← Back to list

Vuslat — XIX

Uçak havalandıktan sonra okuduğum kitaptan başımı kaldırıp pencereden aşağıya baktım. Beni farklı duygu durumlarına bırakan Osmangazi…

Mavi’den · 2023-07-15 20:50 · 124 claps · 3.4 min read
#aşk #deneme #baba #evlat #türkiye
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🖊️ · Illustration & Drawing

Vuslat — XIX

Uçak havalandıktan sonra okuduğum kitaptan başımı kaldırıp pencereden aşağıya baktım. Beni farklı duygu durumlarına bırakan Osmangazi Köprüsünü gördüm. ‘Birkaç dakikaya Çanakkale’den geçeriz sanırım,’ diye düşündüm. Binlerce fit yükseklikte de olsa oradan geçmek beni heyecanlandırdı. Bu bayram kendime eziyet etmek istemediğim için kafamdan Sevda’yı atmaya çalıştım. Bunu hiçbir şekilde başaramıyordum ama düşünmeyi azaltabilirdim.

Adnan Menderes Havaalanına indiğimde Gebze’nin sıcaklığının bir hiçlikten ibaret olduğunu anladım. Kendimi eve atmaktan başka hiçbir şey düşünmüyordum. O kadar hızlı hareket etmeye çalışıyordum ki bavulumun tutma yerini kırınca, sinirlerim iki kat yükseldi. Gece güzel bir uyku çekmemiştim ve bölük pörçük gördüğüm rüyamın etkisi ve sıcaklıkla beraber aşırı gergindim. Sigara içip havaalanı otobüsünün kalkmasını bekledim. Evime ve aileme kavuşacağımı bilmek biraz daha sinirlerimi yatıştırdı.

Annem, kapıyı cennetin bir parçasını taşıdığı gülüşüyle açtı. Canım annem, bu sene yarım asıra geçiş yapmıştı. Ona baktığımda buna inanmakta zorlanıyordum. Göz çevresindeki birkaç tecrübe çizgisi haricinde hala kardeşimle annemi abla-kardeş zannetmelerini sağlayacak şekilde genç ve güzeldi. Bavulumu odama taşırken babam üst kattan indi.

‘Mustafa’m, hoş geldin yavrum.’

Esselamu aleyküm babacığım, hoş bulduk,’ deyip sarıldım koca çınarıma. Aynı içten sarılmayla selamımı aldı babam. Eşyalarımı yerleştirmem için yalnız kaldığımda odama baktım. Eski oyuncaklarım, çocukluk fotoğraflarım, evde bıraktığım birkaç parça eşyam, anı kutum, annemin gururlandığı kardeşimin ve benim üniversite mezuniyet fotoğrafı, yeğenimin plastik atları… Her şey muntazam diziliydi. Üstümü değiştirip, annemle babamın yanına çıktım.

‘Yavrum, iyi ki geldin kalmadın Ankara’da tek başına. Nasıl mutlu ettin bizi valla,’ diye konuya girdi babam. ‘Nasılsın, sağlığın sıhhatin, keyfin nasıl?’

‘Çok şükür babam, iyiyim. Her şey güzel gidiyor. Siz nasılsınız çifte kumrular? Ufaklık gelip gitti, keyiflenmişsinizdir?’

‘Sorma Mustafa, Ramazan Bayramından bu yana nasılda büyümüş hemen. Oy anneannesi onu verene kurban olsun… Bak bak şu videolarına.’

Annem ilk ve tek torununa deli oluyordu. Yeğenim evimizin ve hayatımızın bir numaralı neşe kaynağı. Annemin yeğenime gösterdiği bu sevgi dolu tavrı benim çok hoşuma gidiyor. Ne zaman ondan bahsetsek gözlerinin içi parlıyor.

Biraz sohbetten sonra dinlenmek için müsaade istedim. Akşam babam ben geldiğim için terasta mangal yapacağını bunun için beni beklediklerini, annem de taze enginar aldığını, akşama en sevdiğim enginar yemeğini yapacağını söyledi. Onlar için bayram bugünden başlamıştı. Benim içinse Allah’ın emrini yerine getirmekten başka bir şey ifade etmiyordu. İnsan, eksik olduktan sonra günlerden ne, ayın kaçı ya da hangi ayda olduğunu bile önemsemiyor. O yüzden herhangi bir özel günde bana yapmam gereken vazifeler dışında farklı bir duygu hissettirmiyor

Bayram sabahı namazından sonra babamla eve geldiğimizde annem harika bir bayram sofrası hazırlamıştı. Evin içini saran bayram pilavı kokusu beni her zaman çocukluğuma götürür. Her bayramın ilk günü babaannemlerde geçerdi. Sabah tüm aile orada olur, beraber bayram kahvaltısını yapardık. Bayram pilavı, zeytinli kete, su böreği kahvaltılarımızın vazgeçilmeziydi. Kahvaltı sonrası bayramlıklarımızı giyinip hazır olduktan sonra bayramlaşma ve harçlık alma zamanımız olurdu. Şimdi bu güzelliklerin bir daha yaşayamayacağım birer anı olması içimi hüzünle dolduruyor. Artık eksiktik, bana ‘Bu bayram ne kadar topladın?’ diye soran bir dedemin olmaması yüreğimin korlaşmasına sebep oluyordu. Bu yüzden kimseye bayram araması veya süslü bayram mesajları atmıyordum.

