← Back to list

İletişim Sohbetleri #3 — RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanı Salim Kadibeşegil

Merhaba!

Serhat Güneş · 2022-10-15 16:21 · 0 claps · 5.0 min read
#i̇letişim #itibar-yönetimi #sürdürülebilirlik
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🔧 · Data Engineering

İletişim Sohbetleri #3 — RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanı Salim Kadıbeşegil

Merhaba!

İletişim Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi Kurucu Başkanı Salim Kadıbeşegil.

Gerçekleştirdiğimiz röportajda Salim Bey’e Kurumsal İtibar Yönetimini, sürdürülebilirlik kavramını neler beklediğini ve iletişime gönül vermiş kişilere vereceği tavsiyeleri sorduk.

Salim Bey, hoş geldiniz bize kendinizden bahseder misiniz?

Stratejik İletişim Yönetimi alanında akademik ve profesyonel birikimi ve yüksek referansları bulunan Salim Kadıbeşegil, Kurumsal İtibar Yönetimi kavramının ülkemizde tanınması ve yer etmesine öncülük etti. Kadıbeşegil düzenli olarak aylık Brandmap ve Türkiye Etik ve İtibar Derneği’nin dönemsel yayını IN dergisine makaleler yazmaktadır.

Salim Kadıbeşegil ICCO (Uluslararası İletişim Danışmanlığı Şirketleri Birliği) Türkiye oluşumu İDA tarafından mesleğe olan katkıları nedeniyle Mart 2017’de Şeref Kürsüsü ile onurlandırılmıştır. Çalışmaları ve kitaplarına yerli ve yabancı 5’00’den fazla bilimsel çalışmada atıfta bulunulmuştur.

(https://www.salimkadibesegil.com/tr/kimdir/ ‘dan alınmıştır.)

Kariyer hayatınız boyunca birçok başarıya imza attınız. Bu başarıları neye borçlusunuz?

Buna başarı demeyelim de yaşam yolculuğu adını verelim. Benim penceremden baktığımda bu yolculuğun üç arkadaşı var; merak etmek, bilgiyi işlemek ve paylaşmak. Bu kavramlar karakterime de çok uygun. Hayatımda düzenli mesaisi olan işlerde de çalıştım, saati sınır tanımayan gazetecilik gibi işlerde de. Sanırım benim yaşam yolculuğu arkadaşlarıma olan merak, bilgiyi işlemek ve paylaşmak erken yaşlarda tanıştığım gazetecilik mesleğinin doğasında keşfettiğim olgular. Böyle bir yaşam yolculuğunuz olursa kendinizi mesai saatleri ile sınırlayan işlerin içinde mutlu edemezsiniz.

Kurumsal İtibar Yönetimi felsefesinin ülkemizde tanınmasına ve yer etmesine öncülük etmiş birisiniz. Peki itibar yönetimi nedir? Şirketler itibar yönetimini önemsemezse ne tür sonuçlarla karşılaşırlar?

İtibar yönetimi toplum içinde “değerli” olarak tanımladığımız kişilerin bize saygı duymaları, bizi takdir etmeleri sonuçları ile buluştuğumuz bir felsefedir. Beraberinde şu soruların cevapları yaşamın ayrıntılarında gözümüze çarpar; bizim için değerli olduğunu düşündüğümüz bu insanlar neden bize saygı duysunlar? Neden bizi takdir etsinler? Bu soruların cevapları da bizi “değerler” olarak tanımladığımız ve hayatın içinde kültür ile evlilik yapmış kavramlara götürür. Örneğin, çevre duyarlılığı, insana yatırım, müşteri odaklılık… Bu kavramların toplum içinde karşılığı varsa ve biz de işimizi bunları dikkate alarak yönetiyorsak itibar için iyi bir haber var demektir. Buraya gelebilmek için; bu kavramların alt başlıklarındaki politikalar ve süreçler davranışlarımıza, kararlarımıza dönüşmeli ve sürdürülebilirlik ve tutarlılık göstermelidir.

