benim hüzünlü sevgilim bisküvi kutusu ve salak pazartesi günleri hakkında her şey (öykü) I-birinci…
“Toprağın tohumu itmesi gibi bir şey bu sanki…” Yeni Yalan Zamanlar-İnci Aral

*görsel kaynak: 2000’s turkıye **
benim hüzünlü sevgilim bisküvi kutusu ve salak pazartesi günleri hakkında her şey (öykü) I-birinci bölüm
**“Toprağın tohumu itmesi gibi bir şey bu sanki…” **Yeni Yalan Zamanlar-İnci Aral
[embed]kaplumbağa ceycey’le bizim şarkımızdı ama onun bundan asla haberi olmadı sayın okurlar.
Zamanı Tanrı yaşar ve en nihayetinde Tanrı’nın bütün çocukları o KUTSALSAYAÇ’ın etrafında oyalanırlar diye geçirdim içimden TAVABAŞINDA. Dürüst olmak gerekirse bir şeyler pişirirken hep böyle düşüncelerle buluyorum kendimi. Ve işte şimdi…
A L 6 T I dakika. Sadece altı. TekSaplıÇelikSos tenceresinde fokurdayan suyun içine bıraktığım sosisler için tam altı dakika. Neyse ki kronometreler vardı ve böylece sosislerdeki ve hayattaki gelişmeleri görebiliyordunuz. Macintosh, Ölüm Arabaları ve Atmosfer Basıncı’ndan sonraki belki de en büyük buluş.
Sosis haşlanırken mutfaktaki sessizlik iyiden iyiye platonikleşmişti, eşlik edilecek bir şarkı fena fikir gibi gelmiyordu. Yan odaya geçtim ve 1964 Thorens marka pikabımın iğnesini Nina Simone plağının kara vinil damarları üzerine usulca bırakır gibi bilgisayarımın Winamp müzik çalar listesindeki butona bastım. Klik. O an. *Geçmiş ve şimdi. Birbirine değiyordu sanki. *BİR HATIRANIN ÖZEL KAOSU GİBİ.
Tenceremin başına dönüp ellerimdeki DÜŞSEL tava karıştıracağını Münich FLARMONİ şefi gibi indirip kaldırır halde ritmi tutturmuş ve tanıdık şarkı sözlerinden yakalamıştım ki bir anda gelen bildirim sesi önce yaylıları sonra kontrbası ortadan ikiye böldü. Başta aldırış etmedim ama sonra sosislerimi bırakıp hemen bu mavi bildirime tıkladım: “kaplumbağa ceycey sana bir arkadaşlık isteği gönderdi.”
NE? büyükyazarkaplumbağaceyceymişakamıbubenitakipetmekmiistiyorduhayırhayırbuküçükbirzaferamabunaboyuneğememağırolmalıyımçünkü bendesıkıbiryazarım
Ellerimi yumruk yapıp yukarıdan aşağı indirdim. İsteği kabul ettim ve BU sırada mutfakta her şey yolunda mı diye başımı, aralık bıraktığım kapıdan uzatıp mutfağa bir göz attım. Şu bizim tencereden olumlu buharlar yükseliyordu.
Sosisler VE HİPOPOTAMLAR TANKLARINDA HAŞLANDILAR. Kİ BAYRAĞIMIZ ORADADIR KÜÇÜK MUHAFIZ ! İyi haberdi ve küçük dans figürleriyle kutladım. Sonunda yenmeye hazır hale gelmişlerdi, onları tabağa alırken: klik, klik! Bir bildirim sesi daha.. Hayır önce bir şeyler atıştırmalıydım, diye geçirirken kendimi yan odada buldum: 1 YENİ MESAJ.
