Kendine Adil Olmayan Dünyaya Adalet Getiremez
Sigara içmek, biyolojik bir intihar, sosyal bir zorbalık, ekolojik bir ihanet ve küresel zulme verilen bir destektir.
Kendine Adil Olmayan Dünyaya Adalet Getiremez
Sigara içmek, biyolojik bir intihar, sosyal bir zorbalık, ekolojik bir ihanet ve küresel zulme verilen bir destektir.

Eem Hasan Talu | SONAR & GROK
Kendine ve en yakınındakine zulmetmeyi bir yaşam biçimi haline getiren birinin, dünyadaki büyük zulümlere karşı sahici bir duyarlılık geliştirmesi mümkün müdür? Kendi ciğerinin çığlığını duymayan biri, uzak bir coğrafyanın feryadına nasıl sağır kalmaz ki?
Öncelikle Medium’da ücretli üye değilseniz bu yazının tamamına ulaşamayacaksınız. **Yazının tamamı için buradan devam ediniz.**
Sigara, bugün en kabul görmüş ama en saldırgan zulüm eylemlerinden biridir. Dışarıdan bakıldığında sadece içenin bir keyif anı gibi ambalajlanan bu eylem, aslında derin bir idrak tutulmasını ve öznesi dışında her şeye sağırlaşan çiğ bir bencilliği barındırır.
Bu bencillik, nikotin molekülünün nörobiyolojik tahakkümünden başlayarak, sosyal ilişkilerdeki empati erozyonuna ve nihayetinde insanın hem kendisine hem de kainata karşı gerçekleştirdiği amansız tahribata, estetik vandalizme kadar uzanır.
Sigara içen birinin en trajik körlüğü, kendi koku evrenindeki yıkımı fark edememesidir. Oysa o, gittiği her yere kendisinden önce ulaşan ve kendisinden saatler sonra bile orada hüküm süren gri bir elçi taşır. Bu sadece kötü bir koku meselesi de değildir. Bir başkasının yaşam alanına, temiz hava soluma hakkına ve koku alma duyusuna rızasız dahil olmaktır.
Tiryaki, üzerine sinen o ziftli mirasla girdiği her mekanda, bir eşyanın dokusuna, bir perdenin kıvrımına, bir çocuğun saçına, bir kitabın sayfasına ve bir başkasının nefesine kendi bağımlılığını zerk eder.
Benim konforum, benim bağımlılığım, benim keyfim her şeyden üstündür deme biçimidir. Başkasının burnunu, ciğerini ve huzurunu yok sayan hoyrat bir tahakkümdür bu.
Dumanın sadece havada asılı kalmadığı, aynı zamanda üçüncü el duman olarak adlandırılan bir kimyasal miras bıraktığı bilimsel bir gerçektir. Sigara dumanı dağıldıktan sonra bile mobilyalara, duvarlara, halılara ve insan tenine sinen bu kalıntılar, aylar hatta yıllar boyunca toksik etkisini sürdürür.
Sigara içen birinin ellerindeki, nefesindeki ve kıyafetlerindeki kötü kokunun farkında olmaması, nikotinin yarattığı duyusal adaptasyonun bir sonucudur. Bağımlılığın insanı nasıl bir bağımlı bencilliğine sürüklediğini, kendi arzularını evrensel bir hakmış gibi görmeye başladığını sigara içen birinde görebiliriz.
Astımı olan bir çocuğun, hamile bir kadının ya da sadece temiz hava solumak isteyen bir kişinin hakları, sigara içen kişinin keyif konforu, nikotin esareti adına sistematik olarak ihlal edilir.
Kamusal alanda sigara içen biri, etrafındakilere sessizce Temiz hava solumak istiyorsan benden uzaklaşmalısın diyerek, kamusal alanı bir duyusal gettoya çevirir.
