KENDİNİ KAYBETMEK
Kendini kaybetmek… insan kendini nasıl kaybedebilir? Kaybetmek için bir neden mi gerekir yoksa basit bir olay bile yeter mi? Bazen öyle…
KENDİNİ KAYBETMEK

Kendini kaybetmek… insan kendini nasıl kaybedebilir? Kaybetmek için bir neden mi gerekir yoksa basit bir olay bile yeter mi? Bazen öyle anlar yaşarız ki kendi sınırlarımızın ötesine geçmemiz gerekir. İşte o zaman bile kendimizi kaybedebilir miyiz? Sınır dediğimiz şey nedir? Bu sınırları belirleyen nedir? Kendimizi kaybetmek için ne olması gerekir? Veya ne olmaması? En basit halde kendimiz dediğimiz şey nedir? Belki düşüncelerimizdir, duygularımızdır, kararlarımızdır, gelecek için içimizde beslediğimiz umuttur, çevremizdeki insanlardır, şuanda yapmak istediklerimizdir, nefes almak için ortaya koyduğumuz çabadır, yaşamak için yaşamaktır.
Kendimizi kaybettiğimizi sandığımız anlarda ne yapmak gerek? Sanmak kendimizi kaybetmek midir? Yoksa sadece kaybetmek midir? Kaybettiğimiz nasıl anlarız? Anlamak için geç kalmak düzeltilemeyecek hatalar demek midir? Veya anladığımızı anlamak için ne yapmamız gerek? Geç olamadan kaybettiğimiz şeyi nasıl tekrar bulmalıyız?
Kendini keşfe çıkmalısın ne kadar zaman alsa da ya da ne kadar zorlu bir yol seni bekliyor olsa da. Her sancılı veya inişli çıkışlı yollar her zaman ya yeni şeyleri doğurur ya da seni gideceğin yere en hızlı şekilde varmanı sağlar. Burada vurgulamak istediğim nokta ise kendin olarak ele aldığın şey somut bir varlık olarak kendini ele almaktır. Yolun sonu somut olan sen olacaksın. Kendini belki 20, belki 30, belki 40, belki de 50 yaşındaki halinde bulacaksın. Sonuçta bulduğun kendin senin kaybettiğin kendin mi yoksa bu yolda ilerlerken hayalinde silikleşen kendin mi?
Kendini kendi içinde aramalısın. Belki kaybettiğini sandığın şey aslında bir kozaya dönüşmüş ve en mükemmel haline dönüşmek için bekliyordur. Veya bir çocuğun elini bıraktığında kaybolup gelip seni bulması için beklemesi misalidir. Kendi kozanı yırtmalısın belki kaybettiğin şeyi geri kazanmak hem de en mükemmel haliyle birlikte, kaybettiğin çocuğa fısıldaman gerek belki de sesini duyduğunda dönüş yolunu bulabilmesi için. Bu tamamen sana bağlı hangi yolu seçeceğin. Çünkü kendi içinde kendine giden yolu senden başkası asla bilemeyecek. Bilemeyecek çünkü kendi içinde kendine giden yolu herkesin farklı ve hiç kimsenin bir diğeriyle aynı değil.
Bazı şeyler için artık çok geçtir belki de. Bazı kararlar vermek için çok geçtir. Kaybettiğin kendini bulmak için atman gereken adımları atmak için gerekli zamanı bunun etkisinde kalarak geçirmişsindir. Veya kaybettiğin kendini kaybettiğini anlamayacak kadar kördün ve artık bunun için geri dönüş yolun yoktur. Zamanı geri almak ve kaybettiğin kendini geri kazanmak isteyeceksin ama belki de bu geçen zaman zarfında ne kaybettiğini bile unutacaksın. İşte o zaman bile farklı bir yol sana göz kırpacaktır. Artık kendini baştan yaratmak zorunda kalacaksın. Yaratmak bir anda olacak veya yapabileceğin bir şey olmayacak çünkü kaybettiğin kendini bile yaratmak kaybettiğin ana kadar devam eden bir şeydi. Bundan dolayı bunu zaman yaymalı ve parçalar halinde hem kendi yaratmalı hem de bu parçaları zamana dağıtmalısın.
Kendini yaratırken kendin olan düşünceler zamanın çeşitli anlarında ortaya çıkacak, duyguların zamanın çeşitli anlarında canlanacak, kararların zamanın çeşitli anlarında kesinleşecek, gelecek için içimizde beslediğimiz umut zamanın çeşitli anlarında tekrar tekrar ışıldayacak, çevremizdeki insanlar zamanın çeşitli anlarında bu yolculukta bize eşlik edecek, şuanda yapmak istediklerimiz zamanın çeşitli anlarında bizi canlı hissettirecek, nefes almak için koyduğumuz çaba zamanın çeşitli anlarında yaşama dair gücümüzü gösterecek, yaşamak için yaşamak zamanın çeşitli anlarında kendimizi tamamlamak için attığımız adımlar olacaktır.