“Sevgili bay hiçkimsenin kuzeni, bu teoriye hiç inanmayacaksın ama bir anlığına da olsa yaşamın bir bisküvi kutusuna benzediğini düşün, kutunun içinde her tür bisküvi vardır; sevdiklerin de, pek sevmediklerin de. Ve insan sevdiğini önce yerse geriye sadece sevmedikleri kalır. Kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm işte. Şimdi bunu yaparsam, sonrası daha kolay olur derim kendime. İnan bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir..”
***
2013 berbat bir yıldı. Gözlerde ümit parıltıları yoktu. Demokrasi bir kanserdi ve Tümörlü Sinekler Partisi gibi hareketler kuruluyordu. Demek istediğim, yolunda gitmiyordu. Bazen gitmez. Şimdi hatırlıyorum da eski mutsuz şeyler ve uzun zaman önce verilmiş savaşlar işte. Bunların arasında güzel kalan tek şey belki de oydu.
O yaz Onunla LİNK KIRIKLARI404 adlı blog sitesinde tanıştığımızı hatırlıyorum. Yangın çıkan o yaz tilki dövmeli kız meselesi bütünüyle kapanmıştı. Haziran çıplak ayaklarıyla çimenlere basıyor ve yaz beyaz süvarileriyle giriyordu Kenteski’ye. KayıpYaka yanığı tenli çingene çocukları yasaklı göletlere giriyorlar ve biraz daha şehirli olanlarıysa bloglarda akıl almaz şeyler yazıyorlardı. Allahım nasıl dayanıyorduk!
2000 çocukları sokağı bırakmışlardı ama internetle de ne yapacaklarını bir türlü bilmiyorlardı. Ben de Blogspor, Kubstack, Wordpırasa, Helyum,Humblr, Tatlı EKŞİ Chilli Sos SÖZLÜK, KAYIPİNCİ SÖZLÜK, REDDKİTT, gibi blog ve sözlük sitelerinde demek istediğim kendimi arıyordum. Burası hırtlarla doluydu.
Onunla ilk olarak şu sinir bozucu ‘yaşam bir bisküvi kutusuna benzer’ mesajıyla tanıştığımızı hatırlıyorum.
Ceycey sıkı bir yazardı, çok okunuyor ve yazıları oldukça etkileşim alıyordu. Fransız kütü saçları vardı , kaşları gözlerinin üzerinden özenle geçerdi . Minik bir burnu ve bu dünyaya ait olmayan bakışıyla sözünü etmek istediğim tam bir piliçti işte. Blog’da birkaç çocukla çıktığı dedikoduları bir süredir dolaşıyordu. Karakilisede yaşıyordu ve aşkları hep online’ndı. Tanınırdı ve nasıl denir yazılarının yorumları altındaki bütün hırtlar onun ne kadar büyük bir yazar ve yüzyılımızı ziyaret eden bir deha olduğunu söylüyor, hemcinsleri feminal davanın başını çeken bir önder olduğuyla ilgili şeyler yazıyordu. Bana kalırsa hepsi yanlış yolu seçmiş hırtlardı ve onun donuna girmek istiyorlardı.
Her konuyla ilgili yazardı. Başlıkları hep “Patriyarkal Gürültülere Ölüm”, “Kenteski İlerici Yeşiller Partisi’ne Açık Mektup”, “Doğa ve Sürdürülebilirlik” şeklindeydi.
AMA BEN KARAGÖZLÜ BİR HAYK çocuğuydum ve ruh arıyordum. William S.Burroughs falan okumuştum. Maymun iştahlı, ayrılma ustası, kompleksli bencil, duygusal erişilemez, kaotik tutku, çarpık paradokstum, saygısı peşinde koşturan erkeği oynardım, sevgiyi anlamazdım. Şehirden bir düzine kızı hayal kırıklığına uğratmış, hiçbirinin çıkma teklifine olumlu cevap vermemiştim. Sevgimin ve saygımın peşinden koştururdum. Rahatsız edici, sivri dilli ve sert değil acı konuşan post hakikat sonrası kültürel bir serseri ? BİR HASTAYDIM BİR HASTA. Hıhım.. Ceycey buna katlanmak ve beni seçmek zorunda gibi hissediyordum.