İnsanı bu çiğ bencilliğe sürükleyen şey sadece zayıf bir iradeye sahip olması değil. Karşısında milyarlarca dolarlık bir endüstriyel manipülasyon makinesi olmasıdır. Sigara şirketleri, basit bir tütün bitkisini genetik müdahaleler ve amonyak gibi kimyasal katkılarla yüksek teknolojili bir uyuşturucu dağıtım cihazına dönüştürüyor.
Sigara içen bir insan kendine ve kainata zulmeden bir zalim iken madalyonun diğer yüzünde laboratuvarlarda tasarlanmış bir esaretin kurbanıdır. Küresel tütün devleri, beynin ödül sistemini en ince ayrıntısına kadar haritalandırarak insanı kendi nefesine yabancılaştırmış, onu her nefeste daha çok tüketen bağımlı bir tüketiciye hapseden küresel bir avcı gibi pusuya yatmıştır.
Ancak bu bencilliğin arkasında kanayan bir yara daha var: Kaçış ihtiyacı. Ne yazık ki sigara, daha çok ağır çalışma koşulları altında ezilen, yoksulluğun ve yalnızlığın kıskacında nefes alamayan insanın sığındığı en ucuz anestezidir.
Hayatında başka hiçbir lüksü, hiçbir tatmini ve söz hakkı kalmamış birinin, kendisine ait tek zaman dilimini o iki dakikalık dumana sığdırması, çiğ bir bencillik olduğu kadar derin bir çaresizlik çığlığıdır.
Alt sosyo-ekonomik gruplarda sigara içme oranının yüksekliği bu nedenle bir tesadüf değildir. Bu yoz sistemin insanı strese mahkum edip, o stresin tek ilacı olarak yine zehri satmasıdır. Tiryaki, dünyadan kaçarken aslında yine dünyanın kurduğu tuzağa düşmektedir.
Özgürlük sanılan keyif, bir nikotin köleliğidir. Sigara içenlerin sığındığı en büyük yalan keyif kelimesidir. Oysa burada bir keyiften değil, bir azat edilme aldatmacısından bahsetmemiz gerekir. Tiryakinin yaşadığı şey, nikotin tarafından büzülen damarlarının ve gerilen ruhunun, bir doz daha zehirle geçici olarak serbest bırakılmasıdır.
Sigara içen kişinin keyif olarak tanımladığı duygu, bir kazanım değil, bir kaybın telafisidir. Nikotin, vücuda alındıktan 10–20 saniye gibi kısa bir sürede kan-beyin bariyerini aşarak, dopamin sistemini manipüle eder ve geçici bir rahatlama sağlar. Tiryaki, bu kimyasal fırtınanın yarattığı rahatlama anını insan olmanın tadına varmak sanır.
Tiryakinin yaşadığı şey, sigaranın ona verdiği bir artı değer değildir. Sigaranın daha önce ondan çaldığı normal olma halini geçici olarak iade etmesidir. Dolayısıyla yaşadığı bu keyif, boynundaki kimyasal boyunduruğun bir süreliğine gevşemesiyle birlikte duyduğu patalojik bir rahatlamadır.
Vücudun nikotin yoksunluğundan kaynaklanan gerginliğinin ortadan kalkmasıdır. Yani sigara içen kişi, aslında normal bir insanın sahip olduğu huzur seviyesine ulaşmak için sigara içmek zorundadır. Normal bir insanın hiçbir çaba sarf etmeden sahip olduğu huzura ulaşmak için bedel ödeyen bir kimyasal mülteciye dönüşmüştür.
Sigara içen biri için sabahın taze sofrası dahi bir amaç değil, nikotin ihtiyacını karşılamak için aşılması gereken bir engeldir. Zeytinin, ekmeğin, çayın tadına varmak yerine, bir an önce dumanlı esarete dönmek için sigara altına dönüşmüş kahvaltıdır.
Sigara içen birinin yaşadığı keyif, aslında bir yoksunluk giderme operasyonudur. Bu operasyonun aciliyeti, hayatın en temel ve en keyifli anlarını bile gölgeler. Kahvaltısını hızla yapan, yediği besinlerin aromasını tam olarak alamayan bir insan, nikotinin damarlarını büzdüğü, ruhunu gerdiği o esaretin pençesinden kurtulmak için acele eder.
