım.
Onu dinlerken kalpten, içten, doğal ve samimane konuştuğunu çok net fark ediyorsunuz, zaten onun bu hali de sohbetini doyumsuz hale getiriyor. 1 saat boyunca bizi ağırladı, hikayesini, his dünyasını, yaşamından örneklerle anlattı ama abartısız söylüyorum akşama kadar anlatma imkanı olsa dinleyebileceğimize eminim. Güzel bir söz duymuştum: “Gönülden geldiyse söz muhatabına tesir eder, gönülden gönüle intikal eder. Ağızdan çıkan ise kulaktan döner. Kalpten çıkan ise kalbe gider.” Kalpten konuşmanın ve muhatabına tesir etmenin en güzel örneklerinden birine şahitlik ettik diyebilirim.
Yaşadığı hayattan bırakın şikayet etmeyi tam aksine sahip olduklarının değerinin tüm zerresine kadar farkında Kovboy Ekrem. Köylü gibi yaşamaktan asla gocunmayan bununla da gurur duyan biri. Bu konuda küçümsenmeyi de asla kabul etmiyor, uzaktan fark edemeyenlerin yakından bakınca hayranlık duyduğu bir hayatı tadını iliklerine varırcasına yaşıyor. Zevk alarak yaşadığı hayatı geçinmek için bir gelir kapısına dönüştürebilecek kadar da ticareti biliyor. Ama bu ticaret öyle arka plandaki gördüğünüz doğal, katkısız, otantik yaşam tümüyle sahnenin önünde kalıyor, bütün başrolü o üstleniyor.
Kış Uykusu filmiyle ilgili bir TV röportajında Nuri Bilge Ceyhan onun için “O köylüden öyle bir performans beklemiyordum” demiş. Bu cümlenin arkasındaki küçümsemeyi hissedecek kadar da basiretli ve gururlu, hemen aramış izledikten sonra ve ünlü yönetmene sitemini iletmiş.
Nuri Bilge Ceyhan filmdeki performansı sonrasında onu Cannes’a kırmızı halı üzerindeki herkesin imreneceği rüya gibi bir seyahate davet etmiş. “Hayatın değişecek” demiş; o da “hayatını değiştirmek isteyen kim ki, ben burada mutluyum, taş yerinde ağırdır” deyip daveti kibarca reddetmiş.
Film için Göreme Kapadokya’daki Daltonlar Brothers adlı çiftliğindeki atları kullanmak istemişler filmde, sahicilik prensibine sıkı sıkıya bağlı Kovboy Ekrem bu atlar evcil atlar filmde yabani atların yakalanması sahnesini gerçekten yabani atlarla gerçek bir film sahnesiyle çekelim demiş. Tehlikeli olmasından ötürü biraz direnseler de mecbur kalmışlar. “Çok korktular ama çok heyecanlı, adrenali çok yüksek bir çekim oldu” diye gülerek bize yaşananları anlattı. Olanı olduğu gibi anlatmak, içinden geçeni samimane ifade etmek onun asla taviz vermediği bir yaşam şekli olmuş.
Ekrem aslında Türkiye’de son yıllarda tanınıyor olsa da asıl bundan çok önce onu dünyaya tanıtan Lonely Planet dergisinde yayınlanması olmuş. Derginin yazarlarından biri atları ehlileştirirken keşfetmiş onu ve kardeşlerini. Çiftliklerinin ismini de o koymuş bir de logo tasarlamış onlar için. Dergide yayınlanmasıyla da çitflik yabancı ziyaretçilerle dolup taşmaya başlamış.
Kovboy Ekrem ile tanışanlar sade, doğal ve otantik yaşantısını görünce bu dünyanın büyüsüne kapılıp çiftlikte ücret almadan bila bedel çalışmak için gelmeye başlamışlar. “Amerika’dan gelen bir turist 1 yıl kaldı yanımızda, ülkesinde hiç işe girememişti, çiftlikte herkes ne yapıyorsa o da onu yaptı, onlardan biri gibi kaldı çiftlikte, atlarla yaptığımız turlarda aşçı yamaklığımı yaptırdım ona, burada köy hayatında öğrendikleriyle ülkesine dönünce işe girdi” diye de gururla anlattı bize.