Ve yanıtımla bunu belli ettim.
“Yaşamın bir bisküvi kutusuna benzediği zırvasıyla ilgili düşündüm de şey dürüst olmak gerekirse bana aptalca bir teori gibi geldi sevgili bayan TÜYLÜKOLTUKALTI. Ben bu tavsiyeyle k.çımı bile silmem. Fazla iyimser bir bakış açısı. Peki şuna diyorsun? Bisküvilere kıyasla yazmayı iyi kıvırıyorsun ama yaşamaktan bir halt falan anladığın yok. Bisküvilere de gelince şunu herkes bilir ki önce en sevilmeyen bisküviler yenir ve sevilenler sona bırakılır.. Hıhım.”
Kaplumbağa Ceycey MESAJINA Cevap Verdi:
BAY HİÇKİMSENİN KUZENİ, -SANA BÖYLE SESLENECEĞİM- EN AZINDAN DÜRÜSTSÜN, KIVIRMIYORSUN. BLOGUNDA ONLARCA KAFAYI KIRACAK UMUTSUZ GÖNDERİ VAR, BURAYA İNTİHAR ETMEYİ DÜŞÜNÜRSEN DİYE DİĞER YAZILARIMIN LİNKİNİ BIRAKIYORUM. UNUTMADAN BİR ARA ADRESİNİ GÖNDER VE SANA ŞU BİSKÜVİ KUTUSUNU POSTALAYAYIM, SEVGİLER.
K.C
Ne yani ? Cevabım hoşuna mı gitmişti yani ve belki de ona nasıl yaklaşmamla ilgili pratik bir ölçü vermişti. Kızlar niye böyleydi? Aslına bakarsanız o yıllar bu ZIT TENSİON hoşuma giderdi. Benim flört numaralarımdandır, iyi ve dozunda yaparım. Zıtlaşarak sevgimin karşı tarafta bir ifadesini ararım. Ondan sonra bütün yazılarına eleştiri bu türden eleştiri yapmaya karar vermiştim.
Burnu kitapların arasına düşmüş, sivilceli ve gözlüklü iyi bir çocuk gibi cevap verseydim bana mamamın sarı bulaşık bezi gibi davranacağını biliyordum. Bu tavrımı diğer yazılarında da sürdürmeye karar verdim sayın okurlar.
METROSEKSÜEL ERKEKLERİ NASIL ANLARSINIZ? Adlı yazısına:
“Neden biz erkeklere karşı feminizmi savunurken eril bir dil kullanıyorsunuz? Siz dişil değil misiniz ? Bu ilk çağlarda bizon avlamaya giden kadın havalarını bırakın. Biz sanki çilek topluyorduk. Talihsiz bir yazı olmuş.”
şeklinde bir yorum bırakmıştım.
O dönem LİNKKIRIKLARI404'te epey linç edildiğimi hatırlıyorum. HAŞLANMIŞ SOSİSLERİN ŞARKISI YAZIMIN ALTINDA AKLINI KAÇIRMIŞ 30 YAŞ ÜSTÜ KADINLARIN mikro zorbalığına uğruyordum ve HEPSİ SOSİS EMOJİLERİYLE BANA SALDIRIYORDU. İtici Twitter feministlerinin saldırısına karşı koymak ve KARŞISALDIRI’ya geçmek için düşünmem gerekiyordu.
