19.03.2024 — Ahmet Ali Arslan, bu aralar aklıma takılanlar, kendimi kabul ve Teoman üzerine
Ahmet ali arslan, denk geldiğime çok çok pek çok mutlu olduğum ve bu mutluluğumu da günbegün artıran biri. Her ay günce gibi bir mail…
19.03.2024 — Ahmet Ali Arslan, bu aralar aklıma takılanlar, kendimi kabul ve Teoman üzerine
[embed]“…güneş gibi olmak diğer ihtimal…”
Ahmet ali arslan, denk geldiğime çok çok pek çok mutlu olduğum ve bu mutluluğumu da günbegün artıran biri. Her ay günce gibi bir mail paylaşıyor kiii mail kutumda her görüşüm ayrı bi heyecan. İçten, doğal, kendi halinde biri. Bence. Bu ay öyle tatlı bir yazı yazmış ki, çok yakın hissettim kendime. Bazı insanlarla tanışmadan böyleyim. Şermin yaşar, nilay örnek, ece aybike ala, serdar kuzuloğlu gibi. Tanışmak nasıl olurdu diye bir merak oluyor içimde ama muhtemelen daha çok kendimden kaynaklı olarak tanışıklığımızın bu halinden de çok memnunum ve güvenli hissettiğim bir bölgedeyim. Beslendiğimi hissediyorum. Sosyal medyanın en şükran duyduğum yönü bu. Hiç denk gelemeyeceğim, ruh ortaklığı hissettiğim kişilerle beni denk getirip peyderpey kendimi kabullendiriyor. Direkt olduğum gibi bir kendimi kabulüm var diyemem henüz. Yoldayız ve yol da eeeh uzun işte.
Neyse, Ahmet Ali’den buralara gelme sebebim de Mart ayı mektubundaki şu bölüm:
“…Benim baharım fırtına gibi geliyor. Böylesini dilemiştim ama rengi hep biraz farklı olur ya tahmin ettiğinden. Dua ediyorum kalbimi açık tutabileyim, geleni olduğu gibi yaşayabileyim diye.”
Nasıl tatlı bir his bırakıyor kalbimde, kelebek kelebek…
Çok bildik bi temenni çünkü benim için. Coşarak akarken kendimi ayarımda da tutabilme isteği.
Taleplerim gerçekleştiğinde ya da yerlerine başka şeyler olduğunda isyan yerine olanı kabullenmek ve ona göre yaşamak isteği. Çok huzur istiyorum ya hayattan. Huzurum da kontrolümü içeriyor. Olmamalı demicem ama zor yolu bu. Ben sivri ve genelde inişi çıkışı bol biriyim. Bundan kurtulmak isteğim de yok. İsteğim dikliğimi kendime batırmamak. Ki deniyorum. Fark ediyorum. Ve dışa dönen dikliğimi zamanında kullanmak. Zamansız atarlara gerek yok. Yapana da çok ayıp.
Ayrıca bi de kopan bağların tamiri mümkün olmasa da sevgi, saygı falan hep baki. İyiliklerimizle mutlu olmak ve sıkı sıkı tuttuklarımızı bıraktığımızda elimizde kalana, kendimize yöneldiğimizi görmek müthiş. Böyle olunca iyi ki diyebiliyorum. Çünkü gerçekten iyi ki. Her şey kafalardaki gibi olamıyor. Keşke de, eeeh, toplamadaki sıfır gibi bir kelime. Umarım öyledir yani. Bunu yaşlanınca anlıcam :D büyük konuşmuyor, kamu spotuna da girmiyor ve müsaadenle videolarını en ön sıradan takip ettiğimi belirtmek istiyorum Alpi. İyi ki vardın. Hep iyi olman, olmam ve olmamız umuduyla…
Bu aralar takıldıklarım:
Biriyle tanıştım ve birbirimizi tanıma bilme aşamasındayız. Bildiğin düz arkadaş olarak yani. Mesajlaşırken bana gününü kendisi için çok normal olacak şekilde öyle dümdüz anlatıyor dakikalarca ses kaydıyla. Kafasında karşı tarafı sıkarım, bunlara ne gerek var, konunun herhangi bir çekiciliği ya da karşı tarafın buna ilişkin bir talebi var mı yok mu gibi düşünceleri yok. Sadece anlatıyor. Bu kadar. Ben bu çabasız, doğal ve kendini kabullenerek, abartıya özenmeden davranabilen insanları beğeniyorum. Bende bunun karşılığı yok çünkü. Ben genelde ilgi çekici, özellikli, sorulduğunda detaylandıran, sorulmazsa merak edilmediğini varsaydığım için anlatmayan biriyim. Benden talep edilmeyen bir bilgi vermem için merakla dinlenmem ve sorularla desteklenmem gerek. Bir süre sonra belki rahatlayıp daha açılabilirim ama genelde zordur beni merak etmeyen birine kendimi anlatma hevesim. Saçma da buluyorum işte, yargılıyorum kendimi. Sormadı ki diyorum, merak etmiyor, e dinlemez de belki de. Ama dinlediğini bildiğim kişiye anlatırım. O da var. Merak etmeyen kişiyle uğraşıp da hayal kırıklığı yaşamak mizacımda yok. Ben gerçekten kaybedeceğim savaşlarda yokum :D buna vardık ha shehdb :D denicem ama. Yeni bir tanışıklık, yeni bir bilge. Bunlar hep fırsat. Çevremdekilerle kendimin başka versiyonlarını görmek ilginç oluyor. Değişebiliyorsam ne ala. Esneklik iyidir. Vücudumuzu esnetmeye üşendiğimiz bugünlerde beynimizin esnemesine hayır demeyiz be bilo.
