Ne oluyorum
Kendini tanımanın ne demek olduğuyla ilgili aklımda yer kalmayana kadar düşünüp sonuçta her gün başka bir benle tanışmaya alışmaya…
Ne oluyorum
Kendini tanımanın ne demek olduğuyla ilgili aklımda yer kalmayana kadar düşünüp sonuçta her gün başka bir benle tanışmaya alışmaya çalışıyorum. Bugün beni ben yapan onca özelliğin yarın beni kim yapacağından emin olmadığımdan, benliğimle alakalı kesinlik belirten yargıları bir önceki günün şafağında fecrin alevlerine teslim ediyorum. Zihnimin fiziksel ölçüsünün manasızlığını, bir tutam gecede düşüncelerimin etrafında kah uzun ince yol, kah gece gündüz düz gidip yine de sonuna ulaşamadığımda anlıyor; insan vücudundaki kan damarlarının toplamının dünyanın çevresini 2.5 kez dolaşabilecek uzunlukta olmasını garipsemiyorum.
Sorsalar kendimle alakalı problemim yok diyip kendime aşık olmaktan bahsediyor ama yine de eve dönerken gittiğim yol tıpatıp bir önceki günle aynıyken neden bazen yokuş çıkıp bazen yokuş indiğimi anlayamıyorum. Anlamakla uğraşıyorum ama dünkü benin anlayacağı birçok şeyin bugünkü benle bazı dertleri olabileceği gerçeğiyle yüzleşmeye çalışırken günü bitiriyor ve bir sonraki günkü benle yeni bir kavgaya girişiyorum. Kendimle yarış halinde miyim diye sorsam hayır cevabı alacağımı, aslında kendimle toksik bir barış halinde olduğumu biliyorum. İnsan bazen kendi saçını başını yolmalı, kendine gel demeli, kendini hırpalamalı diyor ve bu eski usul değer bilme öğretisini psikolojik ya da sosyolojik herhangi bir temele dayandırmıyor, dayandırma zorundalığı hissetmiyorum.
Kendimle alakalı tutunduğum dalların kırılışını bazen izliyor bazen de tutunduğum dalın aslında kök olduğunu, elimde baltayla değer yargılarımı budarken fark ediyorum. Değerlerimin peşine yargılarımın üstünde dörtnala koşarken düşmanımı seçemediğimden okları kendime çevirip 3 akşam önce bulaşık yıkarken ulaştığım yargıların bugün güneş kremi sürerken aslında ne kadar değerli olduğunu, belki şöyle bi Lüksemburg’u ancak çevreleyebilecek uzunluktaki beyin damarlarımda uzun ince bir yol giderken tartışmaya niyetleniyorum. Sonuçsuz kalması muhtemel olsa da bazen 17 gün önce salıncakta yunanca bir şarkının sözlerinde takılmışken güncellenen benin haklı çıkmasıyla ben de kendime hazırlıksız yakalanıyor, sürprizlerle dolusun şekerim diye kendime bi destek patlatıyorum. Bazen tek başımayken attığım kahkahada kendime acırken yakalanıyor, tek başınalığın ayaklarımdaki kuvvetini, sırtımdaki pekliğini gözümdeki yaşın akabilme lüksünde kaybetmek istiyorum. Yine de hiçbir şey kaybetmiyor ve hiçbir şey kazanmıyorum; çünkü kaybetmek ve kazanmakla alakayı sıfıra indiriyor, kaybedilmiş varsayılabilecek her türlü mücadelenin kötü bir tecrübeden öteye gidemeyeceğini tüm versiyonlarıma default yüklüyorum. Ne olursa olsun kendimin hükümdarlığından rahatsızlık duymuyor anayasal herhangi bir düzenlemeyi reddediyorum.
메타데이터
- post_id
- a0779c8ab2d7
- slug
- ne-oluyorum-a0779c8ab2d7
- url
- https://medium.com/@rationala/ne-oluyorum-a0779c8ab2d7
- canonical_url
- https://medium.com/@rationala/ne-oluyorum-a0779c8ab2d7
- author_url
- https://medium.com/@rationala
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-25 09:10:25