← Back to list

[COP31'e Doğru] 07 Antalya: Ev Sahibinin Sınavı

2026 sonbaharında dünyanın gözü Antalya’ya çevrilecek. COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar…

Yeşil Politika Notları · 2026-04-15 13:03 · 0 claps · 3.9 min read
#cop31 #antalya #i̇klim-krizi #sel #kuraklık
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🔧 · Data Engineering 🎮 · Gaming 🏀 · Basketball

[COP31'e Doğru] 07 Antalya: Ev Sahibinin Sınavı

2026 sonbaharında dünyanın gözü Antalya’ya çevrilecek. COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı) burada yapılacak. 197 ülkenin delegasyonu, binlerce gazeteci, sivil toplum temsilcisi, aktivist ve lobici Antalya’ya akacak. Müzakereler yapılacak, bildirgeler kaleme alınacak.

Ve bütün bunlar olurken, ev sahibi kentin kendisi iklim krizinin en çarpıcı örneklerinden birini yaşıyor olacak.

Bu ironiyi Antalya’nın kendi uzmanları da görüyor. Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ceren Şahin, durumu net ifade ediyor: “İklim krizini artık haberlerde değil, doğrudan hayatımızın tam ortasında yaşıyoruz.”

2040: Turizm yapılamaz hale gelen turizm kenti

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD) İklim Değişikliği Çalışma Masası Başkanı çevre mühendisi Cem Arüv, dikkat çekiyor: “2040'tan sonra Antalya’da turizm yapmak mümkün olmayacak denecek kadar sıcak hava dalgaları yaşanacak.”

Yaz aylarında 45–50 derece. Bu bir senaryo değil; Birleşmiş Milletler ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün iklim projeksiyonlarının Antalya için ortaya koyduğu tablo. Aşırı sıcaklık dalgaları daha sık ve daha uzun süreli olacak. Su krizi derinleşecek. Tarım alanları risk altına girecek. Ve turizm gerçek bir varoluş kriziyle yüzleşecek.

Arüv, yağış konusunda da önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyor: “Yağış miktarında ciddi bir azalma yok ama yağışların süresi kısaldı. Eskiden ‘Kadı Kaçıran’ yağmurları bir hafta sürerdi, şimdi aynı yağış üç saatte gerçekleşiyor.” Sonuç: aynı miktar su, çok daha kısa sürede düşüyor. Kaçınılmaz son: Toprak ememez, altyapı kaldıramaz. Sel ve taşkın.

Antalya, eskiden sadece Anamur’da hortum olurdu. Şimdi kıyının her yerinde görülmesi haber bile olmuyor.

640 kilometre sahil, sonsuz beton

Antalya’nın 640 kilometrelik sahil şeridi var. Türkiye turizmi denildiğinde tüm dünyada akla gerek kent Antalya. Yılda milyonlarca turisti ağırlıyor. Devasa oteller, golf sahaları, marina projeleri. Belek’ten Alanya’ya uzanan bu kesintisiz turizm altyapısı aynı zamanda çevreye de her anlamda büyük bir yük.

Ama ÇMO Başkanı Ceren Şahin’in sözleri kulak verilmesi gereken cinsten: “640 kilometrelik o eşsiz sahil şeridimizin her metrekaresini turistik tesislerle doldurmak, Antalya’ya yapılabilecek bir iyilik değildir.”

Kıyı yapılaşması sadece estetik bir sorun değil. Kuş göç yollarını kesiyor. Denizel ekosistemi tahrip ediyor. Kıyı erozyonunu hızlandırıyor. Ve iklim değişikliğiyle birlikte projeksiyonlara göre 80 santimetrelik deniz seviyesinde yükselme bile Belek, Manavgat ve Konyaaltı’nın önemli bölümlerini su altında bırakabilir. Kıyı yapılaşması kendi hazırladığı sonu bekliyor.

5 bin yangın, 161 taşkın

1975–2025 arasında Antalya’da 5 binden fazla orman yangını ve 161 taşkın olayı kaydedildi.

2025 yılı, Türkiye genelinde 53 şehirde çıkan yangınlarla yaklaşık 80 bin hektar orman alanını kül etti. 17 kişi hayatını kaybetti, 50 binden fazla yurttaş tahliye edildi. Antalya, bu yangın coğrafyasının en kırılgan noktalarından biri.

İklim değişikliğinin tetiklemesiyle Antalya’da artık tüm yıl boyunca yangın riski var. Kent Konseyi Afetler ve Kriz Yönetimi Çalışma Grubu, yangınların yarısının bile çıkış nedeninin bilinmediğini belirtiyor. Bilinmeyen nedenlerle çıkan yangınları önleyemezsiniz.

Ve orman yangınlarıyla turizm arasındaki ilişki doğrudan: turizm tesisleri ormanlık alanlara sokuluyor, orman-kent arayüzü genişliyor, yangın riski artıyor. Yangın çıkınca hem orman yanıyor hem turizm altyapısı zarar görüyor. Bu bir kısır döngü ama toplamı eksiye giden bir kısır döngü.

Su stresi: Antalya’nın en büyük riski

Yangın ne yazık ki Antalya’nın en büyük riski değil. En büyük risk: su stresi.

