Kazdağları ve Madra Hattında Maden Kuşatması: ÇED Kararlarının Gölgesinde Kirazlı’da Faaliyetler…
ÇANAKKALE — Kazdağları ekosistemi ve çevresindeki su havzaları, madencilik projelerinin kıskacında kalmaya devam ediyor. Çanakkale’nin tek…
Kazdağları ve Madra Hattında Maden Kuşatması: ÇED Kararlarının Gölgesinde Kirazlı’da Faaliyetler “Tam Gaz” Sürüyor
ÇANAKKALE — Kazdağları ekosistemi ve çevresindeki su havzaları, madencilik projelerinin kıskacında kalmaya devam ediyor. Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı havzasını korumaya yönelik alınan “ÇED Olumsuz” kararının üzerinden henüz iki ay geçmeden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının aynı bölgeyi etkileyen komşu projeye “ÇED Olumlu” raporu vermesi ve sahada çalışmaların hız kazanması dikkatleri yeniden bölgeye çekti. Kanadalı Alamos Gold’un tahliyesinin ardından Çanakkale Kirazlı bölgesindeki sahaları devralan Nurol Holding iştiraki Tümad Madencilik A.Ş., mega madencilik faaliyetlerine hız verdi. İki ay önce çevre köylerde susuzluk, gürültü ve toprak değer kaybı endişesiyle gündeme gelen bölgede, son haftalarda çalışmaların hızlandığı öğrenildi.
Haber: Ahmet Caner Altay

Fotoğraf: Ahmet Caner Altan — Kirazlı maden alanı
İki Ay Önce: Atikhisar İçin Ekolojik Fren ve Sahadaki Kayıplar
Çanakkale Merkez ve Biga ilçesi sınırlarında, Kazdağları’nın dört bir yanını kuşatan maden faaliyetlerinin haritası Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) verilerinde açıkça görülürken bölgedeki ilk somut ekolojik fren, iki ay önce Orta Truva Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin projesine verilen “ÇED Olumsuz” kararı ile yaşanmıştı. 8 Mayıs 2026 tarihinde netleşen kararda; IV. Grup (Au, Fe, Kuvars) Açık Ocak Maden İşletmesi Kapasite Artışı projesinin, kentin can damarı olan DSİ Atikhisar Barajı’nı doğrudan tehdit ettiği belgelenmişti. Resmi raporlara göre projenin ÇED çalışma sahalarının %88’i, Atikhisar Barajı’nın uzun mesafeli koruma alanında kalıyordu. Dahası proje, 335,97 kilometrekarelik baraj su toplama havzasının sol kesiminin neredeyse tamamını kaplayarak havzanın %20’sine tekabül eden 66,50 kilometrekarelik devasa bir alanı işgal edecekti. Bu durum barajın beslenim alanlarını tamamen kullanılamaz hâle getirecek; hâlihazırda su kıtlığı çeken Çanakkale’de telafisi imkânsız su temini krizlerine ve işletme sonrasında dahi ağır metallerin yaratacağı kitlesel sağlık risklerine yol açacaktı.

Fotoğraf: Ahmet Caner Altay — Kirazlı maden alanı
“Cehennem Çukurları” ve Sosyoekonomik Yıkım
Bölgede yapılan saha gözlemlerinde, “cehennem çukuru” olarak adlandırılan tıraşlanmış maden sahaları ve yoğun ağaç kıyımı doğrudan tespit edilmişti. Ormanlık alanlarda çam, meşe, çınar, söğüt ve ardıç ağaçlarının metreküpü 1000 TL gibi bedellerle kesilerek keresteye dönüştürüldüğü, parçalanmış ağaç gövdelerinin yol kenarlarına dizildiği ve yevmiyeli işçilerle traktörlere taşındığı görülmüştü. Bu yıkım, hem yaban hayatının hem de köylünün beslendiği yerel “davulga” (dağ çileği) bitkisinin de yok olması anlamına geliyordu. Maden sahasının genişleme sınırları, sadece doğayı değil tarihi de tehdit ediyordu. Roma ve Bizans dönemine ait kalıntıları barındıran ve Çanakkale Kültür Varlıkları Envanteri’nde yer alan 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsündeki Antik Künk Dağı yerleşimi, maden sınırlarına olan yakınlığı sebebiyle risk altındaydı. Bölgede adım başı rastlanan pişmiş toprak kalıntıları, çevreci aktivistler tarafından koordinatlarıyla belgelenerek Koruma Kuruluna sunulmuştu. Ayrıca akarsu kenarlarındaki sucul ekosistemin doğal filtresi olan kargıların yok olması; havzada yaşayan 15 takımdan 34 familyaya ait toplam 90 kuş türünü, kurbağaları ve amfibi canlıları yuvasız bırakıyordu.

