← Back to list

Görmeyi yeniden ögrenmek

Benim yaşımdaysanız, komşunun televizyonunda izlediğiniz aya ilk adım atışı hatırlıyorsunuzdur. Ya da ilk dial up internetleri. Düşününce…

Hawaii Gunlugu in Çağdaş, Özgün, Yaratıcı ve Türkçe · 2026-07-03 09:49 · 199 claps · 3.4 min read paywalled
#türkçe #hawaii #teknoloji
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🔧 · Data Engineering

Görmeyi yeniden ögrenmek

Benim yaşımdaysanız, komşunun televizyonunda izlediğiniz aya ilk adım atışı hatırlıyorsunuzdur. Ya da ilk dial up internetleri. Düşününce bizim jenerasyonun yaşadığı teknolojik değişim inanılmaz boyutlarda.

Photo by NASA on Unsplash

Photo by NASA on Unsplash

Bugün Bilgisayar’ı açıp alışveriş yapmak ya da AI a hastalık sormak, olmadık yemek tariflerini, tamiratları online adım adım bulmak büyük kolaylık. Cep telefonlarımız olmadan sokağa çıkmak, çıplak çıkıp dolaşmak gibi bir şey. Dünyanın her yeri ile bağlantıdayız, her türlü bilgi parmaklarımız ucunda.

Sonuç olarak teknoloji bize her türlü kolaylığı getiriyor. Peki neyi götürüyor?

Photo by Michal Vrba on Unsplash

Photo by Michal Vrba on Unsplash

Bence görmeyi unutuyoruz. En son ne zaman gökyüzüne baktınız? Etrafınızdaki insanlara mı yoksa cep telefonunuzun ekranına mı bakıyorsunuz dışarıdayken? Komşularınızı tanıyıp konuşuyor musunuz? Yoksa dedikoduları bile mesajla yapanlardan mısınız?

Evet teknoloji ile birlikte insan ilişkilerinde bir kopma, azalma olduğu kesin.

Oysa görmeyi, bakmayı bırakmadıysanız etrafınızdaki insanlarla iletişim kurmak ve teknolojinin size veremeyeceği insan sıcaklığını hissetmeyi de bırakmadınız demektir.

Photo by adrianna geo on Unsplash

Photo by adrianna geo on Unsplash

Bugün havuza gittiğimizde Harold’ı gördük. Harold hemen her gün gittiğimiz yüzme havuzunda can kurtaran. Bütün hafta havuzda değildi. Sorduğumuzda izinli demişlerdi.

Onu şemsiyenin altındaki koltuğunda oturmuş görünce “Eyyy Harold iznin bitti bilemi?” diye bağırdım. Hemen ayaklandı, kucaklaştık. “Dinlendin mi bari biraz?” dedim. Gülerek “Ahh evet ve çok iyi geldi.” diye cevap verdi. Havalar iyice ısındığından beri havuz dolup taşıyor. Anneler okulları tatil olan çocuklarını alıp geliyorlar, babalarda iş çıkışı onlara katılıyor. “Bu gençler kesin senin yerini tutamaz, bütün hafta ayaklarımız yandı durdu” diye şikâyet ettim. Harold ne zaman bizim geldiğimizi görse kalkıp yerleri sular, böylece güneşten pişmiş betonda ayaklarımız yanmaz.

Photo by Wallace Fonseca on Unsplash

Photo by Wallace Fonseca on Unsplash

Tabii buraya kolay gelmedik. Harold kocaman bir Hawaiili, doğrusu ya öyle pek şirin görünüşlü de değil. Hani sokakta arkanızdan yürüse ödünüz kopacak cinsten bir görüntüsü var. Ayakları ödem topladığı için cildi yara içindeydi. Ve havuza ilk gelmeye başladığımızda epey bir ters davranıyordu bize de. Öyle ya biz “haole” lere ne diye nazik davranacaktı. Ne yazık ki pek çok Hawaiili de var bu tavır ama açıkçası eğer Hawaii tarihini birazcık biliyorsanız sebeplerini anlamakta zorlanmazsınız. Haole yabancı, dışarıklı demek. Ve Hawaii liler adalarını istila eden beyazlardan pek çekmişler.