Eğer şirketler bu konuştuğumuz kavramlardan uzak sadece finansal getirilere odaklı hedeflerle rekabet anlayışında işleri yönetmek konusunda bir tercih yaparlarsa; zaman içinde en değerli çalışanlarını rakiplerine kaptırabilirler, şirketin gizli kalması gereken bilgileri ortalıkta dolaşmaya başlayabilir, sivil toplum kuruluşlarının protestolarının hedefi haline gelebilirler, müşterilerinin sadakati her gün geriye gider, düzenleyici kurullardan cezalar, yaptırımlar arka arkaya gelmeye başlar. Borsaya açıklasa hissedarların ve finansal analistlerin güvenini kaybederler.

RepMan İtibar Araştırmaları Merkezinin kuruluş amacı nedir? Ne tür hizmetler vermektedir?

RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi bir sosyal girişim. Geçmişi 2000’li yılların başına kadar uzanır. Önce bir itibar yönetimi performansı araştırma modeli olarak geliştirildi. O dönemde uluslararası araştırma şirketlerinden biri olan GfK ile yaptığımız bir anlaşma ile ülkemizin önde gelen şirketlerine profesyonel bir araştırma hizmeti olarak sunuldu. Ancak gerek bu araştırmaların saha çalışmalarından gerek danışmanlık hizmetlerimizden gerekse de o dönemlerde Türkiye temsilciğini yapmakta olduğum Reputation Institute ile olan ilişkilerimizden itibar yönetimi ile ilgili üniversiteler dahil hemen hemen kimsede olmayan bir bilgi birikimimiz olmuştu. Bunu ilgi duyanlarla paylaşmak ve onların deneyimlerini de çalışmaların içine katmak amacıyla RepMan İtibar Araştırmaları Merkezini kurduk. Merkez özellikle kanaat önderleri ve halk nezdindeki kapsamlı araştırmaları ile bu konudaki beklentileri fazlasıyla karşılıyordu. Dahası tüm bu paha biçilmez bilgi sponsorlarımızın desteği sayesinde ücretsiz paylaşılıyordu. 2010 yılından itibaren bu çalışmalara yerli ve yabancı konuşmacıların dahil olduğu yıllık Forum toplantılarımız eklendi. Daha sonra bu çalışmalar yılda iki kez sektör profesyonelleri ile birlikte gerçekleştirilen Beyin Fırtınası toplantıları ile desteklendi. Merkezin web sayfasında yerli ve yabancı bilimsel makaleler düzenli yayımlanıyordu. Covid-19 öncesi bu çalışmalar bir de sertifika programı ile desteklendi. RepMan çalışma modeli olarak dünyada pek örneği olmayan bir sosyal girişim markası olarak yoluna devam etmekte.

Salim bey, biliyorsunuz ki sürdürülebilirlik kavramı çok popüler olmaya ve şirketler tarafından çok önemsenmeye başlandı. Peki sürdürülebilirlik kavramı nedir ve ileride sürdürülebilirlik kavramını ne tür şeyler bekliyor?

Sürdürülebilirlik kavramı gündemimize çevre duyarlılığı ile ilgili konularla girdi. Oysa kavramın gerçek karşılığı “Sürdürülebilir İnsanı Gelişim” dir. Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında Brezilya’nın başkenti Rio de Janeiro’da yapılan ve üye ülkelerin devlet ya da hükümet başkanlarının altına imza koydukları bildirge ile lansmanı yapıldı. Yani mesele sadece çevre değil içinde insanın olduğu her şey. Böyle olunca, açlık, yoksulluk, savaşlar, tüketici hakları, kadın, çocuk, engelliler, hayvanlar doğal kaynaklar ve bitki örtüsü ile birlikte bu kavramın şemsiyesi altında değerlendirilmelidir.

Artık kimse aksini iddia etmiyor; iklim krizi halının altına süpürülecek bir konu olmaktan çıktı. Bizzat içinde yaşıyor ve iliklerimize kadar hissediyoruz. Sorun bu gidişatın içinde çözümün bir taraflarında olabilir miyiz, ne yapabiliriz, etki alanımızı nasıl genişletebiliriz gibi tartışmalar içinde performansımız nasıl… Başta fosil yakıtlara olan bağımlılığımız, besi çiftlikleri kaynaklı et ve hayvansal gıda üretimlerimiz olmak üzere çözüm odaklı yaklaşımlarda evin içinde nasıl bir değişim yönetiyoruz? Eğer bu değişim evin içinde başlamazsa şirketlerin bu konudaki iyi niyetli performansı çok da umutlanabileceğimiz sonuçlar vermeyecektir.