Bu duyusal körelme, onun hayatla kurduğu estetik bağı da zayıflatır. Bir çiçeğin kokusu, taze pişmiş bir ekmeğin aroması, sabah havasının temizliği, sigara içen biri için dumanın yoğunluğuyla baskılanmış soluk deneyimlerdir. Oysa sigara içmeyen bir insan için ise hayatın derin keyfi her an oradadır ve bir dumanın azat etmesine ihtiyaç duymaz.
Sigara içen kişinin bencilliği, sadece kendi ciğerleri ve etrafındaki insanların burnuyla da sınırlı kalmaz, yerküreye karşı işlenen pervasız bir ekolojik vandalizme dönüşür. Bir izmariti sokağa, denize veya bir ağaç dibine fırlatmak, onu sadece küçük bir çöp olarak görme cehaletinden beslenir.
Oysa tek bir izmarit, barındırdığı mikroplastik lifler ve binlerce ağır kimyasalla yüzlerce litre suyu zehirleyecek, toprağın verimini yıllarca baltalayacak toksik kapasiteye sahip tam bir biyolojik silahtır.
Doğanın binlerce yılda var ettiği su rezervlerine ve ekosisteme, sadece iki dakikalık bir duman seansı sonrası bu zehirli mirası bırakıp gitmek, insan merkezli kibrin, bencilliğin ulaştığı en uç ve karanlık noktadır.
Ancak bu vandalizm sadece mekana değil, zamana karşı da işlenmektedir. Sigara içen biri, sadece kendi ciğerlerini değil, henüz doğmamış torunlarının bile hücresel mirasını kirletir.
Nikotin ve dumanın yarattığı genetik hasar, bir biyolojik borç gibi gelecek nesillere aktarılır. Geleceğin ciğerlerinden de nefes çalmaktır bu. Tiryaki, bugün içtiği dumanla, henüz var olmamış bir bebeğin nefes hakkını bugünden gasp eden bir zaman hırsızıdır.
Bağımlılığın en uç noktalarından biri de, sigara içen kişinin çevresini de kendisi gibi bağımlı olan insanlarla çevreleme eğilimidir. Anomaliyi normalleştirme çabasıdır bu. Akıl almaz bir israfı ve sağlığa verilen bunca zararı ancak başkalarıyla birlikte yaparak vicdanını susturabilir.
Sigara içenlerin oluşturduğu içici sosyal gruplar, birbirlerinin hatasını meşrulaştıran birer yankı odasıdır. Çünkü duman altı olmuş bir odada, kimse kimsenin kendisine, birbirlerine ve etraflarına yaptığı zulmü görmez, orada sadece ortak bir suçun sessiz mutabakatı vardır.
Bu sosyal kümelenme, empati eksikliğini de besler.Kendi ihtiyacını dünyanın merkezine koyan biri, başkasının rahatsızlığını aşırı duyarlılık olarak niteleyerek sönümler. Bağımlı kişi, aslında kendi esaretini meşrulaştırmak için toplumu da bu esarete ortak etmeye çalışır.
Meseleyi ekonomik bir boyuta taşıdığımızda ise karşımıza çıkan tablo, sadece bir israf değil, bir vicdan felcidir. 2026 yılı itibarıyla bir paket sigaranın maliyeti, temel gıda maddesi olan ekmeğin yaklaşık altı katıdır. Günde bir paket sigara içen kişi, aslında günde altı ekmeği yakıp havaya savurmaktadır.
Hele ki günde 2–3 paket yakanların havaya savurduğu duman, aslında pek çok insanın hayata tutunması için ihtiyaç duyduğu bir servettir. Dünyada açlıktan ölen insanların varlığı bir vakıayken, en temel rızkı duman edip havaya üflemek, hiçbir ahlaki bir temele oturmayan, kelimenin tam anlamıyla korkunç bir zalimliktir.
