Fenerbahçe-Kaldığı Yerden Devam
Son Euroleague şampiyonu ünvanı olarak sezonu açan Fenerbahçe, maç boyu pekte sendelemeden inatçı karakteri ve hızlı oyunuyla hayatımıza…
Fenerbahçe-Kaldığı Yerden Devam
Son Euroleague şampiyonu ünvanı olarak sezonu açan Fenerbahçe, maç boyu pekte sendelemeden inatçı karakteri ve hızlı oyunuyla hayatımıza giriş yapmış Paris Basketbol’u evinde 96–77 mağlup ederek sezonu galibiyetle açtı.
Maçtan öte yazın kupayla beraber misyonunu doldurduğunu düşünen ve parasal olarak anlaşılamayan isimler olmak üzere sarı lacivertli ekipte büyük bir değişim gerçekleşti. Bu değişimde takımın ana oyuncuları denebilecek Nigel Hayes-Davis (NBA-Suns), Marko Guduric (Milano) ile beraber uzun zamandır takımda yer alan Dyshawn Pierre (5 yıl) ve rotasyon oyuncuları Errick Mccollum (Galatasaray), Sertaç Şanlı (Dubai Basket) yolunu tuttu. Bu oyuncular kazanılan Final Four’da 400 dakikanın 167'sini (%41,75) ne kadar ciddi bir kabuk değişimi yaşandığı göz önüne seriliyor.
Kimileri şampiyon olunan sezon sonrası kabuk değişimlerinin oyuncu ve takımların aç kalma hırsı ile devam etmesi adına doğru olduğunu söyler, burada ise istekten öte bir mecburiyet oldu.
Gidenler yerine elbette Fenerbahçe boş durmadı ve Paris Basket forması giyen Mikael Jantunen ile transferi açtı. Oyuncu anlaşma sonrası çıktığı Eurobasket müsabakalarında Finlandiya 4.olurken 12.1 sayı,maç başına 2 üçlük (%45), 4.8 ribaund, 2.3 asist ve 0.8 top çalma ortalamalarıyla göz kamaştırdı.
Diğer oyuncuları ise pek alışık olmadığımız biçimde kıtadışından seçtiler ki Avrupa devleri de bu transferlerde inatçı rakiplerdi. Brandon Boston’dan başlayacak olursak oyuncu geçtiğimiz yıl revir durumunda olan Pelicans ile sükse yapmış ama sakatlığı sonrası birkaç ay forma giyemeyince kontrat bulamamıştı. Bunun üzerine özellikle Olympiacos ile ismi anılan Boston günün sonunda Fenerbahçe’nin yolunu tutmuştu ki kolej döneminden beri NBA scoutlarının gözü önünde büyüyen ancak yakın arkadaşı, aynı zamanda draft olması da beklenen Terrence Clarke’ın trafik kazasında hayatını kaybetmesiyle psikolojik olarak istenen seviyelere çıkamadı ve yolu buraya düştü.
Armando Bacot’a gelecek olursak kendisi North Carolina efsanesi olarak görülen ve o yetenekli kadronun hiçbir zaman başarı elde edememesi eleştirilen kadronun uzunuydu. Acayip bir kolej dominasyonu, sürekli üretken guardlarla oynayan biri olmasıyla beraber RJ Davis ile Caleb Love arasında patlayan aşk skandalı (RJ Davis’in yakın arkadaşı Caleb Love’ın sevgilisi ile birlikte olması ve Caleb Love’ın gelişen olaylar sonrası okul değiştirmesi vs.) sonrası dağılan bir North Carolina takımı mevcut olmuştu.
Bacot, Amerika’da çok sevilse dahi birçok kişinin NBA yapamayacağını düşündüğü eksilere sahipti ki öyle de oldu. Yinede bu yaz Charlotte’un hazırlık kampı kadrosunda olması haberlerinin ardından Fenerbahçe’nin onu ikna etmesi ve Bacot’un bunu verdiği röportajda da doğrulaması kulübün ne kadar iyi bir iş çıkardığını gösteriyor.
Gelelim en sükseli transfere; Talen Horton-Tucker. Kendisi Lakers’ın 2019 draftında 2.tur 46.sıradan seçtiği şaşalı hatta en değerli parçalarından biri olmayı başarıp takas görüşmelerinde ismi geçtiğinde Rob Pelinka’nın masadan kalkmasına gidecek kadar değer atfedilen bir isimdi. O dönem Lakers’ın rotasyonda böyle bir oyuncu yaratması, savunma enerjisi ve 2.15 kulaç açıklığıyla acayip şeyler vaad ettiriyordu ki Lebron dahi bireysel olarak birçok defa kendisinden övgüyle bahsetmişti.
Ne var ki THT bu beklentiler sonrası Lakers ile 2021 yazında 3 yıl/30 milyon dolarlık o dönem için iyi bir anlaşmaya imza atsa dahi istenilen seviyeye erişemedi ve beklentiler altında biraz da ezilip 2022 yazında Patrick Beverley ve Stanley Johnson karşılığında takaslandı.
