TAYK Akpa 51. Yıl Deniz Kuvvetleri Yat Yarışı (Güney Yarışı)
Katıldığım yelkenli yarışlarını hem hatıra olsun hem de birilerinin işine yarayabilir diye yazmaya karar verdim. Daha önce neden yazmamışım…
TAYK Akpa 51. Yıl Deniz Kuvvetleri Yat Yarışı (Güney Yarışı)
Katıldığım yelkenli yarışlarını hem hatıra olsun hem de birilerinin işine yarayabilir diye yazmaya karar verdim. Daha önce neden yazmamışım diye üzülmedim değil. Artık onları rakı masasında sözlü edebiyat ile anlatırım… Bundan sonrakileri kaçırmadan yazma sözümü de kendime bu satırlarda veriyorum!
Yarışı yazmak gerçekten zormuş. Bir kere çok olay var. İnsan hepsini layıkıyla aktarmak istiyor. Hal böyle olunca yazı ister istemez uzuyor. İkincisi alıştığım bilgisayarlı teknik yazılardan çok farklı, az edebiyat bilmek gerekiyor, betimlemeler gerekiyor. Tabi bende öyle yetenekler yok, burayı biraz daha ilerletmem gerektiğini anladım. Diğer bir zorluk ise gemici dilini kullanmak. Halbuki İhsan Oktay ve Ahmet Büke’den çok gaza gelmiştim :)
Haydi başlıyoruz…

Soldan Sağa: Fulya, İsmail, Burak, Oğuzcan, Murat, Esnaf Oğuzhan, KafaTopu Oğuzhan, Sarp, Çağlar.
Güney Yarışı halk arasında Aşağı Yarışı (Aşşaa Yarışı) daha önceleri İstanbul -> Bozcaada -> Bordum olarak iki etaptan oluşuyormuş. Ben iki etaplı yarışlara daha önce katılma fırsatı bulamamıştım fakat bu seferki 51. yarışı tek ayaka indirmeye karar vermişler. Aslında en baştan böyle tek ayaklı başlamış sonraları ayırmışlar. Şimdi tekrar eskiye dönülmüş. İyide olmuş, tecrübe ve zorluk anlamında hak ettiği yeri buluyor… Offshore yarışçılık anlamında da Türk yelkencilerine güzel tecrübe fırsatı sunuyor diye düşünüyorum. Belki Bodrum yerine Kaş’da falan bitirirler ileride… 🤚
Biz IRC3 sınıfında Bear Sailing’in Bavaria 41 tipi “GooD Day Sunshine” teknesi ile yarışa katıldık. Reytingi en düşük teknelerden biri, yavaş ama konforlu, pupa seyrini seven, tam güney yarışı teknesi bence 💚

yarış rotası (www.guneyyarisi.com)
IRC0 ve IRC1'leri görünce tekneyi daha çok sevdim. Çünkü 3 gün sürekli serpinti yiyerek yarışmak gerçekten direnç gerektiriyor, bizim teknemizin borda ve karina arası yüksek olduğundan seyrimiz nispeten daha konforlu. Buradan IRC0 ve IRC1 sporcularına selam olsun 🙋♂ 🙋
Tekne bir kaç gün önce İzmir’den Fenerbahçe Kalamış marinaya gelmişti. Tayfanın tamamı gelmeden önce diğer arkadaşlar tekneyi hazırlamaya başlamışlardı zaten, ben yarıştan bir gün önce marinaya geldiğimden temiz bir tekne buldum, bazı edik düdük işlerde yardımcı oldum sadece…

Fenerbahçe Kalamış Marina F10 Pontonu
Hazırlıklar
Teknede daha önceden Bumba’da bir hasar vardı. Komite tekneyi incelemeye geldiğinde Bumba’daki yamukluğu gördü ve düzeltilmesini istedi. Çok şans eseri bir şekilde Dokar Yatçılık (Levent Karabeyoğlu) yardımımıza koşup kısa zamanda halleti.
Bumba çok muntazam işçilik ile geldi. Biz de hemen takıp, ayarlarını yaptık.

