Fincandaki Filiz
Tanıştırayım. Bu, Umut. Evdeki bir bitkimi sularken yanlışlıkla elim dalına çarptı ve o daldaki yeni yavru dal kopuverdi. Hemen aldım ve…
Fincandaki Filiz
Tanıştırayım. Bu, Umut. Evdeki bir bitkimi sularken yanlışlıkla elim dalına çarptı ve o daldaki yeni yavru dal kopuverdi. Hemen aldım ve bir umut, yaşatırım belki diye küçük bir fincanın içinde suya koydum.

Gidip gelip kontrol ettim, suyu azaldıkça ilave ettim. Bir hafta, on gün kadar sonra, yine suyunu kontrol ederken fark ettim, suyun içinde, kırıldığı yerden çimlenmeye başlamış, incecik kökler çıkarmış. Öyle sevindim, öyle sevindim ki anlatamam. Birkaç gün daha bekledim iyice çimlensin diye, sonra toprağa ekerim dedim. O birkaç günü beklerken, ülkemde akla gelmeyecek hukuksuzluklar yaşanmaya başladı. Fincandaki filizi unuttum. Ya televizyon ekranındaydı gözüm ya da telefonumda, sosyal medyada. Kaygı, öfke, hayret, üzüntü, elim-kolum bağlı gibi bir his.. Hepsi bir arada geçti içimden. Tek bir iyi haber gelsin diye dualar ettim, tek bir umut verici söz. Hukuksuzluk ve sopa yerine kullanılıp askıya alınan adalet hiç umut vermiyordu, ama halk olarak birlikte sesimizi çıkarmamız, milletçe kenetlenmemiz ve haksızlığa, adaletsizliğe karşı tek ses olmamız sular serpti içime, umut yeniden yeşerdi. Çok da aklımı kafatasımda tutamadığım bir anda, masanın yanından geçip mutfağa doğru yürürken, gözüm masanın üzerinde duran fincandaki filize ilişti, suyu çok azalmıştı, çimlenen kökleri su seviyesinin üzerinde kalmıştı. Bir durdum o an ve “Ne yapıyorsun Ebru?” dedim, “Kırılıp yere düştüğünde nasıl da üzüldüğün yavru dal parçasını şimdi nasıl ihmal edersin? Susuz bırakıyorsun, üstelik ona tekrar köklenecek bir fırsat verdikten sonra..” Kendime gelip yüzümü pencereden dışarı çevirdiğim andır o. Gökyüzüne bakıp yeniden umudu hatırladığım an. Fincanı da alıp dışarı attım kendimi, bir saksı ve biraz da toprak alıp, fincandaki filizin yeni çimlenmiş köklerini toprağa kavuşturdum. Umut ekiyorum diye geçirdim içimden, bunu tekrar ede ede bitirdim işimi. Ve sonra, hep gözümün önünde olsun, en karamsar anlarımda bana umudu hatırlatsın diye çalışma masamın üzerine yerleştirdim. Şimdi, bu yazıyı yazarken ve bu masada çalışırken hep gözüm üzerinde, toprağı kuru kalmasın diye.
Adalet. Bir gün gelir hepimize lazım olur. Hukuksuzluk, şimdi karşısında durmazsak, bir gün hepimizin karşısında durur. Geçmişte oldu, şimdi oluyor ve biz durdurmazsak gelecekte de olacak. Ülkemiz, çocuklarımız ve kendimiz için, hukukun üstülüğü ve herkes için eşitliği için, adalet için dik durmak, boyun eğmemek ve direnmek zorundayız.
“Korkma!” ile adım attığımız davamızda, biliyoruz ki, muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut. Ve umudumuz var. Çünkü Ata’m’ın da dediği gibi, “Umutsuz durumlar yoktur”. Umutsuz insanlarsa.. Bence artık onlar da yok.
Benim artık yeni bir umudum var. Ve ben onu yeşertmeye devam edeceğim.
메타데이터
- post_id
- af4419df69df
- slug
- fincandaki-filiz-af4419df69df
- url
- https://medium.com/@ebrdrl/fincandaki-filiz-af4419df69df
- canonical_url
- https://medium.com/@ebrdrl/fincandaki-filiz-af4419df69df
- author_url
- https://medium.com/@ebrdrl
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-20 13:07:22