Temiz misin Pasaklı mı: Kadının Bedensel Emek Sarmalı
Bir kafede iki arkadaşın konuşmasını duydum. Birisi diğerine şöyle diyordu, “Artık clean girl aesthetic’ten vazgeçtim. Her sabah saatlerce…
Temiz misin Pasaklı mı: Kadının Bedensel Emek Sarmalı
Bir kafede iki arkadaşın konuşmasını duydum. Birisi diğerine şöyle diyordu, “Artık clean girl aesthetic’ten vazgeçtim. Her sabah saatlerce hazırlanmak çok yorucu. Şimdi messy girl oldum, çok daha rahat.” Diğeri merakla sordu, “Nasıl yaptın?” İlki cevapladı, “Önce TikTok’tan messy bun tutorialları izledim, sonra ‘perfectly imperfect’ makyaj tekniğini öğrendim. Şimdi her sabah sadece 35 dakika sürüyor hazırlanmam, eskiden 1 saat sürüyordu.”
Bu konuşmada trajik bir ironi var. Kadın, bir emek rejiminden kurtulmak için başka bir emek rejimine geçiyor. Rahatlamak için, yine çalışıyor. Doğal görünmek için, yine performans yapıyor. Yani emek azalmış ama yok olmamış. Sadece formunu değiştirmiş. Ve kendisi bile farkında değil. Her iki tarafta da emeğin kölesiyiz.
Simone de Beauvoir, “İkinci Cins”te şöyle der. “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Yani kadınlık, doğal bir durum değil, toplumsal bir inşa. Ve bu inşa süreci, muazzam emek gerektirir. Clean girl versiyonu kadın olmak için bir emek. Messy girl versiyonu kadın olmak için başka bir emek. Ama her iki durumda da, kadın oluyor. Hiçbir zaman sadece insan değil.
Clean girl’ün emeği görünmez. Bu, emeğin en sinsi hali. Saatlerce hazırlanıyorsun ama sonuçta söylemen gereken şey, “I woke up like this”. Yani emek, ironik bir şekilde, kendini silmek zorunda. Emek ettim dersen, başarısız sayılırsın. Çünkü zahmetsiz olman gerekiyor.
Arlie Hochschild’in duygusal emek kavramını burada estetik emek olarak genişletebiliriz. Hochschild, özellikle kadınların, duygularını yönetmek, başkalarını rahatlatmak için harcadıkları görünmez emeği anlatır. Clean girl’ün estetik emeği de görünmez; 12 adımlık cilt bakımı, saatlerce saç şekillendirme, her kıyafetin planlanması ama sonuçta doğal görünmen gerekiyor.
Silvia Federici, “Caliban and the Witch” kitabında kadının bedeninin nasıl bir üretim alanı haline geldiğini anlatır. Kapitalizm, kadın bedenini üretken, düzenli, kontrol edilebilir kılmak ister. Clean girl, tam da bu. Beden, bir fabrika gibi işliyor. Her sabah aynı rutin, aynı adımlar, aynı ürünler. Mükemmel, pürüzsüz, hazır bir beden.
Ama burada emeğin ekonomik boyutu da var. Clean girl olmak, paraya mal oluyor. Amerikan Dermatoloji Akademisi’nin 2023 raporuna göre, ortalama bir Amerikalı kadın, yılda cilt bakımı ürünlerine 3,756 dolar harcıyor. Saç bakımına 1,200 dolar. Makyaja 2,400 dolar. Toplamda 7,356 dolar. Sadece doğal görünmek için.

Karl Marx’ın “yabancılaşma” kavramı burada yeni bir anlam kazanıyor. Marx, işçinin emeğinin ürününden nasıl yabancılaştığını anlatır. Clean girl’de de benzer bir şey oluyor. Sen emeğinin ürünü olan güzellikten yabancılaşıyorsun. Çünkü o güzellik, senin olmuyor. O güzellik, başkalarının bakışı için var oluyor. Başkalarının onayı için. Instagram’daki beğeniler için. Erkek bakışı için. Toplumsal norma uygunluk için.
Bir arkadaşım geçen yıl şöyle demişti, “Bazen sabah aynaya bakarken kendimi tanımıyorum. Kim bu? Neden böyle yapmak zorundayım?” Ama yine de her sabah, aynı rutini tekrarlıyordu. Çünkü “böyle olmazsam, kim olacağım ki?”