Bumba takılıdıktan sonra ince ayarı
Arkasında komite tekrar geldi Bumba’yı gördü ve Okey! verdi. Daha sonra yarışta istenilen ekipmanları kontrol etmeye başladılar. Tabi biz komite tarafından istenen güvenlik ekipmanlarını tipik Türk bakış açısı ile çok önemsemedik ama bu ekipmanların hepsi seyir esnasında bize öyle lazım oldu ki anlatamam. Hayat insanı döve döve terbiye ediyor…

Komite isterleri kontrol ediyor.
Kumanya
Bir kaç gün sürecek yarışlarda kumanyayı doğru hesaplamak çok önemli, özellikle su ve yolda tüketilecek pratik atıştırmalıklar ve ana öğünleri iyi planlamak gerekiyor. Biz teknede 9 kişiydik kabaca herkesin günde 5 litre su tüketebileceğini hesaplayıp 2 gün için 1 litrelik plastik şişeler şeklinde toplam 100 litre su aldık (Yarışı 3 günde tamamladık 💩). Bunun yanına da bolca galeta, kuru erik, kuru üzüm, badem,ceviz ve sandviç malzemesi ile alışverişi tamamladık. Sabahları kendimize tek bir sandviç yapıp geri kalan öğünleri de galeta ve enerji veren atıştırmalıklar tükettik.
Güney Yarışı, tek ayak ve durmaksızın olduğundan bazı ekiplerin hesap hatası yapıp az erzak ve az su aldığına şahit olduk. Buda yarışın gidişatını belirleyen etkenlerden biri oldu.
Kumanyamızı 12 saate bir sayıp ölçümlemek gerekiyor ki bir sonraki 12 saat dönemini yönetebilesin. Örneğin biz ilk gün hava kalınca çok güneş yedik haddinden fazla su tükettik, o nedenle fazla su içtik. Sayımda hızlı tükettiğimizi fark edince, tüm tayfa bir sonraki period’da suları daha dikkatli kullandı.
Erzak ve su hesaplamaları çok basit ama daha etkili olması açısından bir Excel oluştursam fena olmaz. Bir ara hazırlayayım veya hazırda bilen varsa yorumlara yazsın 🙋
Rota:
- İstanbul Çengelköy (START)
- Marmara Adaları İskelede
- Çanakkale Boğazı (Geçiş düzenine uygun)
- Bozcaada (sancakta)
- Midilli Adası (iskelede)
- Sakız Adası ve Koyunadaları ve Süngükaya (sancakta)
- Hurşit (Fourni) Adası (sancakta)/Sisam (İskele)
- Kilimli (Kalimnos) ve Kalolimnosadası Sancakta
- Çatalada (FİNİŞ)
Start
Pontondan ayrılmadan önce son hazırlıkları yaptık. Start’a bir saat kala tüm tekneyi neta ettik, kıç halatlarını ve tonozu foraladık ve 3 güne kadar uzayacak yolculuğumuz için Avara olduk. Yarış 12:00 da başlıyor!!! hen hen hen…
Start, Kuleli askeri lisesinin önünden Suada hattı ile İstanbul Boğazında başlıyordu. Gayet güzel bir yer. Kalamış Marina’dan start hattına motor ile keyfini çıkara çıkara gledik. Adeta boğazda özel bir gezideymişiz gibi…
Start alanına geldiğimizde can yeleklerimizi giyip komiteye kendimizi gösterdik. Aynı zamanda can salımızı ve fırtına flok’unmuzu da güvertede görmeleri için serdik. Onayı aldık.

