SDG ne yapacak? MILF ne yapmıştı?
Türkiye’de daha çok Kuzey İrlanda’da IRA, İspanya Bask Bölgesinde ETA ve Kolombiya’da FARC ile barış süreçleri dillendirilmekle birlikte…
SDG ne yapacak? MILF ne yapmıştı?

Türkiye’de daha çok Kuzey İrlanda’da IRA, İspanya Bask Bölgesinde ETA ve Kolombiya’da FARC ile barış süreçleri dillendirilmekle birlikte, bana hep Filipinler’de MILF ile yaşanan sorun daha benzermiş gibi gelir ve yürütülen Barış Sürecini dikkatle izlerim. Sabah Gazetesinde Okan Müderrisoğlu’nun yazısında SDG’nin Suriye ordusuna katılımı konusu işlenmişti. Yazıda PKK’nın Suriye kolu olarak belirtilen SDG’nin akıbetinin Türkiye’nin güvenliği açısından önemine dikkat çekliliyordu. Türkiye kendisine yönelebilecek devlet dışı silahlı bir organizasyonun varlığını asla kabul edemezdi ve buna karşı olarak gerekirse “askeri seçeneği” göze alabilecekti.
Filipinler’de bir üçüncü göz: Türkiye
Türkiye’de birkaç kez çözüm sürecine girişilen, ancak başarılı olmayan Kürt Sorunu çözümü için, her ne kadar iktidar bir üçüncü göz, yani yabancı bir ya da birden fazla devletin masada bulunmasına karşı söylem geliştirse de, bölgenin stratejik yapısı gereği masada olmamakla beraber ayaklarını tutan ABD, İsrail, Suriye gibi ülkeler var. Bu bakımdan da, yani çok taraflılığı açısından Filipinler’e benziyor. Ama onlar, Türkiye’nin de sandalyesinin bulunduğu bir hayli kalabalık masa kurdu.
SDG nasıl katılsın
Suriye yönetimi ile SDG arasında imzalanan 10 Mart 2025 tarihli mutabakat zaptı kapsamında, “SDG’nin kontrolündeki silahlı güçlerin Suriye Milli Savunma Bakanlığı’na entegrasyonu ile gümrük sahaları ve sınır kapılarının merkezi hükümete devri” gerekiyor ve tanınan süre ay sonunda doluyor. Türkiye’nin tercihi şu: “SDG’nin silahlı güçlerinin yüzde 75'inin Suriye ordusuna, yüzde 25'inin de asayiş unsuru olarak Suriye polis gücüne entegre olması.” Öte yandan bu yazıya dair TV’de yapılan yorumlarda önemli bir detay var: SDG’deki silahlı bu kişilerin silahlarını teslim ederek bireysel katılımının olması gerektiği, örneğin bir tabur düzeyinde kitlesel bir katılımı Türkiye’nin kabul etmeyeceği belirtiliyordu. Ancak SDG’nin buna yanaşmayacağı da yapılan yorumlar arasındaydı. Peki Filipinler’de nasıl olmuştu? Oraya bakalım.
Tanıdık bir sorun
Filipinler tarihsel sorunların günümüze taşıdığı bir çatışma ortamıydı. Sömürgecilerin izleri; çoğunlukla azınlık dengesizliği; Hıristiyanlıkla Müslümanlık ayrımı; ulusal gelişmişlikle bölgesel yoksulluk çatışması; bir devletle bir halkın karşı karşıya gelmesi; devletin ordusuyla, halkın içinden çıkmış silahlı grupların savaşı; dışarıdan manipülasyonlar; şiddet, 120 bin ölü, yüzbinlerce göç. Acılar, acılar… Yani çok tanıdık.
Barış sürecinin tarafları Filipinler devleti ve ülkenin Müslüman bölgesi Mindanao’da bulunan MILF (Moro İslami Kurtuluş Cephesi) idi. Süreci başlatan devlet başkanı ise ünlü Başkanı Corazon Aquino’nun oğlu Noynoy Aquino oldu.
