← Back to list

Bir Çilek Paketi

Zihnimin içinde her sabah benimle birlikte uyanan bir dev var. Bu dev, yıllardır kulağıma aynı şeyi fısıldıyor: “Ya en tepede olacaksın ya…

Mirac · 2026-04-30 18:26 · 0 claps · 1.8 min read
#farkındalık #kişisel-deneyim #minimalizm #anı
Open on Medium ↗

Bir Çilek Paketi

Zihnimin içinde her sabah benimle birlikte uyanan bir dev var. Bu dev, yıllardır kulağıma aynı şeyi fısıldıyor: “Ya en tepede olacaksın ya da hiç var olmamışsın gibi silineceksin.” Ortalama biri olma fikri, görünmez bir hayalet gibi sokaklarda dolaşmakla eşdeğer benim için. Hep daha fazlası olmalıydım; daha başarılı, daha hatırlanan, daha “başka”. Ama bu devin gölgesinde yaşamak çok yorucu. İnsan, henüz ulaşmadığı o devasa hedeflerin altında her gün biraz daha eziliyor. Ne yaparsam yapayım, sanki o potansiyel denen şeyin gerisinde kalıyormuşum gibi bir his hiç geçmiyor.

Sonra, tüm bu gürültülü beklentilerin tam zıttı bir yerde, bir restoran mutfağının gürültüsünde buldum kendimi.

Bugün beşinci günüm. Normalde çabuk sıkılırım, “bu iş benlik değil” der çıkarım ama bu sefer garip bir şekilde devam etmek istiyorum. Müşterilerle aramdaki o net ve keskin mesafe bana iyi geldi. Kimseyle yakınlaşmak, bir bağ kurmak ya da birilerini etkilemek zorunda değilim. Masaya ne için oturuyorlarsa ben de oraya o yüzden gidiyorum. Karmaşası olmayan net bir alışveriş. İnsan ilişkilerinin o yorucu derinliğinden kaçıp sadece görevimi yaptığım bu basitlikte dinleniyorum sanırım.

Geçen akşam işten çıktım. Hava çoktan kararmıştı. Kulaklığımda bir şarkı, omuzlarımda ise “temiz” diyebileceğim bir yorgunluk vardı. Cebimde, ay sonunda yatacak o maaşın verdiği somut, ölçülebilir huzur… Yürürken bir manavın önünde durdum.

Önünde birkaç çilek paketi duruyordu.

İçeri girdim, selam verdim, 160 lira uzattım. Kendi kazandığım o parayı masaya bırakıp tamamen yalnız başıma bir deneyim “satın almak” o an bana dünyanın en gerçek şeyi gibi geldi. Elimde o plastik paketle çıktım manavdan. Yürürken sürekli ona bakıyordum. Abartmıyorum, gerçekten bakıyordum; sanki o an dünyada incelenmesi gereken tek şey o çilek paketiymiş gibi.

Metroya bindim. Kalabalığın, gürültünün ve o günün yorgunluğunun ortasında paketi açtım. Yıkamayı falan düşünmedim bile; o an hiçbir dış kuralın ya da “doğrusunun” önemi yoktu. Birkaç tane yedim. O an şunu fark ettim: Kafamdaki o dev bir anlık susmuştu.

Ne daha başarılı olmam gerekiyordu o saniye ne daha özel ne de daha fazlası. Sadece oradaydım, elimde bir çilek paketi vardı ve bu kadarı bana yetmişti. Kafamda kurduğum o kocaman, şaşaalı hayatların hepsi, o plastik kutunun yanına yaklaşınca bir anlığına cılız kaldı. Sanki hayat, üzerine giydirdiğim o ağır anlamlardan sıyrılmış ve kendi doğal boyutuna inmişti.

Meğer bütün mesele o devasa dünyalara sığmaya çalışmak değilmiş. Belki de asıl olay, bazen tüm varlığınla o küçücük çilek paketinin içine sığabilmekmiş. O kutunun dışına taşmadan sadece o anın içinde tam ve bütün kalabilmek…

Diye düşündüm içimden.

Metronun kapıları açıldı, ben indim. Elimde boşalmaya yüz tutmuş bir paket vardı. Hayatın bir hedef değil de bazen sadece o an avucunda tuttuğun bir şey olduğunu hissetmek garip bir hafiflik verdi.

Yürümeye devam ettim. Sadece yürüdüm.


메타데이터
post_id
a68075cbda0e
slug
bir-çilek-paketi-a68075cbda0e
url
https://medium.com/@miracd/bir-%C3%A7ilek-paketi-a68075cbda0e
canonical_url
https://medium.com/@miracd/bir-%C3%A7ilek-paketi-a68075cbda0e
author_url
https://medium.com/@miracd
status
ok
fetched_at
2026-06-17 12:55:42