Start Hattı
Ve planlandığı gibi 12:00 da Start verildi! Hava biraz küsmüş olsa da (bir önceki günkü sert poyraz vardı) en azından gidiyorduk. Direkt 8–10kts arası kuzeyli (NE) neşeli bir poyraz esiyordu. Etrafımızda 30 tekne kuğu gibi Tramola atıyordu (Biraz geriden start almanın en güzel yanı da bu manzarayı seyredebiliyor oluşumuz). Yarışın çoğunu pupa seyri ile iğnecik gideceğimizi biliyorduk ve Start’da hemen balonu hazırladık, sağ olsun Fulya abla balonu çok güzel ellemiş, şak diye direk dibinden mandara abanarak çabucak bastık. Balonumuzu simetrik seçtik. İyi trim ile filoya dahil olduk ve yarış modunu açtık.
[embed]
Toplamda 30 tekne start aldı. Bir tane Trimaran (Yaşasın) bir tane de maxi yat Orient Express VI (Farr 55) vardı, yanından geçerken üşenmedim saydım 16 kişi falan vardı üzerinde.
Biz boğazdan çıkar çıkmaz rüzgar kesildi. Kimi tekne direkt gemi trafiğini takip etti, kimisi Avrupa yakasına dönüp ambarlı limanından tekrar poyraz kovaladı. Bizde direk sancak yaparak lodos ile Büyükçekmece önüne kadar indik ve oradan kuzeyli bir rüzgar geleceğini öngörerek pusuya yattık. Tabi gözümüz sürekli kıydaki bayraklarda. Dur kalk gidiyoruz…
Avrupa yakasındaki gemi trafiği çok yoğun. Ben daha önce bu kadar yük ve doğalgaz gemisinin bulunduğu bir yerde seyir yapmamıştım. Yelken seyri yaptığımızdan dolayı bir rahatlık vardı nede olsa çatışma durumunda geçiş önceliği bizimdi. Tabi ben öyle sanıyordum. “Kitapta yazan tarlada yetişmiyor”. 3–4 tane yük gemisi ile çatışmaya girince hanya’yı konya’yı gördüm. Biz hep seve seve yol verdik. Hepsine selam olsun.
Bu arada dümende Burak (Burak Algon) abi vardı. Bu yarışa 38. kez katılıyor. Ben ilk kez katılıyorum. Muhtemel bir çatışmada yol hakkı bizim kaçsınlar dediğimde ki bakışı hiç unutmayacağım euhgeuhe :)
Neyse yarışa dönelim;
Marmara adalarını iskelede bırakıp bir an önce Çanakkale boğazının girişinde Sarköy’e ulaşmaya çalışıyoruz. Bütün gün yarış 2–3kts ile sürdürdük, çoğu tekne 6mil içerisinde çakıldı. Biz biraz üste tırmanıp ufakda olsa ilerledik.
İlk 24 saat rüzgar olmayışından dolayı sıkıcıydı ama bir sistem oturttuk. 3 kişilik 2 takım yaptık ve vardiya usulü 2 saat veya seyire göre 4 saatlik period’larla dinlenerek ilerledik. Ben evde bile bu kadar uyumamıştım :). O nedenle yorgunluk veya uykusuzluk yaşamadık. Uzun yarışlarda herkesin her görevde bulunması önemli ve rahat oluyor. Bir vardiyada vinçde, diğerinde balonda, diğerinde piyanoda olmak çok rahat bir yarış çıkartmamızı sağladı.
Windy’de saat 20:00 esecek diyen Poyraz 23:00 gibi geldi 🤷♂ . Havada iyice karardı, Marmaranın ortasında ki sessizlik ve karanlıktaki gökyüzü muazzamdı. Bir kaç kere üzerimizden Starlink uyduları geçti. Işık kirliliğinde çok fark edilmiyordu ama bu karanlıkta muazzam ilerliyorlar. Elon Musk üzerine geyik açıp biraz can sıkıntısı giderdik.
Poyraz’ın gelmesi ile sıralamalar değişti en öndekiler en arkada kaldı. 6 saate bir yeni start veriliyormuş gibi…
Gün aydınlandığında Marmara adalarını geçtik. Kumanyalarımızı saydık, vardiyaları değiştirdik. Ben balon tutmaktan sürekli yukarı bakan boynumu kokpitte bırakıp kahvaltıya indim. Sonra gece çalışan ekip uyumaya geçti.

