Buğulu Camlardan Bakarken…
Soğuk bir kış yolculuğundan hayata dair farkındalıklar; camlarımız buğu tuttuğunda ne yapmalıyız?
Buğulu Camlardan Bakarken…
Soğuk bir kış yolculuğundan hayata dair farkındalıklar; camlarımız buğu tuttuğunda ne yapmalıyız?

kıhttps://images.pexels.com/photos/2935956/pexels-photo-2935956.jpeg
Selam dostlar, ben geldim…
Anlatacaklarım ne bir bilimsel kanıt, ne de herkes için geçerli bir hayat görüşüdür. Bunlar; yürüdüğüm yollardan, beklediğim duraklardan, kendi yaşanmışlıklarımdan ve gözlemlerimden edindiğim deneyimlerdir. Hepsi birer denemedir; tıpkı hayatın kendisi gibi…
”Tıpkı, yıllar önce soğuk bir kış akşamında yaptığım buğulu bir minibüs yolculuğu gibi!”
Üniversite yıllarımın henüz başlarındaydım. Karlı ve ciğerlerime sızan soğuk bir kış akşamı, okuldan evime dönmek için soluk sarı renkli okul minibüsüne bindim. Minibüsün arka koltuklarına neşeli sesleriyle birkaç öğrenci ilişmişti. Ön koltukların tamamı boştu. Ben, ön camın hemen önündeki tekli koltuğa oturdum.
Şoför koltuğuyla benim oturduğum koltuk arasında küçük tüple çalışan minik bir katalitik soba vardı. Aracın kalorifer sistemi bu soğuğa karşı tek başına kafa tutamıyordu belli ki. Bu sahne, kış mevsiminde neredeyse bütün minibüslerin ortak noktasıydı zaten.
Dışarda eksi bilmem kaç derece kar yağışlı bir hava, içerde kol kola veren bir ısıtma sistemi. Bütün bunlara bir de bizim nefesimiz karışıyordu tabi. Soğukla sıcağın zorlu mücadelesi camlara yoğun bir buğu olarak yansıyordu. Bütün camlar buğudan kapanmıştı.
Kalkış zamanı geldiğinde şoför bir iki ara gazı verdi önce, ardından elindeki havludan bozma bir bezle ön camı kollarının uzanabildiği yere kadar sildi. Artık gitmeye hazırdık ve yola çıktık. Radyo, şehrin yerel kanallarından birine ayarlıydı ve ortama ayak uyduran melankolik şarkılar çalıyordu. Bense, o gün aldığım güzel bir haberle gayet mutluydum ve bu eşsiz yolculuğun tadını çıkarmaya başlamıştım çoktan…
Şoför kasislerde yaylanan havalı koltuğundan arada bir hafifçe kalkarak bezle camları siliyordu. Bunu yapmalıydı, zira buğu camları kaplıyordu hemen. Bense, önümdeki buğulu cama avuç içimle yeni bir pencere açmıştım kendime. Sonra da yan cama. Artık dar bir açıyla da olsa görebiliyordum önümü. Hiç önümü görmemekten çok daha iyiydi elbette.
Bu sayede izlemeye koyuldum olup biteni. Rüzgarın etkisiyle savrulan kar tanelerini , ufak bir gıcırtıyla cılız cılız inip kalkan silecekleri, yoldan gelip geçenleri…
Esasında ikimizde aynı eylemi yapmıştık şoförle. Arada derin bir fark vardı ama. O, herhangi bir kazayı önlemek ve hepimizin güvenliği için mecburiyetten yapıyordu bunu, ben ise keyfiyetten.
“İki akıl vardı ön koltuklarda. Biri hayatta kalma mücadelesi veriyor, diğeri anın tadını çıkarıyordu.”
Neden sonra aklıma geldi hepimiz için daha iyisinin olabileceği. Yolculuk devam ederken koltuğumdan kalktım ve şoförden bezi istedim. Şoför şaşkın bir yüz ifadesi eşliğinde soğuk ve nemli bezi uzattı bana. Ön camın benim tarafımda kalan kısmını ve yan camı tamamen sildim. İşimi bitirip bezi uzattığımda, şoför bana teşekkür etti.
Artık genişlemiş görüş açımızla birlikte, bütün manzaraya hakimdik. Ve sanırım ikimiz de daha mutluyduk şimdi. Bu arada uğradığımız duraklarda bazen eksiliyor bazen artıyorduk. Fakat ben arkamda olup bitene kayıtsız bir şekilde sadece manzaramla ilgileniyordum.
Sonunda yolculuğumuz sorunsuz bir şekilde sona ermiş, son durağa ulaşmıştık. Şoföre iyi akşamlar dileyerek, minibüsten inen son yolcu ben oldum. Evime giden yolu adımlamaya başladım.
Gün içinde güneşin sıcağıyla sulanan kar, akşamın gelmesiyle iyice sertleşmişti. Her adımımda ayaklarımın altındaki çıtırtı, akşamın sessizliğinde yankılanıyordu. Az önce sona eren minibüs yolculuğum sıradan bir yer değiştirme değildi benim için. Bütün bunların arasında beynim gelecekteki hayatım için gerekli bağlantıları kurmuştu. Ömrüm boyunca asla unutmayacağım bir çıkarımda bulunmuştum.
Camım ne zaman buğu tutarsa önümü görmek için yapmam gerekeni biliyordum artık. Ya avucumu kullanıp bir pencere açacaktım ya da elime bir bez alıp bütün camı temizleyecektim. Belki bazen arabayı kullanan ben olacaktım. Her zaman yan koltukta keyifle oturamazdım neticede. Belki başkalarının camını da silerdim zaman zaman kim bilir.
Demem o ki sevgili dostlar, hayat her zaman berrak değildir. Hatta çoğu zaman değildir. Ben dupduru bir hayata henüz şahit olamadım. Fakat önümü görememek korkutmaz beni. Buğu varsa çözüm hazır benim için. Hay aklıma sağlık…
“Peki ya sizin hayatınızda durumlar nasıl sevgili dostlar? Bugünlerde pencereniz ne alemde? ”
메타데이터
- post_id
- 8fe28dd4662c
- slug
- buğulu-camlardan-bakarken-8fe28dd4662c
- url
- https://medium.com/@ahuygun81/bu%C4%9Fulu-camlardan-bakarken-8fe28dd4662c
- canonical_url
- https://medium.com/@ahuygun81/bu%C4%9Fulu-camlardan-bakarken-8fe28dd4662c
- author_url
- https://medium.com/@ahuygun81
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-15 02:50:08