← Back to list

1 Mayıs`ın Tesiri -Ayşe Gider, Fatma Kalır-

Görülmeyen emeğin, unutulan isimlerin ve bastırılan çığlıkların ardından gelen derin bir iz: 1 Mayıs’ın gerçek tesiri.

Esma Ünal in Türkiye Yayını · 2025-05-02 17:45 · 93 claps · 3.5 min read
#emek #sınıf #1-mayıs #türkiye #duygu
Open on Medium ↗

1 Mayısın Tesiri -Ayşe Gider, Fatma Kalır-

Bugün günlerden 2 Mayıs; bir işçinin çatlamış ellerinin görüntüleriyle, bir başka işçinin ‘geçinemiyoruz’ çığlıklarıyla güne başladım. Bu toplumun bir parçası olarak son üç gündür gördüğüm şeylerin bende yarattığı; öfke, acı, hüzün ve aslında ne olduğunu tarif edemediğim duygu karmşasını kalme almak istedim.

Gözlerinden yorgunluk ve umutsuzluk akan bir ablanın çalıştığı yer tarafından “Ayşe gider, Fatma gelir… bu sebeple sen kabul etmezsen kabul edecek illa birilerini bulabiliriz’ söylemi aslında binlerce insanın yaşadığı ortak gerçeğin kısa bir özeti gibi.

Emekçilerin adı değişir icraat aynı kalır, sabahına Ayşe isen akşamına Fatma olarak çıkmanın hiçbir önemi yoktur onlar için. Çünkü senin kim olduğun değil, ne kadar hizmet sunduğundur esas mesele. Emeğin değil, verimliliğin; yorgunluğun değil, üretkenliğin ölçülür. Ve böylece insanlar birer isme değil, yerlerine kolayca yenisi konabilen “iş gücüne’ indirgenir.

Tarlada eğilen, sırtını güneşe veren, toprağın içine parmaklarını gömen o bedenin kim olduğuyla değil, günde kaç çuval pamuk topladığıyla ilgilenilir. Her gün aynı yorgunluk, aynı bel ağrısı, aynı suskunlukla geçer ancak bilirler canı olan fidanlarla nasıl bağ kurabileceklerini. Her fidan, tırnakla, terle, dualarla büyütülür. Toprağa attığı tohumu bir çocuk gibi büyüten, fidanı sevgiyle sulayan, ürünle arasında sessiz ama derin bir ilişki kuran insanlar… Ama sonuçta ellerinde kalan neydi? Bir şirketin kâr hırsıyla ezilen topraklar, jandarma postallarıyla çiğnenen fideler ve üzerlerine “geri çekilin!” diye bağırılan bedenler… “Biz onları çok zor yetiştirdik! Çocuk bakar gibi baktık. Emeklerimiz gitti!” diye emekçinin ağzından yükselen bu sözlerin altında yatan şefkati ve bağı görmemek mümkün mü?

Bir başkası evinin köşesinde ipliğe eğilir. Biri tohumla konuşur, öbürü ilmikle. El emeği göz nuru dedikleri şey, yalnızca bir söz değildir. O nakışın içine işlenen sabırdır, geçim derdidir, bastırılmış hayallerdir. O yüzden kadın “Ben bu oyayı üç gece uykusuz kalarak yaptım” dediğinde, aslında hayatındaki üç günün o ilmikte olduğunu anlatır. Ama gören kim? Satan için sadece bir masa örtüsüdür, alan için belki bir hediye ama yapan için bir hayat kırıntısıdır. Tıpkı tarladaki pamuğun, zeytinin, fidelerin bir çocuk gibi büyütülmesi gibi; o ilmekler de bir insanın emeğidir.

Bir kadın evde oyasını işlerken yalnızdır. Bir başkası sabahın köründe tarlaya eğilir. Bir genç, tekstil atölyesinde günlerce kot taşlar — elleri nasır tutar, ciğeri kumla dolar. Yeraltında maden ocağına inen işçi ise karanlıkta yaşar; yerin üstünde ne gün doğduğundan, ne hayatın aktığından haberi olur. Hepsi farklı yerde, farklı işte… ama aynı görünmezlikte. Dikişin arasına gizlenmiş yorgunlukla, toprağa düşen terle, taşın altında ezilen umutla örülür bu hayatlar. Kot giyen, madenin ışığıyla ısınan, zeytini tabağına koyan; bunları yapanın kim olduğunu sormaz. Çünkü sistem böyle işler: Emek görünmez kılınır, sadece ürün parlatılır. Ama her taşlanan kotun ardında bir işçinin elleri, her çıkarılan cevherin ardında bir annenin duaları, her oyada bir sabır izi vardır.

