Zihnimizdeki hapishaneler
Size hapishane nedir diye sorsam bana ilk olarak nasıl tanımlar yapardınız? Şüphesiz çoğumuzun aklında ilk somut tanımlar yer alırdı…

Görsel yazara aittir
Zihnimizdeki hapishaneler
Size hapishane nedir diye sorsam bana ilk olarak nasıl tanımlar yapardınız? Şüphesiz çoğumuzun aklında ilk somut tanımlar yer alırdı. Misal, etrafı dört duvarla çepeçevrili olan, küçük bir pencereden gelecek günlerin yaşamını umutlayan, parmaklıkların ardındaki hayat diye diye belki de sıralayacağınız kelimeler yığınıdır hapishane sizin için... Ya olayın rengini biraz değiştirirsek? Ya genel tanımların biraz daha dışına çıkıp soyutlama yaparsak ne olur diye hiç düşündünüz mü? Biraz düşüneduralım şimdi... Bence hapishane ilk olarak kişinin kendi zihninde başlar. Kişinin kendi potansiyelini bilerek, isteyerek harcaması bana göre kendini tutsak eylemesidir. Misal, herhangi bir şeye yeteneği varsa onu hiç varolmamış gibi kör saymasıdır. Herkes karşı çıktı diye kıyıya köşeye çekilip yaşamda yok olmasıdır, zamanın onu yutmasına izin vermesidir. Yeteneği belki de yaşadığı çevreden başlayarak bir ihtilalin baş gövdesi olabilecekken bulunduğu yerde hiç ışık alan pencere yok diye karanlığı ev bilip o hapishaneyi sahiplenmesidir.
Sırf aykırı ve farklısın diye yanlış olduğun ne malum. Belki de doğru denilen kavram ilk seninle başlayacak. Unutma, kendi düşüncelerinin miğferi ilk sen olmalısın. Varsın kabul etmesinler seni, varsın karanlığın içinde ben farklıyım diye bağır ama yeterki o hapishanede kalma. Hem ışık senin içindeyse dışarıdaki karanlıktan sana ne ki. Sen içindeki ışığı aydınlat, içindeki ateşi harla. Elverişsiz topraklarına rağmen bir ulus olan hatta ülke olabilmeyi başarabilen Finlandiya' yı düşün. Ne diyorlardı: 'Biz ne İşveçliyiz ne de Rus olmak istiyoruz.' Onlar sadece kendine inandı ve koskocaman bataklık olan o toprakları yeşertti, çiçeklendirdi. Her yer taş diye bataklık diye bulundukları yeri olduğu gibi ev kabul etmediler verimli topraklarla kapattılar geçmişin izlerini. Artık sen de çık o hapishaneden. Ev belleme orayı. Düşün şimdi, biz neden kendi bahçemizin güneşi olamayalım. Biz neden kendi hayatımızın yaşam kurucu olamayalım. Bu aralar hayat mottom da işte bu, "denize bakarak denizi aşamazsın." Sen gir bakalım hele şu umut denizine elbet bir yerde kıyıyı bulursun. Hem var mı öyle tüm limanlar yandı diye gemiyi denizin ortasında bırakmak. Sonuçta umudun ışığı tek bir mumun ateşiyle bile yanabilir.
Nazlı OKUMUŞ
메타데이터
- post_id
- 893d338a0f4e
- slug
- zihnimizdeki-hapishaneler-893d338a0f4e
- url
- https://medium.com/@okumusnazli113/zihnimizdeki-hapishaneler-893d338a0f4e
- canonical_url
- https://medium.com/@okumusnazli113/zihnimizdeki-hapishaneler-893d338a0f4e
- author_url
- https://medium.com/@okumusnazli113
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-26 17:51:35