İlk 24 saat. İlk dinlenme.
Ben uyandığımda Çanakkale boğazı köprüsü pruvamızda seçilmeye başlamıştı. Herhangi bir aksilik olmadan 5–6kts hız ile boğaza doğru ilerlemişiz. Bu aksilik olmadan uyandığım ilk uyku olacaktı :)
[embed]
Çanakkale boğazından seyrimiz nispeten yavaş oldu. Yarışta hayalet şamandıralar oluğundan boğazın ortasındaki akıntıdan faydalanamıyorduk. (Burada akıntı güney yönlü, tam hızlanılacak yer ama işte…) o nedenle boğazdan çıkmamız yavaş oldu. Yine dur kalk yaparak ilerlemeye başladık. Özellikle Gelibolu burnunu sancakta bırakıp geçerken hava çok kaldı. Kıyılardaki havayı yakalamak için yanaştık ama Eceabatta iyice kaldık ve öndeki grup ile aramız açıldı. Öndeki grup boğazdan çıktığında aramızda 11nm vardı. (Biz yarışın ilerleyen zamanlarında 4.5nm’ye kadar indirecektik.)
Boğazda karşıdan karşıya geçen feribot trafiği yoğun. Çatışmadan kaçmak için ince ayar yapmak gerekiyor ama şansımıza zamanlamaları iyi tutturduk.

Çanakkale boğazındaki uyulması gereken sanal şamandıralar.
Çanakkaleden çıkarken şehitler abidesini bir milden selamladık, saygılarımızı sunduk. Burada adet gereği denize bir lokma ekmek bıraktık.

Tüm takım Şehitler Abidesini selamlarken
Çanakkale’den çıktıktan sonra hava geldi ve 6–8kts ayı bacağı ile Bozcaada istikametine ilerlemeye başladık. Rüzgar oturduktan sonra da çabucak Bozcaadayı sancakta bırakıp geçtik. Sonra bizim vardiya bitti ve dinlenmeye geçtik.
Ayvalık iskelede kaldı hemen önümüzde ise Midilli adası. Onu da iskeleden alıp üstünden devam edeceğiz diye planladık tabi o boğazda hava kaldı. Bizden önceki tekneleri görebiliyorduk. Burada hava yakalayalım diyede de çok uğraştık.
Yük gemilerindeki rüzgar güllerinin üzerinde kaç kts hava olduğunu MarineTraffic programı veriyor. Hava kaldığı zaman direkt bu programı açıp etraftaki gemilerin olduğu alandaki rüzgar bilgisine ulaşabiliyorsunuz. Tam güvenilecek data değil ama fikir veriyor. Başka alametlerle doğrulamak gerekiyor.
Midilli’yi geçince artık Ege denizi karakteristiğini gösterdi, dalgalar yükseldi, rüzgar hırçınlaştı. 15–20kts Kuzey, Kuzey Batı esiyordu. Tekneler bir birine yaklaştığından yarış yeniden start almış gibi motive olduk ve tam arma tekneye abandık. Rüzgar iyi gidiyordu, 10kts üzerine çıktık. Şak aniden gönderden Balon’un iskota köşesindeki (Clew) Guy’ı çıktı ve Broş’u yedik. Balon uçuşmaya başladı. İskotasını vinçleyip tekneye yaklaştırdık ve Balonu iskele baş omuzluktan topladık, tabi suya değdi ıslandı ve Clew hasar gördü. Bantlayıp toparlandıktan sonra yine basmak için Balonu ellemeye gönderdik. O sırada Cenova’yı açıp hız kaybetmemek için devam ettik.
10–15kts kuzey rüzgarı le Ayı Bacağı şeklinde tekrar balonu bastık. Teknemiz biraz ağır, reyting’i en düşük tekne, Pupa seyrini seviyor o nedenle Balon bizim en büyük silahımız. Sürekli balon ile gitmemiz bizim için avantajlı yani. Bir kaç mil gittikten sonra Guy gönderden tekrar çıktı. Bu sefer yermiyiz! daha önce iskotayı diğer vinç’e sarmıştık. Çok hızlı vinç alıp broş yemekten kurtulduk. Murat (Ahmet Murat Tan — Bear Sailing) akrobatik hareketlerle Guy’ı tekrar taktı. Balona dokunmadan devam ettik. Her Guy patladığında vinçi kah zamanında aldık, kah kaçırdık broş yedik… Bir ara Guy yine çıktı ama hiç sallamadık, iskota ile devam ettik…

