BU KİTABI ÇALIN
benim çaldığım gibi(!)

David Dees İllüstrasyonu
BU KİTABI ÇALIN
benim çaldığım gibi(!)
hatta bu yazıyı da ctrl c + crtl v yapın atın kendinizin gibi.
https://dokumen.pub/qdownload/bu-kitab-aln.html
Murat Gülsoy’un bu kitabı olan kitabı çalmayın, yazarı olmayan 2014 yıllı üstteki ve şuradaki linkteki kitabı çalın. Neden mi?
2014 de yazılmasına rağmen bu kitaptaki en temel veri haklarımıza “sosyal medya ve arama motorlarında unutulma hakkımıza” kavuşmayı geç, yapay zeka mamasına dönüştürülmesi beni çok korkutuyor. Yıllarca böyle şeylerden bahsedenler biraz kuruntulu > önlemli biri > harbiden haklıymış, yeni bi işe gireceğim bu geçmişi silemiyorum hayatım karardı döngüsüne giriyor.
Dijital Kölelikten Kurtuluş Mümkün Mü? Sanmıyorum…
Her an yanımızda taşıdığımız, en mahrem anlarımıza tanıklık eden bu teknoloji, aslında kimin için “akıllı”? Sizin için mi, yoksa sizi her an gözetleyen, verinizi metalaştıran ve mahremiyetinizi bir silaha dönüştüren sistemler için mi? “Konfor” adı altında sunulan bu kolaylıklar, aslında modern bireyin bileklerine geçirilen dijital prangalardır. Dijital dünyada hiçbir şeyin göründüğü kadar masum olmadığını kavramak, özgürlüğe giden yoldaki ilk ve en sarsıcı adımdır.
“Bir şey konforluysa onu tercih etmemeyi öğrenmek gerek”
2. Fotoğraflarıma erişmektense günlüğümü oku?! (EXIF ve GPS Tehlikesi)
telefonlarla çekilen fotoğrafların arka planında saklanan EXIF verileri ve GPS koordinatları, siz “gerçeği” paylaşmaya çalışırken hakkınızdaki her şeyi ifşa eder.
Örneğin Gezi eylemleri… Paylaşılan bir protesto fotoğrafının meta verileri incelendiğinde, görselin kendisi hiçbir yer işareti içermese bile, çekilen konumun 41.032275 enlem ve 28.976381 boylam koordinatları olduğu saptanmıştır. Bu veriler haritaya döküldüğünde, eylemcinin o an tam olarak Balyoz Sokak üzerinde bulunduğu birkaç dakika içinde %100 doğrulukla tespit edilebilmektedir.
Bu veri sızıntısından kurtulmanın yolu, 2014 de belki vardu ama 2026 da analog cihazlardan başka kurtuluş yok. Fotoğraflarınızı paylaşmadan önce GIMP gibi özgür yazılımlar kullanarak meta verileri temizlemek bir lüks değil, zorunluluktur, günlüğünü de marketteki kasiyere al oku demediğin gibi bu veriyi de kitlemek ya da yok etmek şart.
3. “Sil” Tuşu? Sadece beni kandıran bi dummy: Bu algoritmalar beni gerçekten unutur mu? 🎶
en büyük illüzyonu “sil” tuşu, nefret ediyorum beni salak yerine koymasından . Bir hesabı kapatmak veya bir e-postayı yok etmek, verinin gerçekten silindiği anlamına gelmez; sadece veri kullanıcı için “görünmez” (make invisible) kılınır. Google örneğinde gerçek şu: Gmail üzerinden “sonsuza dek sil” (delete forever) dediğiniz bir veri, Google sunucularında 60 gün daha kalmaya devam eder fenası yasal saklama süreleri kılıfı altında bu verilerin 6 ila 24 ay boyunca muhafaza edilebilmesidir. Google hesap kurtarma seçeneklerinin basit bir SMS ile “silinen” hesabı anında geri getirebilmesi, verinin aslında hiçbir zaman yok edilmediğinin, sadece pusuya yatırıldığının kanıtıdır.
Benzer bir tuzak sosyal medya izleme (monitoring) sitelerinde de mevcuttur. Twtrland veya Favstar gibi siteler, siz hesabınızı kapatsanız dahi verilerinizi çoktan önbelleğe (cache) almıştır( biraz eskidiler ama haal farklı isimlerde varlar. Ve erişimi eskisinden de zor). Bu sitelerdeki izlerinizi silmeye çalıştığınızda ise yeni bir mahremiyet tuzağıyla karşılaşırsınız: Bazı siteler profilinizi silmek için sizden Twitter hesabınızla giriş yapmanızı ister. Bu, verinizi sildirmek isterken üçüncü taraf bir yazılıma daha fazla yetki ve veri vermeniz anlamına gelen trajik bir döngüdür. “Unutulma Hakkı” (Right to be forgotten), bu devasa veri madenciliği çarkı içinde şirketlerin anonimleştirme kılıfı altında baypas ettiği bir temenniden öteye geçememektedir.
Right to be forgotten… Eski sevgililer ve dijital dünya için en önemli konsept…🥀
4. Twitter’ın Karanlık Yüzü: Özel Mesajlar Ne Kadar Özel? (evet hala x demiyorum elon musakkayı sevmiyorum duh!?)
Özel mesajlar… DM… Yüksek sesle demeyiz bazı şeyleri,spicy şeyleri kimi ne ilgilendirir mesajlarımız kısaca. Ama dm , Alexander Hanff’ın aklımın çok yetmediği teknik deneyi, bu alanın ne kadar savunmasız olduğunu kanıtlamıştır. Hanff, bir DM içinde paylaştığı bağlantıya, Twitter’ın 199.16.156.126 IP adresini kullanan bir “Twitterbot” üzerinden anında GET isteği gönderdiğini saptamıştır.