Hala birçok Amerikalının onlara takındıkları tavır beni utandırıyor. Nedense insanlar kendilerinden biraz farklı birilerini gördüklerinde dikkatle bakmak ya da öğrenmek yerine, ön yargılarıyla yaklaşmayı daha çok seviyorlar. Mesela ayaklarda tokyoları, adaların üniforması sayılan penye tişörtleri ve şortları görünce bu salaşpur görüntülülerin cahil olduğunu var sayıyorlar. Oysaki bu adalarda okur yazar oranı %85, üniversite mezunu oranı ise %45. Yani o beğenmediğiniz adamların çoğu mühendis, doktor vs.

Her neyse; Howardda her defasında onu selamlamam, konuşmaya çalışmama rağmen ciddi ve soğuk tavrını sürdürdü. Bir gün dayanamayıp ayağını gösterip “Ağrıyor mu?” diye sordum. Bu Amerika’nın görmezden gel, kişisel soru sorma kurallarını ihlal etmekti ama ne de olsa ben tam Amerikalı sayılmam. Haroldda irkildi ve kısaca “evet” dedi. “Ben evde bir krem yapıyorum, iyileştireceğini sanmam ama ağrıya iyi geleceği kesin, denemek istemisin?” diye ilave ettim. Ağzının içinde “peki” der gibi homurdandı. Ertesi gün elimde krem kavanozu ile gittim havuza. “Dene bakalım nasıl olacak, umarım acısını keser” dedim.

Böylece her birkaç haftada bir Harold’a krem taşıdım durdum. Kibarlığından sormuyordu ama ne zaman elimde kavanozu görse gözleri parlıyordu. “İşe yarıyor mu?” diye sorduğumda “Acıyı hemen kesiyor.” demişti. Birgün havuza gittiğimde “Aunti” diye seslendi. Aunti-teyze ancak saygı duyduklarına kullandıkları bir hitaptır Hawaii`de. Telefonunu çıkarıp bacağının resimlerini gösterdi. Resimlerle bacağının şimdiki hali arasında ciddi bir fark vardı. “Aunti sen bunu satmaya başlamalısın, doktorların verdiği ilaçların hiçbiri böyle işe yaramadı.” dedi. Benim Hindistan cevizi ve bahçedeki otlarla hazırladığım krem mucizevi bir şekilde çalışmıştı.

Photo by Jay Solomon on Unsplash

Photo by Jay Solomon on Unsplash

Şimdi 2 senedir haftada en az birkaç defa gittiğimiz havuzda sıkı bir dostumuz var. Harold bizi ne zaman görse hemen kalkar yerleri sular. Bazen havuz kalabalıksa bize yer ayarlar. Ama her şeyden öte o koca, korkunç adam bizi her görüsünde gülümser selam verir. Biz onu gördük artık oda bizi görüyor.

Photo by apan upen on Unsplash

Photo by apan upen on Unsplash

Görülmek için illa birilerine bir şey vermek zorunda da değilsiniz, sadece fark ettiğinizi belirten bir gülümseme, kısa bir “Merhaba”, geçerken kapıyı biri için açık tutmak birine “seni gördüm, farkındayım” demek ve açıkçası bu farkındalık genelde sizin de fark edilmenizi getirir ki bu hoş bir duygu. Deneyin sizin de hoşunuza gidebilir.


메타데이터
post_id
9b1d2148defe
slug
görmeyi-yeniden-ögrenmek-9b1d2148defe
url
https://medium.com/dili-turkce-in-turkish/g%C3%B6rmeyi-yeniden-%C3%B6grenmek-9b1d2148defe
canonical_url
https://medium.com/dili-turkce-in-turkish/g%C3%B6rmeyi-yeniden-%C3%B6grenmek-9b1d2148defe
author_url
https://medium.com/@mia_kok
status
ok
fetched_at
2026-07-09 03:40:04