Bozca Ada — Midilli Arası
Viya Böyle! sakız adasını sancakta bırakarak Karaburun boğazına inmeye başladık. Rüzgarımız güzel, moraller iyi takım dinlenikti hatta Murat bize bademli pilav bile yaptı 😄 .
Karaburunda güzel hava yakaladık orada Burak (Burak Algon) abinin yaptığı dalgadan dalgaya atlamalı şov (Playing veya Surf de deniyormuş buna) çok iyiydi. Dalga arasındaki mesafe tekne boyuna biraz küçük geliyordu ama hızlandığımızı fark ediyorduk.
Guy!
Rüzgar iyice gelmeye başladı geniş apaz’dan 30–35kts sağanaklı gidiyorduk. Balondaki Tork yükseldikçe yükseliyordu. İskota halatları ve özellikle Guy’ın gerilimi hissediliyordu. Tekne az yatınca tayfa rüzgar üstünden trapeze çıktı, iskota halatı da trapez yapan tayfanın altından veya üzerinden geçiyordu. Ufak bir açı değişti. Vinçde de ben vardım. Hafif gönder gösterdim, yetmedi biraz daha. Guy gerilmi arttı, yetmedi biraz daha vinç… derken büyük bir ses ile halat patladı!! Halat kendini öyle hızlı bıraktı ki trapezdeki arkadaşların muhtelif yerlerinde halat yanıkları meydana geldi. Kimseden gık çıkmadı 💪, hiç kimse panik yapmadı. Uçuşan balonu topladık, Cenovayı açtık, telaşımız bittikten sonra yaralı olan arkadaşları acil yardım çantasındaki yanık kremleri ve sargı bezleri ile ilk müdahalelerini yaptık. (Teknede ilk yardım eğitimi şart)
Yarışa hız kesmeden devam ediyoruz…

Oğuzhan Uçoğlu’nun yanıkları.
Fourni Boğazı
Guy patlayınca ben biraz moral bozukluğu ile dinlenmeye geçtim. Uzun süre balon ve muhtelif işler yaptıktan sonra yorulmuştum o yüzden iyi bir uyku çekme niyetindeydim. Neyse uyudum…

Aniden tekneden gelen büyük bir ses ile uyandım arkasından teknenin broş yemesi geldi, sonra tüm tayfa kalktı. Direkt ayaklandım bir baktım kamara kapısından balonu içeri atıyorlar, lan nasıl bir broş bu!
Balonu, kamara kapısından içeri aldık, masanın altına sıkıştırdık, farşlar falan baya su, Arkasından panik havası geçti, kokpite çıktım, Dümen’in zinciri patlamış, tekne kontrol dışı, dümen dinlemiyor, Hemen yekeyi çıkartıp kontrolü tekrar ele almaya çalışıyoruz, (Ben öylece seyrediyorum tabi yanlış anlaşılmasın…) Derken oto pilot ile tekneyi yönetebildiğimiz fark ediyoruz, Bir şeyleri vinçliyorum hala uyku sersemiyim…, Bir bakıyorum dalgalar 1–1.5m ve deniz ayıboğan, Tekneye istikamet vermeye başlıyoruz, Kısa bir istişareden sonra zinciri tamir etmeye karar veriyoruz ama dalgalar yüksek olduğundan sakin bir yere geçmemiz gerekiyor, Bize en yakı sakin koy Sisam adasının gölgesi, En yakın kıyıya gitmek için motoru çalıştırıyoruz. (çalıştırdığımız yeri mark ettik ki sonradan motor ile kaç mil gittiğimizi bildirelim) Yarım ana yelken ve motor ile 4–5nm ilerideki Sisam adasına ilerliyoruz, Telsizde bir problem oldu, sesimizi bir türlü iletemedik o nedenle telefon ile kara ekiplerine haber verdik, Sahil güvenliğe haber vermişler, sağ olsunlar hemen refakate geldiler, Biz adada tamirdeyken onlarda açıkta bizi beklediler,