Ceren Şahin, “Yağış rejimlerindeki düzensizlik, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın hızla tükenmesine yol açacaktır. Tarımsal üretimin kalbi olan Antalya’da bu durum, sadece Türkiye’nin değil, 100'ün üzerinde ihracat yaptığımız ülkenin gıda güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaşma potansiyeli taşıyor.” diye açıklıyor bu durumu.

Antalya, Türkiye’nin en önemli sera tarımı bölgelerinden biri. Kışın bile Türkiye’nin sofrasını besleyen sebzeler buradan çıkıyor. Ama sera tarımı muazzam miktarda su tüketiyor. Turizm de öyle… Özellikle doğrudan sınıfsal bir ayrıma işaret eden golf sahaları… Tarım ve turizm, aynı su kaynağı üzerinde yarışıyor.

Ve o su kaynağı azalıyor.

ÇMO Başkanı, Antalya’yı bir “5 kollu tahterevalli” olarak tanımlıyor: Tabiat, Tarım, Ticaret, Tarih ve Turizm. Bu beş unsurun dengede kalması gerekiyor. Ama turizm ve ticaret kolları aşırı yüklenmiş, tabiat ve tarım kolları havaya kalkmış. Tahterevalli devrilmek üzere.

Plansız büyümenin bedeli

Antalya, yıllardır parçalı imar kararlarıyla büyüdü. Her yeni otel, her yeni rezidans, her yeni alışveriş merkezi ayrı bir imar değişikliğiyle hayata geçti. Bütüncül bir kent planı değil, parça parça yapboz. Sonuç: altyapı kapasitesi zorlanıyor, mekânsal bütünlük bozuluyor, trafik çözümsüzleşiyor, su ve kanalizasyon şebekesi yetişemiyor.

Hem kalıcı göç hem de turizm kaynaklı mevsimlik nüfus kentin üzerindeki baskıyı artırıyor. Arazi yönetimi ve plan değişikliklerinde şeffaflık eksikliği güven kaybına yol açıyor. Turizm tahsisleri kapalı kapılar ardında yapılıyor.

COP31'in gerçek sınavı

COP31 Antalya’da yapılacak. Peki Antalya COP31'e ne kadar hazır? Organizasyon olarak değil, iklim gerçekliği olarak?

İşte sınav soruları:

Bir kent, kendi iklim krizini çözmeden küresel iklim müzakerelerine ev sahipliği yapabilir mi? Delegeler klimalı konferans salonlarında “iklim adaptasyonu” tartışırken, dışarıda 40 derecelik sıcakta çalışan inşaat işçileri, tarla işçileri, garsonlar ne olacak? 640 kilometre kıyıyı betona gömen bir ülke, deniz seviyesi yükselişini müzakere masasına getirebilir mi?

Ve COP süreçlerinin belki de en kritik boyutu: sivil toplumun, aktivistlerin, protestocuların güvenli, özgür ve katılımcı bir şekilde var olabilmesi. COP zirveleri sadece devletlerin müzakeresi değil; gençlerin, iklim hareketlerinin, yerli toplulukların söz söylediği alanlar. Türkiye’nin bu alana ne kadar izin vereceği, COP31'in inandırıcılığını doğrudan belirleyecek.

Akdeniz Koruma Derneği’nin değerlendirmesi net: “İklim politikalarında yapısal bir dönüşüm olmadan yalnızca etkinlik üzerinden ‘yeşil’ bir imaj yaratmak, uzun vadede güven kaybı riski taşıyor.”

Antalya kendine ne borçlu?

Antalya, COP31'i bir vitrin fırsatı olarak da kullanabilir. Gerçek bir dönüm noktası da yapabilir. İkisi arasındaki fark, somut adımlarda.

Su yönetiminin yeniden yapılandırılması: yağmur suyu toplama, gri su kullanımı, tarımda damla sulama zorunluluğu, turizm tesislerinde su tüketim kotası. Kıyı yapılaşmasının durdurulması: 640 km sahilin geri kalanını koruma altına almak, deniz seviyesi yükselme senaryolarına göre risk haritası çıkarmak. Orman yangınlarına karşı bütüncül strateji: sadece söndürme değil, önleme; yanıcı yönetimi, orman-kent arayüzünün planlanması. Ve en önemlisi: turizm modelinin dönüştürülmesi. Sonsuz büyüme değil, sürdürülebilir turizm. Daha az turist, daha çok değer. Daha az beton, daha çok doğa.

Ceren Şahin’in “5 kollu tahterevalli” metaforuna önemli. Şu anda turizm kolu yere değiyor, tabiat kolu havada sallanıyor. Bu tahterevalli, dengesi bozulursa, herkes düşer. Turist de bir daha Antalya’ya uğramaz.

COP31, Antalya’ya bir ayna tutacak. O aynada ne göreceğimiz, bugün ne yaptığımıza bağlı.


메타데이터
post_id
a8d7f4e18096
slug
cop31e-doğru-07-antalya-ev-sahibinin-sınavı-a8d7f4e18096
url
https://medium.com/@yesilpolitikanotlari/cop31e-do%C4%9Fru-07-antalya-ev-sahibinin-s%C4%B1nav%C4%B1-a8d7f4e18096
canonical_url
https://medium.com/@yesilpolitikanotlari/cop31e-do%C4%9Fru-07-antalya-ev-sahibinin-s%C4%B1nav%C4%B1-a8d7f4e18096
author_url
https://medium.com/@yesilpolitikanotlari
status
ok
fetched_at
2026-06-13 07:35:29