THT hakkında NBA taraftarları bu düşüş dönemi ve sonrasında epey makara yapmış, alay eden videolar, nicknameler türetmişti. Bundan sonraki kariyeri ise yukarı çıkamadı. Yinede THT belli şeyleri çok iyi yapabilen ve burada yeteneğinin yanı sıra redemption (yeniden doğuş) şansına inanmış olacak ki Avrupa’ya gelme cesaretini gösterdi.
Kendisiyle Real Madrid ve Anadolu Efes’in de yakından ilgilendiği ve teklif yaptığı da ortaya çıkmışken oyuncu Fenerbahçe Beko’ya gelmeyi tercih etti. Bunda koç Sarunas Jasikevicius’un ona oyun planından ve rolünden bahsetmesinin yanı sıra Fenerbahçe’nin NBA’e yolladığı oyuncuların geçmişide etkili olmuştur.
Paris maçına gelecek olursak Fenerbahçe’de roller tam belirgin olmasa dahi takımınn gedikli olacak kısmı adına bence keskin bir başlangıç yapıldı. Özellikle Wade Baldwin ve Devon Hall (hele ki acayip F4 performansı ardından) çarkları çeviren isimler Nicolo Melli ile göze çarpıyor.
Bu yıl bence hem Baldwin hem de Hall ayakları yere basarak oynamanın yanı sıra oyun olarakta çok yüksek perdeden başladı. Wade Baldwin’in kariyerinde birçok kez bu üst perde performansları görmüş olsak dahi Devon Hall’ın Milano’dan gelirken Messina etkisiyle birçok laf yemesine rağmen istikrarlı oyunu, stepback şutları ve oyun sıkıştığında kendisinin de artık bir problem çözücüye dönüşüyor olmasıyla birlikte Ataşehir tribünlerinin çok sevdiği bir isim haline geldi.
Baldwin ise kendisi oynamak istediği kadar takım arkadaşlarına da oynatmak istiyor ki kariyerinde iyi olduğu dönemler zaten bu tarz işleri yapmasıyla ön planda olmuştu.
Hall-Baldwin-THT olarak hem güçlü hem de şut olarak var olan bir yapıyla biraz bulldozer mantığında guard rotasyonu ile alışılagelmedik ama epey fark yaratabilecek bir yapı göz önüne geliyor. Paris maçına da bu üçlü totalde 52 sayı, 8 ribaund, 14 asist ile yukarıdan giriş yaptı. Bunun yanı sıra maç boyu kendilerine 11 faul yapılarak da rakip savunmalara problem yaratabileceklerini farklı bir açıdan göz önüne koydular.
Maç için söylenebilecek 2 konu ise Fenerbahçe’nin forvet ve uzun rotasyonu denebilir. Saras forvet oyuncularını genel olarak topsuz cut veya short roll/pop üzeri boş şutlarla birçok defa kullandığını biliyorken bu maç pek istediğini elde edemedi.
Tarık’ın en son attığı atış ve Melli’nin absürd 3.çeyrek sonu oyunu dışında forvetlerden 4/15 üç sayı isabeti elde edebildi. İşin hücum kısmı dışında savunmada da rakibe tam 18 hücum ribaundu tanıdı. Bu çok acayip bir istatistik olmasının yanı sıra Paris’e 2.şans sayılarından 13 sayı tanıdı.
İşlerin bir ara sıkıntıya girmesiyle Saras güven timine geri döndü ki Melli, Baldwin, Hall üçlüsü maçta en çok süre alan üçlü oldu. Sene başı adına birçok olumlu sinyalin olduğu maçta birebir savunmalarda daha yetenekli takımlara karşı yaşanabilecek problemler ve hücum ribaundları dışında oldukça olumlu bir karşılaşmaydı.
Henüz yılın başı ve oturmuş şablonları olan bir takımda bu kadar yeni oyuncu mevcutken yaşanabilecek takımsal problemler elbette bir süre kimya oturana kadar göz ardı edilmeli lakin Saras’ın sabrı dün de kenarda gördüğümüz üzere basit olup yapılmayan işlerde sınanmamalı.
İlk 11 maçıın 7'sini içerde oynayacak Fenerbahçe adına taraftarı önünde onların desteğiyle birlikte bu alışma sürecini atlatması hem daha hızlı hem de daha iyi geçebilir. Bu süreçte yaşanabilecek olası kayıp sayısını normal sezon liderliği için indirgemek elbette koç Saras Jasikevicius’un 1. önceliği olacaktır.
Buraya kadar okuduğunuz için çok teşekkür eder, başka yazılarda görüşmeyi dilerim. Dilediğiniz geri dönüşü bana ulaşmak istediğiniz yerden yapabilirsiniz.
İbrahim Alphan Coşkun
메타데이터
- post_id
- 885c7e090d4d
- slug
- fenerbahçe-kaldığı-yerden-devam-885c7e090d4d
- url
- https://medium.com/@alphan.coskun/fenerbah%C3%A7e-kald%C4%B1%C4%9F%C4%B1-yerden-devam-885c7e090d4d
- canonical_url
- https://medium.com/@alphan.coskun/fenerbah%C3%A7e-kald%C4%B1%C4%9F%C4%B1-yerden-devam-885c7e090d4d
- author_url
- https://medium.com/@alphan.coskun
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-20 19:09:02