← Back to list

Seneler / Annie Ernaux

Bonjour Mesdames et Messieurs,

Mürekkep · 2023-11-19 13:28 · 0 claps · 5.0 min read
#kitap-kritiği #kitap-önerisi #kitap-i̇ncelemesi
Open on Medium ↗

Seneler / Annie Ernaux

Bonjour Mesdames et Messieurs,

Annie Ernaux’nın Seneler isimli kitabını okudum. Şimdiye kadar okuduğum özyaşam öyküleri arasında zenginliği, doyumlu dili, başarılı sosyokültürel yaklaşımıyla baş sıralardaki yerini aldı. Detayları merak ediyorsanız, haydi başlayalım!

Ernaux: Bir kuşağın sözcüsü

Seneler, Annie Ernaux’nın özyaşam öyküsü. Hayatının 66 yılını yansıtan bir günlük demek yanlış olmaz. Yazarı bir günlükten ayıran ise kişisel yaşam öyküsünü toplumsal düzeye taşıyarak anlatması. Yazar bireysel bir anlatının hem kişisel hem de kolektif olabileceğini edebi bir hünerle gösteriyor.

Kitapta Fransız yakın tarihini; Fransa’daki sosyal olayları, yükselen orta sınıf davranışları penceresinden izliyoruz. Olay olay, dönem dönem orta sınıf yaşam tarzının kayda geçirilmiş haline tanık oluyoruz.

Anlatıda yazar başrol olarak karşımıza çıkıyor. Kendi hikayesini anlatıyor bize, ben dilini kullanmadan. Kadın kimliğiyle, kişisel ve toplumsal bir belleği gözler önüne seriyor. Bunu anlatırken bir döneme -Fransız toplumsal tarihine ışık tutuyor. Ortak bir belleği anlattığı için “biz” dili kullanıyor ve yazının tamamına bu çoğul dili ustalıkla yerleştiriyor. Böylece yazar okura bir kuşağın sözcüsü olarak sesleniyor.

13 fotoğraf üzerinden bir hayat

Ernaux düşüncelerini ve duygularını fotoğraflar ve görüntülerle anlatıyor. Kitapta 13 fotoğraf ve görüntü okuyoruz. İkinci Dünya Savaşı ardından (post-war) Ernaux’nın bebekliğiyle başlıyor, 2006 yılına kadar sürüyor. Adım adım yazarın bebekliğine, çocukluğuna, ergenliğine, genç kızlığına, evliliğine, doğurması ve anne olmasına, mesleki olarak öğretmenlik sürecine, boşanmasına, emekliliğine, hayatına giren erkeklere, ölümle hayatından çıkan sevdiklerine, meme kanseri olmasına ve son olarak ölüme yaklaştığı dönemde torunun doğumuna, dolayısıyla hayatın kendini yenileme biçimine değiniyor.

Aa ben de hatırlıyorum!

Toplumsal bakış açısıyla bir introspection yazın türü okuyoruz. Yazarın kendi düşüncelerini, duygularını ve iç deneyimlerini inceleme sürecine tanık olurken karakterin motivasyonları, çatışmaları ve kişisel gelişimi hakkında derinlemesine bir anlayış kazanmamıza olanak tanıyor yazar. Bunları yalnızca kendi bahçesinde değil, toplumu toplum yapan her bir bireyin oluşturduğu topluluk düzeyinden yapıyor. Bu durum bizi yalnızlıktan uzaklaştırıyor. Tüm bunları yaşarken kolektif bir tarihin parçaları olduğumuzu hatırlıyor ve rahatlama hissediyoruz: “Ah evet milenyum için ben de çok heyecanlanmıştım, aradan 23 sene geçmiş inanamıyorum”, “Monica Lewinsky!”, “Tabii ya ne günlerdi, önce deli dana diye et yemedik, sonra kuş gribi diye tavuk yemedik.”, “AltaVista mı, ne güzel söyledin Annie, o günler hem uzak, hem de ne kadar yakın!” Tatlı bir nostalji içinde güvenilir, sıcacık bir hikâye buluyoruz. İşte o zaman o çoğul dil, bizi birbirimize yaklaştırıyor.

