FÜNYE: DİKKAT, BİR BOMBA PATLAMAK ÜZERE
Londra’nın tam merkezinde bir bomba var, her an patlamaya hazır olan. Fakat bu bildiğimiz bombalara benzemiyor, çünkü patlayan bomba sadece…
FÜNYE: DİKKAT, BİR BOMBA PATLAMAK ÜZERE

Londra’nın tam merkezinde bir bomba var, her an patlamaya hazır olan. Fakat bu bildiğimiz bombalara benzemiyor, çünkü patlayan bomba sadece bomba değil, bir isyanın, bir gerçeğin, bir suçun da patlayışına işaret ediyor.
Bu sorunun cevabını David Mackenzie’nin yeni filmi olan Fünye (Fuze) filminde bulacaksınız. Geçtiğimiz aylarda Takip (Relay) filminde de seyrettiğimiz David Mackenzie’nin bu yeni filminin senaryosunu, tam bir İstanbul sevdalısı olan Ben Hopkins kalem almış. İnşaatın yapıldığı alanda 2.Dünya Savaşı’na ait olduğu zannedilen büyük bir bombanın konduğu ve bu esnada da birkaç kişinin banka soyup, kaçmaya çalışacağı bir kedi-fare oyununu anlatıyor. Geçtiğimiz ay İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yapan (ki bu vesileyle David Mackenzie, İstanbul’a geldi) film yarın itibariyle Chantier Films tarafından vizyona giriyor.

Londra’nın en işlek caddesinde inşaatın yapıldığı şantiyede inşaat işcileri tam ortasında bir bomba olduğunu keşfediyor. Bu bombanın 2.Dünya Savaşından kalma bir bomba olduğu zannediliyor. Fakat o da ne? İnsanlar polis tarafından boşaltılıyorken, o sokaktaki imha ekibi bombayı durdurmakla uğraşıyorken, boşaltıldığı yerdeki insanlardan birkaçı hemen yanında duran bankayı soyuyorlar. Yani bir kurnazlık var bunda. Bombanın patlamasına ramak kala, polis ve imha ekibi de bankayı soyan soyguncuları yakalamaya çalışıyor.
Diyebiliriz. Baştan söylemek lazım bu bir kedi-fare oyunudur. Bu bir soygun filmidir. Ama sonu iyi ya da kötü de bitmiyor, ama açık açık bizlere soygun filmi olduğunu gösteriyor. Bir suç gerilimi, bir intikam filmi. Fakat tam film gerilimini ve temposunu tırmanırken, sonu yüzünden biraz dağılıyor film. Ama yine de seyretmek isterseniz de size kalmış. Bu arada bir sahne var ki, 1995 yapımı Michael Mann klasiği Büyük Hesaplaşma (Heat) filminin yeniden çekilmiş versiyonu gibi.
Bir de, filmin bir kısmı da İstanbul’da çekilmiş. Alıcı bir gözle İstanbul manzarasını da seyredersiniz, hem görürsünüz böyle bir filme yakışmış mı İstanbul diye.

Görselliği açısından çok fazla bir ekstra özellik barındırmıyor. Ama sallantılı kamerası, takip çekimleriyle ve yakın planları gerilimi tırmandırıyor ve bu gerilimini tırmandırırken İngiliz usulü gerçekçiliğini de eksik etmiyor. Gilles Nuttgens’in 2.39 ölçekli kamerası da bu gerilimi diken diken etmeye yetiyor. Öyle ki, biz sanki David Mackenzie’nin değil de, Paul Greengrass’in filmini seyrediyor gibiyiz diğer yandan da.
Kurgusu da zımba gibi. Zımba gibi gerçekten. Bir taraftan bombanın patlayıp patlamayacağına dair birtakım teoriler ürettirirken, diğer taraftan da boşaltılan mahalledeki suçlulardan birkaçının nasıl bir soyguna giriştiklerini de görüyoruz. Öyle ki bu film matruşka misali bir şekilde ortaya çıkıyor.
Müzik ve ses kullanımı filmin minimum kısımları. Müzikleri sadece filmin başlangıcında oluyor, o da çalan bir rap şarkının ritmiyle olan bir şey. Onun dışında sesleri bir tık gerilimini yükseltiyor. Sebebi ise görselliği gibi her yerde göstermiyor varlığını. Belli yerlerde gösteriyor etkisini, mesela filmin bombanın tıkırdattığı bölümler bence tüyleri diken diken ediyor. Onun dışında bankayı soydukları esnada elektrik kesintisini, duran iş makineleri gibi kullanımlar da bence iyi. Ses tonlamaları da iyi, özellikle Aaron Taylor-Johnson’ın ve Gugu Mbatha-Raw’un tonlamaları oldukça iyi. Fakat, bazı oyuncularının ses tonlamaları da iyi değil. Filme pek fazla etkisi olmamış da.
Ama oyunculukları (bazılarının) da iyi bu filmde, zaten ses tonlamalarını da iyi kullanan Aaron Taylor-Johnson ve Gugu Mbatha-Raw bu filmde çok ama çok iyi oynamışlar. İngiliz oyuncu olduğunu daha yeni öğrendiğim Sam Worthington da çok da iyi oynayamamış, sebebini tam bilmesem de, enerjisi, performansı çok ilgimi çekmedi. Onun dışında Theo James de çok karizmatik olsa da performans olarak pek iyi değil. Elham Ehsas da ne iyi ne de kötü bir performans sergilemiş. Oyunculuk olarak Elham Ehsas, orta seviyelerde kalıyor benim için.

Uzun lafın kısası Fünye (Fuze), 98 dakika boyunca koltuğunuzdan kalkamayacağınız bir soygun gerilimi. Görselliği ve kurgu kullanımı her ne kadar seyirciyi dimdik ayakta tutsa da, filmin hikayesi konusunda ufak pürüzler söz konusu. Oyunculuklar için de arada kaldığımı da söyleyebilirim. Yine de aksiyon sevenleriniz varsa, İstanbul’u seyretmek isteyenler varsa, İstanbul Film Festivali’nde kaçıranlar varsa, yarın itibariyle vizyona giriyor.
Puan: 7,6/10
메타데이터
- post_id
- a32fb5ce8069
- slug
- fünye-di̇kkat-bi̇r-bomba-patlamak-üzere-a32fb5ce8069
- url
- https://medium.com/@Omercanacioglu/f%C3%BCnye-di%CC%87kkat-bi%CC%87r-bomba-patlamak-%C3%BCzere-a32fb5ce8069
- canonical_url
- https://medium.com/@Omercanacioglu/f%C3%BCnye-di%CC%87kkat-bi%CC%87r-bomba-patlamak-%C3%BCzere-a32fb5ce8069
- author_url
- https://medium.com/@Omercanacioglu
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-15 13:27:44