Ve neredeyse her gün ter döken bu insanların “Neyiz biz? Niye varız?” sorularını tekrar tekrar sormalarına sebep olan şey, emeği değersizleştiren, insanı rakama indirgeyen bir düzenle her gün yüz yüze kalmalarıdır. Bugün bir jandarma postalıyla ezilen fide, dün bir işçinin ciğerini yakan tozdu; hepsi aynı sistemin farklı yüzleridir.

Dile getiremediğim daha nice örnek var; sayfalarca yazsam da hissettiremeyeceğim nice ağırlık var. Öyle bir “nice” ki şu an işleyen her şeyin en düzgün şekilde işlemesine sebep olan kişilerdir bu insalar.

Gördüklerimiz masanın başındakiler olsa da onlar bu emekçilere görünmez iplerle bağlı. Bir gün o eller durursa; o fabrikalar susar, o toprak kurur, o vitrinler boş kalır. Gerçek zenginlik, yukarıdan bakanların değil; aşağıda omzunda sistemi taşıyanların ellerindedir. Çünkü bu düzen, o görünmeyen eller sayesinde işler.

İnsanı sayılara indirgeyen yukarıdakiler, deneyecekleri çok insan olduğuna inanır. İşte bu inançtır onları rahatlatan: Bugün biri gitse yarın yenisini alabilirler. Bu rahatlıkla, insanı insanlıktan çıkaran koşullarda çalıştırmaktan çekinmezler. Bir makinenin parçası gibi… Suskun, kırılgan ama hep “yerine konabilir-(Ayşe gider, Fatma gelir) Ama unuttukları bir şey var: Bu zincirin sonu da gelecek. Ve o zaman ne “Ayşe” kalacak ne de “Fatma.” Üstüne basarak yükselmeye çalıştıkları o emek bedenlerinin çığlıkları arasında, geride sadece terk edilmiş bir düzenin yıkıntıları kalacak.

Ve işte o yıkıntıların oluşacağının habercisi gibi, dün korteji elinde gül yapraklarıyla karşılayan yaşlı bir amca vardı. O, belki de bu düzenin böyle sürmemesi gerektiğini en sessiz ama en güçlü haliyle anlatıyordu. Yılların yorgunluğunu taşıyan gözleriyle, o sessizce yürüyen kalabalığı uğurlarken, sanki her bir gülde şunu fısıldıyordu: “Unutmayın, emek sadece alın teri değildir; emek, hafızadır, sevgidir. Emek, direnmektir.”

1886’da Chicago’da sokaklara dökülen işçilerin talepleriyle, 2025’te Taksim’e yürümeye çalışan emekçilerin sloganları arasında bir asırdan fazla zaman olabilir ancak görüntüler zaman kadar değişiklik göstermedi. Bu durum ilk bakışta can sıkıcı görünse bile fondaki polis bariyerlerinin gün geçtikçe artıyor olma durumu birçok şeyi anlatıyor aslında. Artan her bariyer bastırılmış hak arayışlarının toplandığı bir hafıza kuyusunun kabulü gibi…


메타데이터
post_id
a3152ca7e7f2
slug
1-mayıs-ın-tesiri-ayşe-gider-fatma-kalır-a3152ca7e7f2
url
https://mediumturkiye.com/1-may%C4%B1s-%C4%B1n-tesiri-ay%C5%9Fe-gider-fatma-kal%C4%B1r-a3152ca7e7f2
canonical_url
https://mediumturkiye.com/1-may%C4%B1s-%C4%B1n-tesiri-ay%C5%9Fe-gider-fatma-kal%C4%B1r-a3152ca7e7f2
author_url
https://medium.com/@esma.unal271
status
ok
fetched_at
2026-08-06 10:34:58