İşte burada messy girl devreye giriyor. Ve şöyle diyor, “Ben bu emeği reddediyorum. Ben doğal olacağım. Ben olduğum gibi görüneceğim.” Kulağa çok özgürleştirici geliyor, değil mi? Ama gerçekte ne oluyor?
Messy girl, emeği reddetmiyor. Emeği başka bir alana kaydırıyor. Şimdi emek, doğal ve dağınık görünmek için harcanıyor. “Yataktan kalkmış saç” yapmak için YouTube’da tutorial izliyorsun. “No makeup makeup” için 7 ürün kullanıyorsun. “Eforsuz oversized” kıyafet için vintage mağazalarda saatlerce geziyorsun.
Instagram’da bir influencer, “tembel kız rutini” başlıklı bir video atmıştı. Video 15 dakika sürdü. İçinde, özel dokulu saç spreyi, yapılmamış görünüm için 3 farklı makyaj tekniği, genellikle süper denen kıyafet kombinasyonu. Hiçbir şey tembel değildi. Sadece emek, başka bir estetik koda hizmet ediyordu.
Judith Butler’ın performatif cinsiyet teorisi burada çok açıklayıcı. Butler, cinsiyetin yapma olduğunu söyler. Kadın olmak, sürekli tekrarlanan performanslar yoluyla inşa edilir. Clean girl, bir performans. Messy girl, başka bir performans. Ama her ikisi de kadınlığı yapmak için emek harcanıyor.
Ve işte trajedi burada. Her iki performansta da emek harcıyorsun ama her iki performansta da emeğin görünmez olması bekleniyor. Clean girl; “Hiç çabalamadım, doğal olarak böyleyim.” Messy girl; “Umurumda bile değil, böyle uyandım işte.” İki taraf da yalan. İki tarafta da emek var. Ama emeği itiraf etmek, her iki tarafta da başarısızlık sayılıyor.
Eforsuz/özensiz fetişizmi, belki de kadınlık performansının en zalim yönü. Sen effortless görünmelisin ama aslında çok çaba harcıyorsun. Ve bu çabayı göstermemelisin. Angela McRobbie, “The Aftermath of Feminism” kitabında bu paradoksu anlatır. Post-feminist çağda kadınlar, hem güçlü hem güzel, hem başarılı hem seksi, hem rahat hem şık olmalı. Ve hepsi zahmetsizce. Suratına elini vuran emoji var ya, çağımızın özeti bence bu, facepalm emoji çağındayız.

Geçen ay bir Gen Z kadın, TikTok’ta viral olan bir videoda şöyle diyordu. “Kadın olmanın kolay olduğunu iddia etmekten çok yoruldum. Her gün zahmetsiz görünmek için 2 saat harcıyorum. Bitkin düşüyorum”. Video 8.3 milyon görüntüleme aldı. Yorumlarda binlerce kadın “aynı” yazıyordu. Ama ertesi gün, aynı kadınlar yine “eforsuz sabah rutini” videoları çekiyordu.
Çünkü sistem, bu emeği talep ediyor ama tanımıyor. Görünmez emeğin en tehlikeli yanı bu işte. Var ama yok sayılıyor. Kadınların ev işinde harcadığı emek gibi. Bakım emeği gibi. Duygusal emek gibi. Estetik emek de aynı kategoride. Kritik, gerekli, sürekli — ama değersiz, görünmez, ücretlendirilmemiş.
Mariarosa Dalla Costa ve Selma James’in “The Power of Women and the Subversion of the Community” kitabında “Kadının emeği, sermaye için vazgeçilmezdir ama sermaye onu emek olarak tanımaz”, derler. Estetik emek de böyle. Sen hazırlanmazsan, dağınık görünürsen, toplumsal ve ekonomik maliyeti var. İş bulamazsın. Terfi alamazsın. Romantik partner bulamazsın. Ama bu emeği harcadığında, kimse bunu çalışma olarak görmez.
Geçen yıl bir araştırma okumuştum. İş görüşmesinde bakımlı görünen kadınlar, %40 daha fazla iş teklifi alıyorlar. Bakımlı ne demek? Clean girl estetiğine yakın bir görünüm. Ama bu görünüme ulaşmak için harcanan zaman, para, emek, hiçbiri çalışma saati olarak sayılmıyor. Sen kendi boş zamanında, kendi paranla, kendi emeğinle yapıyorsun. Ve sonra, bu emek sayesinde iş bulabiliyorsun. Ama sistem bunu sadece kişisel bakım olarak kodluyor.
