← Back to list

Despotun Gücü Nereden Gelir?

Kimse yoktur ki, kendiliğinden bir özü oluversin. Despotluk kurumu da bundan farklı değildir, onun gücü “bir yerden” gelir. Gücünü yoktan…

Efe Can Akdeniz in Türkiye Yayını · 2026-07-04 18:04 · 97 claps · 2.2 min read
#felsefe #politika #toplum #i̇taatkarlık #mücadele
Open on Medium ↗

Despotun Gücü Nereden Gelir?

“Boyun Eğme”, AKM, 2013.

“Boyun Eğme”, AKM, 2013.

Kimse yoktur ki, kendiliğinden bir özü oluversin. Despotluk kurumu da bundan farklı değildir, onun gücü “bir yerden” gelir. Gücünü yoktan var edemez, tek başına bunu sağlayamaz. Burada mezvubahis olan etrafındakilerdir, “kitle”dir. Nabza göre tavır alır despot. Mutlak güce ve kudrete sahip değildir, ancak mutlak “korku” onu makamında tutan yegane şeydir.

Nitekim Herder de ta 1880 yılında bu konuya değinmiş, şöyle demiş:

Örneğin, despotun üstün gücü, istenmese de uzun sürmüş olan bir boyun eğmişliğe dayanır; boyun eğenlerin safdil, uysal zayıflığı, giderek tevekküle dönüşen bir durağanlığı hazırlar ki, bu durağanlığın kendisi, sonradan boyun eğenlerin biricik ve en büyük sığınağı olup çıkar; çünkü bir şeyi güç kullanarak daha iyi hale getirmektense, tevekküle sığınmak kuşkusuz daha kolaydır, zaten bu yüzdendir ki, birçok ulus, Tanrının kendilerine armağan olarak verdiği aklın bir ürünü olarak hukuka ihtiyaç duymamışlardır.” (“İnsanlık Tarihi Felsefesi Üzerine Düşünceler”, Herder, 1880.)

Dikkat ederseniz Herder burada bir despotizm eleştisi yapmıyor, daha çok, despota bu gücü sağlayanlardan dem vuruyor. Onun eleştirdiği asıl şey, boyun eğme fenomeninin bir alışkanlık halini almış olmasıdır. Kısaca “BOYUN EĞME” demek istemiş. Çünkü kitleye göre tavır alan despot, karşısında mutlak boyun eğmiş bir kitle gördüğünde gerçekten despot olabilir. Onu bu makamda tutan, dediğimiz gibi, kitledir.

Uzun yıllar boyun eğmiş ve artık “tevekkül” ile yaşamına devam eden halk, zamanla bu işi normalleştirmeye, doğallaştırmaya başlar. Sanki bu işin normali buymuş, boyun eğmekten başka çaremiz yokmuş gibi bir duruma evriliriz. Herder’in de dediği gibi, “…sonradan boyun eğenlerin biricik ve en büyük sığınağı olup çıkar…” bu doğallaştırılmış durum. Fakat doğal olan bu değildir, insanın uysal, itaatkar yanı olduğu gibi boyun eğmeyen, hakkını gözeten ve isyankar bir yanı da vardır. İlkinin normalleştirilmesi, kitlenin sonunu hazırlar, ikincinin hatırlatılması ise değişimin habercisidir. İkincisinden yana olmak, demokrasilerde bir zorunluluktur.

Mevzubahis itaatkarlık ve korku, yalnızca insanların bunu normalleştirmesinden doğmaz. Bir yandan da kitle iletişim araçlarının etkisi söz konusudur. Biliyorsunuz ki “Silivri soğuktur” gibi tuhaf ve cringe bir slogana sahibiz Türkiye’de. Ne demektir bu? Komik olmamasının yanı sıra bu işi normalleştiren, her toplumsal olayda işin ciddiyetini kaçıran ve tavır almayı engellemekten başka ne anlama gelir?

Komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” (2026) gösterisinden sonra çeşitli kesitler Twitter’da (X’te) gündem oldu. Genç komedyen din, resmi ideoloji ve cumhurbaşkanı hakkında bazı şakalar yapmış, buna “mizah” diyoruz. Bunun sonucunda bir kitle var ki, yorumlarda Silivri bilmem nasıldır diye tutturdular. Bu kitledir işte bu normalleştirme sürecini yöneten ve halka korku saçan. Despotu despot yapan bu kitledir. Nitekim, Deniz Göktaş geçtiğimiz günlerde tutuklandı, sırf insanların zihninde kuşku uyandıran birkaç şaka yaptı diye. Her neyse, alıntımıza dönelim.

Herder’in değindiği bir nokta da mücadele etmenin bedelidir; “…çünkü bir şeyi güç kullanarak daha iyi hale getirmektense, tevekküle sığınmak kuşkusuz daha kolaydır…” Bu noktada insanın, kitlenin önünde iki yol var gibi duruyor: A) Mücadele etmek, B) Tevekkül etmek. İnsanların çoğu ikinci yolu seçer, nitekim din, devlet, eğitim ve aile gibi birçok şey, insan hayatında bunun propagandasını yapar. Makul vatandaş boyun eğer, devletin simgelerine tapar, aklını kullanmasına gerek yoktur.

Bu ülkede de çoğu insan makul vatandaştır. Özgürlüğün yükünden kaçarlar, konfor alanları onlar için yeterlidir. Mücadele gereksiz ve korkunç görülür. Şöyle bitiriyor Herder: “…zaten bu yüzdendir ki, birçok ulus, Tanrının kendilerine armağan olarak verdiği aklın bir ürünü olarak hukuka ihtiyaç duymamışlardır.” Yani aklını kullanma yetisinden yoksun olan uluslar, haklarını despottan geri almaktansa itaat etme yolunu seçerler. Oysa hak verilmez, söke söke alınır.


메타데이터
post_id
a613390edcf6
slug
despotun-gücü-nereden-gelir-a613390edcf6
url
https://mediumturkiye.com/despotun-g%C3%BCc%C3%BC-nereden-gelir-a613390edcf6
canonical_url
https://mediumturkiye.com/despotun-g%C3%BCc%C3%BC-nereden-gelir-a613390edcf6
author_url
https://medium.com/@efecannakdeniz
status
ok
fetched_at
2026-07-15 00:06:11