Kendini keşif ve kendini kendi içinde aramak bu yolun sonunda elde edeceğimiz kendimizi kesin bir şekilde elde ettiğimiz bir yargı olarak ele aldığımız ve bundan dolayı bu yolları tercih edeceğimiz anlamında gelir. Veya da tam tersi olarak kesinliğin bulanıklaştığı bir noktada kendini yaratmak diğer bir seçenek olabilir. Hangi seçeneği seçerseniz seçin kendinizi bulmak için her zaman farklı yollar illaki olacaktır. Bu tamamen size kalmış bir durum. Söylediğim gibi herkesin farklı ve hiç kimsenin bir diğeriyle aynı değil. Farklı olmasının en büyük nedeni herkesin kendi sadece kendisine ait olmasıdır ve bu yüzden her daim farklı yollar olacak ve olmak zorunda kalınacak.
Kaybettiğimiz şeyi bir şekilde geri elde ettiğimizde, elde ettiğimiz şey kaybettiğimiz şeyle aynı mıdır yoksa ondan daha mükemmel bir şey mi elde etmişizdir? Bu iki şey arasında ki farkı anlamak nasıl mümkün olacaktır? Bu farkı oluşturup farkına varanlar en büyük başarıya ulaşmış kişiler olacaktır. Oluşturmak en kolayıdır çünkü zaman içerisinde ilerlediğin yol bunu oluşturacaktır ama fark etmek en zorudur çünkü fark etmek için yolun sonuna gelmiş ve kendini bulmuş olman gerek ki kaybettiğin kendin ile kıyaslama yapman mümkün olsun. Bu kıyaslama eski yani kaybettiğin kendin ile yeni yarattığın veya bulmuş olduğun kendin arasındaki farkı ortaya çıkaracak ve ilerlemiş olduğun yolun değerini ve zorluğunu gözler önüne sermiş olacaktır. Herkesin farklı ve hiç kimsenin bir diğeriyle aynı olmadığı bu yollar kişinin kendinin zorluklarını ve değerini ortaya koyan yegane şeydir.
En kötü olan ise kişi bu yolların hiçbirini uygulamaz veya uygulayacak zamanı bulamamasıdır. Bunun en büyük sebebi kendini kaybettiğini henüz fark etmemiş olması veya fark etse dahi kendini bulacak veya yaratacak yeterli zamanı olmamasıdır. İnsan bunun farkına karanlığa ve belirsizliğe düştüğünde anlar. Bazen bir nedenin getirdiği belirsizlik veya yaşadığı basit bir olay bile insanın kendisini kaybetmesi için yeterli. Kendi sınırlarımız bizi korumak için vardı ama bazı anlarda bu sınırların ötesine geçmemiz gerekir işte o zaman sınırlarımızın ötesinde ki sonsuzlukta kendimizi kaybederiz hiçbir yere ait değilmişçesine. İşte sınır dediğimiz şey kişinin kendisidir ve sınırları belirleyende o dur. Kişinin kendisinin ötesinde koca bir sonsuzluk yatar. Kendimizi kaybetmek için sınırları aşmalı veya kendimiz kaybedecek kadar kendimizi unutmalıyız. Veya bunların hiçbirini yapmayarak en başta kendimizi hiç kaybetmemiş oluruz. Kendimiz dediğimiz şey ise en basit halde kaybedene kadar yürüdüğümüz yolun kendisidir.
Öyle bir an gelir ki kendimizi kaybettiğimiz sanırız işte o zaman sınırlar aşılmaya çalışılmış veya kendimizi unutmaya başlamışızdır. İşte o anda sınırın hangi tarafında olduğunu fark etmek gerek çalışıldığı tarafta mısın yoksa çalıştığı taraf mı? Belki de sonuç sadece sanmaktır yani çalışılmıştır. Ama sanmak bazen de henüz fark etmediğimiz çalıştığı anlamına da gelir. İşte o noktada gerçekten kaybetmiş oluruz. Ve ardından bazen acı bir tebessümle anlarız ki kaybetmiş olduğumuz kendimizin eksikliğini veya daha sonra veya hiç olmayacak bir sonrayla. Daha sonrası için vardır her zaman bir şans hatası da bir tecrübe hatasızlığı da lakin geç kalmamalı insan hiç olmayacak bir sonrayla. Geç kalmamak için sormalı her zaman insan kendine kendimi eksik veya kaybolmuş hissediyor muyum diye. İşte o zaman anlayacak anladığını fark etmesiyle. Bu sözlerim ışık olacak sizlere veya kendiniz olacaksınız ışığın kendisi. Önemli olan ışığı yakmak için geç kalmamak.
메타데이터
- post_id
- a855abe4ea49
- slug
- kendi̇ni̇-kaybetmek-a855abe4ea49
- url
- https://medium.com/@erdemesa/kendi%CC%87ni%CC%87-kaybetmek-a855abe4ea49
- canonical_url
- https://medium.com/@erdemesa/kendi%CC%87ni%CC%87-kaybetmek-a855abe4ea49
- author_url
- https://medium.com/@erdemesa
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-20 20:29:01