Nancy Fraser’ın “kapitalizm ve toplumsal yeniden üretim” analizinden bahsetmek isterim sizlere. Fraser, kapitalizmin nasıl ücretsiz bakım emeğine bağımlı olduğunu gösterir. Kadınlar, iş gücünü yeniden üretmek için (çocuk bakmak, ev işi yapmak, duygusal destek vermek) çalışıyor ama bu emek ücretlendirilmiyor. Estetik emek de bu kategoride. Sen uygun bir işgücü olmak için çalışıyorsun (bakımlı, prezentabl, profesyonel görünmek) ama bu emek görünmüyor.
Clean girl ve messy girl arasındaki seçim, aslında sahte bir seçim. İki farklı emek rejimi arasında seçim yapıyorsun ama her iki durumda da emek harcıyorsun. Ve her iki durumda da bu emek görünmez kalıyor.
Iris Marion Young, “Throwing Like a Girl” makalesinde kadın bedeninin nasıl “kısıtlı” hale geldiğini anlatır. Kadınlar, bedenlerini sürekli “kendilerine nesne olarak” deneyimlerler. Yani kendi bedenine, başkasının bakışıyla bakarsın. Bu, sürekli bir “öz-gözetim” yaratır. Clean girl de messy girl de, bu öz-gözetimin farklı versiyonları.
Clean girl, “Mükemmel miyim? Her şey yerinde mi? Bir leke var mı?” Messy girl, “Yeterince rahat görünüyor muyum? Çok messy olmuş muyum? Tam doğru seviyede mi?” Her iki durumda da, sürekli kendini kontrol ediyorsun. Sürekli kendine nesne olarak bakıyorsun.
Foucault’nun “panoptikon” metaforunu burada genişletebiliriz. Panoptikonda, mahkum sürekli gözetildiğini hissettiği için kendi kendini disipline eder. Modern kadın da sürekli görülüyor olduğunu hissettiği için (sosyal medya, kamusal alan, erkek bakışı), kendi kendini disipline ediyor. Ve bu disiplin, clean girl ya da messy girl formunu alabiliyor ama temel mantık aynı. Kendini sürekli gözetle, düzenle, kontrol et.

Sandra Lee Bartky, “Foucault, Femininity, and the Modernization of Patriarchal Power” makalesinde şöyle der. “Kadın bedeni, sürekli gözetim, düzenleme ve disiplin altında tutulan bir beden. Ve bu gözetim o kadar içselleştirilmiş ki, artık dışarıdan zorlamaya gerek bile yok. Kadın, kendi bedeninin gardiyanı.”
Clean girl olsun, messy girl olsun; her ikisinde de kadın, kendi bedeninin gardiyanı. Sabah aynaya baktığında, eleştiren, yargılayan, düzelten bir bakış. “Bu saç tamam mı?”, “Bu göz altı çok mu koyu?”, “Bu kıyafet uygun mu?” Sürekli bir iç muhakeme. Sürekli bir öz-disiplin.
Ve burada çifte standart çok net görülüyor. Erkekler için eforsuz gerçekten eforsuz. Bir erkek sabah kalkar, duş alır, tıraş olur (veya olmaz), giyinir, çıkar. 15 dakika. Ve kimse eforsuz göründüğü için onu övmez. Çünkü erkekler için bu, normal kabul ediliyor.
Ama kadınlar için, her iki estetik de emek gerektiriyor. Ve her ikisinde de emek göstermemek gerekiyor. Susan Bordo, “Unbearable Weight” kitabında şöyle der. “Kadın bedeni, sürekli ‘çalışma’ halinde ama bu çalışma, hiçbir zaman yeterli değil. Ve hiçbir zaman ‘çalışma’ olarak tanınmıyor.”
Geçenlerde eşim, kız kardeşinin sabah rutinini izledikten sonra şaşkınlıkla, “Vay be, bu kadar şey yapıyor musunuz her sabah?” demişti. Görümcem güldü, “Bu az bile. Bazı günler 2 saat sürüyor” dedi. Eşim anlamadığı için nedenini sorgulamadı. Kardeşi biraz düşünüp,”Bilmiyorum. Yapmak zorundayım gibi hissediyorum. Yapmazsam, sanki kendime saygısızlık etmiş gibi olurum,” dedi.