Bir ara yarışı terk edeceğimizi sandım ama Murat kararlıydı, iyi ki bırakmamışız, Adaya yakşırken 5m derinlik kovaladık, 00:30 gibi demiri funda ettik, Hemen dümen mekanizmasını açtık, hasar daha net görüldü,

Zincir baklalarını perçinleyecek alet edevat olmadığından dirty hack ile halletik ama 2 saat de kaybettik. Bu arada açıkta seyirde 10derece altında hissedilen sıcaklık, koy’a girince karşılaştığımız termal rüzgar ile 30dereceye çıktı. Acayip uyku bastı 😪, Kokpitteki halatları salya ettik, neta hale getirdik, Güvertede çapa taramasın diye nöbet beklerken uyuya kaldık ajhsjsha 💩 , Başka bir kaza olmadan zinciri tamir ettik ve vira demir dedik, Biraz gittikten sonra dümen zincirinin ayarının olmadığını anladık ve zincir yeniden patladı, Bundan sonra yeke ve oto pilot ile devam etmeye karar verdik, o çukurdan çıkmak için yelken ile attığımız taklalar çok enteresandı, bir girdap’ın içinde gibiydik, rüzgar her yerden geliyordu ve tekne ara ara 180derece tur atıyordu, onun ataleti ile başka rüzgara savruluyorduk, enteresandı :)

02:30 gibi yarışa geri döndük, Yönlendirmeyi oto pilot ile yapıyorduk, kısmen stabiliz ve rüzgar yakaladığımızda iyi yol yapmaya başladık, Dümen’deki hassasiyeti kaybedince balon açamadık, Cenova’yı açıp, hiç darlamadan yarışı bitirelim moduna girdik, Burada Cenova ve Anayelken ile saate 3nm kayıp ile ilerledik, Bir ara teknede şöyle bir kelime kuruldu “Dümene gerek yok ya sökelim, yer kaplamasın” euhueh sonuç 👇

Sahil Güvenlik ile sabaha karşı telsizden haberleşebildik ve son durumumuzun stabil olduğunu bildirdik, Hava oturunca ben dinlenmeye indim.
Yünan SG
Bulamaç adasının civarlarında Fulya abla uyandırdı, garip bir gemi yaklaşıyor senin telefondan bak bakalım neymiş diye, MarineTraffic’den baktım öyle bir gemi görünmüyor, Uyku sersemiyim, kokpite çıkıp bir bakayım dedim, uzaktan direkt üzerimize geliyor, Bizlik değildir falan derken, gerçekten direkt üzerimize geliyor, öyle çaresizce çarpışmayı bekledik, Zaten dümen bozuk, oto pilot ile en berbat trimde gidiyoruz, Biraz yaklaşınca Yünan bayraklı Sahil Güvenlik olduğunu gördük, Bildiğimiz klasik tacize geliyor, Ee yarıştayız, yelkenliyiz kardeşim, sana bir tehdit oluşturmuyoruz ki geçip gideceğiz!, Geldi dibimize kadar her hangi bir uyarı yapmadan, çarptı çarpacak derken silme geçti yanımızdan, bir dalga’ya girdik indik, çıktık, Derken bizim Sahil Güvenlik yetişti. Telsizden “Yelkenli tekne, Yelkenli tekne, faaliyetlerinize devam edin, faaliyetlerinize devam edin” diye talimat verdiler. Bizde kardeşlerimize aynen devam edeceğimizi bildirdik, Zaten ateş etseler değiştirmezdik öyle tav olduk, Yunan tacizi 5–10 dakika sürdü, sonra SG’lerin it dalaşına döndü, Bizim SG 313, Yünan SG’sine durumu telsizle bildirdi. “Uluslararası bir organizasyonu sabote ediyorsunuz” diye Yunan cevap bile vermedi, varsın üzerimize sürsün başka bildiği yok…
[embed]çektiğim görüntüleri derledim
Deniz Kuvvetlerinin güvenini start’dan itibaren arkamızda hissetik. Gerek TCSG 107 gerek TCSG 61 ve joker TCSG 313 tüm filoyı kolladılar ve tacizin ilk anından beri hem önleme hemde koruma manevraları ile bizi sağ salim selamete çıkarttılar,