Daha önce de dediğim gibi küçümsenmeye, hor görülmeye asla tahammülü yok onun, bu konuda tavizsiz. “Bir keresinde bir at yarışına katıldım. Bir yarış atının huysuzluğu dikkatimi çekti, atın yanında hali vakti epey yerinde görünen bir sahibi ve onun kızı vardı. Ata yapmaları gerekeni söyledim ama kızı bırak baba köylünün lafıyla mı hareket edeceğiz dedi beni küçümsedi. Sonra veteriner geldi ağrı kesici yaptı ama bir süre iyi oldu sonra yine fayda etmedi at fenalaşınca mecburen bana geldiler. Kızmıştım ama atın haline acıdım, bildiğim doğal yöntemlerle (detayına giremiyorum :) ) hayvanı sıhhatine kavuşturdum. Kızına da iki çift laf ettim tabii” diyor.
“Atlara fısıldayan adam” da diyorlar kendisine çünkü atlarla müthiş bir iletişim kurmuş. Dillerinden anlıyor, onlarla çok farklı bir iletişimi, gönül bağı var. Yanında otururken yakındaki bir atla ilgili ne yorumlar yaptı bir bilseniz. “Atlar olacak kötü olayı önceden hissederler, ben 1 hafta süren kamp şeklindeki turlara çıkarıyorum turist müşterilerimizi. Atlar bir yöne gitmeye nazlandı mı mutlaka yönümü değiştiririm, çünkü onların hissettiğini dinlemediğimde başıma ciddi tehlikeler geldi” diyor.
Tarımla da ilgileniyor, “turizmle ilgilenen halk parayı görünce toprağı ekmeyi bıraktı şimdi ben ekiyorum onların yerlerini. 200 dönümde çiftçilik yapıyorum. Köylü olmasa şehirdekiler aç kalır, tarım ve hayvancılık çok önemli. Çocuklarımıza ekmesini, hayvan yetiştirmesini öğretmeliyiz. Ben çiftliğimi veterinerlik fakültesine açtım, öğrenciler bize staja geliyor” diyor. Aslında söyledikleriyle olması gerekeni anlatıyor olsa da tehlikeyi haber veriyor olsa da başka alternatiflerin büyüsüne hepimizin kapıldığı muhakkak, bütün dünya bugünün şaşalı zevlerini terk edemediği için küresel ısınmayla gelen büyük musibeti görmezden geliyor.
Bir saate pek çok anıyı, hayata dair fikri, insana, yaşama dair eleştiriyi sığdırdı Kovboy Ekrem. Hayatımda böylesine içten, böylesine doğal, samimi davranan insan gördüğümü pek hatırlamıyorum. Yaşamını işine dönüştürdüğü için işine aşık biri mi diyeyim yaşamına aşık mı bilemedim. Ama şurası muhakhak ki iliklerine kadar hissederek, inanarak, zevk alarak yapıyor her ne yapıyorsa. Fikirlerini dinledikçe, bilgi birikimine, hayata dair deneyimine, engin öngörüsüne ve yaptığı analizlere şahit oldukça onun şahsında ben modern bir köylü gördüm. Köylü diyorum çünkü küçümseme sıfatı olarak kullanılmadığı müddetçe o bu sıfatı taşımaktan bilakis gurur duyuyor. Kapadokya’nın Göreme ilçesine yolunuz düşerse çocuklarınızla mutlaka bu sıradışı çiftlik hayatını yerinde görün, kendisine denk gelirseniz siz de çay eşliğindeki bu güzel sohbeti bizzat kendisinden dinleyin.
메타데이터
- post_id
- 8702a0bcbb95
- slug
- kırmızı-halıyı-reddeden-kovboy-8702a0bcbb95
- url
- https://medium.com/@hakdur54/k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1-hal%C4%B1y%C4%B1-reddeden-kovboy-8702a0bcbb95
- canonical_url
- https://medium.com/@hakdur54/k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1-hal%C4%B1y%C4%B1-reddeden-kovboy-8702a0bcbb95
- author_url
- https://medium.com/@hakdur54
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-26 06:08:31