İşte burada ideolojinin gücünü görüyoruz. Kadın, kendine saygı için bile başkasının standartlarına göre performans yapıyor. Louis Althusser’in dediği gibi, ideoloji insanları “özne” olarak çağırır ama bu özne aslında tabi bir özne. Sen özgürce tercih ediyorsun ama tercihlerim zaten ideoloji tarafından yapılandırılmış.
“Ben clean girl olmayı seçiyorum” dediğinde, bu senin özgür tercihin mi? Ya da “ben messy girl olmayı seçiyorum” dediğinde? Hayır. Çünkü her iki seçenek de sana önceden verilmiş, paketlenmiş, pazarlanmış. Ve asıl radikal seçenek, hiçbiri olmamayı seçmek. Aman tanrım ama bu günümüzde, düşünülemez bile.
Adrienne Rich’in “zorunlu heteroseksüellik” kavramını burada “zorunlu feminen performans” olarak genişletebiliriz. Rich, heteroseksüelliğin doğallıktan ziyade zorunlu kılınmış bir kurum olduğunu gösterir. Feminen performans da aynı şekilde. Doğal değil ama zorunlu. Yapmazsan, toplumsal ve ekonomik maliyeti var.
Bir trans kadın arkadaşım bir keresinde, “Kadınlığı ‘öğrenmek’ zorunda kaldığımda, ne kadar yapay olduğunu fark ettim. Her şey performans. Clean girl de messy girl de. Hepsi rol,” demişti. Belki öyle ama biz doğuştan bu rolü öğrenmeye başladıklarımız için, doğal gibi geliyor. Ama hiçbir şey doğal değil. Hepsi inşa edilmiş, öğretilmiş, tekrarlanmış.
De Beauvoir’a geri dönelim şimdi de. “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Hangi versiyona dahil olunuyor o halde? Clean girl versiyonu mu, messy girl versiyonu mu? Fark etmez. Çünkü her iki versiyonda da, kadının bir “proje” olduğunu, sürekli çalışılması gereken bir alan olduğunu varsayıyor.

Erkekler sadece var olur. Kadınlar ise olur. Sürekli bir oluş hali. Hiçbir zaman tamamlanmış değil. Her zaman üzerinde çalışılması gereken. Clean girl, “Mükemmele doğru çalışıyorum.” Messy girl, “Özgünlüğe doğru çalışıyorum.” Ama her ikisi de çalışıyor. Hiç dinlenmiyor.
Audre Lorde’un şu sözü çok yerinde, “Efendinin aletleri, efendinin evini asla yıkmaz.” Clean girl ve messy girl, aynı ataerkil sistemin iki farklı aleti. Birini diğeriyle değiştirdiğinde, sistemi değiştirmiş olmuyor sun. Sadece alet değiştiriyorsun.
Peki çözüm ne? Hiç hazırlanmamak mı? Hayır, bu da cevap değil. Çünkü hiç hazırlanmamanın da toplumsal maliyeti var. Özellikle kadınlar için. Bir erkek hazırlanmadan sokağa çıkabilir, iş görüşmesine gidebilir. Ama bir kadın için bu, çoğu zaman mümkün değil.
Sorun bireysel değil, yapısal. Sorun senin ne kadar hazırlandığın değil, hazırlanmanın “zorunlu” olması. Sorun clean mi messy mi seçtiğin değil, seçmek zorunda olman. Sorun ne kadar emek harcadığın değil, bu emeğin görünmez ve değersiz sayılması.
Bell Looks, “Ain’t I a Woman” kitabında, “Kadın bedenine yüklenen anlamlar, daima iktidar ilişkileriyle bağlantılı,” der. Clean girl ya da messy girl… Her ikisi de iktidar ilişkilerinin ürünü. Ve her ikisi de kadını, bedensel bir performans sarmalına hapsediyor.
Belki de gerçek özgürlük, ne clean ne messy olmak değil, bu ikili tuzağı reddedebilmek. Ama bu reddetme, bireysel olarak neredeyse imkansız. Çünkü sistem, bireysel direniş için çok fazla bedel kesiyor.