Etlerimizi dağıtıp geldikten sonra yorgunluk çayımızı terasta içmeye karar verdik. Sohbetimiz sırasında annemin telefonu çaldı ve içeri girdi. Babamla baş başa kalmıştım. Arka fonda ‘*Chi Mai*’ çalıyordu. Alelade konular açıyor, neşeliymişim gibi davranıyordum. Anne ve babaların, evlatlarının yüzlerine taktıkları maskeyi anlamayacaklarını düşünüyordum hala. Babam keskin bir şekilde konuya girdi.

‘Mustafa, gerçekten iyi misin oğlum?’

Afallamıştım. ‘Gerçekten iyi misin?’ sorusunun içinde çok farklı hatırlar vardı.

‘İyiyim babacığım, çok şükür.’

‘Oğlum, Ramazan Bayramı’nda geldiğinde de şimdi de seni çok farklı görüyorum. Dalgın bakıyorsun, gülüşlerin bile isteksiz. Gençlik zamanlarına götürdün beni diğer bayram. Eskiden de azıcık yanımızda durup, odana çekilirdin. Yine kendini kapatıyorsun. Başka bir sıkıntın olduğunu düşündürüyor bu durum beni. Konuşmak ister misin?’

Böyle bir aileye sahip olduğum için kendimi nasipli hissediyordum. Çünkü annem ve babamla her konu hakkında çekinmeden konuşabilirdik. Ben çocukken babam ‘Oğluma sünnet düğünü yapmayacağım, din ne emrettiyse o olur. Fazlasına gerek yok,’ demiş. Düğün masrafından değil, böyle bir adetin olmamasından dolayı bu kararı vermiş. Çekirdek aileye telefon edilmiş, hediyesini takmak isteyen takmış. Kız kardeşim de ise ilk muayyen gününde ‘Kızım genç kızlığa adım attı,’ diye tüm çekirdek aileyi aramış. Herkes yine hediyesini takmış. Babam o akşam kız kardeşimle baş başa yemeğe gitmiş ve o günün hatırası olarak altın takı hediye almıştı. Bu kadar ince düşünceli bir babanın evladı olmak beni gururlandırıyordu. Her Pazar aile toplantısı yapardık. Bu toplantılarda ailemizle ilgili alacağımız her kararda bizim de söz hakkımız olurdu. ‘Atış Serbest!’ zamanlarında o hafta aile içinde birbirimizi kırdığımız veya üzüldüğümüz ne varsa konuşurduk. Okulla ilgili sorunlarımızı, mutluluklarımızı ailemizle paylaşmaktan ikimizde keyif alırdık. Yalan evimizde yoktu, buna gerek olmayan bir ailede büyümüştük. Bu yüzden babamın böyle bir soru sorması beni şaşırtmamıştı.

Sevda’yı ve başımda geçen her şeyi, noktasından virgülüne kadar babamla paylaştım. Yorum yapmadan, bölmeden, sessizce tesbihini çekerek beni dinledi. Bittiğinde gözlerim kıpkırmızıydı. Hem utanıyor hem de yoğun duygularımdan dolayı kendimi tutmaya çalışıyordum. Babam iç çektikten sonra ‘Allah’a bırak evladım, hakkında en hayırlısını O’nun vereceğine kalbin mutmain olsun,’ dedi. Başımı sallayıp önüme baktığımda ezan okunmaya başladı. Allah kelamı kulaklarımda çınlıyordu. İçimi büyük bir ferahlık kapladı. Babam içeri geçtikten sonra hem ezanı dinledim hem ağladım.

Erkekler de ağlar. Çaresiz kalan her erkek…

Sevda: Gözlerimden Okunan Çaresizliğim…

Bir sabah kahvesi

Bir sabah kahvesi

Bu bölümle ilgili yorumlarınızı benimle paylaşırsanız çok memnun olurum. Beğendiyseniz ‘Alkışla’ butonuna tıklamayı unutmayın.

*-Mavi**


메타데이터
post_id
91c64cb8e49b
slug
vuslat-xix-91c64cb8e49b
url
https://medium.com/@maviatik11/vuslat-xix-91c64cb8e49b
canonical_url
https://medium.com/@maviatik11/vuslat-xix-91c64cb8e49b
author_url
https://medium.com/@maviatik11
status
ok
fetched_at
2026-06-29 01:02:39