Baharatlarla lezzetli

Ernaux yazınını baharatlarla lezzetlendirilmiş. Mitterrand, Chirac gibi siyasi figürler; Proust, Sartre, Beauvoir gibi düşünce insanları; cinsel özgürlük, tüketim toplumu, göçmen sosyolojisi, neoliberalizm gibi toplumsal değişimler; nükleer saldırı, Cezayir savaşı gibi siyasi olaylar, AIDS, metrodaki sahipsiz çantaların içindeki bombalar, kapkaçlar, işsizlik, törör problemleri, göçmen asayişi ve cüreti gibi korkular, kaygılar… Duygular, hisler, düşünceler, varoluşsal meseleler…

Okumaktan fazlası

Bir elimde kitap, bir elimde tabletle okudum kitabı ve bundan üst düzey keyif aldım. Şarkılar, kitaplar, dergiler, filmler ve sanattan referanslar veriyor. Bu çapraz okumalar sayfalar dolusu yazın yerine geçecek kadar güçlü. Yazar, bizi bunların evrensel diliyle baş başa bırakıyor ve karşılıklı birbirimizin gözlerinin içine bakıyoruz.

Tüketim çılgınlığını anlatırken “Şeylerin bolluğu, fikirlerin kıtlığını ve inançların aşınmasını gizliyordu” diyor yazar. “Souchon’un son şarkısı Foule sentimentale’i dinlerken sanki yüz yıl sonra kendimizi, o zamanın insanlarının bizi görecekleri şekilde seyrediyor gibiydik” diyor. Hemen şarkıya bakıyorum,

“Roze renginde sundunuz parayla satın alınan her şeyi. Reklam dilinde anlattınız hayatı. Mutluluğun sahip olmak demek olduğuna inandırdınız. Durmaksızın satın aldık. Hep daha fazlasını satın almamızı istediniz. Dolaplarımız tıka basa dolu. Çünkü biz Claudia Schieffer’ız, Paul-Loup Sulitzer’ız. Oysa, biz özünde duygusal insanlarız, yıldızlara bakmaya doyamayan, yelkenlere çekilen, ticari şeylerden uzak, idealist şeyleri özlüyoruz.”

Bir şarkıyla, izah ettiği o dönem daha iyi özetlenemezdi. Tüketim orta sınıf için hep daha iyisine daha fazlasına ulaşmanın kırbacı gibiydi. Daha iyisi için daha fazla para vermeye hazır bir kitle vardı, var. Biraz daha google’lıyorum, şarkıyı yazan Souchon kim? Souchon Faslı bir göçmen.

Sonra yazarın göçmenlerle ilgili yorumunu okuyorum:

“Göçmenler. Varlığı hep hiçe sayılan ve tahayyüllerine varıncaya dek gözaltında tutulan tehlikeli bir topluluktu bu, başka bir yere, Cezayir’e ya da Filistin’e ilgi göstermelerinden rahatsız oluyorduk. Onlara resmi olarak “göçmen kökenli gençler” deniyordu. Gündelik hayattaysa beur ve black’in daha erdemli versiyonu, Araplar ve Siyahlar. Bilgi işlem uzmanı, sekreter ya da güvenlik görevlisi de olsalar, kendilerine Fransız demeleri, henüz hak etmedikleri bir şanı gasp ediyormuş gibi, alttan alta münasebetsizlik olarak görülüyordu.”

Ernaux toplumun göçmenlere olan bakışını ötekileştirmeden tertemiz anlatıyor. Göçmenlerin yarattığı kültür karmaşası, göçmen cüreti, Fransa’nın bu denli Fransız üstünlüğü ve kibrinin sınav edildiği yerin olması. Gasp, münasebetsizlik, hak edilmeyen şan. Bu sözcük seçimleriyle Türk vatandaşlığını alan niteliksiz orta doğu göçmenlerine olan hissim anlama bürünüyor.

“İnsanlar Paris’te Son Tango’yu, Emmanuelle’i seyrediyor, Ardeche’de eski bir çiftliği elden geçiriyor, tereyağında pestisit haberlerini görüp Elli Milyon Tüketici bültenine abone oluyor, sutyensiz dolaşıyor, Lui dergisini çocukların gözünün önüne sehpaya bırakıyor, çocuklarından kendilerine arkadaşlarına hitap eder gibi, isimleriyle hitap etmelerini istiyorlardı.”

Muhteşem! Mücevherlerle dolu. Başlıyorum Paris’te Son Tango filmiyle. Maria Schneder ismi magazinde Marlon Brando’nun önüne geçmiş. Herkes Maria’nın pornografik sahnesini ve Brando’nun anal tecavüzünü konuşuyor, Fransızlar sinema perdesinde cinsel içeriğe doymuş olsa da, Maria bu tecavüzün etkisiyle popüler kültürün travmatize ettiği kayan bir yıldız olarak hayatımızdan çıkıyor. Ünlü olmak isterken kariyeri sonlanan Maria hakkında daha fazlasını merak ederseniz sizi buraya alalım. Sonra, Emmanuelle trailer’ını buluyorum Youtube’dan. Tüketici bültenine bakıyorum Wikipedia’dan. Ah Lui dergisi! Adult-entertainment dergisi olarak geçiyor. Moda fotoğrafçısı Daniel Filipacchi’nin doğru yer doğru zamanda elde ettiği tarifsiz bir hazine. Hala Instagram’da. Bunların hepsi o dönemin duygu ve düşünce biçimi, zeitgeist’ı!

