Ormanın Gizemli Köşesinde Bir Kaplıca Keşfi
Muğla’nın büyüleyici doğasına adım attığım anda, yemyeşil ağaçların arasından süzülen güneş ışıkları, şifalı suların dinginliğiyle…
Ormanın Gizemli Köşesinde Bir Kaplıca Keşfi
Muğla’nın büyüleyici doğasına adım attığım anda, yemyeşil ağaçların arasından süzülen güneş ışıkları, şifalı suların dinginliğiyle birleşiyor ve insana adeta bir masalın içindeymiş hissi yaşatıyordu. Bu yolculuk, sadece bedenimi değil, ruhumu da dinlendirecek bir keşif serüveni olacaktı. İşte, Köyceğiz’in ormanın kıyısındaki bu saklı cennette, doğanın ve şifanın buluştuğu o büyülü atmosferin hikayesi…

Fotoğraf Yazara Aittir
Yolculuğa çıkmak bize çok iyi geliyor. Çocukların okul tatilini değerlendirmeyi düşündük hanımla, hep beraber yeni yerler keşfetmek iyi olacaktı.
Yaşadığımız şehirden Muğla’nın Dalaman ilçesine yolculuk ortalama on saat kadar sürüyor. Hiç durmadan gidilse belki sekiz saatte varılabilir. Uzun yolculuklarda insanın dikkati dağılıyor, bu sebeple mola vermek ve bir şeyler içmek daha kaliteli bir yolculuk sağlıyor.
Sabah saatlerinde çıktığımız yolculuk, İzmir’de verdiğimiz uzun mola sonrasında ancak akşam saatlerinde bitebildi. Evimize yerleştikten sonra sabah çıkacağımız rotaların üzerinden geçiyoruz.
Ziyaret etmeyi planladığımız bir kaç rotayı konum olarak araştırma görevi küçük kızımındı. İnternette araştırma konu olduğunda oldukça başarılı yeni nesil.
Gideceğimiz ilk nokta Köyceğiz civarlarında adı sanı bilinmeyen bir kaplıca, haritalarda hiç anlaşılmayacak şekilde ormanın içinde bir kayalığın kenarı gibi görünüyor.
Bizim internet araştırmacısı forumları, sosyal medyayı didik ettikten sonra hayırsever biri bahsi geçen yerin videosunun altındaki yorumlara konum bilgisini yazmış.
Bulunduğumuz yere uzaklığı yaklaşık 67 km gösteriyor. Portakal bahçelerinin içinden güzel ve manzaralı bir yol var. Ertesi gün koyulduk yola, yol kenarında bir kaç manzara noktası var. Köyceğiz gölünün müthiş manzarası eşliğinde kıvırılan bir yolda gidiyoruz Buralara bahar gelmiş, yol kenarında zambaklar açmış, nergisler çiçeklerini sergiliyor.
Yol üzerinde bir çok noktada arı kovanları var. Arılar uykuda diye düşünüyoruz. Bir manzara noktasında duruyoruz ve burada da arı kovanları oldukça çok, yaklaşıyorum ve yüksek bir uğultu var. Arılar çalışmaya başlamışlar. Bal kokusu hafif hafif geliyor. Kızlar arı uğultusunu duyar duymaz koşar adım uzaklaşıyorlar arabaya doğru.

Fotoğraf Yazara Ait
Muğla’da hiç kış olmuyor desek yalan söylemeyiz. Ocak ayında bile hava sıcaklığı 15–20 derecelerde, şort tshirt gezseniz hiçte tuhaf karşılanmaz.
Köyceğiz gölü sanki çarşaf gibi dümdüz, harika manzaralar var. Yakındaki yüksek dağlar gölün üzerinde yansıma yapmış, Telefonumuzu çıkarıp bir kaç güzel manzara fotoğrafı çekiyoruz.
Yollar boş ve sesiz, yazın buralarda her yer kalabalık, her yer dolu, bu mevsimde sessiz ve huzur dolu manzaralara bakmak çok iyi geliyor. Bu sessizliğe harika manzara eşlik ediyor. İnsan bu noktada saatlerce hareket etmeden kuşların sesleri arasında resetlenmek istiyor.