Joker SG 313
Finish
Bulamaç adasını geçtikten sonra finişe 15mil kaldı, SG 313 makul mesafeden refakat etti, Biz aynen ayarsız Cenova trimi ile darlamadan 5–6kts arası finişe yaklaştık ve bitirdik. 3 gün 6 dakika 19 saniye ile yarışı IRC3 sınıfında 4.üncü olarak bitirdik.
13kts giderken dümen arızası sırasında, önümüzdeki en iyi zamanı yapan tekne ile aramızda 7nm vardı! Bu da bizim en iyi zamanı yapabileceğimizin göstergesiydi ama olmadı… Olsun yarışı bitirmek bile muhteşem bir duyguydu…
Teşekkürler
- Gerek tecrübesi ile gerek acil durumlardaki soğukkanlılığı ile gerekse seri fırçaları ile bizi daha iyi bir denizci yapan Burak Algon’a teşekkürler.
- Dünyada üç tür insan vardır: “Yaşayanlar, ölüler ve Murat Tan!” Hiç bir şartta enerjisi bitmeden herkesin moralini yüksek tutup, yarışı bitirmedeki azmi ve sorun çözmedeki yetenekleri için Murat Tan’a teşekkürler.
- Balon’u her basışımızda temiz çıkmasını sağlayan, Guy’da makine gibi vinçleyen Fulya Bier’e teşekkürler.
- Öğrencilikten, eğitmenliğe gittiği yolda ilerleyen Sarp Türkmen’e teşekkürler. Joker gibi her yerde vardı, çok yanlışımızı düzeltti.
- Denizci hikayeleri ile bizi aydınlatan, yelken topluluğunu tanımamızı sağlayan, çeşitli ticaret tüyoları ile ufkumuzu açan Oğuzhan Uçoğlu’na teşekkürler.
- Sabrı, metaneti, çalışkanlığı ile her zaman göreve hazır olan Oğuzcan Özgan’a Teşekkürler. Balon’u ona ver gerisine karışma 3 gün tık demeden kullanır.
- Göztepeli kardeşim. Tam bir hazır kıta olan Çağlar Aktepe’ye teşekkürler. Her yerde vardı.
- İlk defa yelkenli tekneye binip değme denizcilerin yaşamadığı olayların hepsini 3 günde yaşayan İsmail Kaan Bozkurt’a teşekkürler.
Sonuçlar
Merak eden olursa yarışın sonuçlarını şuraya bırakıyorum…

guneyyarisi.com sonuçlar
메타데이터
- post_id
- aeb638c15f25
- slug
- tayk-akpa-51-yıl-deniz-kuvvetleri-yat-yarışı-güney-yarışı-aeb638c15f25
- url
- https://medium.com/@c1982/tayk-akpa-51-y%C4%B1l-deniz-kuvvetleri-yat-yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1-g%C3%BCney-yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1-aeb638c15f25
- canonical_url
- https://medium.com/@c1982/tayk-akpa-51-y%C4%B1l-deniz-kuvvetleri-yat-yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1-g%C3%BCney-yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1-aeb638c15f25
- author_url
- https://medium.com/@c1982
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-29 22:44:20