Silahlar bırakılırken

Filipinler’deki barış sürecinin şeffaflığı ve detaylı bir eylem planının olması bir avantajdı elbette. Çok sayıda üçüncü göz olarak devletler ve STK’lar vardı masada. Türkiye, Uluslararası Temas Grubunun bir üyesi olmanın yanı sıra, yine barış sürecinin kurumlarından biri olan Ortak Normalleştirme Komitesi’nin başındaydı. Silahsızlandırmanın barış sürecindeki adı “Normalleştirme” idi ve Büyükelçi Haydar Berk tarafından temsil ediliyordu. Büyükelçi Berk, 16 Haziran 2015 günü, MILF’in sembolik silah bırakma töreninde, silahları teslim alan kişi oldu aynı zamanda.
Ordu ise barış sürecinin içindeydi. Mindanao’nun başkenti Cotabato’da yerleşik olan 6. Piyade Tugayı, MILF ile diyalog halindeydi. “Halk düşmanlarını bertaraf etmek” görev tanımlarında artık MILF yoktu. Asker bu tutumunu, yani barış sürecini desteklemeyi bir “paradigma değişimi” olarak açıklıyordu. Bir dönem ordunun yanında örgütlere karşı savaşmış paramiliter gruplardan kişiler de artık birer ordu mensubu olarak barış sürecinde görev yapıyordu.
MILF nasıl entegre oldu
2014 Kapsamlı Bangsamoro Barış Anlaşması (Comprehensive Agreement on the Bangsamoro — CAB) dahilinde MILF, ayrı bir silahlı örgüt olarak varlığını sonlandırmayı kabul etti. Silahlı güçlerini kademeli olarak silahsızlandırmayı taahhüt etti. Eski MILF mensupları bireysel olarak Filipin güvenlik güçlerine katılabildi. Bu katılım gönüllülük esasına dayalı oldu. Kitlesel bir askerî entegrasyon yapılmadı. Devlet, örgüt üyeleri için eğitim, rehabilitasyon ve sivil hayata dönüş programları sağladı. Yani bir kitlesel katılım olmadı. MILF’in yaklaşık 40.000 silahlı elemanının büyük bölümü DDR (silahsızlanma–terhis–entegrasyon) sürecine alındı. Orduda toplu bir istihdam hedeflenmedi. Ardından gelen süreçte MILF’in orduya paralel bir silahlı yapıyı sürdürdüğü söylenemez. Yalnızca MILF’in askeri kanadı BIAF, geçici bir güvenlik yapısı olarak varlığını korudu ancak operasyonel bir güç olmadı. BIAF’ın tamamen sivilleştirilmesi hâlen devam ediyor.
Paradigma Değişikliği
Burada elbette söz konusu olan Suriye Ordusu ve SDG olmakla birlikte, yaratacağı bölgesel tehdit açsısından Türkiye Filipinler’de tanık olduğu bu silah bırakma ve katılım sürecinde ısrarlı olacaktır. Geçtiğimiz Ekim ayında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “ “Bu bir paradigma değişikliğidir” demişti. Barış sürecinde paradigma değişimini Filipinler ordusundan da duymuştuk. İki sorun ve süreç arasında farklılıklar var elbet. İlk bakışta örgüt lideri cezaevinde değil ve özerk bir bölge var. Ama yine de süreç takip edenlerin Filipinler’i de takip etmelerini öneririm.
메타데이터
- post_id
- ac2787f815be
- slug
- sdg-ne-yapacak-milf-ne-yapmıştı-ac2787f815be
- url
- https://medium.com/@meldaonur/sdg-ne-yapacak-milf-ne-yapm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1-ac2787f815be
- canonical_url
- https://medium.com/@meldaonur/sdg-ne-yapacak-milf-ne-yapm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1-ac2787f815be
- author_url
- https://medium.com/@meldaonur
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-12 13:55:29