Geçen yıl bir kadın, hiç makyaj yapmadan, hazırlanmadan ofise gitmeye başlamış. “Radikal bir eylem” olarak tanımlamış bunu. İlk hafta, sürekli “hasta mısın?”, “iyi misin?” soruları almış. İkinci hafta, yöneticisi “profesyonel görünüm” hakkında bir toplantı ayarlamış. Üçüncü haftada, “firma kültürüne uyum” konusunda uyarı almış. Sonunda, ya hazırlanacak ya da işten ayrılacak. Ben de mesela hiç makyaj yapmadığım için, üşengeç ve uykuyu seven biriyimdir, özenli makyaj yapınca daha güzel, dikkat çekici olurum ve hep yapmam öğütlenir.
İşte bu, bireysel direnişin sınırları. Sistem, o kadar güçlü ki, sen “radikal” bir eylem yaptığında, cezalandırılıyorsun ya da ödüllendiriliyorsun. Ve sonuçta, ya sisteme uyuyorsun (clean girl ya da messy girl) ya da sistemden dışlanıyorsun.
Ya da mesela ben herhalde yılın toplasan 10 günü makyaj yaparım ya da yapmam ve bazen işe giderken makyaj yaptığımda iş arkadaşlarımın beni bunu hep yapmam için cesaretlendirmeye çalıştıkları o konulmaları hatırlıyorum. Ya da mekyajlıyken insanların bana bakışlarının, bana yaklaşımlarının bile daha farklı olduğunu biliyorum. Halbuki aynı benim. İşte zaten olan da bu ya, ben sadece benim için aynı benim, başkası için başka bir ben bu “olma” hali.
Yapısal değişim olmadan, bireysel özgürlük bir illüzyon. Clean girl’den messy girl’e geçmek, özgürleşme değil. Bir kafesten diğerine geçmek. Her iki kafes de, kadını bedensel emek sarmalına hapsetmeye devam ediyor.

Simone Weil’in dediği gibi, “Baskı, sadece zincirlerle değil, aynı zamanda zincirlerimizi görünmez kılarak çalışır.” Clean girl ve messy girl, zincirleri görünmez kılıyor. “Özgür seçim”, “self-care”, “self-expression” diye paketliyor. Ama zincirler hala orada. Sadece artık altın kaplama ya da vintage görünümlü.
Ve belki de en trajiği kadınların, bu zincirleri kendilerine kendilerinin takıyor oluşu. Her sabah, aynaya bakarken. Her gece, yarın ne giyeceğini planlarken. Her an, başkasının bakışını içselleştirirken.
Foucault haklıydı. En etkili iktidar, zorlamayan iktidardır. Sana “özgürce seç” diyen ama seçenekleri önceden belirleyen iktidardır. Clean girl mi messy girl mi? Sen seç. Ama “hiçbiri değil” seçeneği, masada yok.
Ve böylece, kadın bedensel emek sarmalında dönmeye devam ediyor. Bir estetikten diğerine. Bir performanstan diğerine. Bir görünmez emekten diğerine.
De Beauvoir’ın sorusuna geri dönelim. “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Ama belki de sormamız gereken soru, “Kadın” olmaktan çıkıp, sadece “insan” olmak mümkün mü? Bu soru, çağımızda hala cevaplanamıyor. Çünkü sistem, hala kadını “kadın” olarak kodluyor. Ve “kadın” olmak, hala bedensel performans, emek, gözetim demek.
Belki bir gün, clean girl de messy girl de olmadan, sadece var olabileceğiz. Ama o gün gelene kadar, emek sarmalı dönmeye devam ediyor. Ve biz, bu sarmalda yorulup düşene kadar döneceğiz. Çünkü durmak, seçenek değil. Sadece hangi yönde döneceğini seçebiliyorsun: Clean mi, messy mi?
Her iki yönde de, kadın kaybediyor.
메타데이터
- post_id
- 8a95bddce647
- slug
- temiz-misin-pasaklı-mı-kadının-bedensel-emek-sarmalı-8a95bddce647
- url
- https://medium.com/@ceroti/temiz-misin-pasakl%C4%B1-m%C4%B1-kad%C4%B1n%C4%B1n-bedensel-emek-sarmal%C4%B1-8a95bddce647
- canonical_url
- https://medium.com/@ceroti/temiz-misin-pasakl%C4%B1-m%C4%B1-kad%C4%B1n%C4%B1n-bedensel-emek-sarmal%C4%B1-8a95bddce647
- author_url
- https://medium.com/@ceroti
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-10 22:59:55