Bir de Teoman’ın bir videosuna denk geldim. Şuraya da koyayım, lütfen bi izleyin, çok sevimli :D
[embed]
“aklım aslında bir karış havadadır benim. yaptığım şeyler birbirinin tersidir. güzel giden şeyleri berbat ederim. kimseye güvenmem. kendime de güvenmem zaten. hem birisini severim, hem onu üzerim, hem kendim üzülürüm.”
Şuncacık videodaki netliğe bakar mısınız ya :D Mükemmel bi kendini kabulleniş değil mi? Yani belki evde gidip ağlıyor ve kendinden nefret ediyordur, bilemem. Bunla da ilgilenmiyorum. Ben böyle insanlar görmek istiyorum her yerde. Çünkü çokuz, çooook :D Tam olarak Teomanmışım ben ve kendimi reddediyormuşum. Bak yukardaki değişme talebimle, kendime uygun bir ortam buldum mu kendimi yüceltme hareketim arasında dakika yok dakika, ben de böyle bir delikanlıyım. Bir süre Teoman gibi kendimi kabullenerek gezmeye ve ortamlara kök söktürmeye karar verdim. Yani yapıyoruz gene bi şeyler ama bunu kabullenerek, arkama dahi bakmayarak yapıcam. Pişmanlık yok, rock starlık var. Hadi bakalıııım :D
Boğazımda fena bir ağrı, sesim gidik, 4 saate sahura kalkıcam ve devamında işten önce yapmam gerekenler var. Yoğun bir hafta. Taşınmamız gerek, araştırıyoruz, doğru düzgün ev bulmak biraz zor. İş, banka yeni kuruluyormuşçasına yopyoğun. Canımı dişime takmak nedir görüyorum. Yaşıyorum. Oruç tutmak kolay oluyor, toplantılardan baş kaldıramıyorum. Şikayet de ediyorum ama memnunum da işte. Kafam dağılıyor, iyiyim. Annemle de barıştık, konuşuyoruz eskisi gibi. Daha iyisi can sağlığı. Ramazanı da seviyorum ayrıca. Bana iyi geldiğine inandığım için iyi geliyor herhalde. Spora bir ara verdim gibi oldu. Bu üzücü. Gözüm yese koşuya çıkıcam öğle arası ama oruçluyken onu gözüm kesmedi. Başka bir şeyler düşünmem gerek. Hareketsiz kalınca sıkışıyorum, küçülüyorum. Yeni bir şeyler deniyor ve yeni birileriyle tanışıyorum. Güzel şeyler de oluyor. Babamı özlüyorum. Çok. Bir şey değişmedi bu konuda. fotoğraf çekmeye hastayım! bir makine alsam mı diye düşünüp duruyorum. telefon kamerası tatmin etmiyor beni. aynı zamanda dikişe başlayıp kendime her şeyi dikmek de istiyorum. ve saksafon çalarken aynı anda şan dersine de gideyim diyorum. belki bir break dans ya da solo jazz da sıkıştırırım araya? ya da yeni bir tiyatro kursu? TEGV? İşaret dili? Oooo geziler, yazılar, kitaplaaar, diziler, filmler, belgeseeeeel… DELİRİRSİN! Lütufla lanet kol kola. Sonum hayrolsun :D
Bus bus buseler.
Selametle.
메타데이터
- post_id
- 910bf097364b
- slug
- 19-03-2024-ahmet-ali-arslan-bu-aralar-aklıma-takılanlar-kendimi-kabul-ve-teoman-üzerine-910bf097364b
- url
- https://medium.com/@bilge-k/19-03-2024-ahmet-ali-arslan-bu-aralar-akl%C4%B1ma-tak%C4%B1lanlar-kendimi-kabul-ve-teoman-%C3%BCzerine-910bf097364b
- canonical_url
- https://medium.com/@bilge-k/19-03-2024-ahmet-ali-arslan-bu-aralar-akl%C4%B1ma-tak%C4%B1lanlar-kendimi-kabul-ve-teoman-%C3%BCzerine-910bf097364b
- author_url
- https://medium.com/@bilge-k
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-24 05:27:41