Fotoğraf: Ahmet Caner Altay — Kirazlı maden alanı
Köylünün Endişesi: Siyanür ve Toprakta %60 Değer Kaybı
Maden boru hatları döşenirken su kaynaklarının kirletileceğinden endişe eden köylüler; tarımsal sulama, hayvancılık ve bahçeciliğin durma noktasına geleceğini belirtmişti. Komşu Hacıbekirler ve Muratlar köylerinde Cengiz Holding’in faaliyetleri yüzünden geceleri dinamit ve gürültü sesinden uyuyamayan vatandaşların mağduriyetini hatırlatan yerel halk, şu uyarıda bulunmuştu: “Maden olan köylerde vatandaşın elindeki toprak en az yüzde 60 oranında değer kaybediyor. Siyanür korkusu yüzünden dışarıdan hiçbir yatırımcı buralardan tarla, arsa almaz. Şirket ne giden suyun yerini doldurabilecek ne de toprak kayıplarımızı karşılayabilecek.” Bu süreçte Sarıçay sularının Çanakkale Boğazı üzerinden Ege Denizi’ne dökülmesi sebebiyle riskin tüm sucul habitata yayılacağını savunan Sarıçay İnisiyatifi bünyesindeki gönüllüler, “Ağır metal kirliliği sağlık suçudur. Beton nehir havzası yapma, doğal havzayı iyileştir” çağrılarıyla kamusal bir bilinç oluşturmaya çalışıyordu.

Fotoğraf: Ahmet Caner Altay — Kirazlı maden alanı
İki Hafta Önce: Madra Dağı’na Kapasite Artışı Onayı
Çanakkale’deki bu koruma odaklı refleksin ve toplumsal muhalefetin üzerinden kısa bir süre geçmişken iki hafta önce aktarılan resmi veriler, maden koridorunun Balıkesir hattında genişlediğini ortaya koydu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tümad Madencilik’in Balıkesir İvrindi sınırlarında, Kuzey Ege ve Susurluk havzalarını ayıran Madra Dağı’ndaki altın ve gümüş madeni projesi için “ÇED Olumlu” kararı verdi. Projenin Bilançosu: Yatırım Bedeli: 4,5 milyar TL Saha Genişlemesi: 452 hektar artışla toplam 1287 hektar (Tamamı orman arazisi) Kesilecek Ağaç Sayısı: 66 bin 410 adet (Şirket buna karşılık 166 bin ağaç dikileceğini taahhüt etti) Kapasite: Yıllık cevher üretimi 15,5 milyon tona, siyanürlü ayrıştırmanın yapıldığı yığın liç tesisi kapasitesi ise 155,3 milyon tona çıkarılacak. Projenin; tarımsal sulama amaçlı kullanılan Ardıçtepe Barajı ve yapımı planlanan Küçükılıca Barajı su toplama havzalarına olan yakınlığı, Çanakkale’deki sucul risk tartışmalarının Balıkesir’e de taşınmasına neden oldu.

Fotoğraf: Ahmet Caner Altay — Kirazlı maden alanı
Sahadan Son Durum: “Faaliyetler Tam Gaz, Vaatlerle İkna Süreci”
Hukuki süreçler ve bölge sınırları ötesindeki ÇED kararları tartışılırken Kirazlı’daki maden sahasından gelen son bilgiler, çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü gösteriyor. Bölge halkından alınan güncel bilgilere göre, Kirazlı’daki maden sahasında faaliyetler en üst seviyeye çıkarılmış durumda. Sahada yoğun bir ses ve gürültü kirliliğinin yaşandığını belirten köy sakinleri, gözlem yapılan son noktaların da tamamen tel örgülerle çevrilerek sivil erişime kapatıldığını aktardı. Projenin yarattığı toplumsal tepkiyi ve endişeleri yönetmek isteyen maden şirketinin ise yerel halka yönelik ekonomik ve lojistik taahhütlerde bulunduğu belirtiliyor. Şirket yetkililerinin köylülere “istihdam sağlama” ve “köye özel servis hattı çekme” gibi vaatler sunduğu, bu yolla bölgedeki ikna çalışmalarına hız verdiği ifade ediliyor. Ekoloji kolektifleri, madenciliğin yarattığı “ekotoksiklik” oranlarına dikkat çekerek Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) verilerine göre bakır madenciliğinin demire oranla 2 kat, altın madenciliğinin ise bakıra oranla 10 bin kat daha fazla çevresel zehirleme potansiyeli taşıdığını hatırlatıyor. Mega madenciliğin bir üretim değil, doğaya ve yaşam alanlarına yönelik bir “el koyma ve gasp etme” tarzı olduğunu savunan uzmanlar; endüstriyel yatırımlar, yerel istihdam vaatleri ve ekolojik yıkım arasındaki makasın giderek açıldığına işaret ediyor.
메타데이터
- post_id
- aeef0efa4893
- slug
- kazdağları-ve-madra-hattında-maden-kuşatması-çed-kararlarının-gölgesinde-kirazlıda-faaliyetler-aeef0efa4893
- url
- https://medium.com/@nonplatform/kazda%C4%9Flar%C4%B1-ve-madra-hatt%C4%B1nda-maden-ku%C5%9Fatmas%C4%B1-%C3%A7ed-kararlar%C4%B1n%C4%B1n-g%C3%B6lgesinde-kirazl%C4%B1da-faaliyetler-aeef0efa4893
- canonical_url
- https://medium.com/@nonplatform/kazda%C4%9Flar%C4%B1-ve-madra-hatt%C4%B1nda-maden-ku%C5%9Fatmas%C4%B1-%C3%A7ed-kararlar%C4%B1n%C4%B1n-g%C3%B6lgesinde-kirazl%C4%B1da-faaliyetler-aeef0efa4893
- author_url
- https://medium.com/@nonplatform
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-21 14:25:38