Bu, Twitter’ın sizin “özel” yazışmalarınızı aktif olarak taradığı ve paylaştığınız linkleri kendi sunucularına kopyaladığı anlamına gelir.
Yoksa grok her boku nasıl bu kadar smooth anlayacaktım dimi?
Şirketler bu durumu “kullanıcıyı zararlı içerikten koruma” bahanesiyle meşrulaştırsa da, bu açık bir gözetim faaliyetidir. Dadı devletten dadı teknobaronlara… Dijital egemenliğinizi korumak için platformların insafına güvenmek yerine, her boku kendimiz öğrenip maalesef şifreleme öğrenmemiz gerekiyor, nefret ediyorum bundan.
5. Arka Kapılar ve NSA
Aşkın tomurcukları açtı arka bahçemde Şen kahkahaları yükseldi sırça köşkümde Ben sana gel demedikçe dur bekle Zamanı var bu heyecan büyüsün iyice Büyüsün iyice büyüsün iyice büyüsün iyice
Mahremiyet savaşımızdaki en büyük ihanet, kullandığınız cihazların en derinlerine, işlemci seviyesine kadar uzanmaktadır. Intel ve AMD gibi devlerin, istihbarat servisleri (NSA vb.) tarafından donanım seviyesinde “arka kapılar” bırakmaya zorlanması artık bir komplo teorisi değildir.
Ünlü kernel hacker’ı Theodore Ts’o, Intel’in donanımsal rastgele sayı üretecine (RDRAND) güvenmemesinin haklı nedenleri olduğunu vurgular. Donanım seviyesinde gizlenmiş bir uygulama, denetlenmesi imkansız bir arka kapı demektir. Eğer rastgele sayı üretimi sadece donanımsal bir çipe bırakılırsa, bu çipin içine yerleştirilecek bir anahtar, tüm kriptolama sistemini geçersiz kılabilir. Bu yüzden uzmanlar, donanımsal RNG yerine kontrol edilebilir olan yazılımsal denetimin hayati olduğunu savunur.
“Denetlenmesi kesinlikle mümkün olmayan, bir çipin içine gizlenmiş uygulama demek olan sadece donanımsal RNG’ye güvenmek, KÖTÜ bir fikirdir.”
6. Konforluysan güvende değilsin!
10 karakterli şifreyi de yazıver derler ama insana her b*ka yüzünü parmağını okutma artık ya da kaydetme!
Dijital kapitalizm, kullanıcıları “tek tıkla kolaylık” konforuna hapsederek savunma mekanizmalarını felç eder. “Herkes budaladır” önermesinden yola çıkan sermaye devleri, kullanıcıyı sisteme sorgusuz sualsiz güvenen pasif birer tüketiciye dönüştürmeyi hedefler. Bu tuzağa sadece temel düzeydeki kullanıcılar değil, ileri düzey kullanıcılar da düşmektedir.
Örneğin Steam gibi platformların GNU/Linux dünyasına girişi büyük bir heyecanla karşılansa da, beraberinde DRM (Dijital Hak Yönetimi) ve kapalı kaynak kodlu yazılımları da özgür sistemlerin içine sokmuştur. Kullanıcılar, oyun oynama konforu uğruna özgür yazılım felsefesinden ve denetleme imkanından vazgeçmektedir. Sermaye, hedef pazarını seçerken bu rahata alıştırılmış ve kendini üreticiye emanet etmiş kitleleri seçer. Konfor arttıkça, özgürlük ve güvenlik aynı oranda azalır. Hoş şu an bunu konuşmak için tr de en saçma zaman direkt steam yasaklanması gelecek aile bakanlığı tarafından oyunlar güvenli değil diye…
Yani bakanın kiviye alerjisi var diye yeşil tüm meyveler yasak gibi bişi…
fun fact: benim de kiviye alerjim var ama üzüm, salatalık, elma gayet de konforlu ve güzel besinler tüketmeyi de seviyorum.
7. Her Yer Direniş en çok da Dijital Direniş
Teknoloji, doğası gereği tek taraflı bir tahakküm aracı değildir; o, aynı zamanda bir direniş alanıdır. İçinde bulunduğumuz sistem, “Oligarşik Kollektivizm” resmen, hani şu distopya romanlarındaki lisede sevdiğimiz. “Büyük Birader” artık sadece bir metafor değil, her bir verinizi işleyen, saklayan ve yeri geldiğinde aleyhinize kullanan teknik bir gerçekliktir.Ne kadar bıksam da büyük birader benzetmesinden bazen elma sadece elmadır başka kavram koyamazsın yerine.
Dijital kölelikten kurtulmanın yolu, teknoloji devlerinin sunduğu hazır ve “konforlu” paketleri reddetmekten geçer.
메타데이터
- post_id
- 9b0da5b59760
- slug
- bu-ki̇tabi-çalin-9b0da5b59760
- url
- https://medium.com/@haticesareyildirim/bu-ki%CC%87tabi-%C3%A7alin-9b0da5b59760
- canonical_url
- https://medium.com/@haticesareyildirim/bu-ki%CC%87tabi-%C3%A7alin-9b0da5b59760
- author_url
- https://medium.com/@haticesareyildirim
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-13 06:23:13