← Back to list

“DÜNYALI”

Bütün camları açtım. İçeri yağmurun kokusu gelsin istiyorum. Camda durmuş dışarıyı izliyorum. Derin bir nefes alıyorum. Sanki daha önce hiç…

Kendimden Bir Parça · 2026-03-25 06:21 · 1 claps · 2.8 min read
#ayrımcılık #etiket #önyargı #yahudilik
Open on Medium ↗

“DÜNYALI”

Bütün camları açtım. İçeri yağmurun kokusu gelsin istiyorum. Camda durmuş dışarıyı izliyorum. Derin bir nefes alıyorum. Sanki daha önce hiç nefes almamışım gibi. Şu pis havada sokakların temizlendiğini hissediyorum. En çok kanser çıkaran bölgede sanayinin dibinde yağmur çölde bir vaha gibi geliyor.

Çay mı yapsam, sıcak sıcak iyi giderdi. Ocağa su koyup geri gelip koltuğa gömülüyorum. Elimde günlerdir başlamayı ertelediğim kitap: Heather Morris Auschwitz Dövmecisi. Kitabımı açıyorum. Kapı çaldı. Of! Gene bir rahat yok. Kendimle kalamadım. Açmasam ne olur ki… Bugünü kendime ayırmak istiyorum. Kimseyle uğraşamam. Yerimden istemeyerek kalkıyorum.

  • Kim o?

Ses yok. Kapıyı açıyorum. Apartman görevlisi gelmiş. Çöpü alırken çene çalmak niyetinde. Bana komşuları çekiştiriyor. Çok da lazımdı. Benim de ilgi alanım. Sorma gitsin. Neyse bitirip gidiyor. Yerime geçmeden çayı demliyorum.

Koltuğa gömülüp sayfalarımı yeniden çeviriyorum. Hızla ilerliyor. Sade ve güzel anlatmış. Lale, ön sözü okumasaydım kadın zannederdim. Almanların Neonazi olarak uyguladığı politikalarını anlatmış. Savaş zamanı Alman kamplarında yaşanan gerçek bir hikâyeyi biraz kurguyla betimlemiş. O savaş ortamından kurtulmayı umuyor. Tek dayanağı orada bir kadına duyduğu sevgidir. Herkesin çok sıradan ama kendisi için düş olabilecek bir dileği var; sevdiği kadınla evlenmek. Bu süreçte yaşadığı şeyleri, karşılaştığı durumları, insanlara o ortamda yaptığı küçük yardımların nasıl kendisine geri döndüğünü anlatmış.

En çok beni etkileyen şu cümle oldu:

“Yahudi’yim ama bunun beni tanımlamasına izin vermeyeceğim. “ Bu cümleyi okuyunca düşüncelere dalıyorum. İnsanları kendi seçmediği şeyler üzerinden etiketleyip nasıl da yargılıyoruz. 1946 yılı tasvir edilmiş. Aradan 100 yıl geçmiş. Değişen hiçbir şey yok. Hala aynı yaftaları başka adlar altında yapıyoruz.

Cins olarak kadın, kız, erkek, oğlan olarak ayırıyoruz. Ailelerin çoğu kız çocuğuna farklı oğlan çocuğuna farklı davranıyor. Oğlan gezsin, tozsun, dolansın. Aman kız evde otursun.

Toplumda kadınları açık, kapalı diyoruz. Yeni tanıdığın insanı köylü, şehirli diye tanımlıyorsun. Evladını evlendireceksin doğulu mu, Türk mü, Kürt mü, Alevi mi vs. sorguluyoruz.

Tanışınca ilk sorulan soru “Nerelisin? “ oluyor. Memleket önemli değil mi? “Dünyalıyım kardeşim.” İşte. Anlaşmam için seninle aynı memleketten olmam zorunlu sanki. Terfi ettirirken, işe alırken aman hemşerim olsun deyip ayırıyorsun. Sora adama iş yaptıramazsın o ayrı.

Bir türlü ders almıyorsun. Defalarca kazıklanıyor, acısını çekiyor ama gene de öteki demeye devam ediyorsun. İnsanlık evrim geçirmiş. Ama hala maymundan farkımız yok. Darvin haklı. Kedi ile köpek farklı ırklar ve cinsler doğada anlaşabilirken bizim alıp veremediğimiz nedir?

O kadar çok kendimizi, birbirimizi bölmüşüz ki; ortak düşman yaratmışız. Farkında mısınız? Tüm bu etiketler bizden bağımsız, kimliğimizi belirlemiyor.

Bizden Mevlâna çıkmış;

“ Gel, gel, ne olursan ol, yine gel, İster kafir ister Mecusi, İster puta tapan ol, yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergâhı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel… Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz… Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk? Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik… Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız Âriflerin gönüllerindedir. “ demiş de iş öyle olmamış. Halbuki bu konuda Şems daha kabullenicidir.

Yanlışlık, genetik kodlarımızdan başlıyor. Hz. Ali zamanında bile iktidar derdine düşmüş insanlar. Dinde bile birlik olmamış. 77 mezhebe ayrılmışız. Herkesinki kendine göre doğru olmuş. Müslümana Hristiyan’a, Hristiyan’a Müslüman kâfir gözüyle bakmış.

Gözünüzü açında bakın! Kavga ettikleriniz, kıyasıya savunduklarınızın size hiçbir faydası oldu mu? Bu kadar mı muhtaçsınız kendinizi ait hissetmeye? Varlığınızı kanıtlamak için diğerini yok saymak ve kötülemek zorunda mısınız?

Her şeyi, bütün unsur ve kavramları tek bir amaç uğruna harcıyoruz: ÖTEKİ, DİĞERİ, ONLAR, SİZ, demek için. Partileri babamıza sahip çıkmadığımız kadar sahip çıkıyoruz. Evladımızı sevmediğimiz kadar başka insanlara inanıyoruz.

Güya düşünen insanız! Aynı olmayı maharet sayıyoruz. O kadar inanıyorsun ya kardeşim! Hiç düşündün mü? Neden iki cins olduk? Neden doğa bile zıtlık doluyken sen bu kadar aynı olmaya uğraşıyorsun? Varsa bir cevabın bana da söyle. Söyle de bitsin. Şu koca Dünyada ayrımcılık. Belki huzura ereriz.

Lale gibi hala birçok ülkede insanlar bunun acısını çekiyor. Yaşam ve dünya tekse hayat boyu anlayamayacağım! En çok çocuklar yara alıyor. İnsanların hayatı zorla elinden alınıyor.

Bilmediğine tepkilisin oysa. O halde aç kulaklarını dinlemeyi öğren. Eyleme geç, düşün mesela. Düşün ki, az mantıkla hayatı o çocuklara yuva yaparsın.

Kendime geliyorum. Mutfağa gidip çayımı alıyorum. İçimde adlandıramadığım bir öfke var. Tercihlerimizin bize ait olmadığını daha net görmeye başlıyorum. Belki de kızgınlığım bu yüzdendir.

Sizin insanlarla ilgili ön yargılarınız neler? Nasıl ayrımcılık yaptığınızı düşünün? Merak etmeyin o konuda kendinizi nasılsa haklı görüyorsunuz.


메타데이터
post_id
9c90aa428dbc
slug
dünyali-9c90aa428dbc
url
https://medium.com/@ferathatice541/d%C3%BCnyali-9c90aa428dbc
canonical_url
https://medium.com/@ferathatice541/d%C3%BCnyali-9c90aa428dbc
author_url
https://medium.com/@ferathatice541
status
ok
fetched_at
2026-08-04 00:11:41