Mesleğinizin güzel ve zor tarafları nelerdir?

Sanırım en güzel tarafı geleceği şekillendirmek konusunda sürekli bir mücadelenin gündemde duruyor olması. Çünkü benim kariyerimde hiçbir zaman net bir adres olmadı. “Bilinmeyen numaraların” içinde uğraşmak daha zevkli geldi. Bu mücadele başta finans olmak üzere bir dizi zorluğu tabii ki karşımıza çıkaracaktır. Ama bu bir tercih meselesi; yolculuğu hep 5. Viteste yapacağız diye bir zorunluluğumuz yok. Ara sıra vitesi küçültmek lazım. Bilgiyi paylaşmanın dayanılmaz tatmini rüzgârı hep arkadan aldığımız bir deniz yolculuğu gibi yaşamı lezzetlendirebiliyor. Bilgiyi paylaşmak adına, blog yazılarım var, kitaplarım var, konuşmalarım üniversitelerde derslerim var. Bunlar içinde zorlukları ve hatta riskleri olan ama iyi yönetilirse yaşam paletine anlamlı renkler olarak dahil edilebilecek işler.

İletişime gönül vermiş kişilere tavsiyede bulunacak olsanız bu tavsiyeler ne olurdu?

İlk tavsiyem “iyi yaşamak” enerjisini hiç kaybetmesinler. Bunun içinde Çetin Altan’ın “İyi Yaşamak Sanıldığı Kadar İstenir Mi?” yazısını internetten bulup okusunlar. İkinci tavsiyem, her alanda işini iyi yapan insanlara yakın olsunlar. İyi bir marangozdan, iyi bir müzisyenden ilham alabileceğimiz çok şey vardır. Üçüncüsü ve en önemlisi gülmeyi ve eğlenmeyi ertelemesinler.

İletişime gönül vermiş kişilere kitap ve film önerecek olsanız hangi kitap ve filmleri önerirdiniz?

Trevenian’ın Şibumi romanı geldi aklıma hemen. Cemal Süreya şiirleri baş ucumuzda durmalı. Marc Benioff’un Trailblazer, Tim Jackson’un Büyümesiz Refah, Yuval Nouh Harari’nin üçlemesi, Manules Castells’in iletişim ve değerler üzerine üçlemesi, İsmal Gezgin’in mitoloji kitapları, Jared’in Tüfek Mikrop Çelik, Noam Chomsky’nin kitaplarını tavsiye ederim.

Jack Nicholson’un Schmidt hakkında filmini birkaç kere izlemişimdir. Filmlerden devam edecek olursak; Tokyo duruşmaları, Muhammed Ali’nin Davası, Eczacı, Amerikan Fabrikası, Rüzgarı Dizginleyen Çocuk, El Pepe Yüce Bir Yaşam, Bill Gates’in beyninin içinde, 13. Madde, Gençlerin İklim Davası, Sahtekâr, The Laundromat, The Money Monster, Erin Brokovic, Wall Street, Satranç, Butch Cassidy ve Sundance Kid ilk aklıma gelenler.

Konuk: Salim Kadıbeşegil

İçerik Üreticisi: Serhat Güneş

Editör: Altay Kara

Instagram: https://www.instagram.com/iletisimsohbetlerii/?hl=tr


메타데이터
post_id
9495ff4258f1
slug
i̇letişim-sohbetleri-3-repman-i̇tibar-araştırmaları-merkezi-kurucu-başkanı-salim-kadibeşegil-9495ff4258f1
url
https://medium.com/@gunesserhat2002/i%CC%87leti%C5%9Fim-sohbetleri-3-repman-i%CC%87tibar-ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1-merkezi-kurucu-ba%C5%9Fkan%C4%B1-salim-kadibe%C5%9Fegil-9495ff4258f1
canonical_url
https://medium.com/@gunesserhat2002/i%CC%87leti%C5%9Fim-sohbetleri-3-repman-i%CC%87tibar-ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1-merkezi-kurucu-ba%C5%9Fkan%C4%B1-salim-kadibe%C5%9Fegil-9495ff4258f1
author_url
https://medium.com/@gunesserhat2002
status
ok
fetched_at
2026-07-26 11:40:32