Bu kesinlikle kişisel bir harcama özgürlüğü değildir. Havaya savrulan her duman, aslında insanlığın ortak refahından ve açlıktan ölen insanların hakkından çalınmış bir paydır.
Devletler, bir yandan sağlık politikaları yürütürken diğer yandan sigara üzerinden topladıkları devasa vergilerle bu ekonomik zulmün hissedarlardır. Tiryakinin vicdani sağırlığı, devlet bütçelerinin bu zehirli kazanca olan bağımlılığıyla birleşince, ortaya toplumun akciğerleri üzerinden dönen devasa bir suç ortaklığı çıkmaktadır.
Gelelim en can alıcı noktaya… Eğer birinin, Picasso’nun paha biçilemez bir tablosuna duman üflediğini veya üzerine izmarit bastığını görseydik, o kişinin akli dengesinden şüphe eder, ona bir sanat katili gözüyle bakardık.
Peki ya o tablodan çok daha karmaşık, çok daha muazzam ve bir eşi daha olmayan insan ciğeri? Her hücresi ilahi bir tasarımın sanatı olan insan bedenenine, özellikle de hayatın nefesi olan akciğerlere zift pompalamak, Picasso’yu yakmaktan daha mı az suçtur?
Kendisine emanet edilen muazzam biyolojik serveti pervasızca zehirleyen, kendi içindeki paha biçilemez sanat eserini dumanla boğan birine mantık dairesinde ne denilebilir? Kendisine emanet edilen bu serveti ve etrafını böylesine pervasızca zehirleyen birine karşı hangi sözler yeterli olabilir?
Kendine emanet edilen bu muazzam serveti pervasızca zehirleyen, kendi içindeki paha biçilemez sanat eserine zulmeden birinden, dünyadaki diğer zulümlere karşı sahici bir ses vermesi beklenebilir mi?
Kendi akciğerlerinin çığlığını duymayan biri, uzak coğrafyalardaki çocukların feryadını duyabilir mi?
Kendi bedenine, evine ve sokağına bu hoyratlığı reva gören birinin, insanlığa yapılan zulümler karşısında verdiği tepki samimiyetsiz kalmaya mahkumdur.
Sigara içiciliği, ortalama tepkinin kalitesini belirleyen, zulmü kanıksatan ve vicdanı gündelik bir düzeyde felç eden bir mekanizmadır.
Sigara içmek, sigara içenin kendisiyle imzaladığı bir yok oluş sözleşmesidir. Ne acı ki bu sözleşmenin bedelini sadece imzayı atan değil, o mürekkebin kokusuna, dumanın zehrine ve izmaritin atığına maruz kalan tüm masumlar öder.
Hayatın gerçek tadı, bir dumanın arkasına gizlenmiş sahte bir dopamin patlamasında değildir. Temiz bir nefeste, aceleye getirilmemiş bir kahvaltıda ve başkalarının haklarına duyulan derin saygıda gizlidir.
Sigara içmek, biyolojik bir intihar, sosyal bir zorbalık, ekolojik bir ihanet ve küresel zulme verilen sessiz bir destektir. Bu esaretten kurtulmak, sadece bir dumanı bırakmak, bir alışkanlığı terk etmek değildir. İnsan olma onurunu, empati yeteneğini, ekonomik sağduyuyu ve evrensel estetiğe, kendi bedenine, o ilahi şahesere duyulan saygıyı duyulan saygıyı yeniden geri kazanmaktır.
Kendine adil olmayan, dünyaya adalet getiremez.
메타데이터
- post_id
- a31e37b92ef2
- slug
- kendine-adil-olmayan-dünyaya-adalet-getiremez-a31e37b92ef2
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kendine-adil-olmayan-d%C3%BCnyaya-adalet-getiremez-a31e37b92ef2
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kendine-adil-olmayan-d%C3%BCnyaya-adalet-getiremez-a31e37b92ef2
- author_url
- https://medium.com/@eemtalovic
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-14 03:32:34