devam etmek
Başlamak tek bir an, devam etmek ise her seferinde yeniden verilen bir karar. İlk videodan sonra her şey değişmedi. Daha cesur hissetmedim…
devam etmek
[embed]
Başlamak tek bir an, devam etmek ise her seferinde yeniden verilen bir karar. İlk videodan sonra her şey değişmedi. Daha cesur hissetmedim, daha emin olmadım, “tamam artık oldu” demedim. Sadece birkaç gün daha masaya oturdum. Bana sorarsanız başlamanın bir büyüsü yok, ani bir cesaret patlaması sadece; asıl büyü devam ettirebildiğini görmekle gerçekleşiyor. Bu flipbook’u yapma fikri, bir önceki videoya yorum yapan ve beğenen izleyicileri dostça selamlama isteğiyle yayınladığım günün hemen akabinde ortaya çıktı. Kendimi göstermeyeceğimden emindim ama samimi de olmalıydı. Buradaki samimiyet ne görüntü ne ses ne de malzeme kalitesiyle ilgili. %100 el yapımı olmalıydı ve sabır gerektirmeliydi. İtiraf etmeliyim, bu 160 sayfanın önemli bir kısmını çizerken tarif edilemez derecede sıkıldığım anlar oldu. Bazen anlamsız geldi, bazen gereksiz. Hatta birkaç kez “bunu niye yapıyorum ki?” diye düşündüm. Birbirini tekrar eden ve yan yana geldiklerinde hiçbir şey ifade etmeyen aynı resimleri çizmek ve bunu bitirmem gerektiği stresi beni en baştaki samimi niyetimden dahi uzaklaştırmıştı. Yaratıcı olsun veya olmasın, birçok işte ödüllendirici his aramak pek gerçekçi bir yaklaşım değil. Çizim de yapsanız, enstrüman da çalsanız bu böyle. Ama tam da bu yüzden durmadım. Çünkü çoğu şey, keyifliyken değil; sıkıcıyken devam edilebildiğinde bir anlam kazanmaya başlıyor. Bu video, devam etmenin sinsice ve sessizce şekil değiştirdiğini fark ettiğim bir an. Bu sefer karşımda birileri olduğunu biliyordum. Yorum yazan, destek veren, “bir sonraki ne olacak” diye merak eden insanlar. Sadece “gördüm” demenin ve onlar için zaman ayırdığımı göstermenin bir yolu. Flipbook’ta güzel olan şey, o an çizdiğin sayfa değil. Hepsi bittiğinde ortaya çıkan birkaç saniye. Ve belki de çoğu iş böyle çalışıyor: Yaparken keyif vermeyen, tek başına anlam taşımayan küçük tekrarlar bir noktada birleşip, “iyi ki bırakmamışım” dedirten bir şeye dönüşüyor. Sabırla emek vermenin, başına oturmanın karşılığında elle tutulabilir bir takas gerçekleşiyor. Aslında hayattaki pek çok eylem de buna benziyor. Yaparken özel hissettirmeyen, çoğu zaman sadece yapılan, başına geçilen günler. Tek başına bakıldığında anlam taşımayan tekrarlar. İnsan neyin oluştuğunu genellikle içindeyken fark etmiyor. Ama bir şeyler bırakılmadan devam ettiğinde geriye dönüp bakılabilecek bir iz kalıyor. Belki büyük bir sonuç değil, ama en azından “orada bulunulmuş” bir zaman. Hikayeler ancak bittiğinde bir şeyler anlatabilir. Bir hikaye çoğu zaman yazılırken dinlenebilir bile değildir. Cümleler dağınıktır, ritim yoktur, nereye gittiği belli değildir. O yüzden insan yazarken dönüp okumak istediğinde zaman zaman hayal kırıklığı yaşar. Hikayeler yazılırken keyif vermek zorunda değillerdir. Onlardan beklenen tek şey, yarıda bırakılmamalarıdır.

메타데이터
- post_id
- 98a1d095ec55
- slug
- devam-etmek-98a1d095ec55
- url
- https://medium.com/@schvilo/devam-etmek-98a1d095ec55
- canonical_url
- https://medium.com/@schvilo/devam-etmek-98a1d095ec55
- author_url
- https://medium.com/@schvilo
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-16 03:28:17