Haftasonu Kekekemal (kekeme olduğunu için ismini böyle söylediğinden, böyle sandığından ve hayatı böyle duyduğundan biz de ona böyle hitap ediyorduk) ve şu bizim mızıkacı çocuğa uğradım. Kenteski’nin ünlü bir caddesi olan HatırBahçesi’nde olurlardı. Yaz talilinde akşam yürüyüşe ve alışverişe çıkan insan kalabalığını dğerlendirirlerdi. Kekekemal dedesinin ayçiçeği bahçesindeki ay çekirdeklerini ayıklar ve evde eski gazetelerden yaptığı külahlara doldurup annesinin evden hazırladığı limonatalarla birlikte mızıkacı çocuğun yanında satardı.
‘Ayıklanmamışlarından versene bir tane” dedim.
Gözlerini seğirterek olağanüstü çabayla uzatttı.
‘Hasılat nasıl?”
“Allllmıyoooyyy ibbbbbneleyyy, ooooolospuuuu sooooozuklayııı!”
Bu alışıldık konuşmalardan neden sonra mızıkacı çocuk Bella Ciao, Çeçen marşı, Gündoğdu Marşı gibi melodiler çalardı.Hep.
‘Hem bunları çalarsam iyi nevale çıkıyor’
‘Fanatizm he’
Yaz geçiyordu. İnsanlar gelip geçiyorlardı ve birbirlerine benzeşiyorlardı. O an içlerinden en kırmızı şapkalı olanını Ceycey’e benzettiğimde artık kalkmak gerektiğini analdım.
Haklı olabilir miydi ? Yaşam gerçekten bisküvi kutusuna mı benziyor olabilir miydi?
Mızıkacı çocuk Chiagho Bulss şapkasını eliyle düzeltip söze girdi:
“Hiç de bile b’oğlum, ben bana verilen bozukluklardan bile ilk baş büyük olanları harcarım.”
“Büyük olanları harcarız” dedim
“Büüyyyüük olaağğğn….” dedi Kekekemal.
“Hıhım.. Bu kız seni kafeslemeye uğraşıyor.” dedi mızıkacı çocuk.
“1300 km uzaktan, başka bir ülkeden mi yani ?”
Kekekemal ellerini çenesine koymuş cadde üzerinden geçen genç kızları hayranlıkla izlemeye devam ediyordu.
Eve döndüğümde onu özlediğimi fark ettim, dört gözle blog sitesini açtım. Bilirsiniz, yeni bir yazı paylaşmış olma ihtimaline karşı. Onun fotoğraflarını izliyor, şu an hangi kafede ellerini yanaklarına koyduğunu düşünüyor, acaba en tuttuğu şarkısı ne gibi aptalca soruları zihnimin sokaklarında dolaştırıyordum.
Bütün yazılarını defalarca okuyup hepsinden farklı farklı anlamlar çıkarıyor, bir an yüzünü avuçlarımın arasına alıp ona Behçet Necatigil şiirleri okuduğumu hayal ediyordum. Bir ağacın altında sırt sırta verip kitap okuduğumuzu ve göl kıyısındaki kazları izlediğimizi gözlerimin önüne getiriyordum.
메타데이터
- post_id
- a66efe2b0317
- slug
- benim-hüzünlü-sevgilim-bisküvi-kutusu-ve-salak-pazartesi-günleri-hakkında-her-şey-öykü-i-birinci-a66efe2b0317
- url
- https://medium.com/turkiye-20s/benim-h%C3%BCz%C3%BCnl%C3%BC-sevgilim-bisk%C3%BCvi-kutusu-ve-salak-pazartesi-g%C3%BCnleri-hakk%C4%B1nda-her-%C5%9Fey-%C3%B6yk%C3%BC-i-birinci-a66efe2b0317
- canonical_url
- https://medium.com/turkiye-20s/benim-h%C3%BCz%C3%BCnl%C3%BC-sevgilim-bisk%C3%BCvi-kutusu-ve-salak-pazartesi-g%C3%BCnleri-hakk%C4%B1nda-her-%C5%9Fey-%C3%B6yk%C3%BC-i-birinci-a66efe2b0317
- author_url
- https://medium.com/@sadiklisuheyl
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-18 01:24:29