Hatırladınız mı fondue bourguignonne tam bir zenginlik göstergesiydi. Çocukken annelerin yurtdışından getirttikleri kadın dergilerinde görüp çok istediğimi hatırlıyorum. Yazar geçmişe dönük olarak ti’ye alıyor o dönemki fondue bourguignonne hevesini.“Fondue bourguignonne’un beklediğimiz iltifatlar yerine, sosları hazırlamak için çektiğimiz zahmete karşılık hayal kırıklığı yaratan birkaç yorum ve hatta biraz küçümsemeyle karışık merakla karşılanmasının getirdiği rezil olmuşluk duygusuyla tatlı tabaklarını koyuyorduk.” Ne kadar gerçekçi bir içgörü, gülümseyerek yazıyorum bu satıları. Yazarın kitabın başında Anton Çehov’dan aldığı alıntı gibi fondue bourguignonne hevesimiz: “Bize böylesine olağan görünen şimdiki yaşamımız da, gün gelecek, tuhaf, yakışıksız, budalaca, pek de temiz olmayan, ve hatta belki, günahkâr bir yaşam sayılacak...” Aynen öyle Ernaux, bunu şimdi gereksiz ve gülünç bulman ne tatlı! Ve bugün olağan sandığımız neler gereksiz olacak acaba?

Dorothea Tanning’in 1942’de yaptığı Birthday tablosuna gönderme yapıyor bir yerde Ernaux. Tanning, Surrealist Hareket’in seksist yaklaşımına resistans göstermesiyle biliniyor. Ve tablo Ernaux’nın yazacağı sayfalar dolusu metin yerine geçiyor. Kadın olmak, surreal paradokslar, rüya içinde her kapının ve olasılığın açık olması. Fırça darbeleri bir sprezzaturayla söylenmeyen her şeyi söylüyor.

Seneler denizinde istediğim yöne yüzüyorum. Asılı kalıyorum denizde. Keyifle sürükleniyorum. Bırakıp kendimi, o dönemleri yaşıyorum. Zamana tanıklık ediyorum. Sosyoloji, psikoloji, tarih, uluslararası ilişkiler, politika gibi sonradan yapma sözcükler çok da anlam taşımıyor bu sonsuz denizde. Bir kadın olarak Annie oluyorum:

“Hayatının bu anında, boşanmış, iki oğluyla yalnız yaşıyor, bir sevgilisi var. Dokuz yıl önce satın aldıkları evi ve mobilyaları satmak zorunda kaldı, bunu yaparkenki kayıtsızlığına kendi de şaşırıyor. Hiçbir malı mülkü yok, tamamen özgür. Evlilik sanki sadece bir parantezdi ve kaldığı yerden ergenliğine geri döndü.”

Son sözler,

Kitabın evrensel temaları ve Ernaux’un kişisel ve tarihsel olayları içselleştiren keşfi, çok geniş bir okuyucu kitlesi için kitabı keyifli kılıyor. Anılar, kültürel tarih ve zamanın akışına dair düşüncelerle ilgilenenler, Seneler’i ilgi çekici ve düşündürücü bulabilir. Ben çok beğendim. Kitabı okumakla beraber yaşadım.

Bir floppy disk’e baktığımda hala gülümsüyorum. Oysa çocuğum boş boş bakıyor. O yüzden kitabı okumak için mükemmel bir yaşta olduğumu düşünüyorum. Nostaljinin konforunda, evrensel duyguların sıcaklığında harika bir okuma deneyimi yaşadım. Kitabın çevirisini yapan Siren İdemen’i de tebrik etmek lazım.

Türkiye Seneler’ini ise Orhan Pamuk’tan okumayı çok isterdim.

Kitabın son cümlesiyle yazımı kapatıyorum: Orada olan, yaşanmış şeylerin üzerine her daim vurmaya devam eden o ışığı, kadim ışığı yakalamak. Kurtarmak… Ve bu kitap, bence, bu ışığı kurtardı. Unutmaya ve unutulmaya meydan okuyan bu ışığı yakalamak istiyorsanız, Annie Ernaux’dan Seneler tam size göre. Keyifli okumalar!


메타데이터
post_id
962eded886a0
slug
seneler-annie-ernaux-962eded886a0
url
https://medium.com/@murekkep/seneler-annie-ernaux-962eded886a0
canonical_url
https://medium.com/@murekkep/seneler-annie-ernaux-962eded886a0
author_url
https://medium.com/@murekkep
status
ok
fetched_at
2026-06-28 14:26:31