Fotoğraf yazara aittir.
Bir kaç noktada daha mola verdikten sonra asıl varış noktamıza doğru yol alıyoruz. Konum bilgisinin doğruluğu konusunda endişelerimiz var. Malumunuz internette bulduğunuz bilgileri hepimiz sorgular olduk.
Ormanın içinde asfalt yol oldukça kıvrımlı bir şekilde akıp gidiyor. Bir kaç köyün içinden geçiyoruz, çiftçiler portakal ve limon bahçelerinde hasat yapıyorlar. Havada çok güzel bir turunçgil kokusu var.
Konumum bilgisi bizi yolun kenarına kadar getiriyor. Aslında yol devam ediyor gibi görünse de, sanırım köylülerin araç girmesini engellemek için koyduğu taşlar yüzünden daha da içeriye giremiyoruz. Yolun kenarına aracımızı park ettikten sonra konumu yaya olarak takip etmeye başlıyoruz.
Patika bir yol var, belli ki bu yol kullanılıyor, yolda ilerledikçe açıklıkta her yer yemyeşil çim gibi otlarla kaplı, yolun olduğu yer sürekli yüründüğü için aşınmış belli oluyor. Çocuklarla İlerliyoruz, yolun sonunda dallarından yapraklarını dökmüş bir ağaç var, bu ağacın yanına geldiğimizde yüksek sesli bir arı uğultusu dikkatimizi çekiyor. Başımızı kaldırdığımızda ağacın dallarında ya yazdan kalan kuru meyveler ve yahut yeni filizlenen yaprakların üzerinde şekerimsi bir sıvı olduğundan arılar bu ağacı mesken tutmuşlar. Kızlar yine arılardan çok korkarak hızlıca uzaklaşıyorlar.
Nihayet büyük kayalardan oluşan bir tepelikle karşılaşıyoruz. Yine zambaklar ve nergisler kayaların yarıkları arasından çıkmışlar. Turkuaz ve mavinin tonlarından oluşmuş küçük bir su kaynağı ile karşılaşıyoruz.
Doğanın ortasında, üzerinde dumanlar tüten küçük bir göl, nasılda böyle bakir bir şekilde kalmış tuhafımıza gidiyor. Ülkemizde bu şekildeki yerlerin bir işletme tarafından çevrilerek parayla hizmet verir hale gelmesi oldukça normal karşılandığından şaşırıp kalıyoruz.
Maalesef insanlar bu tip güzellikleri ziyaret ettikten sonra tüm çöplerini oraya bırakma konusunda oldukça başarılılar. Gölün çevresindeki kayaların üzerine buraya çöp atmayın, burayı temiz tutun gibi yazılar yazmışlar.

Fotoğraf yazara aittir
Yine de hakkını verelim o kadarda kirli değildi. Birkaç sigara izmariti haricinde hiç bir şey yoktu. Ya doğa sevdalısı birileri tüm çöpleri toplamış yada kayaların üzerindeki yazılar insanlarda farkındalık uyandırmıştı.
Bu küçük kaplıcanın su sıcaklığı 28–30 derece civarında, hiçliğin ortasında nihayet suya giriyoruz. bir kaç gün önce yağan yağmurlardan sebeple suyun yüzeyi biraz soğuk, ilk girişte insan biraz üşüyor. Suyun altından kaynayan sıcak suyun oluşturduğu baloncukları görebiliyorsun. Suyun içinde biraz bekledikten sonra sıcak su insanı rahatlatıyor.
Suyun içinde uzanmışken gök yüzündeki bulutlara bakmak farklı bir his uyandırıyor insana. Deniz veya tatlı suya girmekten daha farklı olarak hareketsizce suyun içinde saatler geçirmek ve gökyüzüne bakmak oldukça rahatlatıcı bir etkinlik.
Tabii ki kaplıcanın olmazsa olmaz etkinliği olarak çamur sürme partisini de yapmadan edemiyoruz.
Suyun içinde iki saat geçirdikten sonra dönüş yoluna doğru yollanıyoruz. Yol kenarından görünen küçük minareli camii dikkatimizi çekiyor. Belki tuvaleti vardır diye düşünerek o tarafa doğru gidiyoruz. Cami çok şirin ve çok temiz ayrıca tuvaletleri de beklentimizin üzerinde temizlikte.
Camiinin az ilerisinde feribot tabelasını var. İnternetten küçük bir araştırma sonucunda bu feribot ile Köyceğiz gölünden karşı taraftaki dalyan beldesine bir geçiş var. Bu yol geldiğimiz yoldan daha kısa bir mesafede bizi eve ulaştıracak gibi görünüyor. Feribotla geçilecek kısım Çok kısa bir mesafe fakat yolu neredeyse yarı yarıya düşürüyor. Farklı bir yoldan dönüyor olmamız yeni yerler görme fırsatı veriyor. Ortaca ilçesinden ana yola bağlantı yaparak Dalaman’a dönüyoruz.
İlerleyen günlerde yapacağımız yeni keşif gezilerinin yazılarını buradan sizlere aktarmaya devam edeceğim.
Vesselam.
Bu kaplıcaya gitmek isteyenler için konun bilgisi aşağıdadır.
메타데이터
- post_id
- 976fcc25063e
- slug
- ormanın-gizemli-köşesinde-bir-kaplıca-keşfi-976fcc25063e
- url
- https://mediumturkiye.com/orman%C4%B1n-gizemli-k%C3%B6%C5%9Fesinde-bir-kapl%C4%B1ca-ke%C5%9Ffi-976fcc25063e
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/orman%C4%B1n-gizemli-k%C3%B6%C5%9Fesinde-bir-kapl%C4%B1ca-ke%C5%9Ffi-976fcc25063e
- author_url
- https://medium.com/@omerrasna
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-13 06:23:13